email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Nazan Başoğul [Tabiat Eczanesinden Reçeteler] 11.04.2010

Nazan Başoğul
Bal'daki Şifa

Bal, arılar tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektarın arıların bal midesi denilen organlarında invertaz enzimi sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşan ve kovandaki petek hücrelerine yerleştirilen çok faydalı bir besindir. Nektar bala çevrilirken arılar sağladıkları invertaz enzimi sayesinde sakkarozu inversiyona uğratarak früktoz ve glikoz şeklinde basit şekerlere dönüştürür ve fermantasyonun meydana gelmesini önleyecek miktarda suyunu uçururlar. Kovandaki hücrelere yerleştirilen ve üzeri mumdan bir kapakla örtülen bal, arılarca sağlanan özel havalandırma sistemi sayesinde bildiğimiz tat ve kıvama gelir.

Balın Bileşimi; Genel olarak balların toplandığı değişik bitki kaynaklarına göre farklı aroma, tat, renk, yoğunluk ve kristalizeye sahip oldukları tespit edilmiştir. Aynı şekilde ballarda akıcılık kimyasal bileşimi, şekerler, rutubet, enzimler, vitaminler, asitler, kollaidal maddeler ve bileşimi bilinmeyen maddeler bakımından değişik oldukları bildirilmişlerdir. Balın ilk akla gelen özelliği tatlı olmasıdır. Bir yemek kaşığı bal, 64 cal enerji sağlayarak kaslar için yakıt görevi yapmaktadır.

Balın terkibinde, üzüm şekeri (%34), sakroz (%2) ve levuloz (meyve şekeri %40), %18’i su ve geri kalan diğer maddeler bulunur. İçerisinde on beş şeker tespit edilmiş olup bunlardan bazıları şunlardır: fruktoz, glikoz, sakkaroz, maltoz, izamaltoz, erloz, kestoz, melezitz ve rafinozdur. Genel olarak fruktoz şekeri diğerlerinden farklıdır.

Baldaki Asitler: Uzun yıllar bal içerisinde sadece formik asit bulunduğu fakat analiz metotları geliştirilince asetik, buturik, sitrik, kaproik, laktik, formik, malik, okzalik, suksiniletannik, tartari ve velarikasidlerin varlığı tespit edilmiştir. Balın pH’sı 3,29-4,87 arasında değişmektedir.

Baldaki Enzimler: Çeşitli araştırıcılar, balda diyastaz veya amilaz, invertaz, katalas, aksidas, fosfatas enzimlerini bulmuşlardır. Bu enzimlerin bir kısmı bitkiden gelmekte, bir kısmı ise arının başındaki bezlerden salgılamaktadır.

Baldaki Vitaminler: Eskiden bal içerisinde vitamin olmadığı veya çok az olduğu kanaati hakimdi fakat kimyasal ve biyolojik araştırma metotları geliştirildikten sonra bal içerisinde çeşitli miktarda, Thiamine, Riboflavin, Askorbik asit, Pristoksin, Pantotinikasit, Niasin ve az miktarda Biotin, Folikasit tespit edilmiştir. B1, B2, B6 ve C vitamini vardır.

Baldaki Mineraller: Bal içerisindeki minerallerin miktarı %0,02 ile %1,0 civarındadır. Bu mineraller Potasyum, Klor, Kükürt, Kalsiyum, Sodyum, Fosfor, Magnezyum, Silis, Demir, Mangan ve Bakır’dır. Bunlar içerisinde Potasyum, Kalsiyum ve Fosfor fazla bulunmaktadır.

Baldaki Proteinler: Çeşitli araştırmacılar, bal içerisinde az miktarda Albuminoidlerin ve protein yapı taşları durumunda olan aminoasitlerin olduğunu tespit etmişlerdir.

Kur'ân'ın Işığında Balın Faydaları: Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e bir adam gelerek: - Kardeşimin karnı ağrıyor, bir rivayete göre de : - Kardeşim ishal oldu, der. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (S.A.V) de: - Bal şerbeti içir, buyurmuştur. Adam ikinci ve üçüncü defa gelip hastalığın geçmediğini söyleyince Peygamber Efendimiz (S.A.V) yine: - Bal şerbeti içiriniz, demişti.Tekrar gelerek: -İçirdim fakat ishali ve ağrısı geçmedi, deyince Peygamber aleyhisselatu vesselam: - Allah sözünde doğrudur fakat kardeşinin karnı yalancıdır, buyurdu. 

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in “Allah sözünde doğrudur." buyurması, Cenab-ı Hakkın şu âyetine işarettir:

"Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar. Onda insanlar için bir şifa vardır." (Nahl -69) 

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bal hakkındaki anlattıklarını şöyle açıklayabiliriz: Bahsedilen olayda adamın karın ağrısı fazla yemekten doğan hazımsızlıktandır. Peygamber Efendimiz (S.A.V),  mide ve barsakların kıyı ve köşelerinde birikmiş olan fazlalıkları dışarıya atması için bal içmesini emretmiştir, zira bal mideyi temizler ve fazlalıkları dışarı atar. Mideye, yapışkanlıklarından ve kayganlıklarından dolayı besinlerin yerleşmelerini önleyen yapışkan ve kaygan maddeler sıvanmıştı. Midenin cidarlarında liflerin uçlarının oluşturduğu saçaklar vardır. Bu saçaklara yapışkan ve kaygan maddeler takılıp kaldıklarında, mideyi ve içindeki besin maddelerini bozar. Bu durumda mideyi tedavi etmek, mideyi bu maddelerden temizlemekle mümkündür. Bal, temizleyiciliği yanında bu hastalığın en iyi ilaçlarındandır. Özellikle sıcak suyla karıştırıldığı zaman… 

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bal içmesini tekrar istemesinde açıkça tıbbî yönden bir anlam vardır. Burada anlatılmak istenen şey, ilacın miktar ve dozunun, hastalığa uygun olması gerektiğidir. Eğer ilaç az gelirse hastalığı tamamen gideremez. Eğer fazla gelirse vücudun direncini zayıflatarak başka bir hastalığa yol açar. Peygamber Efendimiz (S.A.V), bal içmesini emrettiğinde adam hastalığın direncine kafi gelecek derecede içmemişti. Bu nedenle de hastalık iyi olmamıştı. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e hastanın iyi olmadığını haber verdiğinde içilen miktarın yeterli olmadığını anladı. Hastalığın inadettiği kendisine iletildiğinde o da tekrarda ısrar etti. Böylece içilen ilaç miktarının hastalığın direncine denk olmasını sağladı. Hastalığın gerektirdiği kadar içilince Allah’ın (c.c.) izniyle hastalık iyi oldu. İlaçların miktar ve dozlarını, hastalığın ve hastanın gücüne göre ayarlamak, tıp kurallarının en büyüklerindendir.

Peygamberimiz  (S.A.V)’in: “Allah  (c.c.) doğrudur, kardeşinin karnı yalancıdır.” sözünde bal şerbetinin faydasının gerçek olduğuna işaret vardır. Hastalığın geçmemesi, doğrudan doğruya ilacın kusuru değildir. Ancak içindeki bozuk maddelerin çokluğu nedeniyle midenin ilacı kabul etmemesi de buna neden olmuştur. Buna bağlı olarak Peygamber Efendimiz (S.A.V) de ilacın tekrar tekrar kullanılmasında ısrar etmiştir. 

Balın birçok faydaları vardır:
- Barsaklardaki, damarlardaki ve diğer organlardaki pislikleri temizler.
- Yenmesi ve haricen sürülmesi, vücut salgılarını düzenler. İhtiyarlara ve balgamlılara faydalıdır.
- Soğuk algınlığını önler. Besleyici, tabiatı yumuşatıcı, içine atılan maddelerin özelliğini koruyucudur.
- Hoşa gitmeyen ilaçların özelliklerini değiştirerek hoşa gider hale getirir.
- Göğsü ve ciğerleri temizler, idrarı artırır, balgamın doğurduğu öksürüğe iyi gelir.
- Gül yağıyla birlikte sıcak sıcak içildiği zaman, uyku sersemliğini giderir.
- Eğer suyla karıştırılmış olarak yalnız başına içilirse, mantar zehirlenmesine karşı faydalı olur.
- İçine taze et konulduğunda, etin tazeliğini üç ay süreyle korur. Aynı şekilde içine acur, hıyar, kabak ve patlıcan atıldığında bu sebzelerin tazeliğini koruduğu gibi, birçok meyvenin tazeliğini de altı ay süreyle korumaktadır.
- Ölünün cesedini de bir süre bozulmadan muhafaza eder. (Mumya malzemelerindendir.) Bu özelliklerinden dolayı bal'a "Güvenilir Koruyucu" adı verilir.
- Bitlenmiş bir insanın bedenine ve saçına sürüldüğü zaman bit yumurtalarını öldürür. Saçları uzatır, güzelleştirir ve yumuşatır.
- Eğer bal gözlere sürme gibi sürülürse gözlerin kararmasını giderir.
- Eğer bal ile diş fırçalanırsa dişleri beyazlatır, pasını giderir, dişlerin ve diş minesinin sağlığını korur, damarların ağızlarını açar ve (kadınların) adet kanını getirir.
- Sabahleyin aç karnına balın yalanması, balgamı giderir, midenin iç yüzündeki saçakları oluşturan lifleri yıkar, midedeki artıkları dışarı atar, sıcaklığını normal derecede tutar, tıkanıklıklarını açar. Bu faaliyetleri ciğer, böbrekler ve mesanede de aynen yapar.
- Bal ciğerdeki tıkanmalara ve dalaktaki hastalıklara tüm tatlıların içinde en az dokunanıdır. Bütün bunlarla beraber, kötülüğünden emin olunan, zararı az olan, safralılara rastlanırsa zararlı olan bir besin maddesidir.
Safralılara olan zararı, sirke ve benzeri maddelerle giderildiği takdirde onlar için son derece faydalı bir hale gelir. Bal, besinlerle birlikte besindir, ilaçlarla birlikte ilaçtır, meşrubatla birlikte meşrubattır. Tatlılarla birlikte tatlıdır, kaymakla birlikte kaymaktır, rahatlatıcı besinlerle birlikte alındığında bir rahatlatıcıdır. Eski âlimler sadece bala güvenir, tedavide ondan yararlanırlardı. Eski âlimlerin eserlerinde şekerin adı geçmez ve onu bilmezler, zira şeker, zamanımızın bir olayı, yakında ortaya çıkan bir besin maddesidir.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) balı aç karnına suyla birlikte içerlerdi. Bunu yapmalarında koruyucu hekimlik açısından ancak zeki ve erdemli bir insanın anlayabileceği açık bir sır vardır. 

Balın kalitesi arıların ne ile beslendiği ve çevre koşulları ile direkt ilgilidir. Özellikle arıların beslendiği flora (bitki sahası) balın kalitesini artıran bir faktördür. Bal üretimi çok büyük bir çaba gerektirir. Örneğin sadece ½ kg ham nektarı toplamak için 900 arının bir gün boyunca çalışması gerekmektedir. Toplanan bu miktarın ise ancak bir kısmını bala çevirebilir. Çiçeklerdeki nektardan elde edilecek balın miktarı, tamamen getirilen nektarın şeker konsantresine bağlıdır. 450 gr.lık saf balı elde edebilmek için yaklaşık olarak 17.000 bal arısının 10 milyon çiçeği ziyaret etmesi gereklidir. Son derece zahmetli olmasına rağmen arılar, balı ihtiyaçlarından kat kat daha fazla üretirler. Kuşkusuz bu Yüce Allah’ın arıları insanlara hizmet ettirdiğinin açık bir delilidir. Arı,  bunca çaba ve emekle bizlere bal yaparak hizmet etmekte ve karşılığında ise bizden hiçbir şey istememektedir. Asırlardır aynı vazifeyi unutmadan, usanmadan, sahip olduğu ilimle tekrar tekrar yaparak hizmet etmektedir.  

Taze ve hakiki bal, kovandan alındıktan yaklaşık 4-5 hafta sonra kritalleşmeye başlar. Donmuş balın kristalleri incedir. Büyük kristalli balın kalitesi düşüktür. Bazı cins ballar kristalleşmeyebilir. En kıymetli bal, ilkbahar ve yazın alınan baldır ve ilaç olarak kullanılabilir. Sonbahar balı ise şifalı değildir. Bal, yemek ile birlikte ve hemen sonra yenirse, tüm şifa özelliğini kaybeder, alerjik etki yapabilir. Balın fazlası şişmanlatır, tembellik yapar, uykuyu çoğaltır. Yanında su içmekte sakınca yoktur. Tedavi amacıyla her sabah-akşam aç karına bir çorba kaşığı yenebilir. Ancak yenilen bu bal öğün yerine geçer yani ardından yemek yenmez. Her gün bal yiyenler, günde bir çorba kaşığından fazlasına veya başka tatlılara muhtaç değildir.  

Tedavide Kullanım Alanları

Bal, en az 3000 seneden beri birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmıştır. Yakın zamanda yapılan bilimsel araştırmalar, balın mucizevî etkilerini göz önüne sermektedir. Balın antiseptik/antimikrobiyal, osmotik, hidrojen peroksit ve asiditesine bağlı çok çeşitli iyileştirici etkileri olduğu saptanmıştır.
Bal temel olarak iki monosakaritin yoğunlaşmış bir karışımıdır. Bu karışımda su etkisi az olduğu için yani su moleküllerinin çoğunluğu monosakaritlere bağlı oldukları için mikroorganizmaların hayatta kalmasını sağlayacak nemden ve sudan yoksundur. Böylelikle balda hiçbir mikroorganizma canlı kalamaz. Bunun içindir ki bal, asırlardır yanık, yara ve deri ülserlerini iyileştirmek için kullanılmıştır.

