email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Nazan Başoğul [Tabiat Eczanesinden Reçeteler] 05.02.2011

Nazan Başoğul
Himalaya Tuzu

Tuz’un zararlarından bahsedilirken faydasından bahsetmek kimsenin aklına gelmez. Tuz aslında çok faydalıdır. Sofra tuzu doğada, denizlerde çözünmüş halde, kaya tuzu şeklinde ve kurumuş iç denizlerin yataklarında bulunur ve bu ilk saf haliyle içeriğinde pek çok mineral ve faydalı elementler barındırır. Tuz, tarih boyunca tatlandırıcı ve koruyucu olarak kullanılsa da onun asıl önemi, insan bedeninin içerisindeki sıvıları dengeleyici özelliğinden kaynaklanmaktadır.  

Su vücuttaki sıvı dengesini, PH kontrolünü sağlar, sinir sistemi üzerindeki iletişimi sağlar. Gerekli miktarda su aldığımız durumlarda bile, tuz eksikliğinden dolayı vücudumuzdaki su miktarı tehlikeli bir şekilde normalin altına inebilir.

Günümüzün tuzları yalnızca sodyum ve klor

Tuzu zararlı hale getiren, sofraya gelişine kadarki işlenme sürecidir. Tuzun formunun ne olduğu çok önemlidir. Günümüzde kullanılan sofra tuzu, rafine edilerek içindeki birçok mineralden arındırılmıştır. Yani yemek tuzu, kimyada sodyum klorür (NaCl) ismiyle bilinen beyaz kristal yapılı bir bileşiktir. Bu iki mineral de tek başlarına yoğun olarak alındığında tansiyonu yükseltir ve dehidrasyon olabilir. Rafine sofra tuzlarının çok fazla işlemden geçirilmiş ve ısıyla kurutulmuş olması, pek çok sağlık sorununa neden olabilir.

“Tuz”un en iyileri

Tuz için kullanılabilecek en iyi alternatifler işlenmemiş deniz ve kaya tuzlarıdır. Bunların arasında kirlenmeye uğramamış olanlar ise Himalaya tuzu ve Kelt deniz tuzudur. Bunlar denizlerin mineral kombinasyonunu taşırlar ve bu kombinasyon, bedenin mineral kombinasyonuna çok yakındır. En iyi tuz alımı, besinler aracılığı ile gerçekleşir.
Deniz yosunu son derece iyi bir tuz kaynağıdır. İçindeki birçok mineral, bedenimiz tarafından kolaylıkla alınabilir.

Ne kadar tuza ihtiyaç var?

Erişkin bir insanın günlük tuz ihtiyacı 6-8 gram kadardır. Ancak sıcak havalarda ya da ağır fiziksel çalışma şartlarında bu miktar 10 grama kadar çıkabilir. İhtiyaç duyduğumuz tuz, günlük besinlerimizde zaten mevcuttur. Oysa yapılan araştırmalara göre bir insan günde 15 gramdan fazla tuz tüketmektedir. Tuz tüketiminin düzenli olarak artması, nefrit (böbrek iltihabı), yüksek tansiyon ve damar sertliği gibi hastalıkları da beraberinde getirmektedir.

Himalaya tuzunun özellikleri:

Himalaya tuzu doğadaki en saf tuz olarak bilinir.  

* Himalaya tuzu 200 milyon yılda oluşmuştur. 

* İçerisinde 84 tane mineral olduğu kanıtlanmıştır. 

* Damarlarda sertleşme yapmaz. 

* Kalp, damar, tansiyon ve böbrek hastaları rahatlıkla kullanabilirler. 

* Sağlıklı bir yaşam için, doğru su (ph dengesi olan), doğru tuz, temiz hava ve doğru beslenmek şarttır.

* Vücut hücrelerinin iç sıvı dengesinin ve sinir sisteminin elektriksel faaliyetini destekler.

* Sağlıklı ya da hasta olan herkes bu tuzu kullanmalı, diğer tuzu hayatından çıkarmalıdır.

* Tadı normal tuz tadından daha keskindir.Himalaya Kristal Tuzları Sole, Sofra tuzu ve Banyo tuzu olarak kullanımı yanı sıra Tuz Kristalleri çözeltisi ile İnhalasyon olarak da kullanılır.

Himalaya Tuzu inhalasyon olarak;

# Asıtm

# Bronşit

# Sinüzit

# Nezle – Grip gibi rahatsızlıklarda kullanılır.

Himalaya tuzunu inhalasyon olarak kullanmak için geniş bir kaba yaklaşık 1-2 litre sıcak suyun içine 15-40 gr doğal himalaya tuzunu ilave edin. Başınıza bir havlu örtünerek buharın üzerine doğru eğilin. 10-15 dakika boyunca burundan nefes alıp ağzınızdan nefes verin. Haftada birkaç kez yapacağınız uygulama yeterlidir.

Yüksek tansiyon, insanlarda tek başına çıkan bir hastalık değildir. Yüksek tansiyonla beraber beyinde beyin kanaması riski, gözlerde görme bozukluğu, damarlarda kanama, kalpte kalp krizi riski, böbreklerde böbrek yetmezliği gibi birçok hastalığı da beraberinde getirir. Tansiyon ilaçları ise tansiyonu dengede tutmak adına vücutta bazı organların işlevini kısıtlayarak vücut dengesini bozar.

Himalaya tuzu ile yapılan tuzlu su kürü, direk kan dolaşımını ve beyni etkilediği için bazı kişilerde az da olsa ilk başta tansiyonu biraz yukarı çıkartsa da kısa sürede tansiyon geri inerek dengeye oturur ve tuzlu suyun düzenli kullanılmasıyla tansiyon sorunu ortadan kalkar. Zamanla tansiyon ilaçlarına ihtiyacınız kalmaz ve ilaçların vücuda verdiği yan etkilerden kurtulmuş olursunuz.

Tuzlu su içme kürü sadece hastalıklara karşı ya da sadece hastalık bitinceye kadar anlaşılmamalıdır. İnsanın yalnızca kaybedilen sağlığın geri getirilmesi için değil, var olan sağlığımızı korumak için de tuzlu su içme kürü yapmamız gerekir.

İnsanoğlu normal koşullarda dünyaya sağlıklı gelir. Nasıl ki dünyaya gelinceye kadar ana rahminde tuzlu su içerisinde büyürse, ölünceye kadar da bu tuzlu suya ihtiyaç duyar. Daha önce de belirttiğimiz gibi su ve tuz, yaşayan canlı için en önemli besin kaynağıdır. Ne tuzu tatlandırıcı olarak ne de suyu, susadığımız zaman içmemiz gereken bir madde olarak görmek gerekir. Her gün ama her gün susayalım, vücudun ihtiyacı olan suyu ve tuzu almamız gerekir. Sağlıklı ve dengeli gelişmelerini sağlamak için, çocuklarımıza da su içmeyi öğretmemiz gerekir.

Himalaya kristal tuzuyla, sağlığınızı korumak ya da geri kazanmak için tuzlu su kürü uygulamaya başladığınız zaman, evinizdeki rafine edilmiş tuzu da hemen mutfağınızdan uzaklaştırmanız gerekir. Yoksa bir taraftan hazır yiyeceklerde aldığımız tuz, öbür taraftan evde kullanılan rafine edilmiş tuz, yaptığımız kürün doğru sonuçlara ulaşmasını engeller.  

Sürekli içilecek tuzlu su kürü, vücutta şu değişmelere sebep olur: 

* Vücudun asit ve baz dengesini olumlu etkiler.  

* Vücudun elektrik yükünü olumlu etkiler.  

* Dolaşım sistemini ve organlarını olumlu etkiler.  

* Kan basıncının düşmesine sebep olur.  

* Vücutta biriken toksinlerin ve ağır metallerin dışarı atılması sağlar.

Himalaya tuzunun faydaları nelerdir?

Himalaya tuzu diş beyazlatıcı, astım ve bronşite iyi gelen, kulak akıntısı ve iltihapları ile ayak mantarına karşı etkili olan, sivilcelere doğal çözüm tedavisi sunan, Sedef hastalığına iyi gelen ve sedefi tedavi eden, vücudun PH dengesini kuran, kronik yorgunluğa, baş ve boğaz ağrısına doğal çözüm sunan mucize bir tuz türüdür.

Himalaya tuzu, normal tuzdan farklı olarak 10 – 15 civarında değişik türdeki mineral ile her derde deva niteliğindedir. Himalaya dağlarında ve Nepal bölgesindeki insanların uzun yaşama sırlarından önemli bir tanesi de himalaya tuzu kullanmalarıdır.

Himalaya Tuzu Ödem Atar Mı?

Himalaya tuzunun normal kaya tuzundan farkı daha yüksek saflıkta olmasıdır. O nedenle himalaya tuzu vücuttan fazla suyu atmakta ve kilo verilmesini sağlamaktadır. Diğer bir ifadeyle himalaya tuzu vücuttan ödem atıcı etkiye sahip bir tuz çeşididir. Günlük sofra tuzu ise işlenme sırasında ödem atıcı etkisini önemli derecede kaybeder ve zayıflamak için pek de işe yaramaz.

Himalaya Tuzu İle Zayıflama

Düzenli olarak kullanacağınız Tuzlu Su kürü (Sole) ile kısa zamanda vücudunuzdaki fazla kilolar ve ödemden kurtulusunuz. Hayatınızdan rafine tuzları çıkartıp günlük tuz ihtiyaçlarınızı himalaya tuzu ile karşılamanız ve  Himalaya banyo tuzu ile haftada 2 kez düzenli olarak yapacağınız banyo sonucu vereceğiniz kilolarla birlikte vücudunuzun sıkılaştığını gözlemleyeceksiniz.

Yemeklerden yarım saat önce içilen bir bardak tuzlu su ve hemen üstüne alınan bir bardak normal içme suyu; hızla kana karışıp hücrelere ulaşacağından, vücudun açlığa mı susuzluğa mı ihtiyacı olduğunu beyin fark edecektir. Tuzlu suyla alınan mineraller mide hücrelerinde protein ve enerjiye dönüşeceğinden dolayı, fazla yemek yeme olayı ortadan kalkacaktır. Su ve tuz bileşimi vücutta biriken fazla yağlara hızla yönelerek bu yağların yavaş yavaş çözülüp vücuttan atılmalarını sağlar. Bu uygulamaya her gün kesintisiz devam edildiği sürece iki-üç ay gibi kısa bir zamanda, hem yemek yeme dengesi sağlanacak hem de fazla kilolardan kurtulmuş olunacaktır. Bunun için düzenli tuzlu su kullanımı yeterlidir.

Himalaya tuzu ile kilo verebilir miyim?

Himalaya tuzu, kristal görünümlü ve yeryüzünün derinliklerinde bulunabilen bir tuz türüdür. Bundan yüzyıllar öncesinde bile himalaya tuzu, içerdiği mineraller ve iz elementler ile hekimler tarafından hastalık tedavilerinde kullanılagelmiştir. Son zamanlarda ise Himalaya Tuzu efsanesi tekrar dirildi ve bu sefer de zayıflamak için kullanılmaya başlandı. Peki Himalaya tuzu gerçekten zayıflatır mı? Zayıflatıyor ise nasıl kilo verdirir?

Himalaya kristal tuzu ününü, ABD’li beslenme diyet uzmanı Dr. Barbara Hendel ve biyofizik uzmanı Peter Ferreira tarafından kaleme alınan Tuz ve Su isimli kitaba borçludur. Bu kitapta tuz ile zayıflama mümkün müdür ve tuz ile nasıl zayıflanır, himalaya tuzunun faydaları nelerdir, tuz çeşitleri nelerdir gibi konular derinlemesine araştırılmıştır.

Tuz, hayat için vazgeçilmez bir elementtir. Hani derler ya Tuz gibi sevmek diye, bizim tuza ilgimiz gerçekten de vazgeçilmez düzeydedir. Çünkü tuz, hücrelerin ve organizmanın varlığını, bütünlüğünü koruyabilmesi için çok hayati öneme sahip bir mineraldir. Vücudun su metabolizması tuz sayesinde düzenlenmektedir. Yani diğer bir ifadeyle vücutta ne kadar su barındırılması gerektiğine organizmadaki tuz karar vermektedir. Tuz ayrıca kanda da bol miktarda bulunmakta ve kanın besin ile oksijen transferini demir ile birlikte sağlamaktadır. Hücre içi ve hücreler arası sıvının miktarı tuz tarafından belirlenmektedir.

Vücudumuzda iki ayrı okyanus vardır. Bu okyanuslar, hücre içindeki okyanus ile hücreler arası sıvı, plazma dediğimiz devasa okyanustur. Bildiğimiz kaya tuzu, (rafine edilmemiş ham tuz da denir) bu iki deniz arasında denge kurucu bir mekanizmanın sahibidir.

Himalaya Tuzu Kürü

Bir parça tuz, yarım bardak suyun içinde erimeye bırakılır.(4-5 gün içinde ancak erir.) Bu sudan 1 tatlı kaşığı, 1 çay bardağı suya katıp içilir. Sabah - akşam içildiğinde;

  • Cildi güzelleştirir ve pürüzsüz hale getirir.
  • Dolaşımı hızlandırır.
  • Ayakları üşüyen kişilerde de olumlu etkiler yapar.
  • Gözlerde oluşan kanlanmaya faydalı olur.
  • Hazımsızlığı giderir.

Himalaya Tuzunu Özel Kılan Nedir?

Suyun aksine, tuz kubik bir yapıya sahiptir. Bununla birlikte tuzu özel kılan, değişkenliği, dönüşüm becerisidir.  Tuz, suda çözülebilen tek kristaldir.

Suya bir kaya kristali koyarsak, yapısını koruyacaktır; suya titreşimlerini aktarabilmesine rağmen, aynı kaya kristali olarak kalacaktır. Bir bardak suya tuz kristali koyarsak, çözünür. Sole adı verilen ürün, ne tuz ne de sudur, tamamen yeni bir şeydir. Sole’yi kaynatırsak, tekrar tuzu elde ederiz. Bu değişkenlik tuzun karbonhidratlarının, proteinin veya yağın aksine bedenlerimiz tarafından neden metabolize edilmediğinin sebebidir. Tuz, moleküler yapısının aksine her zaman iyonikleşmiş halde bulunur.

Tuzun İşlevleri

Tuzun özgün nitelikleri, bedenlerimizde hayati işlevleri üstlenmesini mümkün kılar. Ozmosiz, hücre metabolizmasının temeli, hücrelerdeki tuzun konsantrasyonuyla özel olarak düzenlenmektedir. Tuz tüm bedensel aktivitelerimizde rol oynar. Her düşünce, her hareket, tüm eylemlerimiz beynimiz ve merkezi sinir sistemimiz tarafından yönlendirilmektedir. Sinir lifleri sadece tuzun içindeki sodyum ve potasyum var olduğunda mesajları aktarabilirler.

Tuzun iletkenliği şu deneyle kolaylıkla gösterilebilir: Bir lambaya bağlı ve saf suya batırılmış olan elektrik devrelerinin iki ucu da bozulmuştur. Lamba yanmaz. Su iletimde bulunmadığı için suya biraz tuz eklenirse, lamba hemen yanar. Bu sonuç da tuzun insan organizmasındaki işlevini görselleştirebilir. Sadece yeterli miktardaki tuzla bedenlerimiz düzgün biçimde işler.

Yakın zamana kadar, tüm haberler sağlığımızın tuz tükettiğimiz için olumsuz biçimde etkilendiği hakkında uyarılarda bulunuyordu.  Bununla birlikte, normalde tat vermek için kullandığımız tuz aslında tuz değildir, sadece sodyum ve klorürün bulunduğu kimyasal bir üründür. Doğal tuz, bununla birlikte elementler çizelgesindeki tüm elementleri içerir. Tüm yaşamın  kaynağı olan ilkel okyanus çorbasından ilkel zamanlardaki suda çözünmüş olan Dünya’nın tüm bileşenlerini, Tuz için sıradaki tüm referanslar, tüm mineralleri ve eser elementleriyle orjinal, saflığı bozulmamış tuza aittir. Berraklık nedeniyle, sodyum klorüre sofra tuzu adı verilmiştir.

Himalaya tuzu İle Kaya tuzu arasındaki fark

Ülkemizin tuz kaynakları varken neden Himalaya Kristal Tuzu? “Himalaya kristal tuz ile kaya tuzu arasındaki fark nedir?” sorusu son günlerde en sık karşılaştığımız sorular arasına girmiştir.

Kaya tuzu ile kristal tuzun şekil benzerliği kadar oluşturduğu mineraller açısından da aralarındaki fark ilk bakışta pek önemli sayılmayabilir. Önemli olan bu tuzların oluşma biçimi, oluştuğu bölgedeki doğal koruma ve kaynaktan çıkartılma şeklindedir.Himalaya Kristal Tuzu milyonlarca yıl çok yüksek basınç altında kristalleşmiş, yüksek basınçla kristalleşen bu tuzlar yoğunlaşarak oldukça ince bir yapıya dönüşmüştür. Himalaya kristal tuzunun insan vücudunda hücre içerisine hiçbir zorlanma olmadan girebilmesi, bu ince yapısından dolayıdır.

Kristal Himalaya tuzu ile Kaya tuzunu kıyaslamak için en güzel örnek taş kömürü ile elmas arasındaki farktır. Taş kömürü ile Elmas da özünde aynı şeydir ve her ikisi de kimyasal açıdan aynı minerallere sahiptirler. Fakat çıkarıldıkları kaynak farklıdır. Elmas, Kristal himalaya tuzunda olduğu gibi çok yüksek basınç altında yoğunlaşarak sertleşmiş ve saydamlaşmıştır. Taş kömürü hepimizin bildiği gibi saydam değil karadır. Kaliteli taş kömürlerinin daha parlak olduğu ve en kaliteli kömürü elimize aldığımızda kömürün karalığının elimize bulaşmadığını gözlemlediğimiz gibi gerçek Himalaya tuzunda da bunu gözlemleyebiliyoruz.  

Kaya tuzu ile Kristal tuz arasındaki fark, taş kömürü ve elmas arasındaki fark gibidir. Kaya tuzu oldukça kaba bir mineral yapıya sahip olması nedeniyle hücreye girmesi zordur. Renk olarak da Himalaya tuzunda gördüğümüz şeffaf veya süt rengini kaya tuzunda göremeyiz. Kaya tuzu genelde kirli beyaz, esmer, gri ve ender olarak ara sıra saydamdır.

Kristal Himalaya tuzu, iki kıtanın tektonik hareketinden dolayı birbirine yüklendiği yerdeki yüksek basınç ile oluşmuştur. İki kıtanın tektonik hareketi, insanlara doğal tuz için yardımcı olmuştur.

Sağlıklı insanlarda himalaya tuzu

Himalaya Tuzu kullanımı hakkında son günlerde çok karşılaştığımız sorulardan biri de “Bu tuzu annem için veya hasta bir yakınım için aldım. Himalaya tuzunu bizler de kullanabilir miyiz?” şeklinde sorulardır.

Himalaya Tuzu hakkında yaygın olan yanlış anlaşılmalardan biri, bu tuzun ilaç olarak kullanılıyor gibi algılanması. Unutmayın ki Himalaya Tuzu bir ilaç değil doğal gıdadır. 

Hastalık nedeniyle yazılmış ilaçların sağlıklı kişiler tarafından tüketilmesi elbette zararlıdır. Ama Himalaya tuzu sadece sağlığını kaybetmiş insanların eski sağlıklarına kavuşması için değil, var olan sağlığınızı muhafaza etmek için kullanılabilecek bir doğal mucizedir.

Sanılanın aksine Himalaya tuzuna sağlıklı insanların da ihtiyacı vardır. Sağlıklı olmak demek, sağlığınızın sürekliliği anlamına gelmeyeceği için sağlığınızı korumak ve kaliteli bir yaşamı yakalamak için en iyi zamanlama sağlıklı olduğunuz dönemdir.

Su ve tuzun insan sağlığındaki mucizesine şahit olmak için sağlığınızı kaybetmeniz gerekmez. Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için hemen şimdi kararınızı vermeniz gereklidir.

Himalaya Tuzunu Kimler Kullanmalı?

Himalaya Tuzu tüm dünyada şifa kaynağı olarak kabul görmüş doğal bir üründür. Fakat ülkemizde himalaya tuzu ile ilgili bazı yanlış bilgi kirliliği mevcuttur.

Himalaya tuzu ilaç olarak değil, sağlıklı yaşamın bir şartı olarak kullanılması gereklidir. Himalaya tuzu kullanmak için herhangi bir sağlık sorunu olması gerekmez. Unutmayalım ki sağlık sorunu olan insanlar, sağlıklı olduğu dönemlerde kendi sağlıklarına dikkat etmedikleri için mevcut sağlıklarını kaybettiler. İnsanlar sağlıklı olduğu zamanlarda sağlıklarını daha iyi koruma altına alabilirler.

Himalaya Tuzu kullanmak için herhangi bir semptom beklemek gerekmez. Tam tersine beklenen o semptomların hiç yaşanmaması için himalaya tuzu kullanmalıyız.

Sofralarımızdan rafine edilmiş tuzları kaldırarak Doğal Himalaya tuzu kullandığımızda, hayatımızdaki değişiklikleri hayretle gözlemleyebiliriz…

Sole Nedir?

Canlı Su ve doğal tuz, ilaç değil gıdadır ve herkesin yeterli miktarda kullanması gerekmektedir. Özgün nitelikleri ile bize enerji vererek bedenlerimiz üzerinde dengeleyici, nötrleştirici ve toksin atıcı etkiye sahiptir.

Bedenin kendini yenileme kapasitesini uyarmak ve dengemizi yeniden oluşturmak için su ve tuz’dan daha iyi doğal araçlar bulunmamaktadır. Bu yüzden, su ve Himalaya tuz kristali bedenimizde olumlu bir etkiye sahiptir. Sole içeceğinin yardımıyla sağlıklı hale gelme veya sağlıklı kalma, fiziksel ve duyusal dengemizi (içsel uyum) yeniden keşfetme ve enerji düzeylerini artırma fırsatına sahibiz.

Sole Nasıl Hazırlanır?

Kristal Tuz Solesi; bir miktar suya bir miktar kristal tuz koyarak çözünmesi ile elde edilir.

Elde ettiğimiz ve Sole adını verdiğimiz ürün, artık ne tuz ne de sudur. Elde edilen şey, Enerji Kaynağı Sole’ dir ve elde edilen ürünü Tuzlu su diye tanımlamak da yanlıştır. 

Sole hazırlamak için ağzı kapatılabilir cam bir kavanoz (kavanoz kapağının metal olmamasına dikkat ediniz) temin edilir.Kavanozun içi bir miktar kristal tuz ile doldurulur. (Ölçü önemli değildir. Kavanozun yarısına kadar konulabilir.)

Daha sonra kristal tuzun 2-3 santim kadar yukarısında olacak şekilde kavanoz su ile doldurulur.  (İçilebilecek kalitede su kullanılmalıdır.)

Her türlü teması önlemek için kavanozun kapağı kapatılır. İki saat beklenir.

Çözelti %26 oranında yoğunlaşır ve kristaller çözünür ve sole kullanıma hazırdır.

Yoğunluk noktasına ulaşıldığında kristaller daha fazla erimeyecektir. (Fizik Kanunları)

Sole’yi nasıl kullanacaksınız?

Sole içeceği için kavanozunuzdan bir çay kaşığı (kaşığınız metal olmamalıdır) konsantre sole alınız (sadece su, tuz değil) ve bir bardak suya ilave edip iyice karıştırarak içebilirsiniz.

Kavanozunuzdaki sole tükendiğinde su ilave edin, kristaller %26 oranına ulaşıncaya kadar kavanozun dibinde erimeye devam edecektir. Sole konsantrasyonunuzda her zaman bir miktar kristal tuzun görünür olduğundan emin olunuz. Bu, solenizin yoğunlaştığının garantisidir. Yoğunlaşmış sole süresiz olarak saklanabilir. Ne bir bakteri ne bir virüs ne de mantar onun içinde çoğalamaz.

Dikkat: Bu tuz kaynatıldığında mineralleri kaybolur. Bu nedenle yemeğe kullanmak istediğinizde, yemeği ocaktan indirdikten sonra bu tuzlu suyu ilave etmek gerekir. Böylece içindeki mineraller kaybolmaz. Bu tuz sayesinde, daha sağlıklı ve dolayısıyla daha mutlu bir hayat yaşayabilirsiniz...

Kaliteli Himalaya Tuzu Nasıl olur?

En kaliteli Himalaya Tuzu olarak kabul edilen tuz, cam gibi şeffaf ve saydam olan tuzdur. Bunun alternatifi beyaz süt renginde olan tuzlardır. Himalaya tuz dağlarının madenlerinden değil, eteklerinden temin edilen ve toprak karışımı olan turuncu, pembe, kırmızımsı tuzlar içerisinde demir elementi fazlası olması nedeniyle gıda olarak kullanılması uygun değildir.

Himalaya Tuzu ile ilgili güvenilir firmalarda turuncu ve pembe tuzlar sadece banyo tuzu olarak satılmaktadır. Bu tür renkli tuzların cilt sorunlarında iyileştirici etkisi olduğu gerçektir ama gıdada kullanılması (sole olarak ve sofra tuzu olarak) sakıncalıdır. 

Pembe Himalaya tuzu aynı zamanda yasal bir tuz değildir. Çünkü Tuz Tebliğine göre Tuz beyaz olmak zorundadır. Yasal olmayan yollarla satılan bu tuz, aynı zamanda sağlıklı değildir.

Himalaya Tuzu Hakkında Doktorlar ve Bilim Adamlarının Görüşleri   

Günün birinde bugün kapalı alanlardaki sıcaklık ve nemliliği düzenlediğimiz gibi iyon seviyesini de düzenleme ihtiyacında olacağız. (Dr.Krueger)

Himalaya tuzundaki eksi iyonlar, havanın vitaminleridir. (Dr.E.R.Holiday)

Himalaya Tuzu ile elde edilen eksi iyonlar, çok acı çeken hastaları sakinleştirdi. (Dr.Komblueh)

Doğal Himalaya Tuzundaki eksi iyonlar, yanıkları daha çabuk kurutup daha az yara iziyle daha çabuk iyileştirir. (Dr.Robert McGowan)

Eksi iyonlar, hacmi daha fazla, daha geniş hücre çekirdeği yaparlar ve oksijeni çekmek ve kullanmak için kapasitemizi geliştirirler. (D.R. Gualaterotti… Milan Üniversitesi)

Himalaya Tuzundaki İyonlaştırma, hava yoluyla taşınan alerjilere duyarlı olanları olumlu yönde etkiler. (Dr. Albert. P. Krueger & Dr. Richard F. Smith -Kaliforniya Üniversitesi )

Himalaya Tuzunun Bilinmeyen Mucizeleri

  • Himalaya Tuzu doğal ve etkili bir antihistaminiktir. Astım tedavisinde kullanılır.
  • Himalaya Tuzu vücutta stresi azaltan bir öğedir.
  • Beyin hücrelerinden asit fazlasının çıkarılmasını sağlar.
  • Böbreklerdeki asitin temizlenmesini sağlar. Vücutta yeterli tuz olmazsa asitlik giderek artar.
  • Duygusal ve ruhsal sorunların tedavisinde kullanılır.(lityum)
  • Tuzlu su, doğal antioksidan görevlerini yapar ve vücudu zehirli atıklardan temizler.
  • Tuz, kanserden korunma ve kanser tedavisi için kullanılır.
  • Tuz, kas sıklığının ve gücünün korunmasını sağlar.
  • Düzensiz kalp ritmini dengeler, tansiyonu düzenler.
  • Uyku düzenini sağlar, uykuyu düzenler. Horlamayı önler.
  • Diyabetik tedavisinde gerekli bir öğedir.
  • Vücut hücrelerinde, hidroelektrik enerji üretimini sağlar.
  • Doğumdan ölüme kadar sinir hücrelerinde bilgi ve iletişimi sağlar.
  • Besinlerin bağırsaklarda emilimini sağlar.
  • Özellikle astım anfizem ve kistik fibröz vakalarında akciğerleri mukoz salgıdan ve yapışkan balgamdan korur.
  • Dil üzerine konan tuz, geçmek bilmeyen kuru öksürüğü tedavi eder.
  • Boğazda balgam toplanmasını ve sinüs tıkanıklığını giderir.
  • Gut ve guta bağlı artritin önlenmesini sağlar.
  • Uykuda ağızdan çıkan aşırı tükürük salgısına engel olur. Aşırı tükürük salgısı, vücuttaki tuz yetersizliğinin göstergesidir
  • Kaslardaki krampların giderilmesini sağlar.
  • Osteoporoz, su ve tuz yetersizliği sonucudur.
  • Tuz, kemik yapısının sağlamlığı için gereklidir.
  • Tuz, serotonin ve melatonin salgılanmasına neden olduğu için özgüvenimizi artırır ve kendinizi daha çok beğenmenizi sağlar.
  • Libidonun korunmasına yardımcı olur. (libido=insana yaşama gücü veren enerji)
  • Tuz, çene sarkmasını önler.
  • Tuz, bacaklarda ve uylukta damarların genişlemesine ve örümcek ağına benzer damar ağlarının oluşumuna engel olur.

Himalaya Kristal Tuzunda yaklaşık 84 mineral vardır. İnsanın vücudu bunların bir kısmına eser miktarda gereksinim duyar.

Günümüz sofra tuzlarının içinden bu yararlı mineraller çıkarılır ve toz halinde kalması için, içine alüminyum silikat katılır. Alüminyumun sinir sistemi üzerinde toksik etkisi vardır. Alzheimer hastalığının başlıca sebeplerinden birisi bu alüminyumdur.

Kış Hastalıkları ve Himalaya Tuzu

Hava soğudu, yağışlar başladı, kış hastalıkları gündeme geldi. Peki, kışın hasta olmak kader midir? Elbette hayır. Mevsimsel özelliklere dikkat etmek ve basit birkaç öneriye kulak vermekle kışı sağlıklı geçirmek mümkün.  Virüs enfeksiyonları kış geldiğinde start alır. Grip bu hastalıkların en sık görülen formu. Yanı sıra nezle ve soğuk algınlığı da sıklaşır. Bu tip solunum yolu enfeksiyonları çok çabuk bulaştığı için salgına dönüşür. Ama enfeksiyon deyip geçmemek gerek. Hafif soğuk algınlığı bir yana, çok ağır solunum yetersizliği de baş gösterebilir. Söz gelimi virüs enfeksiyonu sonrası yüksek ateş,  aşırı halsizlik, öksürük, kas ağrıları ve krampları, şiddetli baş ağrısı, nefes darlığı, hatta solunum yetersizliği görülebilir. Hatta bu tip enfeksiyonlar zatürre, bronşit ve menenjit gibi hastalıklara yol açabilir. Son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilecek bu enfeksiyonların önlenmesi için bazı noktalara dikkat etmek gerek.

Kış hastalıklarına karşı tedbirli olmak, bu hastalıklara çelme takmak için aşıdan beslenmeye, düzenli egzersizden düzenli uykuya ve erken teşhis ve tedaviye birçok öneri vardır. Burada bizim esas aldığımız en önemli husus, susuz ve tuzsuz kalmamak hakkında önemli öneri ve uyarı olacaktır.

Kışın, yaz mevsimine oranla su tüketimi düşer. Ancak vücut için suyun gerekliği unutulmamalı ve yeterli sıvı tüketimine dikkat edilmelidir. Kış aylarında insanlar daha az su tüketirler, oysa su susadıkça içilecek bir gıda değil, insan vücudunun en temel gereksinimidir. Susadıysanız biliniz ki iş işten geçmiştir!... Susamak aslında vücuttaki ağrı sızı gibi bir semptom yani belirtidir. Her susadığınızda biliniz ki, beyin size uyarı veriyor demektir. Vücudunuzda susuz kalan ve susuzluktan dolayı ters giden bir şeyler oluyordur.

Kış aylarında vücudunuzu asla susuz bırakmayınız. Günlük içme suyunuzu tuzlu su ile yapmanız durumunda vücudunuz gerekli sıvıyı vücudunuzda uzun süre tutacak ve ihtiyaç olan yerlere dağıtacaktır. Özelikle kış başlangıçlarında tuzlu su kürünü asla ihmal etmemelisiniz.

Soğuk algınlıklarında Himalaya Banyo Tuzu ile yapacağınız genel veya kısmi banyo ile kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz.

Soğuk Algınlıklarında Himalaya Tuzu Kullanımı

-     Tuzlu su içme kürünü uygulayın.

-     Eğer ateşiniz yoksa ya da çok az ise, en az %1′lik yoğunlukta tuzlu su banyosu yapın.(100 L. suya 1 Kg. tuz).En fazla 20 dakika banyoda kalın.

-     Tuzlu su banyosu ile vücut ozmos yoluyla zehirli maddeleri dışarı atarken, sudan da enerji ve mineraller alır. Böylelikle vücudun savunma gücü artar.

-     Yüksek ateş durumunda tuzlu su ile ıslatılan bir bezi başa, koltuk altlarına, diz kapağının iç taraflarına ve karın bölgesine sararak ateşin düşmesini sağlayın.

-     Boğaz ağrılarında tuzlu su ile birkaç kez gargara yapın.Suyun yoğunluğu %10 ve yukarısı olabilir. Ne kadar yüksek olursa o kadar etkili olur.Tuzlu su gargarasını günde birçok kez tekrarlamanızda yarar var. Ne kadar sık yaparsanız o kadar çabuk etkisini gösterir. Tuzlu su bakterileri çekip alır, çoğalmasını engeller, ağzı arındırır.

-     Yüksek yoğunluktaki tuzlu su ile ıslatılmış bir bezi kuru bir havluyla birlikte boğazınıza ayrıca sarabilirsiniz.

-     Burun akmasına karşı, %1 ile %3′lük yoğunluktaki tuzlu su ile burnunuzu yıkayın. Günde birkaç kez tekrarlayın.

Himalaya Banyo Tuzu

Himalaya Banyo Tuzu ile yapacağınız kısmi banyo veya genel banyo ile sinirleriniz sakinleştirir, kas sistemini gevşeterek vücudunuzu dinlendirirsiniz.

Himalaya Tuzunun içinde bulunan 84 mineral sayesinde cildi besleyerek egzama, sedef, mantar, kadın hastalıkları ve tüm cilt hastalıklarına tedavide yardımcı olunur.

Banyo küvetine 1 kg banyo tuzunu bırakıp 10 dakika bekleyiniz ve küvet içinde yaklaşık 20 dakika bekleyiniz. Ayrıca bir leğen içinde bir miktar banyo tuzu ekleyip eritilerek kısmi banyo suyu hazırlanır. Kısmi banyo suyu ile ayak ve tırnak mantarlarınızı yok edebildiğiniz gibi tek kullanımla günlerce süren etkisi ile ayak kokusu sorununuzu yok edebilirsiniz.

Himalaya Banyo tuzu ile gözaltı ve ağız çevresindeki çizgiler, güneş ışınlarının neden olduğu kırışıklıklar tedavi edilebilir.

Magnezyum, potasyum, kalsiyum klorit ve demir bakımından zengin olan bu tuz, uygulamadan sonra kan dolaşımını hızlandırır. Cildin nem dengesini ayarlar.

Yüksek Tansiyon Hastaları İçin Himalaya Tuzu

İnsanlarda günlük ortalama su tüketimi bünyeye göre artış gösterse de 2,5 lt civarında su tüketmeliyiz.

Tansiyon Hastaları hazırladıkları Sole’ yi;

1. hafta 1 çay kaşığı Sole’yi günlük tüketecekleri 2,5 litre suya karıştırarak kullanmalıdırlar.

2. ve 3. hafta günlük tüketilen 2,5 lt suya 2 çay kaşığı Sole karıştırarak kullanmalıdır.

Sonraki haftalarda sağlıklı insanlar gibi her bardak suya bir çay kaşığı sole katarak kullanılacaktır.

Himalaya Tuzu ile hazırladığınız Soleyi düzenli kullanmanız durumunda vücudunuz su ve gerekli mineralleri hücreler tarafından gerektiği kadar alabileceğinden hücrelerdeki kuraklık giderilmiş olacağı için yüksek tansiyon tedavisinde yardımcı olmaktadır.

Siğillere karşı Himalaya Tuzu kullanımı

Vücudun çeşitli yerlerinde çıkan siğilin sebebi Pailloma denen virüsten kaynaklanmaktadır. İnsandan insana bulaşma şekli dokunma, tokalaşma, öpüşme ile deride bulunan herhangi bir açık yara veya sıyrıktan içeri girip derinin üst kısmına yerleşir ve burada çoğalır.

Göğüs ve boyun bölgesinde kahverengi düz şekilde ortaya çıkar ve bu şekilde ortaya çıktığı durumlarda bunun siğil olduğunu farketmek zordur. Farkedilip tedavi edilmediği sürece çoğalarak vücudun diğer bölgelerine de yayılırlar. İnsanların çok ciddiye almadığı fakat esas tehlikeli ve hızlı yayılan siğil türü aslında bu kahverengi ve sarı leke şeklindeki siğillerdir ve bunlara düz siğil adı verilir. El ve ayak üstlerinde ise kabarık, üstü pürüzlü deri çoğalması olarak ortaya çıkarlar ve görünüm olarak rahatsız edici hal alırlar.

Siğillerin kendiliğinden geçmesini beklemek veya kopartmak, kesmek doğru yöntemler değildir. Aksine siğiller kopartıldığında daha da çoğalarak çıkması hatta yayılması sağlanır. Kadınlarda tedavi edilmediği sürece rahimde kanserojen etkiler oluşturabilir.

Himalaya Kristal tuzu siğillerin iyileşmesinde çok etkili bir araçtır. Himalaya kristal tuzu aşağıda tarifini vereceğimiz şekilde kullanıldığı zaman yıllardır rahatsız olduğunuz siğillerinizin birkaç gün gibi kısa bir sürede kaybolmaya başladığını görebileceksiniz. Bu arada asla siğillerinizi kopartmaya çalışmayınız, kendi kendine kurumaya bırakınız.

Siğillere karşı Himalaya Tuzu Kullanımı: 

  • Her sabah aç karına tuzlu su içme kürünü uygulayın.
  • El veya ayaklarınızda bulunan siğillere karşı her akşam tuzlu suyu derin bir kabın içine boşaltarak siğilli yerlerinizi yıkayınız. Tuzlu suyun yoğunluğunu en az %10 yapmalısınız. (1 litre suya 100 gram tuz katmalısınız.)  Suyun sıcaklığı 37 derece civarında olacak ve 15-20 dakika el veya ayağınız tuzlu su içinde kalsın.
  • Vücudunuzun diğer bölgelerinde bulunan siğiller için ise sabah ve akşamları %26 oranında hazırladığınız soleden süreceksiniz.
  • Mümkün olan yerlere tuzlu su ile yapacağınız ıslak bezi sararak daha etkili olmasını sağlayabilirsiniz.
  • Siğiller bu tedavi ile kısa sürede geçecektir. Fakat tedaviyi hemen kesmeyin. Vücutta arta kalan virüsler için birkaç gün daha devam ediniz.

Disiplinli bir şekilde yapacağınız bu uygulama ile kalıcı olarak siğillerden kurtulacaksınız.

Himalaya Tuzu ile Ağız ve Diş Sağlığı

Himalaya Tuzu ile hazırlayacağınız %26 yoğunluğundaki tuzlu su ile ağız ve diş sağlığınızı koruyabilirsiniz.

Hazırladığınız sole, özellikle diş taşlarının oluşmasını engeller. Oluşmuş diş taşlarının yok olmasını konusunda kesin sonuçlar verir.

Özellikle kemoterapi dönemlerinde ve boyundaki kanserlere karşı ışın tedavilerinde, ağız ve diş sağlığında tuz kullanımı çok önemlidir.

Işın tedavisi gören bir hastada dişlerin diş macununa alternatif  Himalaya tuzu ile temizliğinin sağlanması, öldürülen hücrelerin yerine yenilerinin oluşturulmasında etkilidir. Bu sayede diş macununun tükürük bezlerine verdiği zararda engellenmiş olur.

Bu yöntemle diş, diş etleri ve ağız ile beraber ağız kokusu sorunları ortadan kalkar.

Himalaya Tuzu İle Ağız ve Boğaz Temizliği

Kullanım Tarifi

- İki ölçek su ve bir ölçek %26 oranında yoğunlaşmış soleyi karıştırın.
- Her seferinde bir yudum alın, ağzınızı çalkalayın veya gargara yapın.
- Bir dakika boyunca ağzınızı çözeltiyle temizleyin, sonra tükürün.
- Üç-dört defa bu işlemi tekrarlayın.
- Günlük olarak 3-4 kez tekrarlanabilir.
- Plak ve tartarı çözmek için basit biçimde diş fırçanızı konsantre soleye bırakın ve dişlerinizi fırçalayın.

Kullanım Yerleri

- Boğaz sağlığı ve boğaz kokusu
- Bademcik sağlığı
- Sağlıklı diş etleri
- Sağlıklı ağız florası
- Sağlıklı oral doku

Sedef hastalığında himalaya tuzu

Himalaya Tuzu ile Sedef hastalığı ile mücadeleye Tuzlu su kürünü içerek başlanmalıdır.

Himalaya tuzunun artık tüm cilt hastalıklarına karşı tedavi edici özelliğini bildiğimize göre sedef hastalığında da Himalaya banyo tuzu ile %1’den %3’e kadar yoğunlaştırabileceğimiz aşırı sıcak olmayan su ile banyo yapmalıyız.

Banyoda 20 dakikadan fazla kalınmamalıdır çünkü su yoğunluğunun yüksekliği, kan dolaşımını etkileyeceği için vücudu yoracaktır.

Himalaya tuzu ile yapılan banyodan çıkışta duş almadan, havluyu hafifçe bastırmadan vücudunuzu silerek kurutun.Himalaya Banyo tuzu ile banyo alamadığınız veya banyo tuzunuzun olmadığı durumlarda Himalaya tuzu ile hazırlayacağınız Sole’yi  derinizin sorunlu yerlerine günde 3 kez sürerek tedaviye devam edebilirsiniz.Yatarken mümkün olan yerlere tuzlu su bezi sararak yatın.

Orijinal Himalaya Banyo tuzu Kristal Himalaya tuzunun aksine turuncu, kırmızı renklerde olup bu tuzun gıda olarak veya sole yapılarak kullanılması uygun değildir.

Egzamaya karşı himalaya tuzu kullanımı

Egzama vücudun bazı bölgelerinde yanma, kaşınma ve zaman zaman iltihaplanması gibi cilt bozukluğuna verilen addır. Vücutta kaşıntıyla ortaya çıkan, deride şişme, kabarma, kabarcık oluşumu, kaşınma, sulanma, yanma gibi rahatsızlık belirtileri gösterir.

Erken önlem alınmaması durumunda kronik hale gelen egzama rahatsızlığında, deri zamanla kurur ve kalınlaşır. Çatlaklar oluşarak kabuk bağlamaya kadar gider. Akut, kronik, yaş ve kuru egzama gibi türleri vardır.

Daha çok psikosomatik nedenli deri hastalığı olarak bilinen egzamanın çeşitli sebepleri vardır. Bunlardan en önemli ise vücudun kendi iç işleyişinin bozulmasından ortaya çıkmaktadır.

İnsanın iç organlarının sebep olduğu egzamaya ise neurodermitis adı verilir.

Cilt bozukluklarına sebep olan dış etkenleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.

  • Bazı ilaçlar
  • Kozmetik
  • Çamaşır ve bulaşık sabunları
  • Vücuda asılan bazı metal kolyeler
  • Bazı bitkiler ve bitki tozları

Dış etkenlerden kaynaklanan egzamaya karşı korunmak için ilk yapılacak şey alerjiye neden olan maddenin tespiti ve bu maddeden uzak durmaktır. Fakat vücudun kurumasına engel olunmadığı sürece, egzama her ne nedenle ortaya çıkarsa çıksın ve ne tür önlem alınırsa alınsın çözümü zordur. Egzama sorunu olanlar bunu çok iyi bilirler. Bütün cilt sorunlarında olduğu gibi köklü çözüm Himalaya kristal tuzuyla egzama rahatsızlığını çözebiliriz.

Egzamaya karşı Himalaya Tuzu Kullanımı

  • Tuzlu suyu içme kürünü düzenli uygulayın. (Bebeklerde bir çay kaşığı tuzlu su yerine birkaç damla yeterlidir.)
  • Kaşıntıyı azaltmak ve önlemek için tuzlu su banyosu alın. Tuzlu su banyosunun yoğunluğunu cildinizin durumuna göre ayarlayın. Açık yaralar varsa sızlamayı önlemek için %1-3 arası bir banyo hazırlayın. (100 litre suya 1-3 Kg arası kristal tuz) bu yoğunluk vücut suyuyla eş değerde olduğu için yanma yapmaz. Açık yaranız yoksa tuzlu suyun yoğunluğunu %8′e kadar çıkartabilirsiniz.
  • Tuzlu suya diğer organların olduğu gibi, derinin de ihtiyacı vardır. Tuzlu su kaşıntıyı azaltır ve deriye büyük bir rahatlık verir. Aynı zamanda deri hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.
  • Neurodermitisin derecesine göre, kronik durumlarda haftada 2 kez, deriniz iyileşince haftada 1 kez tuzlu su banyosu yapmak yeterlidir.
  • Günde bir kez, neurodermitisin ya da egzamanın oluştuğu yerlere tuzlu su sürün. Gene yoğunluğu yaralarınızın durumuna göre ayarlayın. Eğer açık yaranız yoksa %26’lık tuzlu suyu kullanabilirsiniz. Ancak bu yoğunluk çocuklarda ve bebeklerde doğru değildir. Çocuklarda ve bebeklerde sadece %3′lük tuzlu su yeterlidir.
  • Belki ilk başlarda biraz kötüleşebilir, sakın korkmayın. Özellikle tuzlu su içmeye ve tuzlu su ile banyo yapmaya devam edin.
  • Tedavide başarılı olmak istiyorsanız yemeklerinizde de rafine edilmiş tuz, kesinlikle kullanmayın.
  • Tuzlu su banyosu kan dolaşımını etkilediği için yanınızda birisinin olmasında fayda vardır. Örneğin soğuk algınlığı nedeniyle sıcak bir tuzlu su banyosundan sonra, banyodan çıktığınızda baş dönmesine sebep olabilir.

Egzamaya karşı tedavi için uygun ürün Himalaya Banyo Tuzlarıdır.

Peeling amaçlı doğal Himalaya tuzu kristalleri

*  Cilt yenilenmesi (Regeneration)

*  Stres

*  Cilt kırışıklıkları

*  Cilt gözeneklerinin temizlenmesi

*  Selülit

*  Psoriasis

*  Detoks

*  Asidoz  için peeling amaçlı olarak kullanılmaktadır.

2 yemek kaşığı kadar doğal Himalaya Kristal tuzu, aynı miktarda zeytinyağı ile karıştırılır. Kısa bir süre duş alıp gözeneklerimizi açtıktan sonra yatağınızın üzerine sereceğiniz havlunun üzerine yatarak peeling amaçlı istediğimiz yerlerimize karışımı sürüyoruz. (Arada bir karışımı karıştırıyoruz.)  Üzerimize havlu örterek 30 dakika etki etmesini bekliyoruz. Sonrasında ılık suda durulanıp havlu ile kurulanıyoruz ancak havluyu cildimize sürtmüyoruz.

Önemli: Sauna ya da hamam sonrasında daha etkili olabilir. Kullanım alanları Cilt yenilenmesi, (Regeneration), Stres, Cilt kırışıklıkları, Cilt gözeneklerinin temizlenmesi, Selülit, Psoriasis, Detoks, Asidoz. Kendinizi ödüllendirmede kullanabilirsiniz.

Astım ve Alerjiye karşı Himalaya tuzu Kullanımı

Astım ve alerji özellikle ülkemizde son yıllarda hızla artış gösteren hastalıklar arasında yer almakta ve Alerji ve astım şikayetleri her geçen gün artış göstermektedir. Astım ve alerji çoğu kez birlikte nüksederler. Vücudun yeterince su alamaması durumunda bağışıklık sistemi bozularak akciğerin yabancı maddelere karşı hassasiyeti artış gösterir. Bu durumda her gün çoğalan risk faktörleri astım ve alerjiyi iyice azdırır.

Çevre kirliliği, besin maddeleri ile beraber alınan kimyasal maddeler, aşırı ilaç kullanımı, çevremizde her geçen gün artarak çoğalan manyetik dalgalar, yanlış ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları, tarım ilaçları ve kullanılan bu ilaçların çiçek tozlarında bıraktığı kalıntının insan vücudu için agresifleşmesi alerji ve astım riskini artıran nedenlerdendir ve yukarıda sayılan nedenlerin yakın zamanda yok olamayacağı gerçeği, astım ve alerji riskinin her geçen gün artacağı anlamına gelir.

Astım ve alerjiye karşı tedavide doğal tuzun etkisi çok önemli yer tutar. Bazı ülkelerde bu tür hastalık şikayetleri olanlar, tuz ocaklarında tedavi edilmektedir. 

Tuz ocaklarındaki alerji ve astıma karşı tedavi edici havayı evde yaratmanın yolu su buharını nefesleme yöntemidir.

Bu yöntemi astıma karşı kullanıyorsak ve astım için ilaç kullanıyorsanız, ilacı kesmeden aşağıda vereceğimiz öneriyi uygulayabilirsiniz. Ancak tuzlu su tedavisi uygulandıktan sonra, vücudunuzdaki gelişmeden emin olunca ilacınızı kesebilirsiniz. Bu konuda vücudunuzu iyi gözlemlemelisiniz. Uzun zamandan beri ilaç kullanıyorsanız, vücudunuz buna alışmıştır. İlacı hemen keserseniz istenmeyen sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Karşılaşabileceğiniz sonuçlar tehlikeli sonuçlar değildir ancak sizin cesaretinizi zayıflatabilir. Siz yeterince su içtiğiniz zaman, zaten ilacın açtığı yan etkiler en aza inecektir. Bu nedenle ilacı bırakmada herhangi bir aceleye gerek yoktur.

Alerji ve astıma karşı himalaya tuzu kullanımı: 

  • Önce tuzlu su kürünü uygulayın. Böylelikle senelerdir kurumuş vücudunuza yeniden su vererek kısa sürede vücudunuzun doğal dengesine kavuşmasına yardımcı olursunuz
  • Tuzlu su kürü ile vücudunuzun savunma sistemlerini yeniden harekete geçirmiş olursunuz. Böylelikle yeniden yeterince su alan hücreler kurumadan ortaya çıkan gereksiz hassasiyetini kaybeder ve doğal çalışma düzeyine ulaşır.
  • Günde iki ya da üç kez tuzlu su buharını içinize soluyun. Bunun için bir tencereye en az %1’lik tuzlu su çözeltisi koyun. Sonra bu suyu bir ocağın üzerinde yavaşça kaynatın. Sonra başınıza büyük bir havlu alarak tencerenin üzerine eğilerek, bu tuzlu su buharını yaklaşık 10-15 dakika soluyun.
  • İmkanlarınız doğrultusunda sık sık denize gidin. Sadece denize girmekle kalmayıp deniz havasını iyice soluyabilmek için gece ve gündüz deniz kenarında yürüyüşler yapın.
  • Deniz suyu osmos yoluyla vücudunuzun ihtiyacı olan mineralleri ve enerjiyi verir. Vücudunuzun çabucak kendi doğal dengesine ulaşmasını sağlar.
  • Denize giremediğiniz zamanlarda haftada bir kez %1 ile %3 arasında kristal tuz banyosu yapın. Suyun sıcaklığının 37 derecede olmasına ve yaklaşık 20 dakika suda kalmaya dikkat edin

Cilt Güzelliği için Himalaya Tuzu

Küçük parçalar halindeki Himalaya kristal tuzu bir bardağa koyup üzerine mineral yönü yüksek kaynak suyu doldurun. Bir iki saat kadar bekledikten sonra içindeki kristallerin çözülmeye başladığını göreceksiniz. Bu yaklaşık olarak hem içeriden hem dışarıdan uygulama üzere %26 oranında güzellik iksiri yani sole elde ettiğimiz anlamına gelir.

1. İçmek için bir çay kaşığı soleyi bir bardak içme suyuyla incelterek içilir hale getirin. Elde ettiğiniz sıvının damağınız da tatlıyla tuzlu arası bir tat bırakması gerekiyor. Suyun kaynak suyu olması, karışımın tesirini daha da arttıracaktır. Cildin yenilenmesi zaman alan bir süreçtir. Bu nedenle sole karışımını düzenli bir şekilde bir süre içmeye devam etmeniz gerekiyor. Zamanla cildinize kazandırdığı güzelliği fark edeceksiniz.

2. Tuz aynı zamanda kuru ve yağlı ciltlerin dengelenmesi için en ideal çözümü sunar. Haftada 2 kere sole içerikli maske uyguladığınız zaman cildinizin yeniden dinçleşmeye başladığını fark edeceksiniz. Tuzlu suyu yüzünüze, boynunuza ve dekolte bölgenize maske şeklinde uygulayın, kurumaya bırakın. Duru suyla yıkadıktan sonra bir süre cildinize krem sürmeyin.

 

3. Tuzun güzelleştirici etkisi sayesinde ölü hücrelerden arınarak cildin yenilenmesiyle daha pürüzsüz bir görünüme kavuşabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken çok basit. Konsantre haldeki tuzu bir litre suda çözün. Pamuk yardımıyla cildinize tıpkı bir tonik gibi uygulayın. Bir süre kurumasını bekledikten sonra suyla durulayın. Sırt ve dekolte bölgeniz içinse 20 gr tuzu bir litre suda eritin, pamuklu bir t-shirt’ü içerisine bastırarak sıkın. Nemli bir şekilde üzerinize giyerek kurumasını bekleyin. Kuruduktan sonra ise duş alarak üzerinizdeki tuzdan arının.

Himalaya Tuzu ile Göz Sağlığı

Yaşlılığınızın tadını çıkartabilmek istiyorsanız kendinize iyi bakın. Keyifli bir yaşlılık için göz sağlığınızı ciddiye almalısınız çünkü iyi yaşlanmak ancak sağlıklı gözleriniz varsa mümkün olabiliyor.
Sevdiğiniz kitapları okuyamıyor, televizyonda istediğiniz dizileri, programları seyredemiyor, alt yazıları okuyamıyor, sinemada film izlerken gözlerinizden rahatsız oluyorsanız, yaşlılığınızda varlığınız ve bakımınız yerinde olsa bile göz sorununuz varsa yaşlılığın keyfini çıkartmanız zorlaşıyor.  

Himalaya tuzu ile

*  Kuru Gözler

*  Göz Yorgunluğu (Bilgisayar çalışmasından kaynaklanan)

*  Çevresel etkilere karşı koruma

*  Yaşlanmayla ilgili görüş sorunlarını yok edebileceğiniz gibi göz temizliğini de mükemmel bir şekilde yapabilirsiniz.

Gözlerinizi ve yaşlılığınızı düşünüyorsanız bir göz fincanı ve sadece 1 gram Himalaya Tuzu ile günlük göz temizliğinizi yaparak sağlıklı gözlere sahip olabilirsiniz.

100 ml’lik ılık bir suyu içine bir gram himalaya tuzu ilave ederek hazırlayacağınız çözeltiyi göz fincanı içine koyarak göz temizliğinde kullanabilirsiniz.

Himalaya tuzu ile hazırlayacağınız sole ile gözlerinize yaptığınız uygulama, gözlerinizde mükemmel temizlik ve net görüş imkanı sağlayacaktır.

Uzun bir süre devam ettirilen düzenli göz banyosu, yaşlanmayla ilişkili bozulan görüşü düzeltebilir. Bir su bardağına 1 çay kaşığı katarak kullanabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

1. Sole nedir? Nasıl hazırlanır?

Sole, 250 milyon yıl önce iç denizlerin yüksek güneş ışığı ile kuruması sonucu oluşan Himalaya Kristal Tuzunun günlük içme suyumuza katılarak belli bir yoğunlukta çözeltiye dönüşmüş olan karışımına verilen adıdır. Sole bu karışımdan sonra Tuz, Su veya Tuzlu su değil “Sıvı Güneş” ya da “Işık Suyu” diye de bilinen başka bir enerji kaynağıdır.Sole; kapağı metal olmayan cam bir kavanoza koyduğumuz bir miktar kristal tuzun üzerine yaklaşık 1-2 parmak kadar geçecek su ilave edilmesi sonrasında 2-3 saat kapağın ağzı açık şekilde bekletilmesiyle elde edilir ve ağaç, plastik veya porselen kaşık kullanılır. 

2- Tuzlu Su Kürü Nasıl Kullanılır?

Tuzlu su kürü özellikle yemeklerden önce mümkünse yemeklerden yarım saat önce 1 bardak içme suyunuza 1 çay kaşığı ölçeğinde soleyi katıp için (Sabahları kalktığınızda ilk işiniz tuzlu su kürü içmek olsun, bunu alışkanlık haline getirin.) Gün boyu 2-2,5 litre tuzlu su tüketin.

3- Tuzlu Su Tansiyonu Yükseltmez mi?

Doğal Tuz ve Sole tansiyonu yükseltmez. Tansiyonu yükselten ve doktorlar tarafından yasaklanan tuz sadece rafine edilmiş sofra tuzudur. Sofra tuzu  kimyasal olarak bir zehir olduğu gibi vücut içinde agresif bir maddedir. Vücut bu agresif maddeden kurtulmak için hem vücut suyunu hem hücre suyunu kullanır. Fakat kristal tuz su ile birlikte alındığında içindeki 84 mineral diğer hücrelerde olduğu gibi kan ve damar hücrelerinde de proteine dönüşür, hücreyi besler. Kan ve damar hücrelerini beslediğinden dolayı, tansiyonu yükseltmez tam tersine tansiyonu düzenler ve dengede tutar.

4- Kristal Himalaya Tuzu böbreklere zarar verir mi?

Kristal Himalaya Tuzu vücuda suyla birlikte alındığında diğer hücrelerle birlikte böbrek hücrelerini de besler. Günlük ortalama 2-2,5 litre içme suyunu vücudunuz aldığınız zaman böbrekler vücutta biriken toksinleri ve zehirli maddeleri düzenli olarak vücuttan atarlar. Kristal tuz ve içme suyu ile hücrelerini onararak daha düzenli, daha sağlıklı ve daha dengeli çalışırlar. Yeter ki günlük içme suyu ihtiyacımızı ihmal etmeyelim.

5- Tuzlu su çözeltisi kilo vermeme yardımcı olur mu?

Yemeklerden yarım saat önce içilen bir bardak tuzlu su ve hemen üstüne alınan bir bardak normal içme suyu; hızla kana karışıp hücrelere ulaşacağından, vücudun açlığa mı susuzluğa mı ihtiyacı olduğunu beyin fark edecektir. Tuzlu suyla alınan mineraller mide hücrelerinde protein ve enerjiye dönüşeceğinden dolayı, fazla yemek yeme olayı ortadan kalkacaktır. Su ve tuz bileşimi vücutta biriken fazla yağlara hızla yönelerek bu yağların yavaş yavaş çözülüp vücuttan atılmalarını sağlar. Bu uygulamaya her gün kesintisiz devam edildiği sürece iki-üç ay gibi kısa bir zamanda, hem yemek yeme dengesi sağlanacak hem de fazla kilolardan kurtulmuş olunacaktır. Bunun için düzenli tuzlu su kullanımı yeterlidir.

6- Himalaya Tuzu ile tansiyonumu nasıl yenebilirim?

Genel olarak tansiyon rahatsızlığı, vücudun uzun yıllar boyunca susuz bırakılması ve vücutta su kıtlığı sonucu oluşan bir rahatsızlıktır. Yüksek tansiyonu yenmek için tuzlu su kürünü doğru kullanmak gerekir. Bunun için yüksek tansiyonu olanlar her öğünden yarım saat önce bir bardak suya bir çay kaşığı koyarak başlamamalıdırlar.

Doğru uygulama şöyle olmalıdır; iki litrelik suya bir tatlı kaşığı kadar tuzlu su katılmalı ve gün boyunca bu su yavaş yavaş tüketilmelidir. Dört hafta boyunca bu şekilde kullanılmalıdır. Tansiyon hapları altıncı haftadan sonra doktorunuzun da görüşü alınarak yarıya düşürülebilir. Sekizinci haftadan sonra ise tamamen bırakabilecek duruma gelebilirsiniz. Ondan sonra tuzlu su kürü normal kullanılabilir. Bu arada tuzlu su kullanırken tansiyon bazen yükselmiş, bazen düşmüş gözükebilir, endişeye gerek yoktur. Vücut normal değerlerine dönüyor demektir. 

7- Himalaya Tuzu Sadece Himalayalardan mı Çıkıyor?

Himalaya Kristal Tuzu, adını çıkartıldığı bölgeden almıştır. Kaya tuzu ile Himalaya kristal tuzu asla karıştırılmamalıdır. Günümüzde bazı insanların her kaya tuzunu Himalaya tuzu olarak tanıtmaları, sağlık açısından son derece sakıncalıdır. Kaya tuzu Türkiye’de dahil olmak üzere dünyanın pek çok yerinde bulunup çeşitli şekillerde çıkartılmaktadır. Ancak kristal tuza, şu ana kadar dünyanın pek az yerinde rastlanmıştır ve kristal tuzlar arasında en değerlisi; Pakistan sınırları içinden geçen sıradağların altında bulunan Himalaya Kristal Tuzu’ dur.

Himalaya Kristal tuzu, yaklaşık olarak 250 milyon yıl önce ana denizin kuruması sonucu oluşmuştur. Himalaya Kristal tuzunu kaya tuzundan ayıran en önemli özelliği ise; yüksek basınç altında kristalleşmiş olmasıdır. Denizleri kurutan yüksek güneş enerjisinin belli bir kısmı bu tuzlarda hapsolarak depo edilmiştir. Himalaya kristal tuzu, su içinde çözüldüğünde, milyonlarca yıl önce içinde depo ettiği bu güneş enerjisini tekrar suya verir. Yapılan laboratuar araştırmaları; gerek kristal oluşumu açısından, gerek minerallerin bileşimleri açısından ve gerekse de çıkarılış- üretim biçimi açısından dünyadaki en kaliteli tuzun Himalaya Kristal tuzu olduğunu ispatlamıştır.

8 – Ben şeker hastasıyım. Himalaya tuzunun şeker hastalığına iyi geldiğini duydum ama nasıl kullanılacağını bilmiyorum. Beni bu konuda aydınlatırsanız sevinirim.

Yüksek tansiyon, astım, şeker ve aşırı kilolardan kurtulmak için tuzlu su kürü yapmak gereklidir. Tuzlu su sadece hastalıktan kurtulmak için değil aynı zamanda hastalıkları ve erken yaşlanmayı önlemek için kullanılması gerekir. Tuzlu su kürü için ilk önce Sole hazırlamanız gereklidir.

Sabahları kahvaltıdan önce 2 bardak su ve 1 çay kaşığı tuzlu su, diğer öğünlerde yemeklerden önce 1 bardak su ve 1 çay kaşığı tuzlu su, kahvaltı ve yemek yerken 1 bardak su 1 çay kaşığı tuzlu su, her yemekten sonra 2-3 saat içinde 1 bardak su ve 1 çay kaşığı tuzlu su olarak başlayabilirsiniz.

Yukarıdaki tarif başlangıç için minimum düzeydir. Çünkü yıllardır ne su ne tuz alan vücutlarda hızlı bir şekilde su ve tuz yüklemek vücutta şaşkınlıkla karşılanabilir.

1 hafta sonra günlük içme suyunuza her bardağa 1 çay kaşığı tuzlu su katarak günlük 2 ila 2,5 litre arasında su tüketebilirsiniz.

Kristal Tuz Solesi; bir miktar suya bir miktar kristal tuz koyarak çözünmesi ile elde edilir.

Himalaya Tuz Lambaları için Bilimsel Araştırmalar

Yapılan bilimsel araştırmalara göre himalaya kristal tuz lambaları eksi iyonları %300’e varan miktarlarda artırdığı gözlenmiştir. İyonlanmış hava sayesinde havada bulunan bakteriler azaltılmakta, temiz ve sağlıklı hava sağlanmaktadır. Kaliforniya Üniversitesinde mikrobiyolog, patoloji uzmanı Dr. Albert Krueger’in yaptığı açıklamaya göre havada bulunan çok küçük eksi iyon bile bakterileri öldürebilmektedir.

Himalaya Tuz lambaları, bulunduğunuz ortamlardaki soluduğunuz havada bulunan toz, polen (yabani ot, çim, ağaç ve ot poleni) hayvan tüyleri, toz zerrecikleri, sigara dumanının oluşturduğu bakterileri yok eder. Ortamda bulunan küflü sporlar, saman nezlesi, astım gibi sorunlara engel olarak havanın arındırılmasını ve ferahlatılmasını sağlayıp ortamdaki kokuyu azaltıp mevsimsel rahatsızlıklara iyi gelir. Ayrıca eksi iyonlar sayesinde depresyon ve kronik yorgunluk belirtilerini yok edip uyku sorunlarını ve horlamayı ortadan kaldırır.

Himalaya Tuz Lambası

Himalaya Tuz lambalarının insanlara 14.000′i aşkın kullanım şekli ile doğanın mucizevi armağanıdır. Yaklaşık 250 milyon yıllık enerji kaynağı himalaya tuz madenlerinden çıkartılarak el yapımı olarak hazırlanan Tuz lambaları doğal iyonlaştırıcıdır.

Doğal iyonlaştırıcı özelliği ile lambalar eksi iyonlar yani hava vitaminleri üreterek soluduğumuz havanın kalitesini artırır ve günümüz cihazlarının (cep telefonları, bilgisayarlar, baz istasyonları, wlan ağları vb) elektrik yüklü sisinden oluşan artı iyonların zararlı etkilerini ortadan kaldırır. Himalaya Tuz lambası Tıbbi bir cihaz olmamasına rağmen yorgunluğu, stresi, astım nöbetlerini, çeşitli alerjileri, baş ağrılarını, adet sancılarını, cilt rahatsızlıklarını, havadaki nem ve kokuyu hafifletir. Rahat bir uyku ortamı yaratarak ruhsal, psikolojik sorunları olan hastalara yardımcı olur.

Artı İyon ve zararları;

Havadaki artı iyon demek elektronlarını hava kirliliğinden dolayı kaybetmiş bir molekül demektir. İçerisinde birkaç insanın bulunduğu kapalı bir odada eksi iyonların sayısı 200/cm3 azalmaktadır. Büyük şehirlerde bu oran özellikle işe geliş gidiş saatlerinde 100/cm3′ten daha aşağılara inmektedir. İçinde yaşadığımız ve soluduğumuz çevrenin bütününde büyük oranlarda dengesizlik yaratan iyonların artı yüklü hava parçacıklarının üretimini içermektedir. Artı iyonlar, sigara, zararlı gazlar, iletişim ağı, elektrik iletim hatları, uydu, televizyon, bilgisayar, cep telefonu, klimalar, fan, gibi daha birçok örnek verebileceğimiz teknolojik yaşamın vazgeçilemezleri tarafından üretilir. Bu üretilen artı iyonlar akciğerlerimizin derinliklerine girerek yorgunluk ve zayıflık hissi başta olmak üzere bağışıklık sistemimizi zayıflatır, konsantrasyon kaybına neden olur, endişe, migren, uykusuzluk ve psikolojik rahatsızlıklara sebep olur, astım ve benzeri birçok solunum problemine yol açar.

Eksi İyon

Genellikle eksi bir iyon oksijenden oluşan elektronik olarak değişmiş bir moleküldür. Eksi iyonlar rüzgar, güneş ışını, dalga, şelale ve sağanak yağış tarafından doğal olarak yaratılırlar. Deniz kıyısında ya da dağ tepesinin yüksek yerlerinde fırtınadan sonraki ferah, dinlendirici hava; havada eksi iyonların aşırı yoğunlaşmasıyla oluşur. Bilim adamları eksi iyonların havadaki bileşiminin genellikle 1000/1500 cm3 arasında olması gerektiğini bulmuşlardır. Eğer ortamda bir denge yoksa hiçbir varlık hayatta kalamaz. Çok sayıdaki artı iyonlar eksi iyonlarla dengede olmalıdırlar. Tuz lambaları ve mumlar da bunu gerçekleştirir. Tuz lambalarındaki ampulden üretilen ısı, havaya eksi iyonlar bırakır. Bu lambalar ve mumluklar elektrik sistemi tarafından üretilen aşırı elektomanyetik radyasyonu çeker.

Hayatınızı tuz ile sağlıklı kılmanız dileklerimle…

Sıhhatle ve sevgiyle kalın…

Nazan Başoğul, 05.02.2011

Bu yazı 05.02.2011 tarihinden itibaren toplam 55315 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • Doğal Ağrı Kesici "Kiraz" (11.07.2014)
  • Zararlılarla "Doğal Mücadele" (27.06.2014)
  • Suyla Gelen Sağlık "Kaplıcalar" (29.05.2014)
  • Canlı Yaşamın Temeli "Su" (18.04.2014)
  • Kan Grubuna Göre Beslenme (16.03.2014)
  • Çağın Mucizesi "Alkali Beslenme" (28.01.2014)
  • Günümüz Beslenme Hataları (11.12.2013)
  • Doğal Yollarla Güzelleşin (20.10.2013)
  • Evimizdeki Mucize "Karbonat" (11.09.2013)
  • Doğal Yollarla "Saç Bakımı" (13.08.2013)
  • Evde Yapılabilecek “Doğal Temizlik Malzemeleri” (18.06.2013)
  • Kutsal Ot "Adaçayı" (24.04.2013)
  • Kokusuyla Büyüleyen "Lavanta" (20.03.2013)
  • Beynin Dostu "Ceviz" (05.02.2013)
  • Organik Altın "Safran" (03.01.2013)
  • Bir Ecza Deposu "Meyan Kökü" (13.12.2012)
  • Böbrek Doktoru "Gilaburu" (02.11.2012)
  • Yararlı Bir Bitki "At Kestanesi" (20.10.2012)
  • Sonbaharın Habercisi " Kızılcık " (15.09.2012)
  • Her Derdin Devası "Kayısı" (04.09.2012)
  • Ev Yapımı İçecekler (04.08.2012)
  • Ferahlığın Adı "Nane" (23.07.2012)
  • Sağlık Dostu "Kuşburnu" (14.07.2012)
  • Şifanın Bileği "Karanfil" (03.07.2012)
  • Zevkin Tadı "Kahve" (17.05.2012)
  • Çiçeklerin Sultanı " Gül " (09.04.2012)
  • Cebinizdeki Doktor "Kabak Çekirdeği" (22.03.2012)
  • Renk'lerin Hayatımızdaki Etkileri (08.03.2012)
  • Potasyum Deposu "Tarçın" (03.01.2012)
  • Çöldeki Anahtar "Aloe Vera" (05.12.2011)
  • Kalbin En İyi İlâcı "Alıç" (16.11.2011)
  • Gençlik Aşısı "Böğürtlen" (27.10.2011)
  • Şifa Deposu "Zeytin Yaprağı" (11.10.2011)
  • Her Derde Deva "Keten Tohumu" (18.09.2011)
  • Huzurlu Yaşam İçin "Sarı Kantaron" (03.08.2011)
  • Doğa Harikası "Polen" (10.07.2011)
  • Doğanın Doktoru "Zeytinyağı" (09.06.2011)
  • Altın Değerinde Bir Meyve "Altın Çilek" (02.05.2011)
  • Doğal Taşların Dili (12.04.2011)
  • Vücudumuzun Doktoru "Limon" (23.03.2011)
  • Karaciğer Dostu "Deve Dikeni" (06.03.2011)
  • Kendisi Küçük, Şifası Büyük "Çörek Otu" (23.02.2011)
  • "Taş"ın Suyunu Çıkarmak (25.01.2011)
  • Misk-i Amber (08.01.2011)
  • Asrın İlâcı -"Propolis" (28.12.2010)
  • Mini Bir Mucize "Trabzon Hurması" (18.12.2010)
  • Beş Bin Yıllık Mucize İlâç "Keçiboynuzu" (11.12.2010)
  • Soğuk Algınlığı Düşmanı "Ekinezya" (03.12.2010)
  • "Kudret Narı" nın Kudretli Faydaları (23.11.2010)
  • "Kâbe" Dünyanın Merkezinde (14.11.2010)
  • Kâinatta, Canlılarda ve Doğadaki Mükemmel Estetik "Altın Oran" (27.10.2010)
  • Ginseng ve Faydaları (12.10.2010)
  • Kanserin Düşmanı "Zerdeçal" (28.09.2010)
  • Mucize İçecek "Kefir" (15.09.2010)
  • Karpuz ve Çekirdekleri ile Gelen Sağlık (28.08.2010)
  • Canlılığın Hayati Özü " Su " (18.08.2010)
  • Unutturulan "Geleneksel İçeceklerimiz" (06.08.2010)
  • "Kil" ile Gelen Güzellik (24.07.2010)
  • Mükemmel Gıda "Anne Sütü" (13.07.2010)
  • Doğal Mucize -"Maden Suyu" (30.06.2010)
  • İsveç Şurubu (16.06.2010)
  • Kırmızı Pancar ve Sağlığımız (02.06.2010)
  • Mesir Macunu - Kuvvet Macunu (21.05.2010)
  • "Acı Kavun"un Faydaları ve Kullanımı (11.05.2010)
  • Bitkisel Yağların Faydaları (03.05.2010)
  • Kur'ân'da Dikkat Çekilen Bitkiler (21.04.2010)
  • Bal'daki Şifa (11.04.2010)
  • Günlük Hayatımızı Kolaylaştıran Reçeteler (03.04.2010)
  • Misvak ve Faydaları (26.03.2010)
  • Bitkilerle Zayıflama (17.03.2010)
  • Doğal Antibiyotik "Sarımsak" (09.03.2010)
  • "Doktor Sülükler" Hayat Veriyor... (27.02.2010)
  • "Nar" ın Bilinmeyen Faydaları ve Önemi (17.02.2010)
  • Sağlıklı Çay - "Yeşil Çay" (07.02.2010)
  • Bitkilerin Yan Etkileri (31.01.2010)
  • Zencefil ve Faydaları (25.01.2010)
  • Doğal Cilt Bakım Kremleri (17.01.2010)
  • İnsanlara Sunulan Bir Nimet : Yağmur (11.01.2010)
  • Bitkilerle Saç Bakımı (03.01.2010)
  • İlaç Niyetine "Üzüm Çekirdeği" (27.12.2009)
  • Şifalı Bitkisel Yağlar (20.12.2009)
  • Bunları Biliyor Muydunuz? (12.12.2009)
  • Macunlar (05.12.2009)
  • “Zemzem” Suyunun Sırrı (29.11.2009)
  • Şifalı Bitkisel Çaylar (23.11.2009)
  • Her Derde Deva "Isırgan Otu" (15.11.2009)
  • Doğal Yaşam İksiri "Elma Sirkesi" (08.11.2009)
  • Attığımız Şifalı Çöpler (01.11.2009)
  • sağlık kaynağı "incir" (25.10.2009)
  • Yeni Anti-Aging Gözdesi - Buğday Çimi ve Şırası (18.10.2009)
  • Şifalı Bitkilerin Toplanması ve Saklanması (11.10.2009)
  • Çölün Mucize Bitkisi “Hurma” (04.10.2009)
  • Tabiat Eczanesinden Reçeteler (29.09.2009)
  • Yazarlarımız
    Mü'min Kimdir? Dr. Abdulcabbar Boran
    Güneş ve Ay
    İslâm âlemini topyekûn hüsrana sürükleyen korkunç hurafe! Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    Kolları Bağlı Filistine Karşı Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    İyi insanlar birleşmeli! Sibel Yiğit
    Seyir Halleri
    DEVLETİN İKİ KANADI Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Doğal Ağrı Kesici ˝Kiraz˝ Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    Sana geldik Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    MERKEZ EFENDİ HAZRETLERİ Gülay Ozan
    Gönül Erenleri
    TELEVİZYONDAKİ TASAVVUF - 2 Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    KADİR GECESİ İNSANLARI NASIL KURTULUŞU ULAŞTIRIR? Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Kitapsızlar... Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    ilahi aşk Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    Bayramda Dişlere Dikkat Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    15.06.2013 Düsseldorf Konferans Ender Eker
    Almanya'dan
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    NİCE BAYRAMLARA... Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    Neşenin Kaynağı Kendini Unutmaktır Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    Dedikodu nedir? İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Bizim Terör Korkut Eser
    Politik Köşe
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Hasretine hasretim Ayten Qurbanova
    Umut Gülü
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Suç ve ceza Kenan E. Akmaz
    Belçika'dan
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    Sana o kadar çok ihtiyacım varki Rabbim! Pervane Qarayeva
    Kalp Kalbe
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf