Deniz Temuçin [Bir İnsan Yetişirken] |
20.05.2012 |
Doğum Sonrası Anne - Bebek İletişimi
Doğum sonrasında anne bebeğini ilk gördüğünde ilk hissettiği kuşkudur, sorumluluk onu bir anda sarar ve “bana ihtiyacı var, yapabilecek miyim?” diye düşünür. Kuşku özellikle ilk çocukta tecrübesizlikten olur, doğum sonrası yorgunluğu da bu kuşkuya yardımcı olur. Fakat bütün bu hisler, anne çocuğunu kucağına alınca biter ve en uzun aşk hikayesi başlar. Bu hikaye bir günde oluşmaz, bu sevgi günler boyunca, çocuk büyüdükçe, verdiği sevinç ve üzüntülerle meydana gelir. Bir hastalık, bir ayrılık, yaşadığı mutlu anlardan daha çok anneyi çocuğa bağlar. İlk kez emziren bir anne, karnındaki çocuğun ilk hareketini hisseden bir annenin hissettiklerini hisseder. Sütüyle anne çocuğuna kuvvet ve hayat verir, çocuk da emerken ona anneliği sağlar. Aralarında sessiz bir konuşma vardır. Anneye emzirmesi, sadece onun sütünün hiçbir süte benzememesinden değil, onun bebeğiyle en yakın ve içten ilişkiyi, en güzel dengeyi bulması için öğütlenir. Bebek dünyaya aç gelir, ilk günler bir şey istemez ve zayıflar, ama 3. veya 4. günden itibaren meme veya biberona sarılır ve günde 6-7 kez sütünü içer, 4 ay içinde de doğum kilosunun 2 misline ulaşır. Ancak çocuğun gelişmesi için sütten başka sevgiye ihtiyacı vardır. Sevgiden yoksun kalan çocuk iyi beslense bile, normal gelişemez, iyi uyuyamaz, sindirim bozukluğu çeker ve çevreye ilgisiz kalır. Aslında çocuğumuzu daha doğmadan sevmeye başlarız ama bu sevgiyi çocuğunuzun hissetmesi gerekir. Onu görev olarak değil, zevkle beslediğinizi anlamalıdır. Ona biberonu televizyon seyrederek vermeyin, bir arkadaşınızla konuşurken bir taraftan da onu emzirmeyin. Emzirme anlarında bebeğiniz sizi yalnız kendisine ister. Memenin çeyrek saat gecikmiş olması, onu besleme şeklinizden daha az etkiler. Bebek sevdiği bir yemeği, çok sevdiği bir kimsenin elinden yemek ister ki annenin de mutluluğu buradadır. Bebek doğduğu anda cilt teması olacak şekilde annesinin kolunda veya göğsünde uyumalıdır ki annesini kalp atışlarını duyarak huzur içinde uyuyabilsin. Doğumdan sonra çok ağlayan çocukların ağlama sebebi ve sütün varlığına rağmen bebeğin emmemesinin sebebi, anne bebek arasındaki etkileşimin kurulamayışından kaynaklanan emniyetsizlik hissidir. Emzirirken anne ile bebek yalnız bırakılmalı ve bebek emmesi için zorlanmamalıdır. Bebeğin emniyetsizlik hissinden kaynaklanan bu ağlamalar yanlış yorumlanıp “çocuk aç” diyerek emzirmesi için anneye sık sık verilir ama gene de bebeğin ağlaması “annenin sütü gelmedi” veya “sütü az” veya “ sütü yok” yorumlarına neden olur. Bunlar yanlıştır ve annenin daha çok üzülmesine sebep olur. Anne sütünün bol olması için annenin huzurlu olması, yalnız bebeği ile meşgul olması gerekir. Annenin bulunduğu evde kavga, tartışma, gürültü olmamalı, anneyi üzecek ortamlar oluşturulmamalıdır. Çünkü üzüntü memeler süt ile dolu olsa bile, sütün salınmasını önler. Bebek ne kadar emerse emsin, ağzına süt gelmediğinden ağlar, annenin üzüntüsü bu sebeple ikiye katlanır. En azında ilk 4 ay annenin, evdeki tüm işler ve misafir ağırlanması gibi işlerde babanın, anneannenin veya kayınvalidenin ya da bir yakınının yardımına ihtiyacı vardır ki böylece öncelikle bebeğinin işleriyle uğraşabilsin. Hem çocuğunun hem de evinin işleriyle uğraşmak zorunda kalan çok meşgul annelerin bebeklerinde “kolik” dediğimiz ağlama krizleri oluşur. Ancak bu konuya takip eden yazımızda değinmek istiyorum. Ebeveyn olmanın mutluluğunu doya doya yaşamanız dileklerimle… Allah razı olsun. Faydalanılan kaynaklar: Bir çocuk yetişiyor (Prof. Dr. Nevbahar ve Baha Taneli) Bir çocuk bekliyorum (Laurence Pernoud)
Deniz Temuçin, 20.05.2012
Bu yazı 20.05.2012 tarihinden itibaren toplam 36 defa okunmuştur.
|