Balın yüksek şeker oranı, hipertonisitesini artırdığı için etrafındaki bakterilerin suyunu hipertonik alana çekip bakteri hücrelerinin büzüşmesini sağlar. Bir antiseptik olarak balın metisilin dayanıklı Staphylococcus aureus (MRSA) gibi dirençli bakterilere karşı etkili olabileceğini savunan araştırmalar mevcuttur. Bal içindeki hidrojen peroksit, tıbbî olarak kullanılan hidrojen peroksite üstündür. Balın içindeki hidrojen peroksit, faal hale sulandırma sonucunda gelir. Yani, bal yara üzerine sürüldüğünde, hidrojen peroksit yavaşça vücut sıvıları tarafından sulandırılarak etkili hale geçer. Hem yavaş olarak etkinlik kazanması hem de tıbbî hidrojen peroksitten daha düşük bir yoğunlukta bulunması, balın mikropları öldürüp vücudun hücrelerinin zarar görmemesini sağlar.

Bal pH'ı 3.2 ve 4.5 arasında olduğu için enfeksiyondan sorumlu bakterilerin çoğalmasını önler. Bal içinde birçok polifenol yani doğal antioksidan olarak işlev gören madde barındırdığı için uzun dönem tüketimi sonucu kanseri önlediği bildirilmiştir. Ayrıca, içindeki demir vücuttaki zararlı oksijen radikallerini zararsız hale getirir. Araştırmalara göre bal aynı zamanda bağırsaklardaki probiyotik bakteri florasını çoğaltabildiği için bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi kolesterolü düşürmekle beraber sindirimi kolaylaştırır ve kolon kanserini önlemede etkilidir.

* Balın %70’lik kısmı doğrudan kana karışmaktadır. Bunun yanında balın içinde, her türlü mikrobun üremesini engelleyen birçok madde vardır. Bunun sayesinde bal, uzun yıllar boyunca bozulmadan kalır.

* Bal vücudun erken yıpranmasını engelleyen bir besindir. Bal sinir bozukluğu nedeniyle uyuyamayan insanların sinirleri teskin eder. Mide ülserine de balın faydası vardır. Bal, damarları genişletip yüksek tansiyonu düşürür. Kalbi kuvvetlendirir ve çarpıntıları giderir.

* Bal, kalbin her tarafının bol kanla beslenmesini sağlar. Bal, karaciğerin en iyi dostlarından birisidir. Bal, karaciğerin kendi kendini tamir etmesine imkân tanır.

* Bronşit, gastrit, romatizma, mide ve on iki parmak bağırsağı ülseri, kansızlık gibi birçok hastalıklara şifadır. Balın içerisinde hangi çiçeğin poleni ve miktarı fazla ise, bal o bitkinin karakterize özelliklerini gösterir. (Deli bal diye anılan bal ise tansiyonu düşürür. 1 şeker kaşığından fazlasını yemek sakıncalıdır.) Bal çok enerjili olmakla beraber zehirli değildir.

* Bal, bel ağrıları için havanda dövülen kuyruk yağı ile karıştırılıp sürülürse 3 gün içinde ağrı gittikçe azalır ve sonunda yok olur.

* Bal, soğuk su ile karıştırılıp içilirse ishali durdurur, sıcak su ile veya ılık su ile içilirse kuvvetli müshil olur.

* Bal, boğaz ağrılarında ılık nemli bezle boğaza sürülüp sarılırsa ağrı kısa zamanda geçer yok olur.

* Bal, bir miktar tuzla karıştırılıp, devamlı içilirse balgam söktürür.

* Bal, sırt ağrılarında ağrıyan yere sürülür, üzerine dövülmüş karabiber ekilirse ağrı kesilir.

* Bal, beynin çalışmasını kolaylaştırır. Düşünceye mükemmellik kazandırır.

* Bal, kan yapar. Kanın temizlenmesine yardımcı olur. Kan dolaşımını hem düzenler hem kolaylaştırır ve damar sertliğinde olumlu etki yapar.

* Bal, yağın hazmını kolaylaştırır. Anne ve inek sütünün demir eksikliğini tamamlar, iştah açar ve bağırsaklara özgü hareketleri artırarak rahatlık sağlar.

* Bal, kalp çarpıntısından ve yüksek tansiyondan şikayetçi olanlar için son derece yararlı bir besindir.

* Bal, yiyerek, sinir bozukluğundan yakınan uykusuz kişiler rahatlayabilirler.

* Bal, altını ıslatan çocuklara 1-2 ay devamlı yedirilirse bu huylarından vazgeçtikleri saptanmıştır. Çünkü balın sinirler üzerinde olumlu etkisi vardır.

* Bal, beslenmeden doğan bazı eksiklikler çocuklara ve hatta büyüklerde bile kemikle ilgili hastalıkların tedavisinde çok faydalıdır.

* Bal, hem sabah hem akşam devamlı yedirilirse sarılığın çok kısa zamanda tedavi edilmesinde yardımcı olur.

* Bal, kusma, öksürük, bronşit gibi hastalıklarda kaynatılmış arpa suyu ile içirilirse hastalık tedavi edilir.

* Bal,  bademciklerin doğal  ilacıdır.  Kaynatılmış ada çayına  biraz sirke biraz bal karıştırılıp önce gargara yapılıp sonra yudum yudum içilirse boğaz içindeki ağrılar geçer, bademcik iltihaplarında iyileşme görülür.

* Balın çabuk enerjiye dönüşen hazır gıda maddesi olması özelliği ile sporla meşgul olan kimselere enerji vermek için ve yorgunluklarını gidermek için sade veya portakal suyuna karıştırılarak kullanılmaktadır.

* Bal, kozmetik sanayisinde çeşitli güzellik malzemelerinin yapımında da kullanılmaktadır. Bal, limon suyu ve bir bardak sıcak su ile içildiğinde boğaz ağrısını ve öksürüğünü giderir, gribe yakalanmış kişileri rahatlatır.

* Mideye kuvvet verir, midedeki fazlalıkları dışarı atar. Sindirimi kolaylaştırır, sindirim organlarının düzenli çalışmasını sağlar. Hazmı gerektirmediği için kolayca kana geçer, baldaki şeker emilimi en kolay olan şekerdir.

* Kansızlığı ve zaafı giderir. Hastalıktan yeni kalkmışlara kuvvet verir.

* Şerbeti içilirse damarları açar, kalp adalesine faaliyet ve zindelik verir, kalp hastalıklarına faydalıdır. Diğer şekerlerin aksine, oksijen ile reaksiyona girdiğinde tam bir yanma meydana geldiği için kanda daha az atık madde bırakır.

* Romatizmal hastalıklarda haricen kullanmak hastayı kısa sürede iyileştirir. Romatizmalı yeri arıya sokturmakta faydalıdır. Hafif ateşte ısıtılmış bal mumu ağrıyan bölgeye bağlanırsa iki üç saat sonra ağrı ve iltihabın geçtiği görülür.

* Alerjik vakalarda, özellikle bahar alerjisine yakalanan kişiler hangi koku ve tozun kendilerinde alerji yaptığını bilir veya bulursa o çiçek balını ya da bal şerbetini yerlerse giderir.

* Bal ısıtılıp buharı buruna çekildiğinde, hastanın ağrı ve sızısı birkaç dakika sonra dinmeye başlar.

* Özellikle Deli Bal (Kestane-Kekik balı) yüksek tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir. 1 günde 1 şeker kaşığından fazla yenmemesi gerekir. Fazla yenirse tansiyonu fazla düşürür, çarpar.

* İhtiva ettiği A, B, C ve diğer vitaminler ve minerallerle insana zindelik verir. Zekânın açılmasında; bal, ceviz, fıstık yenmesi iyi gelir. 

*İştahı açar. 1 su bardağı ılık suya 1 tatlı kaşığı süzme bal ve 1 kahve kaşığı çörek otu konup karıştırılır. Günde 1 kere içilir.

* Diğer tatlı ve meyvelerin zıddı bal, dişleri ve diş etlerini temizleyip parlatan bir macundur. Dişleri ve dişetlerini mikroplardan korur. Ağızdaki yaraları tedavi eder. Şeker veya meyve yense ağız fırçalanmasa dişte feaftün (koku) olup diş çürür. Bal ise diş temizliğinde de kullanılmıştır.

Balın faydaları:

İyi Bir Koruyucudur: Antibakteriyel özelliğinden dolayı içinde birçok gıda bozulmadan saklanabilir.

Mideye Kuvvet Verir: Baldaki şeker, emilimi en kolay olan şeker olması ve hazmı gerektirmediğinden kolayca kana geçer ve midedeki fazlalıkları dışarı atar.

Kansızlığı Giderir: Kan yapıcı özelliğinin yanında hastalıktan yeni kalkmışlara kuvvet verir.

Damarları Açar: Diğer şekerlerin aksine, okisjen ile reaksiyona girdiğinde tam yanma meydana geldiği için kanda daha az atık madde bırakır. Kalp adalesine faaliyet ve zindelik vermesiyle kalp hastalarına faydalıdır.

Romatizma: Romatizmal hastalıklarda haricen kullanmak hastayı kısa sürede iyileştirir.

Alerji: Alerjik vakıalarda pahalı ve zahmetli tedavilerin yerini alacak bir alternatif tedavidir.

Ağrı Dindirici: Balın bilhassa buharı, ağrı ve sızıyı birkaç dakika içinde dindirmeye başlar.

İştah Açıcı: İhtiva ettiği A, B, C ve diğer vitaminler ve mineraller insana zindelik verir.

Doğal Diş Macunu: Diğer tatlı ve meyvelerin zıttı bal, dişleri ve diş etlerini temizleyip parlatan bir macundur. Dişleri ve diş etlerini mikroplardan korur. Ağızdaki yaraları tedavi eder.

Kabızlık: Bilhassa sıcak bal şerbeti kabızlığı kısa sürede geçirir.

Şişmanlık: Bal içerdiği enzimler sebebiyle şişmanlığı önler. Bilhassa ılık bal şerbetinin zayıflatıcı özelliği vardır.

Yara-İltihap Giderir: Bugün modern tıpta ameliyat yaralarında bal kullanıldığı bilinmektedir. Cavanagh ve Beazley adlı araştırmacılar, balın laboratuar şartlarında özellikle boğaz iltihaplarında kendini gösteren Kalbi Tutacoli mikropları ile Candida Albicans isimli mantarlar üzerinde balın etkili olduğunu gözlemlemişlerdir. İnhibin mikropların üremesini de önler.

Balgam Söktürür: Balgamı keser. Vücudun pis rutubetini giderir.

Göze Faydalıdır: Gözün görme gücünü arttırır. Nar suyu ile karıştırılıp göze sürme gibi çekilirse gözün keskin görmesini sağlar.

Karın Ağrısı: Karın ağrısını geçirir. Bal şerbeti karın ağrılarını çok kısa bir sürede dindirir.

İdrar Söktürür: Mesane yollarını temizler. İltihabını giderir.

Köpek Isırmasına karşı faydalıdır. Köpek ısırınca bal şerbeti içilir. Ve köpeğin ısırdığı yere bal sürülür. Kuduz ihtimaline karşı tıbbî tedbirler ayrıca alınmalıdır.

Cildi Güzelleştirir: Vücut bal ile ovulursa cilt yumuşar. Bitleri öldürür.

Saçları besler. Saça sürülürse saçları yumuşatır, besler, uzatır, parlaklık ve canlılık kazandırır.

Nezleyi geçirir. Bal limonla veya sütle içilirse nezle için çok faydalıdır.

Verem: Özellikle çiçek balı gül ile karıştırılıp sabah akşam yenirse akciğer yaraları ve vereme çok faydalıdır.

Yanıklar: Bal zeytinyağı ve gres yağıyla karıştırılıp yanan yerlere sürülürse acı, sızı çekilmez. Yanık kısa sürede iyileşir. Yanık izi kalmaz.

Varise faydalıdır. Bal vücutta olan varis ve varis yaralarına masaj yapılarak sürülürse çok faydalıdır.

Karaciğer:  Bal karaciğer ve göğsü temizler. Baldaki ciholin, karaciğerin fonksiyonunu kuvvetlendirir ve hücrelerinde toplanan yağın giderilmesi için harekete geçirir.

Sarılık: Balla salatalık rendelenerek yenirse susuzluğu giderir. Kanı temizler. Sarılığı kısa sürede iyileştirir.

Terlemeyi giderir. Bal mumu ile birlikte birkaç gün sakız gibi çiğnenirse burun tıkanıklığı ve bundan dolayı meydana gelen terlemeyi giderir.

İshali durdurur. Soğuk bal şerbeti ishale çok faydalıdır. Kısa sürede durdurur.

Alaca: Alaca hastası olanlar en az iki-üç ay sabah aç karnına bir su bardağı bal şerbeti içerse şifa görür.

Kolesterolü düşürür. Yatağını ıslatan çocuklar için gayet faydalıdır.

İlaçların Yan Tesirini önler. Zararlarını nötüre eder.

Büyüme çağındaki çocukların zekâ gelişimine azımsanmayacak derecede olumlu etkisi vardır.

Ayrıca önemli ölçüde cinsel gücü arttırıcı özelliği vardır.

Balın Fizyolojik Etkileri: Bal insanoğlunun tükettiği en eski gıdaların başında gelmektedir. Bal binlerce yıldan beri hem enerji sağlayan değerli bir besin maddesi olarak hem de yara ve yanıkların tedavisinde ve birçok hastalıklarda ilaç niyetine kullanılmaktadır.  - Bal bir doğal enerji kaynağıdır. Bu nedenle bebekler, yaşlılar, sporcular, hasta ve düşkünlerle birlikte normal sağlıklı insanlar tarafından da severek ve bilinçli olarak tüketilmektedir. - Bal, yeni doğan bebeklerde sütten yararlanmayı ve kemiklerde Kalsiyum fiksasyonunu artırmaktadır. Sadece süt ile beslenen bebeklerde oluşan kansızlığı (anemi) ve anorexiayı önlemektedir. - Bal iştah artırmakta, enerji ve direnç kazandırmaktadır.

Balın Sindirim Sistemine Etkileri: Bal, besinlerin daha hızlı sindirilmesine neden olmakta, sindirim sistemi enfeksiyonlarında, kabızlığın giderilmesinde on iki parmak bağırsağı ülserlerinde ve karaciğer rahatsızlıklarında yaygın olarak kullanılmaktadır.  

Balın Solunum Sistemine Etkileri: Bal karasal iklime sahip ve gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı, ağız, boğaz ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler balın antimikrobiyel etkisinin yanı sıra baldaki fruktozun doku ve kasları yumuşatıcı ve gevşetici özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Balın Yara ve Yanıklarda Kullanımı: Bal günümüzde modern tıpta besleyici ve nemlendirici özelliği nedeniyle birçok kozmetik kremlerinde, açık yaralarda, yatak yaralarında, ülserlerde ve yanıklarda doğrudan sürülen ilaçların yapımında kullanılmaktadır. Bal enfeksiyonları önlemekte, doku oluşmasını hızlandırmakta ve yara ve yanık izlerini azaltmaktadır. Eşit miktardaki bal, çavdar unu ve zeytin yağı karışımı ile hazırlanan kremin günde 3 kez kullanımı ile inek ve atlarda görülen ve kangrene dönüşen yaraları dahi tedavi ettiği bildirilmektedir.

Balın Göz Hastalıklarında Kullanımı: Balın bazı ülkelerde doktorlar tarafından katarakt ve kojuktivit ile bazı kornea rahatsızlıklarında başarı ile kullanıldığı bildirilmektedir (Mikhailov, 1950). Ayrıca kornea ülserinin de saf bal ile veya vazelin yerine bal ile hazırlanan %3’lük sulphidine pomadı ile başarılı bir şekilde tedavi edildiği bildirilmektedir.

Şeker Hastalığı ve Bal: Zaman zaman hakiki balın şeker hastalığına iyi geldiği şeklinde yazılar çıkmakta veya söylentiler duyulmaktadır. Bunun bilimsel bir dayanağı yoktur ve yanlıştır. Bal da kan şekerini yükseltir ve fazla alındığında şeker hastalarını komaya sokabilir. Ancak eşit miktarda alınan bal, kan şekerini çay şekerine oranla daha az yükseltmektedir. Bu nedenle şeker yerine az miktarda bal kullanılabilir.

Balın Antimikrobiyel Aktivitesi:  Balda mikrop üreyemez çünkü; - Şeker konsantrasyonu çok fazladır. - Balın pH’sı 3.5-4.0 civarındadır. - Baldaki enzimler inhibin (H2O2) oluşmasına neden olur.

Not: Isıtılmış ballarda antimikrobiyel aktivite görülmez veya yok denecek kadar azdır. 

Balla İyileşin:

Akne: İki çorba kaşığı balı iki çorba kaşığı süt ve yeni sıkılmış bir limonun suyu ile karıştırın ve bu karışımı akşamları cildinize sürün. Ertesi sabah yüzünüzü ılık su ile yıkayın.

Diyare: Yarım litre suya iki tatlı kaşığı dövülmüş anason tohumu ve kimyon katıp kaynatın, on dakika dinlendirin. Karışıma üç çorba kaşığı bal katın ve günde üç kere için.

Soğuk algınlığı: Büyük bir kasenin içinde tam yağlı ılık süte üç tatlı kaşığı bal katıp bundan günde en az üç fincan için.

Bahar nezlesi: Bahar nezlesi mevsimi başlamadan günde birçok defa bir parça petek bal çiğneyin.

Böcek sokması: Bir çorba kaşığı bala beş damla karanfil yağı katın ve böcek sokan yere her gün birçok defa sürün.

Romatizma: Yatmadan önce yarım litre ılık suya üç çorba kaşığı bal katın. Keten bir bezi bunda ıslatın ve ağrıyan ekleme sarın. Üstünü kuru bir havluya sarın ve gece bu şekilde yatın.

Kabızlık: Her gece yatmadan önce bir çorba kaşığı bal yiyin.

Yaralar: Ufak yaralarda örneğin parmağınızı kestiğinizde buraya ince bir tabaka bal sürün, sargı beziyle sarın ve iki saat sonra bezi alıp suyla burayı yıkayın. Bunu günde iki, üç kere tekrarlayın.

Dişeti iltihabı: Dişlerinizi fırçalamadan önce ağzınıza bir çorba kaşığı bal alın ve dilinizle bir dakika diş etinize sürerek masaj yapın.

Karaciğer zayıflığı: Baldaki cholin karaciğerin fonksiyonunu kuvvetlendirir ve hücrelerinde toplanan yağın giderilmesi için harekete geçirir.

İshal: 50 gram kırmızı gül, 300 gram su içinde çay gibi haşlanıp aynı miktarda bal ile karıştırılırsa hâsıl olan ilaç, ishali keser, barsaklara rahatlık ve sükûnet verir. 

Ballı Sarımsaklı İlaç: 10 tane limonun suyu, tahta havanda dövülmüş 10 baş sarımsak ve bir kilo bal ile karıştırılarak cam kavanoza konulur. Ağzı 3 kat pamuklu bezle kapatılır. Karanlık ve serin bir yerde 7 gün bekletilir. 7 gün sonra kapağı kapatılarak buzdolabına konulur. Yıllarca saklanabilir. Ne kadar uzun kalırsa o kadar kuvvetlenir. Bu karışımdan günde bir defa olmak üzere 4 çay kaşığı yutulur. Her defasında bir çay kaşığı ağza alınarak çabuk yutmadan ağızda dağılmasını sağlayacak şekilde bekleterek eritmek gerekir. Bu önemlidir çünkü ilacı midenin değil, ağızdaki kılcal damarların emmesi gerekir. Her gün belli saatte aç karına bu karışım bitene kadar tüketilir. Kalp ve beyin damarlarını açar, mide ve on iki parmak bağırsağı ülserine, midedeki H.pylori enfeksiyonuna son verir. Kırk yaşın üstündekiler bu ilacı her türlü derde devâ olarak kullanabilirler. Limon suyu yerine ev yapımı elma sirkesi de kullanılabilir.  

Hz. Allah (c.c.), balda saydığımız bunca şifadan başka şifalar da yaratmıştır. Ayrıca yılanın zehrine şifa gizleyen Cenâb-ı Allah, bal arısının iğnesine de şifa saklamıştır. Bal arısı iğnesi, zehirli olmakla beraber az miktarda kullanılması, bazı hastalıklar için şifadır. Meselâ bal arısının iğnesi, vücuttaki ağrı, sızı, mafsal ağrıları, romatizma, siyatik, bel ve ayak ağrıları için ciltteki çıban ve sivilceler için gayet faydalıdır. 

Sahte Balı Ayırt Etmenin Yolları: 

Çiçek balı ile şeker karıştırılmış balı birbirinden ayırt etmek için kibrit çöpünün üstüne konulacak kadar bir bal damlası ışığa tutularak içerisinde şeker olup olmadığı ayırt edilebilir.
Bal damlası şiddetli bir ışık kaynağına tutulur. Sarkmaya başlayan bal damlasında ışıklar sol tarafta toplanırsa çiçek, sağ tarafta toplanırsa şeker karıştırılmış baldır.
Ancak sağ tarafta toplanan ışık her zaman şeker karıştırılmış bal anlamına gelmez, bazen kaynağı çam ve farklı bitkiler olan ballar da ışığı sağ tarafta toplar.
Bizim için önemli olan, aldığımız balın çiçek balı olmasıdır. Onun için alacağımız balın ışığı mutlaka sol tarafta toplanmalıdır. Gerçek bal, soğuk ortamlarda şekerlenir; sahte bal şekerlenmez.
Gerçek balın çok özel, esans gibi hafif bir kokusu vardır. Balı keserken, saklama kabını açıp kapatırken bu koku daha yoğun algılanır.
Gerçek bal, glikozlu bala göre daha koyu kıvamdadır. Gerçek bal, şerbet gibi aşırı tatlı değildir. Glikozlu bal daha tatlıdır. Bal ağza alındığında birkaç tür tat alınır. Yapay ballarda düz, tek bir tat olur.
Ucuz balda mutlaka şeker ve türevi maddeler vardır. Bazı üreticiler şekerden elde edilen ürüne, süzme çam balı karıştırıyor. Çam balı ucuz olduğu için bu işte kullanılıyor.
Balı dolapta bekletme yöntemi doğru değildir. Yapısı itibarıyla her zaman nemi çeker. Üzerinde tabaka oluşur. Sonra kristalleşir. Bal olmayan ürünler bu özelliği göstermez. 

Balla Gelen Güzellik : Bal, içeriğindeki birçok vitamin mineral, antioksidan ve aminoasitlerle değerli bir besin maddesi olmasının yanında, her geçen gün yeni bir tedavi edici özeliği kanıtlanmakta ve aynı zamanda doğal bakım ürünü yapımında da kullanılmaktadır. Cildimize sürdüğümüz herşeyin hücrelerimiz tarafından emildiğini düşünürsek, yiyemediğiniz hiçbir şeyi cildinize sürmeyin düşüncesi haklılık kazanmaktadır.

Bal ile Güzellik Reçeteleri:

Sıkılaştırıcı Yüz Maskesi ; Malzeme:  1 kaşık bal,1 yumurtanın beyazı,1 kaşık gliserin (eczanelerden bulunabilir), 1/4 fincan un  Uygulama: Malzemeleri karıştırın. Hamur olacak kadar unu katın ve hamurla yüzünüzü ve boynunuzu kaplayın. 10 dakika bekletip ılık suyla yıkayın.

Ballı Dudak ParlatıcısıMalzeme: 1 fincan tatlı badem yağı,1/2 fincan balmumu,2 kaşık bal  Uygulama: Bademyağı ve balmumunu mikrodalga fırına uygun bir kaba koyun. Yüksek derecede 1 dakika ya da balmumu eriyene kadar tutun. Bu karışıma balı ilave edip karıştırın. İyice karıştırdıktan sonra soğumaya bırakın. Kapaklı minik kaplara dökün. Dudak nemlendiricisi olarak ya da ruj üzerine parlatıcı olarak kullanabilirsiniz.

Bal-Yabanmersini Dudak Parlatıcısı ; Malzeme: 1 kaşık tatlı badem yağı,10 adet taze yabanmersini,1 kaşık bal,1 damla e vitamini yağı (buğday yağı olabilir) Uygulama: Mikrodalgaya uygun bir kapta tüm malzemeyi karıştırın. Kaynar su bulunan kabın içine karışımın kabını yerleştirin, yavaşça karıştırırken yabanmersinlerini ezin. Karışım kaynama noktasına gelene kadar sürdürün. Karışımı ateşten alıp 5 dakika kadar soğumaya bırakın. Bir kalburdan geçirerek tüm meyve parçalarını ayırın. Süzülen sıvıyı yeniden karıştırıp soğumaya bırakın. Soğuduğunda küçük plastik bir kaba ya da kavanoza alın. Arada bir dudaklarınıza sürün. Hem besleyecek hem kuruluğu önleyecek hem de hoş bir görünüm sağlayacaktır.

Bal-Vanilya Banyo Köpüğü ; Malzeme:1 fincan tatlı badem yağı veya zeytinyağı ya da susam yağı da olabilir.1/2 fincan bal, 1/2 fincan sıvı sabun, 1 kaşık vanilya extraktı  Uygulama: Yağı bir kaba koyun ve diğer tüm malzemeleri yavaşça karıştırarak katın. Temiz, kapaklı, plastik bir kaba karışımı aktarın. Kullanmadan önce yavaşça çalkalayın. 4 banyo için yeterli banyo köpüğü elde edilmiştir. Küvete girmeden önce su akarken yeteri kadar köpüğü küvete ilave edin.

Bal Temizleyici Losyonu ; Malzeme: 1/4 fincan bal, 1 kaşık sıvı sabun ,1/2 fincan gliserin (eczanelerden bulunabilir) Uygulama:  Malzemeleri küçük bir kapta iyice karışana kadar karıştırın. Temiz plastik bir kaba alın. Sünger ya da pamuklu bir beze döküp bununla yüzünüzü hafifçe ovun ve ılık suyla durulayın.

 Salatalık - Bal Tonik  ; 1/2 fincan için. Malzeme:  1 orta boy salatalık (soyulup doğranmış),2 kaşık bal  Uygulama: Salatalığı mikserde püre haline getirip bir kevgire koyun. Kevgirin altına da cam bir kap yerleştirin. 15 dakika kadar süzülmeye bırakın. Salatalığın suyu iyice süzüldüğünde minik bir kavanoza alıp içine balı ilave edin.Kullanmak için şişeyi iyice çalkalayın ve pamuklu bir bezi bu tonikle ıslatın. Sabah akşam yüz, boyun ve göğüs bölgesini silin. 3-4 dakika kurumasını bekleyin. Kalan toniği kapaklı kabında 1 hafta kadar tutabilirsiniz. Bir haftalık kullanımdan sonra yeniden tonik yapmalısınız.

Bal - Elma Yüz Toniği ; Malzeme: 1 kaşık bal,1 elma (soyulup göbeği çıkarılmış)  Uygulama: Bal ve elmayı mikserden geçirip püre haline getirin. Yüze sürüp 15 dakika bekletin. Soğuk suyla durulayın.

Salatalık Bal Göz Besleyicisi (4 kullanımlık) ; Malzeme: 1 kaşık aloe vera jel , 2 kaşık salatalık (soyulmuş, çekirdekleri ayrılmış),1/2 kaşık bal, 1/2 kaşık papatya çayı  Uygulama: Papatyaya kaynar su ilave edin. Soğumaya bırakın. Salatalığı, bal ve aleo verayı mikserden geçirin . (mikseri en düşük hızda çalıştırın). papatya çayını ilave edin. Yumuşak bir karışım olana kadar karıştırın. Yüzük parmağınızla göz altlarına hafifçe sürün. Cam bir kaba koyarak üzerini naylonla kapatın. Buzdolabında bir hafta kadar ömrü vardır. Bir hafta boyunca kullanabilirsiniz. Yararları: Göz kapağındaki şişlikleri giderir göz çevresine taze bir görünüm kazandırır.

Saç İçin Bakım Maskesi ; Malzeme: 1/2 fincan bal,1/4 fincan zeytinyağı Uygulama: Bal ve zeytinyağını karıştırın. Tüm saça sürün. Başınıza naylon bone geçirip 30 dakika bekleyin. Daha sonra şampuanlayıp durulayın.

Kırışıklıklara Karşı Maske : Civan perçemi çiçeği, saf suda 10 dakika kaynatılıp sıkılarak süzülür. Bir fincan su soğutulur. Elde edilen posa ezildikten sonra, yarım fincan limon suyu, bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir tatlı kaşığı bal ve çırpılmış yumurta sarısı ile karıştırılıp bu karışıma soğuk civan perçemi suyu katılır. Maske kıvamına gelinceye kadar yulaf unu eklenir. Bu maske yüzdeki çöküntü ve kırışıklıkların giderilmesi için uygulanır. Bir hafta boyunca uygulanmalıdır. Yüzde bir saat kalmalıdır.

Bal Banyosu - Kuru ciltler için ideal: Plastik su şişesinde bir litre süt, bir fincan tuz ve yarım fincan balı çalkalayıp karıştırın. Bu köpükle vücudunuzu ovun, sonra durulayın. Süt banyosu; derinlemesine temizler, epidermisin hassasiyetine zarar vermediği için cildi kurutmaz. Tuz; ölü derinin atılmasına yardımcı olur. Bal; canlandırıcı etkisiyle haftada bir kez kullanıldığında cildinize ferahlık verir.

Avokado - Bal maskesi, kuru cilt için : Olgun bir avokado meyvesi kabuksuz olarak çatalla ezilir ve yarım tatlı kaşığı bal, bir tatlı kaşığı elma sirkesi ile iyice karıştırılır. Bir yumurta sarısı çatalla iyice çırpıldıktan sonra eklenerek karıştırılır ve bu arada da 3 yemek kaşığı dolusu zeytinyağı, karıştırılma sırasında azar azar eklenir. Yüze, boyuna ve dekolteye bolca uygulanır ve 20-30 dakika etkilemeye bırakılır.

Cildi tazelemek için : Bal, limon suyu ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağı iyice karıştırılır. Cilde sürülüp 20 dakika bekletilir ve yıkanır.

Bal maskesi: Bal yüze ve boyuna sürülüp 20-25 dakika süreyle uygulanır. Yüz ılık sütle yıkanır ve soğuk suyla güzelce durulanır.

Ballı Yumurta Maskesi ; Malzeme: 1  çay kaşığı nemlendirici krem, 1 yumurta ,1 yemek kaşığı badem yağı ,1 yemek kaşığı bal  Hazırlanışı: Yumurtanın beyazı ve sarısını ayırın. Yumurtanın sarısına damlalar halinde badem yağını ekleyerek karıştırın. Ardından yavaşça nemlendirici kremi ve balı katın. Yumurta beyazını da ayrı bir kapta hafifçe çırpın ve yumurta sarısını karşıma katıp tümünü sürülebilecek kıvama gelene kadar karıştırın.
Kullanımı: Karışımı, genişçe bir fırça veya pamukla yüz ve boyun bölgesine yayın ve en az yarım saat etkisini göstermesini bekleyin. Ardından ılık suyla yıkayın. 

Eller için: Ellerinizin yumuşacık olmasını istiyorsanız; iki çay kaşığı bal ve yarım limon suyunu karıştırarak ellerinize sürün. 

Allahû Teâlâ’nın tabiattaki en çalışkan küçücük bir hayvan olan arı eliyle bizlere sunduğu büyük şifa kaynağından en güzel istifade ederek hikmetlerini idrak edebilmemiz temennisi  ile…

Sıhhatle ve sevgiyle kalın…

Nazan Başoğul, 11.04.2010

Bu yazı 11.04.2010 tarihinden itibaren toplam 31696 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • Çekirdeği Toprağa Vermek (06.08.2014)
  • Küçük Kırmızı Mucize "Vişne" (23.07.2014)
  • Doğal Ağrı Kesici "Kiraz" (11.07.2014)
  • Zararlılarla "Doğal Mücadele" (27.06.2014)
  • Suyla Gelen Sağlık "Kaplıcalar" (29.05.2014)
  • Canlı Yaşamın Temeli "Su" (18.04.2014)
  • Kan Grubuna Göre Beslenme (16.03.2014)
  • Çağın Mucizesi "Alkali Beslenme" (28.01.2014)
  • Günümüz Beslenme Hataları (11.12.2013)
  • Doğal Yollarla Güzelleşin (20.10.2013)
  • Evimizdeki Mucize "Karbonat" (11.09.2013)
  • Doğal Yollarla "Saç Bakımı" (13.08.2013)
  • Evde Yapılabilecek “Doğal Temizlik Malzemeleri” (18.06.2013)
  • Kutsal Ot "Adaçayı" (24.04.2013)
  • Kokusuyla Büyüleyen "Lavanta" (20.03.2013)
  • Beynin Dostu "Ceviz" (05.02.2013)
  • Organik Altın "Safran" (03.01.2013)
  • Bir Ecza Deposu "Meyan Kökü" (13.12.2012)
  • Böbrek Doktoru "Gilaburu" (02.11.2012)
  • Yararlı Bir Bitki "At Kestanesi" (20.10.2012)
  • Sonbaharın Habercisi " Kızılcık " (15.09.2012)
  • Her Derdin Devası "Kayısı" (04.09.2012)
  • Ev Yapımı İçecekler (04.08.2012)
  • Ferahlığın Adı "Nane" (23.07.2012)
  • Sağlık Dostu "Kuşburnu" (14.07.2012)
  • Şifanın Bileği "Karanfil" (03.07.2012)
  • Zevkin Tadı "Kahve" (17.05.2012)
  • Çiçeklerin Sultanı " Gül " (09.04.2012)
  • Cebinizdeki Doktor "Kabak Çekirdeği" (22.03.2012)
  • Renk'lerin Hayatımızdaki Etkileri (08.03.2012)
  • Potasyum Deposu "Tarçın" (03.01.2012)
  • Çöldeki Anahtar "Aloe Vera" (05.12.2011)
  • Kalbin En İyi İlâcı "Alıç" (16.11.2011)
  • Gençlik Aşısı "Böğürtlen" (27.10.2011)
  • Şifa Deposu "Zeytin Yaprağı" (11.10.2011)
  • Her Derde Deva "Keten Tohumu" (18.09.2011)
  • Huzurlu Yaşam İçin "Sarı Kantaron" (03.08.2011)
  • Doğa Harikası "Polen" (10.07.2011)
  • Doğanın Doktoru "Zeytinyağı" (09.06.2011)
  • Altın Değerinde Bir Meyve "Altın Çilek" (02.05.2011)
  • Doğal Taşların Dili (12.04.2011)
  • Vücudumuzun Doktoru "Limon" (23.03.2011)
  • Karaciğer Dostu "Deve Dikeni" (06.03.2011)
  • Kendisi Küçük, Şifası Büyük "Çörek Otu" (23.02.2011)
  • Himalaya Tuzu (05.02.2011)
  • "Taş"ın Suyunu Çıkarmak (25.01.2011)
  • Misk-i Amber (08.01.2011)
  • Asrın İlâcı -"Propolis" (28.12.2010)
  • Mini Bir Mucize "Trabzon Hurması" (18.12.2010)
  • Beş Bin Yıllık Mucize İlâç "Keçiboynuzu" (11.12.2010)
  • Soğuk Algınlığı Düşmanı "Ekinezya" (03.12.2010)
  • "Kudret Narı" nın Kudretli Faydaları (23.11.2010)
  • "Kâbe" Dünyanın Merkezinde (14.11.2010)
  • Kâinatta, Canlılarda ve Doğadaki Mükemmel Estetik "Altın Oran" (27.10.2010)
  • Ginseng ve Faydaları (12.10.2010)
  • Kanserin Düşmanı "Zerdeçal" (28.09.2010)
  • Mucize İçecek "Kefir" (15.09.2010)
  • Karpuz ve Çekirdekleri ile Gelen Sağlık (28.08.2010)
  • Canlılığın Hayati Özü " Su " (18.08.2010)
  • Unutturulan "Geleneksel İçeceklerimiz" (06.08.2010)
  • "Kil" ile Gelen Güzellik (24.07.2010)
  • Mükemmel Gıda "Anne Sütü" (13.07.2010)
  • Doğal Mucize -"Maden Suyu" (30.06.2010)
  • İsveç Şurubu (16.06.2010)
  • Kırmızı Pancar ve Sağlığımız (02.06.2010)
  • Mesir Macunu - Kuvvet Macunu (21.05.2010)
  • "Acı Kavun"un Faydaları ve Kullanımı (11.05.2010)
  • Bitkisel Yağların Faydaları (03.05.2010)
  • Kur'ân'da Dikkat Çekilen Bitkiler (21.04.2010)
  • Günlük Hayatımızı Kolaylaştıran Reçeteler (03.04.2010)
  • Misvak ve Faydaları (26.03.2010)
  • Bitkilerle Zayıflama (17.03.2010)
  • Doğal Antibiyotik "Sarımsak" (09.03.2010)
  • "Doktor Sülükler" Hayat Veriyor... (27.02.2010)
  • "Nar" ın Bilinmeyen Faydaları ve Önemi (17.02.2010)
  • Sağlıklı Çay - "Yeşil Çay" (07.02.2010)
  • Bitkilerin Yan Etkileri (31.01.2010)
  • Zencefil ve Faydaları (25.01.2010)
  • Doğal Cilt Bakım Kremleri (17.01.2010)
  • İnsanlara Sunulan Bir Nimet : Yağmur (11.01.2010)
  • Bitkilerle Saç Bakımı (03.01.2010)
  • İlaç Niyetine "Üzüm Çekirdeği" (27.12.2009)
  • Şifalı Bitkisel Yağlar (20.12.2009)
  • Bunları Biliyor Muydunuz? (12.12.2009)
  • Macunlar (05.12.2009)
  • “Zemzem” Suyunun Sırrı (29.11.2009)
  • Şifalı Bitkisel Çaylar (23.11.2009)
  • Her Derde Deva "Isırgan Otu" (15.11.2009)
  • Doğal Yaşam İksiri "Elma Sirkesi" (08.11.2009)
  • Attığımız Şifalı Çöpler (01.11.2009)
  • sağlık kaynağı "incir" (25.10.2009)
  • Yeni Anti-Aging Gözdesi - Buğday Çimi ve Şırası (18.10.2009)
  • Şifalı Bitkilerin Toplanması ve Saklanması (11.10.2009)
  • Çölün Mucize Bitkisi “Hurma” (04.10.2009)
  • Tabiat Eczanesinden Reçeteler (29.09.2009)
  • Yazarlarımız
    Mü'min Kimdir? Dr. Abdulcabbar Boran
    Güneş ve Ay
    İslâm âlemini topyekûn hüsrana sürükleyen korkunç hurafe! Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    Paralel Yapının İhaneti Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    Eski odamıza küçük bir vefa... Sibel Yiğit
    Seyir Halleri
    DERDİNİ BİLMEYENLER Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Çekirdeği Toprağa Vermek Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    Gel eğ başını Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    Ebu Eyyûb El-ensarî Gülay Ozan
    Gönül Erenleri
    Kaçak Dövüş ve Arkadaşım Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Kitapsızlar... Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    ilahi aşk Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    Bayramda Dişlere Dikkat Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    15.06.2013 Düsseldorf Konferans Ender Eker
    Almanya'dan
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    NİCE BAYRAMLARA... Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    Neşenin Kaynağı Kendini Unutmaktır Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    Dedikodu nedir? İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Bizim Terör Korkut Eser
    Politik Köşe
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Hasretine hasretim Ayten Qurbanova
    Umut Gülü
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Suç ve ceza Kenan E. Akmaz
    Belçika'dan
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    Sana o kadar çok ihtiyacım varki Rabbim! Pervane Qarayeva
    Kalp Kalbe
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf