Seyfi Usta [Bir de bizden dinleyin!] |
09.04.2012 |
Keş nesil....2
........Uzun yıllardır belirli şer odaklarının Müslüman Türk toplumunu dejenere etmek için medya’yı düzenli bir şekilde kullandığı son yapılan Reyting operasyonları da yine kendisini göstermiştir. Görüldüğü gibi her taraftan suç ve ahlaksızlık yağmuru yağması insanların manevi hastalıklarını arttırması sebebiyle Dünya genelinde amfetamin türü uyuşturucu maddelerin ve reçeteye tabii olan ilaçların kullanımında da büyük bir artış görülmektedir. Küresel olarak 100 milyona ulaşan amfetamin türü uyuşturucu kullananların sayısı afyon türevi ve kokain kullananların sayısını geçmiş durumdadır.Dünya Sağlık Örgütü'nün istatistiklerine göre, bütün dünyada 120 milyon kişi depresyonla mücadele ediyor. Bu hastanelerde ve polis merkezlerindeki kayıtlara göre çıkan bir sonuç. Kayıt altında olmayanlarla birlikte tahminen 500 milyon civarında depresyon hastası görünüyor. Türkiye'deki kayıtlı istatistiklere göre kadınlarda yüzde 25, erkeklerde ise yüzde 10 oranında depresyon hastası var… Kayıtlı olmayanları varın siz düşünün… Neticeye baktığımız zaman kendisini Müslüman zanneden bunca insan, bizim insanımız ve bizim evlatlarımız.. 90 yıldır ülkemizde başta din eğitimi olarak verilen bütün eğitim sistemlerinin sonucu olarak insanımıza ve ülkemize bir iyileşme, gelişme, yükselme getirmemiş tam aksine gelişmiş ülkelerden pozitif özellik olarak çok geride, negatif özellik olarak ise onları geçmiş durumdayız.Velhasıl yapılan yanlış tedavilerin sonucu göründüğü gibi bizleri arzu edilen sonuçlara götürmemekle beraber tam aksine, çok daha beter etmiştir. Bu acil durumdan ülkemiz ve tüm dünya kurtarılmalıdır.Bu görev tarihte olduğu gibi yine şanlı Osmanlının torunlarına düşmektedir. Geriye bakılınca yapılan en büyük yanlışlardan ikisi, hilafet ile beraber tekke ve zaviyelerin kapatılıp İslam dünyasını başsız bırakarak sırtlanların sömürüsüne terk edilerek şeytanların ağlarında inim inim inletilerek ve Hak tarikat’leri devam ettiren Allah dostlarını astırıp devreden çıkartarak gücü elinde bulunduranların kendi görüşlerini savunan, rejimin şak şakçılığını yapan, etliye sütlüye karışmayan sözde din adamlarına kurdurulan diyanet teşkilatı ve bugüne kadar bir tane dahi evliya çıkartamayan öğretisi… Geçen gün tv de haberlere bakarken ilgimi bir haber çekti ..Yapılan haberde hükümetin eşini kaybeden dul kadınlara maaş bağlanacağına dair bir haber vardı… Aradan birkaç gün geçtikten sonra aynı konu ile ilgili bir haber daha vardı ekranlarda ve şöyle deniyordu..Dul maaşı almak için başvuru yapan 35 bin kadın hakkında yapılan incelemeler sonucunda 25 bin kişinin kriterlere uymadıkları, yani maaş almak için yalan beyanda bulundukları ortaya çıktığı için başvuruları iptal edilmiştir…Şeklinde! Yahu bu insanlar bu ülkenin insanları değil mi? Kimliklerinde İslam yazmıyor mu?Hakları olmadığı halde yetimin, öksüzün, garibin hakkını yiyecek ve hiç çekinmeden bir günah, bir haram endişesi bile duymadan kalpleri taşlaşmış ve kararmış bu insanların ayaklarının altında birde cenneti arayacaksınız?… O annelerin Allah dostu mürşid’ler olduğunu ve ilimlerinin de süt olduğunu bir gün şanlı milletimizin çoğunluğu idrak edecektir inşallah. Ülkemizin en büyük sorunlarından biriside güney doğudaki sorundur… 30 yıldır oraya harcanan paranın ve verilen şehitlerimizin haddi hesabı bile yok..İşin ilginç tarafı dindar zannettiğimiz o bölgeden yüksek oranda oy alarak kendi Zerdüşt ve komünist görüşlerini açıkça savunup oy alan bu insanlar, o bölgede bu derecede savunuluyorsa, bunun tek sebebi o yörelerde yaşayanların kurandan yani, dinden tamamen uzaklaşmalarıdır.. Eğer ki o bölgelerde Allah dostlarının kurmuş oldukları hayat okulu, edep okulu, insan olma okulları olsaydı….Yani dergahları, zaviyeleri, tekkeleri… O zaman böyle Zerdüşt inançlı insanlar yetişmez ve bile bile bir hiç uğruna kendi insanını katletmezlerdi..Elleri oraya varamazdı… Çünkü o zaman polis dışarıda değil, içerde…. Kalbinde olacaktı. Bu nedenle görüntüde değil gerçek manada bir dindar neslin yetişmesi her kesimin yararına olacağı gibi, her konuda artı kazanımlarımızın olacağı kaçınılmazdır.. Ayrıca dinsizlerinde, laiklerinde, dindarlarında, diğer inanç guruplarının da hakları Osmanlı’da olduğu gibi en üst derecede kutsal sayılacaktı. Ülkemizi yöneten sorumlu kişilerin her şeyden önce insanların kurtuluşuna sebep olmak yerine, inatla helak olması için bilinçsizce gayret eden ve halkımızın parasıyla geçimini din üzerinden sağlayanlardan bu milletin kurtarılması lazımdır. Allahın dininin artık Allahın adamlarından öğrenileceği kabul edilerek, önde gelen tarikat ve cemaatlerin bir araya gelerek erenler meclisi kurulmalı ve bu asrın imamını, hakkın halifesinin kim olduğunu bir istihare veya hacet namazı kılınarak bizzat Allahtan istenmesi ve o gösterilen kişiye tabi olunması gerektiğini, böylece İslam’ın kimlikte değil, kalplerde yazması gerektiğini tüm dünyaya tekrardan haykırıyorum. Ve bu herkesin üzerine farzdır.. Yoksa siz Allaha güvenmiyormusunuz…? Yoksa kalbinizde şüpheler mi var…? Yoksa Allahu teala’nın göstereceği kişiden mi korkuyorsunuz …? Yoksa…Yok olmayı isteyeceğiniz günümü bekliyorsunuz?....
Seyfi Usta, 09.04.2012
Bu yazı 09.04.2012 tarihinden itibaren toplam 444 defa okunmuştur.
|