email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Nazan Başoğul [Tabiat Eczanesinden Reçeteler] 08.01.2011

Nazan Başoğul
Misk-i Amber

“Misk-i Amber” eşi- benzeri olmayan bir koku demektir. 'Yüce Yaradan'ın Takdir-î İlâhisidir...'

Misk, bir tür erkek ceylan tarafından üretilen güzel kokulu maddedir. Aynı zamanda erkek misk geyiğinin vücudundan çıkan, kokusu hoş ve kuvvetli, yağlı bir salgıdır. Salgı, geyiğin karnının alt tarafında bulunan salgı bezinden gelir. Misk salgısına koku veren ana madde, muskon organik bileşiğidir.

Ceylan dışında, bazı farklı hayvanlardan da üretilebilir (örneğin misk kedisi). Asya kıtasında yaşayan bir tür keçiden üretilen misk, en bol olan ve en çok kullanılan türüdür. Bugün sentetik olarak da üretilen misk, özellikle Orta doğu ve İslâm kültüründe fazlasıyla bilinen ve değer verilen bir kokudur. Kur’ân'da cennette bulunduğu anlatılır.

Misk, parfüm yapımında esans ruhu olarak, koku ve renk vermek için kullanılır. Misk elde etmek için, geyiğin salgı yapan bezleri, bulunduğu yerden çıkarılarak kurutulur. Bu bezlerin büyüklüğü, iri bir yumurta büyüklüğünü geçmez.

En iyi misk, Tibet'te yaşayan geyiklerde bulunur. Doğu ve Orta Asya'da yaşayan misk geyiğinin yüksekliği 55 santimetreyi geçmez. Küçük yapılı bir hayvandır. Etinden ziyade parfümcülükte kullanıldığından, misk üreten bezlerini almak için avlanır. Sayıları süratle azalmaktadır. Esasen misk elde etmek için avlamak gerekmez. Normal olarak hayvan misk salgısını kendiliğinden salgılar. Salgının rengi, siyahtan ayırt edilmeyecek şekilde koyu kahverengidir. Biriktirilip kurutulduktan sonra işleme tabi tutularak misk esansı elde edilir.

Misk kelimesi Kur'ân-ı Kerim’in şu âyetinde geçmektedir:

Mutaffifîn-22-26: Muhakkak ki ebrar olanlar, elbette ni'metler içindedir. Tahtlar üzerinde (oturup) seyrederler. Sen, ni'metin pırıltısını (sevincini), onların yüzlerinde görüp Onlara, mühürlenmiş (sadece kendilerinin açacağı) halis şaraptan sunulur (içirilir). Onun (o şarabın) sonu misktir (şahane misk kokusudur). Ve yarışanlar, artık bunda (bunun için) yarışsınlar.

Hadîslerde iyi ve güzel huylu salih insanlar, miske benzetilmiştir:

“İyi bir sohbet arkadaşı misk satıcısı gibidir, sana misk vermese bile kokusu bulaşır. Kötü bir sohbet arkadaşı da körük çekene benzer. Tutuşturduğu ateş seni yakmasa da, üzerine dumanı bulaşır.” 

(Buhârî ile Müslim'den Riyâzu's-Salihiyn, I, 396).

Yunus Emre de cennet ehlini şu şekilde vasıflandırır:

“Aydan arıdır yüzleri,

Misk-u anberdir sözleri”

Koku sanayiinde büyük ölçüde kullanılan misk’ler ya hayvanlardan veya sentezlerle elde edilir. Tabiî misk kokusu sert ve dayanıklıdır. Yayılma gücü çok fazladır.

Tabiî misk, vetonkin veya Çin miski, misk hayvanlarının salgısından da elde edilir. Özellikle ceylandan başka misk öküzü, misk keçisi, misk kedisi ve misk faresindeki misk bezeleri çok misk ifraz ederler. Asya'nın yüksek dağlarında yaşayan bir cins keçiden çok misk elde edilir. Koku veren temel maddesi muskondur. Sentezle çeşitli misk türleri elde edilir.

Amber:  

Genellikle parfüm yapımında kullanılan, koku veren bir bileşiktir. Amber, normalde koyu kahverengi veya siyah renktedir. Hava, güneş ışığı veya deniz suyu ile temas ettikten sonra rengi giderek açılır ve açık kahverengi, sarımtırak bir hal alır. Renk açılırken bir dizi kimyevî reaksiyon meydana gelir.  

Reaksiyonlar sırasında amber içerisinde bulunan maddelerin en önemlisi olan ‘ambrein’ açığa çıkartılır. Bu madde, amberin %45-85 kadarını teşkil etmektedir. Ambere has koku, bu maddenin yapı taşlarının dizilişindeki mucizevî özelliklerden meydana getirilir. Amberin diğer kısımlarını çeşitli yağ molekülleri oluşturmaktadır.

Amber iki yolla elde edilir:  

Birincisi, kutuplara yakın bölgeler hariç bütün okyanuslarda yaşayabilen ‘Physeter macrocephalus’ isimli dev balinanın, denize attığı salgı muhteviyatındaki amberin denizden veya yakalanan balinalardan toplanması yoluyla; ikincisi, doğrudan laboratuarda sentetik olarak sentezlenerek veya amber kokusu taşıyan bazı bitki özütleri, bir seri kimyevî işlemlerden geçirilerek. Balina kaynaklı amberin azlığı sebebiyle, günümüzde tüketilen amberin çoğu sentetik ve yarı sentetik yollardan üretilmektedir.

Tabiî amberin sentez edildiği fabrika olan ‘Physeter macrocephalus’ isimli balina (kaşolot), Akdeniz’de zaman zaman görülmekle birlikte, genellikle yarı açık ve sığ denizlere girmez. Bu balinalar; baş bölgesindeki salgı bezleri, yağlı ve mumsu bir madde salgıladığından ‘ispermeset balinası’ olarak da bilinirler. Vücutlarının üçte biri büyüklüğünde olan baş kısımları, bu mumun depolandığı bölgedir.  

Sadece alt çenelerinde elliye yakın diş bulunmaktadır. Erkekleri 15-20 metre uzunluğunda, 45-55 ton ağırlığında; dişileri, 11-13 metre uzunluğunda, 20 ton ağırlığındadır. Ortalama ömürleri yetmiş senedir. Günümüzde sayılarının altı yüz bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Balina avcıları 18. ve 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk yarısında çok sayıda balina avladıklarından Milletlerarası Balina Komisyonu, 1984 yılında ticarî maksatlı balina avcılığını tamamen yasaklamıştır.

Bu balinayı diğer balina türlerinden farklı kılan önemli bir özellik, sindirim sisteminden salgılanan salgıda, amber isimli kokulu kimyevî bileşiğin bulunmasıdır. Bu güzel kokulu kimyevî bileşiğin, balinaya ne tür bir fayda sağladığı henüz cevaplanamamıştır. Bazı araştırmacılar, balinanın istemeden yuttuğu sert ve kesici maddelerin sindirim sistemini tahriş etmesi neticesinde, amber salgılanmasının uyarıldığını ileri sürmüşlerdir. Salgılanan amber, yirmi santimetreden daha küçük yumrular şeklinde vücut dışına atılır. Bir balinanın yılda 300 kilograma kadar amber sentez edebilme kapasitesinde olduğu tahmin edilmektedir.  

Ölü balinaların karnı açıldığında, ortalama 45 kilogram amber elde edilebilir. Günümüzde balina avı yasaklandığından balinaları öldürerek amber elde edilememektedir; ancak balinaların Bahama Adaları çevresinde denize bıraktıkları amber, insanlar tarafından toplanmaktadır. 

Kaşalot veya İspermeçet balinasından elde edilen amberin teşekkülü hakkında çeşitli düşünceler vardır. Bunların kaşalot balığının gıdasını teşkil eden sefalopodların (kafadan ayaklıların) iyi hazmedilmemiş bakiyeleri oldukları düşüncesi kuvvetlidir. Zira ambergris'in içinde ekseriya mürekkep balığı gibi sefalopodların sırt kısımlarına ait parçalar bulunur.

Ambergris, Çin ve Japon denizleri ile Madagaskar, Bengal, Java ve Sumatra gibi tropik memleketlerin sahillerinde toplanır. Sudan hafif olduğundan denizin üstünde yüzer ve sahile atılır.

Amber ya da ambergris, iç içe teşekkül etmiş, kül renginde, balmumu kıvamında bir maddedir. İçinde sarımsı lekeler görülür. Yoğunluğu 0.9 g/cm3 civarındadır. Tam bir erime derecesine sahip değildir. Kokusu hafiftir. Tadı aromatik ve yakıcıdır. Suda erimez. Yanarken özel bir koku neşreder ve bol bir kül bırakır.

Hz. Aişe (ra) annemiz, Efendimiz’in (S.A.V) misk ve amber gibi renksiz kokular süründüğünü bildirmiştir. Amber, Efendimiz’in (S.A.V) de kullandığı güzel bir koku olması sebebiyle müslümanlar tarafından sevilen ve kullanılan bir koku olmuştur.

Amber, genellikle parfüm yapımında kullanılmakla birlikte zaman zaman geleneğe dayalı tıp uygulamalarında da kullanılmıştır. Folklorik tıp uygulamalarında kullanılan maddelerden biri olan amber üzerinde de çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmaların özet bilgisi şöyledir:

Koku reseptörleri vasıtasıyla hissedilen amber, beyindeki hipofiz bezine tesir ederek çeşitli hormonların salınışı ve dengesi üzerinde değişikliklere vesile olabilir. Deney hayvanları üzerindeki bir çalışmada amberin, kanın pıhtılaşmasını engelleyici yönde tesirleri olduğu gözlenmiştir.

Başka bir çalışmada, deney hayvanlarının değişik organlarından alınan düz kaslar -özellikle rahim düz kasları- üzerinde amberin kas gevşetici tesiri olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma neticeleri, amberin bazı hastalıkların tedavisine vesile olabileceği ümidini artırmaktadır. 

Kalp kuvvetlendirici, kramp çözücü, iştah açıcı ve hazmı kolaylaştırıcı olarak eskiden beri kullanılmıştır.  

Eskiden tıpta şöhrete ve epeyce kullanım alanına sahip olan amber, bugün bu amaçla kullanılmaz. Geçmişte saflaştırılmış amber yağı isteri ve boğmacada kullanılmıştır.  

Amber, mürekkep imalatında da kullanılmaktadır.  

Arap ülkelerinde, özellikle Mekke ve Medine’de “amber kokuları” küçük sabun kalıplarına benzer şekilde paketler halinde satılmaktadır. 

Balinanın bağırsaklarında teşekkül eden ve bir sindirim artığı olan bu maddenin tabiî mi yoksa marazî mi olduğu henüz tespit edilememiştir. Tarihte amber-i sâil (Liquidambar orientalis, sığla yağı) ve amber çiçeği (Abelmoschus moscatus) yağı gibi güzel kokan çeşitli maddelere de bu isim verildiği için, bilgiler zaman zaman birbirine karışmıştır. Hatta bazı ağaç reçinelerinin fosili olan kehribara da aynı isim verildiğinden, birbirine karıştırmamak için ambere ‘gri amber’ , kehribara da ‘sarı amber’ denmektedir.Kehribarda deterpenik reçine asitleri, rezenler ve biraz uçucu yağ bulunur. Kehribardan çeşitli kadın eşyaları yanında, tesbih ve ağızlık da yapılmaktadır.

Eskiden uyarıcı ve antispazmodik olarak da kullanılırdı. Bugün ilaç olarak da kullanılmaktadır. Türkiye'de kehribar genellikle gösterişli tesbih yapımında kullanılmaktadır.

Efendimiz’in de (S.A.V) zaman zaman kullandığı kokulardan olan amber, çeşitli boyutlarıyla araştırılması gereken kimyevî bir maddedir. Meselâ koku olarak kullanıldığında, amberin psikolojik ve nörolojik tesirlerinin neler olduğu henüz bilinmemektedir. Hakkında bilinenler bu kadar az olunca, sağlık ve bilhassa aroma-terapi (kokuyla tedavi) açısından bu madde üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.  

Amber Ağacı: 

Türkiye’de yetiştiği yerler Muğla Marmaris, Köyceğiz, Fethiye ve Antakya. Ortalama 8-10 m boyunda, çınara çok benzeyen tek evcikli bir ağaçtır. Günlük veya sığala ağacı adı ile de tanınan amber ağacı, nisan- mayıs ayları arasında çiçek açar. Sıcak iklimi, rutubetli ve bataklık yerleri seven bir ağaçtır. Yaprakları saplı ve el şeklindedir. Erkek çiçekler kürevi gruplardan ibaret salkımlar teşkil ederler. Dişi çiçekler ise saplı ve sarkık kürecikler halindedir. Meyve oldukça sertleşmiş ve odunlaşmıştır

Kullanıldığı yerler:  

Bu ağaçlardan, gövdeleri üzerinde uzunluğuna yaralar açmak suretiyle Sığala yağı veya Mia denilen kıvamlı bir balsam elde edilir. Bu balsam bütün balsamlarda olduğu gibi bir reçine, bir uçucu yağ ve sinnamik asit ihtiva etmektedir.Reçine, balsamın %30-40’ını teşkil eder. Sığala yağı akıcılığı az olan, gri renkli bir sıvıdır.

Sığala yağının mart ayından itibaren sekiz ay süre ile üretimi yapılmaktadır. Bu yağ, ağacın salgı hücrelerinde meydana gelir. Salgı hücreleri bitkide tabiî olarak fakat az miktarda bulunmaktadır. Ağaçlarda yaralama sonucu balsam meydana gelir ve bu yaralama sırasında salgı hücrelerinin sayısı da artar. Yaralama kepçe gibi bıçaklarla yapılmaktadır. Yara yeri 15-20 günde bir derinleştirilmektedir. 3-4 yaralamadan sonra balsam teşekkül eder. Ağacın kabuk kısmı, odun kısmına kadar sıyrılmak suretiyle balsam toplanır.

Bir kazanda yarım ile bir saat kaynatılır. Böylece kabuklardan ayrılan balsam dibe çöker, kabuklar suyun üzerinde kalır. Bu kabuklar yabalarla alınarak bir preste sıkılır ve akan balsam ile su, havuzlarda toplanır. Bir süre dinlendirilince balsamın bir kısmı dipte, bir kısmı suyun üstünde olmak üzere toplanarak sudan ayrılır. Kazanın dibinde kalan balsam ile havuzlarda biriken balsam birleştirilir ve böylece ticarete çıkarılır. Kalan yongalar kurutulduktan sonra buhur veya günlük adı altında satılmaktadır.

“Amber Çiçeği” “Miskotu”

İki çenekliler ailesine ait bir şifalı bitkidir. Boyu ortalama 50 ila 100 santim arasında değişir. Sarımtırak renkli ve çok güzel kokulu bir bitkidir. Yaprakları içerisinde uçucu yağ, şeker, A vitamini ve B vitamini barındırır. Çiçekli dalları kullanılmaktadır.

Özellikleri:

  • Hicaz ve Yemen’de yetişir.
  • Tohumu, yemişi kullanılır.
Faydaları:
  • Tohumu ayet tohumuna benzer. Rengi boz olup kokusu güzeldir. Yemişi meneviş yemişine benzer. Kulkul kadar beyaz olup çabuk kırılır. Hicaz ve Ye­men’de tütsülere, iyi koku versin diye katarlar. Ka­dınlar bunu çok sürerler.
  • Turmus ve sirke ile karıştırılıp siyatik için oy­luklara sürülse faydası görülür. Aybaşlarını intizama sokar. Asap için de çok faydalıdır.
  • İçilme miktarı 1,5 dirhem (6 gr.)dır. Fazla içilir­se karaciğeri zayıflatır. Muslihi az miktarda ravent ile şekerdir.

Küba, Meksika, Peru ve Antil adalarında yetişen bu kü­çük ağacın dışı sincabi, içi sarı renklidir. Yandığında gü­zel kokular yayar.

Özellikleri ve Yararları:

-    İştah açar.

-    Hazmı kolaylaştırır.

-    Bağırsaklardaki su milisini arttırıcı özelliğinden do­layı ishali keser.

-    Kokusu sinirleri gevşetir, rahatlatır.

İmâm Cafer Sâdık’a (a.s) göre rüyada misk-i amber görmenin beş tabiri vardır:

1- Edep-ahlâk

2- Övgü

3- İslâm

4- Mal ve murat

5- Hayır ve menfaat.

İbn-i Sîrîn: Misk-i amber görmek; edep ve şöhrete…Birine misk-i amber sürdüğünüzü görmek; gördüğünüz kimsenin sizden edep ve ahlâk öğreneceğine işarettir.

Kirmanî: Misk-i amber görmek; hacca gideceğinize…Misk-i ambere sahip olduğunuzu görmek; bir kadından veya bir tacirden menfaat elde edeceğinize işarettir.

Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) özelliklerinden biri de O’nun mübarek vücudundan çıkan terin, misk ve amber gibi kokması idi.Bütün güzelliklerin misk ve amber kokusunda sizlere ulaşması dileklerimle…

Sıhhatle ve sevgiyle kalın…  

Nazan Başoğul, 08.01.2011

Bu yazı 08.01.2011 tarihinden itibaren toplam 46887 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • Canlı Yaşamın Temeli "Su" (18.04.2014)
  • Kan Grubuna Göre Beslenme (16.03.2014)
  • Çağın Mucizesi "Alkali Beslenme" (28.01.2014)
  • Günümüz Beslenme Hataları (11.12.2013)
  • Doğal Yollarla Güzelleşin (20.10.2013)
  • Evimizdeki Mucize "Karbonat" (11.09.2013)
  • Doğal Yollarla "Saç Bakımı" (13.08.2013)
  • Evde Yapılabilecek “Doğal Temizlik Malzemeleri” (18.06.2013)
  • Kutsal Ot "Adaçayı" (24.04.2013)
  • Kokusuyla Büyüleyen "Lavanta" (20.03.2013)
  • Beynin Dostu "Ceviz" (05.02.2013)
  • Organik Altın "Safran" (03.01.2013)
  • Bir Ecza Deposu "Meyan Kökü" (13.12.2012)
  • Böbrek Doktoru "Gilaburu" (02.11.2012)
  • Yararlı Bir Bitki "At Kestanesi" (20.10.2012)
  • Sonbaharın Habercisi " Kızılcık " (15.09.2012)
  • Her Derdin Devası "Kayısı" (04.09.2012)
  • Ev Yapımı İçecekler (04.08.2012)
  • Ferahlığın Adı "Nane" (23.07.2012)
  • Sağlık Dostu "Kuşburnu" (14.07.2012)
  • Şifanın Bileği "Karanfil" (03.07.2012)
  • Zevkin Tadı "Kahve" (17.05.2012)
  • Çiçeklerin Sultanı " Gül " (09.04.2012)
  • Cebinizdeki Doktor "Kabak Çekirdeği" (22.03.2012)
  • Renk'lerin Hayatımızdaki Etkileri (08.03.2012)
  • Potasyum Deposu "Tarçın" (03.01.2012)
  • Çöldeki Anahtar "Aloe Vera" (05.12.2011)
  • Kalbin En İyi İlâcı "Alıç" (16.11.2011)
  • Gençlik Aşısı "Böğürtlen" (27.10.2011)
  • Şifa Deposu "Zeytin Yaprağı" (11.10.2011)
  • Her Derde Deva "Keten Tohumu" (18.09.2011)
  • Huzurlu Yaşam İçin "Sarı Kantaron" (03.08.2011)
  • Doğa Harikası "Polen" (10.07.2011)
  • Doğanın Doktoru "Zeytinyağı" (09.06.2011)
  • Altın Değerinde Bir Meyve "Altın Çilek" (02.05.2011)
  • Doğal Taşların Dili (12.04.2011)
  • Vücudumuzun Doktoru "Limon" (23.03.2011)
  • Karaciğer Dostu "Deve Dikeni" (06.03.2011)
  • Kendisi Küçük, Şifası Büyük "Çörek Otu" (23.02.2011)
  • Himalaya Tuzu (05.02.2011)
  • "Taş"ın Suyunu Çıkarmak (25.01.2011)
  • Asrın İlâcı -"Propolis" (28.12.2010)
  • Mini Bir Mucize "Trabzon Hurması" (18.12.2010)
  • Beş Bin Yıllık Mucize İlâç "Keçiboynuzu" (11.12.2010)
  • Soğuk Algınlığı Düşmanı "Ekinezya" (03.12.2010)
  • "Kudret Narı" nın Kudretli Faydaları (23.11.2010)
  • "Kâbe" Dünyanın Merkezinde (14.11.2010)
  • Kâinatta, Canlılarda ve Doğadaki Mükemmel Estetik "Altın Oran" (27.10.2010)
  • Ginseng ve Faydaları (12.10.2010)
  • Kanserin Düşmanı "Zerdeçal" (28.09.2010)
  • Mucize İçecek "Kefir" (15.09.2010)
  • Karpuz ve Çekirdekleri ile Gelen Sağlık (28.08.2010)
  • Canlılığın Hayati Özü " Su " (18.08.2010)
  • Unutturulan "Geleneksel İçeceklerimiz" (06.08.2010)
  • "Kil" ile Gelen Güzellik (24.07.2010)
  • Mükemmel Gıda "Anne Sütü" (13.07.2010)
  • Doğal Mucize -"Maden Suyu" (30.06.2010)
  • İsveç Şurubu (16.06.2010)
  • Kırmızı Pancar ve Sağlığımız (02.06.2010)
  • Mesir Macunu - Kuvvet Macunu (21.05.2010)
  • "Acı Kavun"un Faydaları ve Kullanımı (11.05.2010)
  • Bitkisel Yağların Faydaları (03.05.2010)
  • Kur'ân'da Dikkat Çekilen Bitkiler (21.04.2010)
  • Bal'daki Şifa (11.04.2010)
  • Günlük Hayatımızı Kolaylaştıran Reçeteler (03.04.2010)
  • Misvak ve Faydaları (26.03.2010)
  • Bitkilerle Zayıflama (17.03.2010)
  • Doğal Antibiyotik "Sarımsak" (09.03.2010)
  • "Doktor Sülükler" Hayat Veriyor... (27.02.2010)
  • "Nar" ın Bilinmeyen Faydaları ve Önemi (17.02.2010)
  • Sağlıklı Çay - "Yeşil Çay" (07.02.2010)
  • Bitkilerin Yan Etkileri (31.01.2010)
  • Zencefil ve Faydaları (25.01.2010)
  • Doğal Cilt Bakım Kremleri (17.01.2010)
  • İnsanlara Sunulan Bir Nimet : Yağmur (11.01.2010)
  • Bitkilerle Saç Bakımı (03.01.2010)
  • İlaç Niyetine "Üzüm Çekirdeği" (27.12.2009)
  • Şifalı Bitkisel Yağlar (20.12.2009)
  • Bunları Biliyor Muydunuz? (12.12.2009)
  • Macunlar (05.12.2009)
  • “Zemzem” Suyunun Sırrı (29.11.2009)
  • Şifalı Bitkisel Çaylar (23.11.2009)
  • Her Derde Deva "Isırgan Otu" (15.11.2009)
  • Doğal Yaşam İksiri "Elma Sirkesi" (08.11.2009)
  • Attığımız Şifalı Çöpler (01.11.2009)
  • sağlık kaynağı "incir" (25.10.2009)
  • Yeni Anti-Aging Gözdesi - Buğday Çimi ve Şırası (18.10.2009)
  • Şifalı Bitkilerin Toplanması ve Saklanması (11.10.2009)
  • Çölün Mucize Bitkisi “Hurma” (04.10.2009)
  • Tabiat Eczanesinden Reçeteler (29.09.2009)
  • Yazarlarımız
    Mü'min Kimdir? Dr. Abdulcabbar Boran
    Güneş ve Ay
    İslâm âlemini topyekûn hüsrana sürükleyen korkunç hurafe! Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    YAŞAMADIĞINIZ DİNİ ANLATAMAZSINIZ Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    Allah'ın Manevi Nimeti Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    Dedikodu nedir? İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Kayıp Mayıs Çiçeğim Sibel Yiğit
    Seyir Halleri
    SEVEN VE SEVİLEN OLMAK Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Sen Yusuf’taydın Züleyha Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    Canlı Yaşamın Temeli ˝Su˝ Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    MERKEZ EFENDİ HAZRETLERİ Gülay Ozan
    Gönül Erenleri
    O'na yönelmenin tam zamanıdır! Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    ilahi aşk Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    Bayramda Dişlere Dikkat Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    Nizam Önerileridir.....1 Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    15.06.2013 Düsseldorf Konferans Ender Eker
    Almanya'dan
    NİCE BAYRAMLARA... Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Neşenin Kaynağı Kendini Unutmaktır Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    Bizim Terör Korkut Eser
    Politik Köşe
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Hasretine hasretim Ayten Qurbanova
    Umut Gülü
    Suç ve ceza Kenan E. Akmaz
    Belçika'dan
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    Sana o kadar çok ihtiyacım varki Rabbim! Pervane Qarayeva
    Kalp Kalbe
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf