email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Nazan Başoğul [Tabiat Eczanesinden Reçeteler] 08.03.2012

Nazan Başoğul
Renk'lerin Hayatımızdaki Etkileri

Rengin gerçekte ne olduğunu ve bizi her açıdan, ne kadar etkilediğini hiç düşündünüz mü? Ve eğer renkler, fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal dünyamızı derinden etkileyebilme gücüne sahiplerse, onları hayatımıza mutluluk getirmek veya sağlığımızı düzeltmek için kullanabilir miyiz? Bütün bu soruların cevaplarını öğrenmeye çalışacağız.

Renklerin hikayesi, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlar, önce mağaraları ve duvarları, sonra yüzlerini ve vücutlarını, sonra da yaşadıkları iç mekanları ve kullandıkları objeleri boyamaya, renklendirmeye başlamışlardır... Renkler, tarihsel gelişimi içinde; dini ritüellerde, doğum, ölüm, kutlama, kutsama ya da veda ve yas törenlerinde, bazen korunmak için, bazen korkutmak için, bazense gizlenmek için, güzelleşmek, etkilemek için, kimlikleri tanımlamak için, zaman zaman da şifa için kullanılmıştır...

Renklerin Oluşumu: Renk, ışığın değişik dalga boylarının gözün retinasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır. Tüm dalga boyları birden aynı anda gözümüze ulaşırsa bunu beyaz, hiç ışık ulaşmazsa siyah olarak algılarız. İnsan gözü 380nm ile 780nm arasındaki dalga boylarını algılayabilir, bu sebepten elektromanyetik spektrumun bu bölümüne görünen ışık denir. Renkler için genelde kulağımızla duyduğumuz ince ve kalın ses analojisi yapılsa da, ses algısının aksine aynı anda gelen ışık frekansları değişik kanallardan algılanamaz (başka bir deyişle göz frekans analizi yapamaz), dolayısıyla aynı anda ince ve kalın sesleri birbirine karıştırmadan duymamıza karşın gözümüz için bu 'çok seslilik' söz konusu olmadığından değişik ışık frekanslarının sadece kombinasyonlarını algılayabiliriz. Bu prensibi açıklamak veya pratik uygulamalarda kullanmak için çeşitli renk modelleri geliştirilmiştir.

Doğada kırmızı, sarı ve mavi olmak üzere 3 ana renk vardır. Bu renklerin birbirleriyle ikili olarak eşit oranda karıştırılmasıyla da turuncu, yeşil ve mor ara renkleri elde edilir. Bu renklerden diğer renkler türetilir. Farklı renklerin farklı oranlarda karıştırılmasıyla birbirinden farklı milyonlarca renk oluşur.

Renkler Bizi Çağırıyor…

Renklerle yaşarız hayatı. Duvarlarımızın, eşyalarımızın, çantamızın ya da kahve kupamızın bizi yansıtsın isteriz. O günkü ruh hâlimize göre giyiniriz fıstık yeşillerini, koyu kahveleri, vişne çürüklerini. Tatil düşlerimiz turkuaz mavisi, aşkımız pembedir. İş yerini canlı renklerle tasvir edenimiz çok azdır. Peki, başımızı çevirdiğimiz her şeyle bu kadar ilişkiliyken, acaba renkleri doğru kullanabiliyor muyuz? Doğrusuyla yanlışıyla kullandığımız renkler hayatımızı ne kadar etkiliyor?

Renk, ışığın değişik dalga boylarının gözün retina tabakasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen emilip  kısmen de yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar farklı renkler ve farklı tonlar olarak algılanır. Günümüzde renkler, fiziğin ve optiğin olduğu kadar, inşaat, iç mimari ve dekorasyon dallarının, psikolojinin ve antropolojinin, satış, reklam ve pazarlamanın araştırma alanları arasında da yer almaktadır...

Renk Algı ve Psikolojisi

Renkler,  insanın duyguları ve ruh haliyle çok yakından ilgilidir. Yapılan araştırmalara göre insanların üretkenlikleri çevrelerini saran rengin etkisine bağlı olarak artar ya da azalır. Kısacası renkler insan psikolojisini doğrudan etkiler. Ama aynı zamanda insan, içinde bulunduğu psikolojik durumu renklerle de ifade edebilir. İnsan farkında olmadan içinde bulunduğu durumu, iç dünyasını seçtiği renklerle ortaya koyar. Boşanırken, âşıkken, bir yakınımızı kaybettiğimizde vs...
Şunu unutmayalım ki kimimiz renkli, kimimiz silik insanlarız. İsveçli bir psikiyatrist neşeli ve dışadönük insanların renge, melankolik ve içedönük insanların ise biçime eğilim duyduklarını söyler.

İletişim Fakültelerinin Halkla İlişkiler ve Reklâmcılık Bölümleri’nde “Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalı” bulunmaktadır. Bu Ana Bilim Dalı’nın en önemli konularından biri “renk”tir. İnsanlar taşıdıkları renklerle mesaj iletmektedirler. O, bir sessiz dildir, beden dilinin bir parçasıdır. Sözsüz iletişimin bir parçasıdır.

Siyasetçiler hangi ortamlarda ne renk giyinmeli? İmaj yaratırken neye dikkat etmeli? İşte bakın bu da farklı bir disiplin alanının renkle bağını gösteren çarpıcı bir örnektir. Yolsuzluk skandallarının medyaya yansıdığı dönemlerde dikkat edin, siyasetçiler açık renk takım elbiseler, döpiyesler giyinmektedirler. “Temizlik”, “saflık”, “masumiyet” mesajı iletmek için elbette.

Renklerin dilini anlamak, renklerle izleyicilere iletiler göndermek, iletişime yepyeni boyutlar kazandırmaktadır. Sinema sanatında, reklâm fotoğraf ve filmlerinde, grafik tasarımda (afiş sanatı, kitap kapağı, ambalaj tasarımı vs...) anlamı güçlendirecek en önemli öğelerden biri renktir. Firmalar ürünleri satabilmek için gerek ambalajlarında, gerek reklâmlarında özellikle renklerden faydalanırlar.

Bazı temel renk kuralları tasarımımızda bize ışık tutabilir. Renkler çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır. En yaygın olarak bilineni ise sıcak ve soğuk renk ayrımıdır. Sıcak renkler dalga boyu yüksek olan sarı, kırmızı ve turuncu; soğuk renkler ise dalga boyu düşük olan mavi, yeşil ve mordur. Yeşilin içindeki sarı arttıkça ısınır ve sıcak renk paletine yaklaşır. Azaldıkça soğuklaşır ve mavileşir. Sıcak renkler daha çabuk algılanır. Öncelikle bunu bilelim. Görsel bir tasarım içinde yer alan renklerden ilk önce sıcak renkler algılanır. Sıcak renk hem önce görünendir hem de en yakında olan gibi algılanır. Soğuk renkler ise bizden uzakmış duygusu oluşturur. Bu temel bilgi çoğu zaman tasarımcının ve fotoğrafçının görsel derinlik problemini çözebilmesi için gereklidir. Yeşil gibi soğuk bir zeminde mesajı okutmak istiyorsak seçilen tipografik karakterin rengi kırmızı gibi sıcak bir renk olmalıdır ki mesaj öne fırlasın. Aynı şekilde fotoğrafta da ana öğenin sıcak renklere sahip olması görsel etkiyi arttırır. Yeşil bir yaprak üzerindeki kırmızı bir uğurböceğinin yer aldığı fotoğraf yeşil bir yaprak üzerindeki çekirgeden daha etkili ve çekicidir.

Yapılan çeşitli deneylere göre renkler insanların koku ve tat alma duyuları üzerinde de etkili olduğu saptanmıştır. Örneğin sarı ve turuncu ekşi hissi uyandırır. Çünkü akla limonu ve portakalı getirir. Kırmızı, pembe tatlı hissi uyandırır. Çünkü elma ve çileği akla getirir. Mor ve yeşil acı hissi uyandırır. Çünkü patlıcan ve biberi hatırlatır. Mavi ve yeşil tuzlu hissi verir. Lahana ve pırasayı hatırlatır.

Açık renk kokular daha yumuşak ve çiçekli koktuğu; koyu renkli kokuların ise daha ağır ve baharatlı olduğu duygusuna kapılırız. Genel olarak gençler çiçek kokularını (açık renkli parfümleri), yaşlılar baharat kokularını (koyu renkli parfümleri) tercih eder. 

Baktığımız zaman giyim kuşamda da gençler açık ve parlak renkleri; yaşlılar koyu ve silik renkleri tercih ederler. Renk kullanımında en cesur davrananlar çocuklardır. Çünkü onlar gereksiz kısıtlamalar içine girmezler. Renkleri özgürce kullanırlar. Öğrendikleri kültürel kıstaslar yoktur, renk uyumu bilgisi yoktur...

Renklerin bireylerin çeşitli psikolojik dürtü, güdü ve ihtiyaçları üzerine de etkili olduğu, yapılan çeşitli deneylerle ortaya çıkartılmıştır. Örneğin açlık duygusu üzerinde turuncu, kırmızı ve sarının iştah artırdığını; mavi, turkuaz ve yeşilin susuzluk duygusunu arttırdığı, kırmızının ve eflatunun cinsellik güdüsünü arttırdığı, pastel tonların annelik ve şefkat duygusunu çağrıştırdığı, mavi ve yeşilin sessizlik, sükunet duygusunu arttırdığı saptanmıştır. Yapılan çeşitli araştırmalarda, mor, kırmızı, altın sarısı ve siyah gibi renklerin prestije önem veren kişiler tarafından tercih edildiği görülmüştür. Renklerin reklam uygulamaları açısından diğer önemli etkileri ise şöyle belirlenebilir: Ürünün fark edilme ve tanınmasını, okunaklılığının arttırılmasını, ürüne kimlik kazandırılmasını, reklâmın ikna gücünün arttırılmasını, ürünün tanınmışlığının arttırılmasını sağlamaktadır.

Renklerin, harekete geçirebilen, sakinleştirebilen, heyecanlandırabilen, rahatsız eden, dinginleştirebilen hatta üşüten ve ısıtan bir gücü vardır. Işığın yetersiz olduğu durumlarda hem bitkilerde hem de insanlarda çeşitli olumsuzlukların ortaya çıkması bilim adamlarını bu konu üzerinde çalışmaya yöneltmiştir. İnsan vücudunun ışığa tepki gösterdiği fark edilince ışık ve rengin insan üzerindeki etkisi bulunmaya çalışılmış, bu çalışmaların sonunda da ortaya renk terapisi çıkmıştır. Renkler çağrışımlarla duyguları anlatır. Dünyanın pek çok ülkesinde “renk bilim merkezi” vardır. Tokyo, Pekin, New York, Paris, Londra… Bu merkezlerde birtakım hastalıklar renklerle tedavi edilmektedir. Örneğin migren tedavisinde mor ve eflatun kullanılır.

Renk fiziksel bir oluşumdur ve ışıkla birlikte var olur. Önemli bir tasarım öğesi olduğu gibi aynı zamanda sembolik bir değeri vardır. Tek başına renk mesaj verebilir, davranışları yönlendirebilir, insan fizyolojisi üzerinde etkiye sahiptir. Bu fizyolojik etki rengin bir sembol olarak olumu ve kullanımında etkin olur. Doğada renk canlılar arasında önemli bir yaşamsal etkiye sahiptir. Çoğu zaman hayvanlar renk yardımıyla avlanır, renk değiştirerek hayatta kalır ve ürerler. Renk aynı zamanda doğal bir çekicilik unsurudur. Renkler insan davranış ve karar mekanizmalarında çok etkin rol oynarlar.
Grafik tasarımda (ambalaj, afiş, kitap kapağı, CD kapağı, web sayfası vs..) renk üzerinde çalışılması ve dikkatle plânlaması gerekir. Çünkü grafiğin en önemli hammaddelerinden, diğer bir deyişle yapıtaşlarından birisidir. Renk ve ton değerleri sayesinde biçimleri, tipografiyi, ön plânı görünür kılar veya arka plâna iteriz. Renk, görsel hiyerarşiyi organize etmek aşamasında önemli bir etmendir.  

Renkler Nedir?

Güneşten çok çeşitli enerji seviyelerinde fotonlar gelmektedir. Ancak bu fotonlar arasındaki görünür ışık çok dar bir alanı kaplamaktadır. Güneşten gelen ışık parçacıkları maddeye çarptığında işte ışığın bir kısmı yukarıda anlattığımız şekilde madde tarafından soğurulur soğurulmayan diğer kısım ise maddeye çarpıp dışarı geri yansır. Nihayet cisimden yansıyan ışık gözümüzün retinasına çarpar. Retinaya çarpan bu ışık işareti sinir akışına dönüşür ve beynimize kadar ulaşıp görüntüyü oluşturur.

Durumu birkaç örnekle daha anlaşılır hale getirebiliriz. Bir Morpho Kelebeğini sarı kelebek ele alalım. Kelebekte pterin adı verilen pigmentler Sarı hariç bütün güneş ışığını soğurmaktadırlar. Kelebeğe çarpıp kelebekteki pigment molekülünün elektronları tarafından soğurulmadan dışarı yansıtılan ışık parçacıkları sahip oldukları enerji sarıya denk geldiği için beynimiz tarafından sarı renk olarak algılanmaktadır.

Cismin rengi ışık kaynağından gelen ışığın özelliğine ve sözkonusu cismin bu ışığın ne kadarını dışarı yansıttığına bağlıdır. Örneğin bir elbisenin rengi güneş ışığında veya bir mağazada bakıldığında aynı değildir. Bir cisim şayet beynimiz tarafından siyah olarak algılanıyorsa güneşten gelen bütün ışığı soğuruyor ve dışarı hiç ışık yansıtmıyor demektir. Aynı şekilde eğer cisim güneşten gelen ışığın tümünü birden yansıtıyor ve hiç ışık, soğurmuyorsa beynimiz tarafından beyaz olarak algılanmaktadır. Bu durumda üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken noktalar şunlardır:

Cismin rengi ışık kaynağından gelen ışığın özelliklerine bağlıdır. Cismin rengi kendi yapısındaki moleküllerin elektronlarının hareketine bu elektronların hangi ışığı soğurup hangisini soğurmayacağına bağlıdır.

Cismin rengi retinaya çarpan fotonu beynimizin nasıl algılayacağına bağlıdır. Bu şartlar altında gördüğümüzün cismin gerçek hali olduğunu asla söyleyemeyiz. Cismin rengi kesinlikle görecelidir ve gördüğümüz rengin hangi aşamadaki halinin gerçek olduğundan emin olamayız.

Bu noktada bir kere daha durup bir düşünelim gözle görülemeyecek kadar küçük bir madde olan atomun çekirdeğinin etrafında inanılmaz bir süratle dönen elektronlar mevcut yörüngelerinden bir anda kaybolup alt yörünge adı verilen bir başka mekana geçiyorlar. Bu geçiş için alt-yörüngede boş bir yerin olması da şart. Bu esnada ihtiyaç duydukları enerjiyi foton soğurarak temin ediyorlar. Sonra asıl yörüngelerine geri dönüyorlar. Bu hareket esnasında insan gözünün algılayabileceği renkler oluşuyor. Üstelik sayıları trilyonlarla ifade edilebilecek kadar çok atom üstelik her saniye hiç durmadan bunu yapıyorlar. Bizler de hiç kesintisiz bir görüntü elde ediyoruz.

Soğuk ve Sıcak Renkler Nedir?

Renkler, şiddetlerine ve insanlar üzerindeki ruhsal etkisine göre ikiye ayrılırlar. .

Sıcak Renk Nedir?

Bize ateşi ve sıcaklığı hatırlatan, canlı, dikkat çeken, insana enerji veren ve canlılık hissi uyandıran renkler sıcak renkler olarak adlandırılır. Sıcak Renkler (Kırmızı, Turuncu, Sarı)

Ateşin ve sıcaklığın renkleri olan ve insanda sıcaklık ve canlılık hissi uyandıran Kırmızı, Turuncu ve Sarı renkler sıcak renklerdir. Bu renklerin kayısı rengi, pembe, altın sarısı gibi farklı tonları da sıcak renkler sınıfına girer.Kırmızıda ateşin sıcaklığını, turuncuda güneş ışığının etkisini, sarıda da ışık ve aydınlığı duyarız. Bu renkler, havadaki titreşimi kuvvetli olduğu için diğer renklere göre gözü daha önce etkiler. Çocukta renk anlayışı başladığı zaman kırmızıya bakıp ona atılması, ilkel toplulukların en çok önem verdiği renklerin sıcak renkler oluşu bundandır. Varlıkların ışık alan kısımlarında daha çok sıcak renkler hakimdir. Bu renklerin ruhsal etkisi neşe, canlılık, harekettir.

Soğuk Renk Nedir?. İnsana soğukluğu ve serinliği hatırlatan renkler soğuk renkler olarak adlandırılır.

Soğuk Renkler (Yeşil, Mavi, Mor) Soğukluğu hatırlatıcı etkilerinden dolayı mavi, yeşil ve mor renkler soğuk renklerdir. Bu renklerin, buz mavisi, gök mavisi, leylak gibi farklı tonları da soğuk renk gurubundandır.

Sıcak renklere göre titreşimi az olan bu renkler, gözü ikinci derecede etkiler. Ruhsal etkisi hüzün, rahatlık ve durgunluk olan bu renkler, gölgeli kısımlarda daha çok yer alırlar. Çizgilerde olduğu gibi renklerde de zıtlık vardır. Bir resimde iyi bir uyum kurulabilmesi için renklerin sıcak soğuk durumlarının önemle ele alınması gerekir. Sadece soğuk renklerin ya da sıcak renklerin bulunması iyi bir etki bırakmaz. Soğuk renklerin hakimiyetinde yapılan bir resimde sıcak renklerle, sıcak renklerle yapılan bir resimde ise soğuk renklerle bir denge kurulmalıdır. Model hazırlarken de bu özelliğe dikkat etmelidir. Örneğin sıcak renklerin çoğunlukta olduğu bir modelin fonu, soğuk renklerden hazırlamalıdır.

Renkli resim çalışmalarında, renkler arasındaki geçişleri (pasajları) boyarken soğuk ve sıcak renkler arasındaki uyuma özellikle dikkat etmelidir. Bir eşyada ışıklı ve gölgeli kısımlar sıcak tonda olabilir, bu durumda uyum sağlanması için geçişlerde soğuk renkler aranmalıdır. Eğer eşyanın ışıklı ve gölgeli kısımları soğuk tonda ise ışıklı kısımları ya da geçişleri sıcak renklerle boyamaııdır. Renk karıştırmalarında soğuk bir renge sıcak bir renk katınca, bu rengin soğukluk etkisi gittikçe azalır. Sıcak bir renk, soğuk bir renkle karıştırıldığında, sıcaklık etkisini kaybeder.

Ara renk nedir?

Ana renklerin ikili olarak ve eşit oranlarda karışımından meydana gelen renkler ara renkler ya da yardımcı renkler olarak adlandırılır.

Ara renkler nelerdir?

Yeşil, turuncu ve mor ara renklerdir.

Ara renkler nasıl oluşur:
Kırmız + Sarı = Turuncu
Mavi + Sarı = Yeşil
Mavi + Kırmızı = Mor

İki ana rengin karışımıyla ortaya çıkan ara renk, karışıma katılmayan ana rengin tamamlayıcısı olur. Mavi için turuncu, kırmızı için yeşil, sarı içinse mor tamamlayıcı renk işlevi yapar. Aynı zamanda birbirlerine karşıt olan bu renkler, birlikte kullanıldıklarında da denge oluştururlar.

Ana renklerin farklı oranlarda karıştırılmasıyla güneş ışınlarında bulunan altı rengin birbirinden farklı sayısız tonu elde edilebilir.

Renk Uyumu Nedir?

İç dekorasyon yaparken, web sitesi ya da bir sunum hazırlarken kullanılacak renklerin seçimi yapılırken, tercihler kadar kullanılan renklerin birbirleriyle uyumu da önemlidir. Çünkü her renk bir biriyle aynı uyumu göstermemekte ve bazen çok itici sonuçlar elde edilebilmektedir. Bir biriyle uyumlu ya da birbirini tamamlayan renklerin dengeli bir şekilde kullanılmasına renk uyumu denir. Renk uyumu için birbirine yakın renkler ile sıcak - soğuk renklerin ve zıt renklerin     özelliklerine göre birbirleri ile belli bir denge içerisinde kullanılmaları esastır.

Renkler İşinizi Kolaylaştırıyor…. 

İş yaşamında renklerle doğrudan ilişkide olduğumuz diğer bir alan, kullanılan dokümanlardır. Dokümanlarda kullanılan renkler ve şekiller, şirket hakkında bilgi verirken dokümanda yer verilen konuya ilgiyi yoğunlaştırır 

Renkler, yaşamımızda tahmin ettiğimizden daha önemli bir yere sahiptir. Gerek günlük yaşamda gerekse iş yaşamımızda renklerin önemini yadsıyamayız. İş yaşamımızda renklerin önemini birkaç kategoride ele alabiliriz. Giyim tarzımızın ve kıyafetlerimizin iş hayatımızı etkilediği gibi bulunduğumuz ortamın renklerinin de motivasyonumuzu doğrudan etkilediğini göz ardı edemeyiz. Ofislerde aydınlık renkler daha verimli çalışmamızı sağlarken, karanlık, loş odalarda çalışanların verimlerinin çok daha düşük olduğu bir gerçektir. 

Görüntüleri etkili olarak sunabilirsiniz
Görüntüleri sunmada renk sizin güçlü bir aracınızdır. Renklerin etkileyici kullanımıyla belgenizden iletmek istediğiniz özellikleri; güç, içtenlik, güvenilirlik vs. görüntüye verebilirsiniz. Psikolojik olarak okuyucuyu dilediğiniz tarafa yönlendirebilirsiniz. Her renk farklı psikolojik etkiye sahiptir. Bunları ustalıkla kullanarak okuyucularınızı arzuladığınız yöne götürebilirsiniz. Sonuç olarak, belgelerinize renk eklemek size daha ikna edici ve etkili bir iletişim sağlayacaktır. 

Renkler belgelerinizi farklılaştırır
Dikkati ana noktalara çekmek için, belgenizin özel bölümlerini uygun bir renk kullanımıyla vurgulayabilirsiniz. Ayrıca, renkleri etkili bir şekilde kullanarak benzersiz ve özgün belgeler yaratabilir ve okuyucularda iyi bir izlenim bırakabilirsiniz. Renklerin insan davranışları üzerindeki etkilerini göz önüne alırsak, dokümanları bu doğrultuda tasarlayabilirsiniz. İş hayatında kritik noktalarda ve karar verme sürecinde etkili belgeleri yine renkler vasıtasıyla düzenleyebilirsiniz. 

Belgelerinizi daha rahat okunur hale getirerek anlaşılır yapabilirsiniz
Bir belgenin farklı kısımlarını betimlemek için renkler kullanılabilir. Ayrıca, belirli öğeler için hep aynı rengi kullanarak belgenizi daha anlaşılır yapabilirsiniz. Kullanabileceğiniz başka bir teknik ise okuyucunun gözlerini istediğiniz yöne yönlendirmek için derecelendirme kullanarak renk farklılıklarını uygulamaktır. 

Renklerin önemi ve iletişim aracı olarak gücü
Görme duyusuyla renk bilgisi maksadımızı ve kararımızı etkiler. İnsanların tatma, koku alma, dokunma, görme ve duyma olmak üzere beş duyusu vardır. Görme duyusuyla aldığımız bilgi bunların toplamda yaklaşık %87’sini oluşturur. Ve görme duyumuzla aldığımız bilginin yaklaşık % 80’i renk bilgisidir. Bu figürlerin doğruladığı gibi, edindiğimiz duyusal unsurların büyük bir bölümü renk bilgisi formundadır. Kısaca, renk bizim hayatımızdaki çok önemli bir mevcudiyettir. Renkler hayal edebileceğimizden daha çok güce sahiptirler. Ve bu gücü iş belgelerinize koyarak birçok yeni fırsat yaratabilirsiniz. Günümüz trendi, şüphesiz “Renklerin Başarısı” na doğrudur. 

Ya Renkler Olmasaydı?

Renksiz bir dünya olsaydı yaşadığımız mekan, her şey tek renk üzerine Nasıl olurdu yaşam hiç düşündünüz mü? Tek düzeliği, renksizliği ve zamansızlığı…
Renkler hayatın vazgeçilmezlerinden… Yaratılmış her şey Yaratan’dan ötürü zaten güzel Aynen öyle de yaratılan bütün renkler de özel Siyah olmasa beyazın kıymeti bilinmezdi Kırmızı olmasa, yeşil tek başına güzelliğini sergileyemezdi Renkler kadar birbirine tezat duygularda özel Özlem olmasa vuslatların kıymeti bilinmezdi Gözyaşları olmasa, gözlerimizden süzülen, dudaklarımızdaki tebessümlerin ne anlamı kalırdı?
Yaratılmış her şey diğer tezadı ile dengede Mıknatıslarda dahi kuzey güneyi çeker İki aynı kutup birbirini iter Gökyüzünün mavisini yitirdiğini evrendeki tüm renklerin birbirine karışıp neticede alelâde bir gri rengin tüm dünyaya hakim olduğunu hayal edin lütfen…
Yiyeceklerin çekici renklerini silin gözlerinizden Afiyetle içtiğiniz çorba ile tabağınızın, tabak ile kaşığınızın hatta elinizin, kaşınızın aynı renk olduğunu düşünün Sevdiğiniz insanı nasıl ayır ederdiniz diğer hemcinslerinden? Ya beslenme nasıl olurdu? Çiçeğin kokusunu duyabilmek ama rengini görememek ne kadar tatmin ederdi bizi?
Evren içinde pek de dikkate değer bulmadığımız bu küçük ayrıntıyı yitirdiğimizi düşünelim bir anlığına…Yitirilen birçok güzellik gibi nasıl da büyürdü gerekliliği gözümüzde… Denizin, bulutların ve gökyüzünün rengi aynı, balıkların rengi aynı… Her şey tek düze ve hep aynı Sonsuzluğa aşık insanoğlu için ızdırap dolu olurdu yaşam Oysa dünya öyle güzel renklerle donatılmış ve bu minik “renk” dediğimiz detaya öyle güzel vazifeler yüklenmiş ki İnsanın sadece renkler için dahi her gün şükretmesi gerekiyor…
Renklerin kullanılış ustalığı da, sihirli renkler dünyasının başka bir muamması Öyle ki, karpuzun rengi kırmızı… Zamanımızın araştırmaları insanların kırmızı rengini daha çok tükettiğini kanıtlıyor ve yazın en kavuran sıcaklarında merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz , biz aciz kulları için kırmızı şerbet toplarını yaratıyor Uzmanlar yazın şekerli sıvılar tüketmemizi önerirken her şeyi Yaratan Allah (C.C.) , zaten kulları için gerekli besin ve gıdaları önceden hazırlayıp onların tam da en ihtiyaç duydukları anlarda onlara gönderiveriyor
Yine bir araştırma, insanoğlunun “canım çekti” dediği şeylerin, aslında metabolizmasının ihtiyacından kaynaklandığını kanıtlıyor Yani grip olacak bir insanın canı portakal istiyorsa bu bir tesadüf değil Bilakis, Rabbimiz Allah’ın (C.C.) hastalıkla mücadelede yarattığı vücut için takdir ettiği bir lütfu Aynen öyle de, renginin turuncu, aromasının hoş kokulu olması da ayrı bir ustalık
Renkler aynı zamanda bir savunma mekanizması Siyah beyaz çizgileriyle aslanların gözlerini kamaştıran zebralar yaşamlarını, Allâh’ın (C.C.) lütfettiği renklerine borçlular Güzel kelebekler, kanatlarındaki göz şeklinde boyanmış benekleri ile bir çok düşmanlarını kendilerinden uzaklaştırabilmektedirler Renk değiştirmede özel yaratılan hayvanlardan bir diğeri olan bukelamunu bulunduğu ortamdan, renkleri itibariyle soyutlamak neredeyse imkansızdır
 

Renklerle tedavi

Biliyoruz ki evrende var olan her şey kendine özgü bir titreşime sahiptir. Renkler de bir ışık frekansının belli orandaki yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar. Elektromanyetik yelpazeye baktığımızda, yelpazedeki her rengin kendine özgü bir titreşime sahip olduğunu görürüz. Aynı şekilde, insan vücudundaki hücre, organ, kas ve kemik de belirli bir frekansla titreşir. Bu frekansın değişmesi, hastalığa sebep olur. Bu değişikliklerin birçok nedeni vardır ama bu nedenlerin en büyüğü içinde bulunduğumuz ruhsal durumlar ve negatif düşüncelerdir. (Streslerdir.)

Renkleri tek başına ya da başka bir tedavi yöntemiyle birlikte, beden titreşimlerini düzeltmek ve sağlığı temin etmek için kullanabiliriz.Eğer vücudumuzun bir hücresi yanlış bir frekanstaysa, bu durum elektromanyetik alanı etkiler. Bu hücrenin bulunduğu organ ve bedeni çevreleyen auramızın da kötü etkilenmesine neden olur.

Eğer bir rengin frekansını kullanarak, bu organın yeniden doğru titreşmesini sağlarsak, yani hasta olan bölgeye gerekli olan rengi verirsek, değişmiş olan titreşimi yeniden dengeye kavuşturabiliriz. Çünkü beden, uygun şartlar altında, her zaman, orijinal yapısını yeniden kazanma eğilimine sahiptir.

Sağlıklı yaşamanın bir koşulu da, bedendeki renk enerjilerinin uygun bir denge halinde bulunmasıdır. Bu denge durumunun bozulması hastalığı doğurur. Renkle tedavi biliminin gayesi, bedendeki renk enerjileri arasındaki doğal dengeyi yeniden inşa etmek yoluyla hastalıklarla mücadele etmektir.

Renklerle bedenimizin enerji merkezleri arasındaki ilişkisi

Renklerin özelliklerine girmeden önce renklerle bedenimizdeki enerji merkezleri arasındaki ilişkiden söz etmek istiyorum. Vücudumuzda 7 tane “enerji merkezi” vardır. Bunların her birinin kendine ait bir rengi vardır. Yani her bir enerji merkezinin kendine ait bir ana rengi vardır. Fakat bu enerji merkezleri diğer renklerden de yardım alabilirler. Her bir enerji merkezinin kendi rengine ana renk, yardım aldığı renge de ara renk veya tamamlayıcı renk diyoruz. Ana ve ara renkler çeşitli nedenlerden dolayı dengesi bozulmuş enerji merkezlerinin dengeye gelmesinde, birbirleriyle tamamlayıcı unsurlar oluştururlar.

Herhangi bir tedavide kullanılan ana ve tamamlayıcı renk tablosu şöyledir.

Ana renk – Tamamlayıcı renk

Kırmızı – Turkuaz

Turuncu – Mavi

Sarı – Mor

Yeşil – Eflatun

Renklerin özellikleri

Kırmızı: Kırmızı, oldukça canlandırıcı bir renktir. Taşıdığı özelliklerle kök enerji merkezini harekete geçirir. Kırmızı, sahip olduğu yoğun enerji sebebiyle fiziksel bedenimize enerji ve canlılık veren bir ışındır. Bedenin özellikle yapıcı, üretici ve onarıcı fonksiyonlarını düzenler. Bu renk, üşütmelerde, dolaşım bozukluklarında ve tükürük bezi rahatsızlıklarında tedavi amacıyla kullanılabilir. Kırmızı, vücut sıcaklığını arttırmak ve kan dolaşımını hızlandırmak için çok uygun bir renktir. Yorgunluk ve atalet duygusunu da geçirir. Ama bu renk, intikam, kin, öfke, aşk ve seks duygularını da harekete geçirebileceği için, çok dikkatli kullanılmalıdır. Kırmızı, aşırı bir dozda uygulandığı zaman, duygusal düzensizliklere ve depresyonlara yol açar. Kırmızı ile beraber tamamlayıcı rengi olan turkuazı da beraberinde kullanmak gerekir. Ayrıca yüksek tansiyon, bu rengin yoğun olarak varolduğunun bir göstergesidir.

Turuncu: Turuncu ışın ikinci enerji merkezini kontrol eder. Bu renk en basit tanımıyla, neşenin ve bilgeliğin rengidir. İnsanlardaki sosyalleşme duyguları, turuncu yardımıyla faaliyete geçer. Psikolojik yönden, turuncu ışın zihinsel bastırmaların ve çekingenliklerin giderilmesinde birebirdir. Akılcı yaklaşım gerektiren durumlarda, mantal seviyenin yükseltilmesi açısından büyük faydası dokunabilir. Zihinsel genişlik kazandırdığından, anlayışı ve hoşgörüyü artırır. Kişinin içinde bulunduğu depresyon ve duygusal dengesizlik hallerinde de turuncu renk kullanılabilir. Duygusal kökenli inmelerde olumlu cevap verebilir. Bu rengin beden içinde en etkin olduğu yer, adele sistemidir. Dalak, pankreas, mide, bağırsak ve böbrek rahatsızlıklarında turuncu renk tedavi amacıyla kullanılabilir. Turuncunun aşırı kullanımı, sinir sistemini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle onun tamamlayıcı rengi olan maviyi de beraberinde kullanmak gerekir.

Sarı: Sarının en etkin olduğu bölge, güneş sinirağı adını verdiğimiz üçüncü enerji merkezidir. Bu rengin enerjisi, kişinin zihinsel faaliyetlerini her yönüyle harekete geçirir. Ayrıca, moral çöküntüsünü ortadan kaldırabileceği gibi, kişiye yeni bir yaşama sevinci ve gücü aşılayabilir. Sarının yardımıyla insandaki iyimserlik ve kendine güven duyguları artar. Karaciğer, mide, bağırsak, sinir zayıflığı (nevrasteni), deri ile ilgili sorunlar, ve şeker hastalığı durumlarında sarı ışın kullanımı faydalı olabilir. Kısaca sarı renk ve onun altın sarısı tonları, hem hayati vücut fonksiyonları, hemde zihin üzerinde olumlu etkiler yaratır.

Yeşil: Yeşil ışın, kalp enerji merkezi tarafından emilir ve kalp merkezini kontrol eder. Dünya üzerinde en çok bulunan renklerden biridir. Yeşil, doğanın, dengenin, barış ve uyumun rengidir. Yeşil renk sakinleştirici bir özellik taşıdığı için, enerjimizi dengeler ve şefkat duygularımızı arttırır. Dostluk, ümit, inanç ve barış duygularının geliştirilmesine yardımcı olur. Yeşil, kalp rahatsızlıklarında, yüksek tansiyonda, baş ağrısı ve bitkinlik hallerinde tedavi amacı ile kullanılır. Unutulmaması gereken bir nokta ise, yeşilin kanser ve tümör gibi hastalıkları iyileştirmek amacıyla asla kullanılmaması gerektiğidir. Çünkü yeşil renk her türlü büyümeyi ve ilerlemeyi hızlandırdığı için, bu tür hastalıkları daha da tehlikeli bir hale getirebilir.

Mavi: Mavi, gırtlak enerji merkezinin rengidir. Bu merkez, insanın en gelişkin kendini ifade etme melekesini idare eder. Mavi, enerji sistemimizi serinletici ve dinlendirici bir özellik taşır. Vücut enerjilerini dengeleyerek, etkin bir antiseptik görevi yapar. Vücut ısısında yükselmeye yol açan enfeksiyonlu hastalıklarla mücadele etmek içinde kullanılır. Ayrıca solunum sistemini güçlendirip düzene sokar. Bunlardan başka yüksek tansiyonun düşürülmesi ve çeşitli boğaz sorunlarının giderilmesi için de mavi renk kullanılır. Astım, suçiçeği, sarılık, romatizma ve çeşitli çocuk hastalıkları, bu rengin enerjisi yardımıyla engellenebilir. Şoklar, uykusuzluk ve dönemsel ağrılar içinde yararlıdır. Ayrıca sezgilerin güçlendirilmesi ve üzüntü duygusunun giderilmesi için mavi renk çok uygun bir renktir. Mavi rengi fazlaca kullandığınız zaman ise, kişi melankolik ya da karamsar bir ruh haline girebilir. Onun için tamamlayıcı rengi olan kırmızı veya turuncu rengi de beraberinde kullanmak gerekir.

Lacivert (Çivit mavisi): Lacivert renk, ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkların giderilmesinde çok etkin bir yere sahiptir. Bu rengin en önemli etki alanları alın enerji bölgesinde bulunur. Dolayısıyla da, söz konusu şakrayla bağlantılı tüm fonksiyonların dengelenmesi ve bir düzene kuvuşturulmasıyla ilgilidir. Turuncu ışın gibi zihnin genişlik kazanmasına yardımcı olur. Onu korkulardan ve çekingenliklerden kurtarır. Ayrıca laciverdin yatıştırıcı ve dinlendirici özelliği de vardır. Bu renk, lenf ve salgı bezleriyle birlikte, vücuttaki bağışıklık sisteminin güçlenmesini de sağlar. Bu rengin enerjisi çok iyi bir kan temizleyici olduğu için, vücudun toksinlerden arınmasını kolaylaştırır. Beynin her iki yarımküresi arasındaki uyum, yine laciverdin oluşturduğu olumlu etkilerdendir. Bu renk, yüz ile ilgili (göz, kulak, burun, ağız, sinüslerde) meydana gelen tüm rahatsızlıkların tedavisinde, rahatlıkla kullanılabilir.

Mor (Menekşe): Bu renk, tayfın enerji ışınları içinde en yüksek titreşime sahip olanıdır. Başın üzerindeki tepe enerji merkezini kontrol eder. Mor bütün öteki renklerden farklı olarak, vücudun iskelet yapısını etkiler. Ayrıca ruhsal ve fiziksel açıdan vücudu toksinlerden arındırıcı, antiseptik (mikrop kırıcı) bir özelliğe sahiptir. Bu yönüyle de, fiziksel ve ruhsal dünyamızın enerjileri arasında sağlıklı bir denge kurulmasını kolaylaştırır. Mor renk enerjisi çeşitli kanser türlerinin tedavisinde kullanılabilir. Özellikle eklem iltihabı hastalıkları mor renkle iyileştirilebilir. Ayrıca, bu renk yıpranmış olan sinir sistemi üzerinde fevkalade teskin edici, yatıştırıcı bir etki yapar. Bu renk ayrıca ruhsal, sezgisel melekelerin geliştirilmesine yardımcı olarak da kullanılabilir.

Renklerin Anlamları: Renkler hayatımızın parçası. Renkler olmasaydı hayat çekilmez olurdu herhalde... Peki renklerin hayatımız nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Renk seçiminin kimi zaman karakterimizi yansıttığından ya da seçtiğimiz rengin bize olumlu ve olumsuz etkileri olduğundan haberiniz var mı ?

* Beyaz: Saflığı, temizliği ve istikrarı ifade eder.

* Siyah: Gücü, tutkuyu ve çoğu ülkede matemi temsil eder.

* Mavi: Sonsuzluğu ve özgürlüğü ifade eder.

* Yeşil: Doğanın ve huzurun rengidir.

* Kırmızı: Canlılık ve dinamizmin rengidir. Ataklık, azim ve kararlılığı ifade eder.

* Sarı: En parlak ve dikkat çekici renktir. Neşe, zeka, incelik ve pratikliği ifade eder.

* Mor: Asalet, lüks ve itibarın rengidir.

* Pembe: Neşe, güven ve rahatlığı ifade eder.

* Turuncu: Dışa dönük olmayı ve güveni temsil eder.

* Lacivert: Sonsuzluk, otorite ve verimliliği ifade eder.

* Kahverengi: Toprağın ve doğallığın rengidir.

* Gri: Alçak gönüllülüğü ve dengeyi ifade eder.Renklerin insan üzerindeki etkileri sağlık, psikoloji, alışveriş, üretim, zihinsel ve fiziksel performans gibi konularda kullanılmaktadır.

Renklerin Etkileri:

* Beyaz: Temizlik, saflık ve güven hissi verir. Hüzünlendirir.

* Siyah: Konsantrasyonu ve özgüveni arttırır.

* Mavi: Özgürlük hissi verir ve sakinleştirir.

* Yeşil: Dinlendirir ve huzur verir.

* Kırmızı: Tansiyonu ve kan akışını hızlandırır. İştah açar.

* Sarı: İnsana heyecan ve canlılık verir. Dikkat çekicidir.

* Mor: Bilinç altını olumsuz etkileyebilir.

* Pembe: Neşe, güven ve rahatlık verir.

* Turuncu: İştah açar. Yorgunluğu giderir.

* Lacivert: Düşünce gücünü arttırır. Ciddiyet verir.

* Kahverengi: Toplum içinde rahatlık ve güven verir.

* Gri: Uzlaştırıcıdır. Yoğun kullanılırsa bunaltıcı olabilir.

Renklerin dili…

Yaratılan ve görülebilen bütün renkler pozitiftir ve insanı rahatlatır, ona mutluluk verir. Renklerle kişinin iç dünyasını okur ve insanların hayatını daha düzenli hale getirmiş oluruz. Renklerin dili, yani insan psikolojisine etkisi şöyledir:

Kırmızı: Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir.

İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır.

Parlak Kırmızı: Kızgınlığı değil, canlı bir yaşam gücünü temsil eder.

Koyu Kırmızı: Bir kişideki kızgınlığa tedirginliğe ve sinirliliğe işarettir.

Yeşil: Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır. 

Kirli Koyu Yeşil: Kıskançlık.

Siyah: Duygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi.

Mavi: Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır.

Lacivert: Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır.

Mor: Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir.

Pembe: Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir.

Sarı: Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür.

Solgun Sarı: Dinlendirir, gevşetir.

Turuncu: Sertlik,canlılık,aydınlık,kudret,ılıklık belirtir.Hırsı gösterir.Candan, güleryüzlü turuncu, ışığı, ateşi, sıcağı hatırlatır.Ön sezinin, duru sevincin, dengeli gücün sembolü turuncu, iyimserlik yayar.Bu renk, ruhu neşelendirir.

Beyazımsı Gri: Korkuyu,

Koyu Gri: Üzüntüyü,

Erguvan: Kişinin derin bir ruhsal bütünlüğü olduğunu belirtir.

Lavanta: Aklı yansıtır.

Altın Rengi: Allah sevgisi ile dolu olarak insanlığın hizmetinde olmayı gösterir.

Kestane Rengi: Bireyin üstlendiği görevi yerine getirmesini,

Gümüş Rengi: Kolay iletişim kurabilmeyi ifade eder.

Turkuaz: Dikkatlerin size yönelmesini sağlar. Genellikle insanlara açık bir iç dünyanız vardır.Bu renkten hoşlananların duygu ve düşüncelerinin saf ve açık olduğu görülür.Giysilerinizde turkuazı kullanırsanız genç ve dinamik kalırsınız.

Beyaz: Temizliği ve saflığı temsil eder. İstikrarı, devamlılığı simgeler. Politikacılar beyazı pek severler, çünkü temiz, dürüst izlenimi vermek isterler...

Kahverengi: Gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir. Kansas Ünv.’de bir sergide, duvarların rengi değiştirilebilir hale getirilmiş. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler.

Renklerin Psikolojik Etkileri

Renklerin Psikolojik Etkileri, insanda meydana getirdikleri hislerle ilgilidir. Her renk insanda farklı duygular uyandırır. Kimi renkler insanı sakinleştirirken kimileri heyecanlandırır, bazı renkler kendine güveni arttırırken bazıları da içe kapanıklığı arttırabilmektedir. Birbirine yakın renklerin etkileri de birbirine benzemektedir.

Örneğin, sıcak renkler insanda sıcaklık hissi uyandırırken, soğuk renkler de bir serinlik ve soğukluk hissi uyandırır.

Renklerin insan üzerindeki etkileri, ruh ve sinir hastalıkları başta olmak üzere, çeşitli hastalıkların tedavisinde destekleyici olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, pazarlama, ekonomi ve siyaset gibi konularda da renklerin insan üzerindeki etkilerinden yararlanılmaktadır.

Renkler nasıl bir etkiye sahip? İnsanları etkilemek için nerelerde kullanılıyor? 

Beyaz; İstikrarı, saflığı, masumiyeti, devamlılığı ve temizliği simgeler. Beyaz, ışığı yansıtır; bu nedenle de kullanıldığı ortamlarda ya da yazlık kıyafetlerde serinlik ve canlılık hissettirir.  Somut olarak aklımıza kar gelir, ay gelir, bulutlar gelir. Bu soyut anlamda saflık ve temizliğin simgesidir. Bunun dışında savaşta beyaz bayrak teslimiyeti ve barışı simgeler. Batıda saflığı, bekareti simgelediği için gelinlikler beyazdır. Doktorlar ve hemşirelerin, hastaneler ve laboratuvarların beyazı tercih etmesi sterillik özelliğini çağrıştırır... 

Beyaz, siyah ile anılır. Bu iki renk zaman zaman birbirinin yerine anlamsal olarak da geçmektedirler. Farklı kültürlerde sembolik anlamlar yer değiştirebiliyor. Sözgelimi Batıda siyah matemin rengiyken doğuda beyaz matemin, ölümün ve acının rengidir. Aynı şekilde Anadolu ve Hint kültüründe gelinlikler kırmızı iken Çin’de sarı, Batı toplumunda beyazdır.
Gözün en parlak algıladığı renktir. Bu yüzden işaretlerde, paketlerde ve satış noktalarında zıtlık oluşturarak dikkati çekmek için kullanılır. Temizlik, parlaklık, sadelik ve masumiyet duyguları veren beyaz, özellikle çocuk ve sağlık ürünlerinde kullanılır.

Gerçek anlamda temizlik ve hijyenin rengi de beyazdır. Deterjan reklamlarına bakıldığında “beyazlatma” veya “daha beyaz” gibi söylemlere sıkça rastlar, görüntülerde de bembeyaz çamaşırlara yer verildiğini görürüz. Kloraklı yani çamaşır suyu katkılı, kısaca beyazlatan deterjanların ambalajlarında da beyaz renk hakîmdir. O ürünü tercih eden kadınların bilinçaltında “daha beyazlatacağı” fikri oluşur.
Tüm renklerin toplamı beyaz rengi oluşturur. Bu nedenle beyaz hangi renkle kullanılırsa o rengin gücünü ve etkisini arttırır. Bunun dışında beyaz öte dünyayı da simgeler. Ruhani bir anlamı da vardır.

Turuncu; Neşe verici bir renktir. Parlak, canlı, cana yakın, dışa dönük, mutlu ve çocuksu bir karaktere sahiptir. Oyuncaklarda, ucuz plastik malzemelerde ve gençlere hitap eden yeni ürünlerde kullanılır. Canlı turuncu tonlar, kırmızı gibi dikkat çektiği için satış noktalarında, iştah açıcı olduğu için fast-food mekanlarında ve buradaki işaretlerde kullanılır. Gün batışıyla sonbaharın yanık renklerini çağrıştırır . Cinsellik duygularını harekete geçirir.

 Mor; Ruhsal dünyanın rengidir. Asilliği, dengeyi, kendine güveni, sakinleştirici ve dinlendirici duyguları pekiştirir. Nevrotik duyguları açığa çıkardığı, insanları bilinç altında korkuttuğu tespit edilen bir renktir. Kraliyet rengi olduğu için şıklığı ve zenginliği hatırlatır. Aynı zamanda esrarengiz, ruhani ve duygusal bir renktir. Mor, kırmızının heyecan ve seksiliği ile mavinin huzurunun karışımıdır.

Mor asilliğin, lüksün, depresyonun, feminizmin ve şiddetin rengi. Genellikle sıra dışı insanların tercih ettiği bir renk. Duygusal, çekici, beğenilmek isteyen, aldırmaz, sabırlı, zarif insanların tercihidir. Şiddeti de temsil etmesi kelime köklerine bakıldığında bu çağrışımı net olarak göstermektedir zaten. Mor rengin Latince'deki aslı "violenti" sözcüğünün etimolojisi de çok ilginç... "Violentia", şiddet; "violare" de tecavüz etmek anlamına geliyor. İngilizce'de "violence", şiddet anlamında kullanılıyor. Bu kelimeler, Latince'deki "viola"dan türetilmiş. Viola, menekşe demek ve mor rengi de niteliyor...

Aklımıza menekşeler geliyor ilk olarak. Sonra “feminizm hareketi”.
Doğada doğal olarak en az, en nadir bulunan renk mordur.
“kraliyet rengi”dir. Çok az görüldüğünden tek olma ve iktidar olmayı simgeler. Uzun yıllar bu rengi sadece krallar, din adamları, aristokratlar kullanabilmiştir. Boyar madde olarak da çok sonradan bulunmuş ve kumaşlar diğer renklere göre çok sonradan mora boyanmaya başlanmıştır.

William Perkin adlı bir İngiliz kimyacı, 150 yıl önce kömür üstünde deneyler yaparken, geleceğin kadın modasında devrim yaratacak bir renk keşfetmişti. Artık, dünyada herkes bu renkte elbiseler giyiyor, bu renkte aksesuarlar takıyor ve bu renkte makyaj yapıyordu. Ardından, bu rengin bilimsel yararları da ortaya çıktı. Eflatun renk, tüberküloz etkeni basiller ve DNA'ların incelenmesinde bilim adamlarına önemli adımlar sağladı.

1853 yılında Perkin kömürden boya elde etmeyi başardı. Taşkömürü katranından "anilin" maddesini elde etmiş, bunu oksitlenmeye tabi tutarak, sonucunda erguvani-menekşe renginde bir boya maddesi ortaya çıkarmıştı. Perkin'in "movein" (mor renkli boyarmaddeler grubunu tanımlayan terim) adını verdiği renk, bugün leylak, mor, eflatun, macenta, patlıcan moru ya da frambuaz tonlarıyla da biliniyor.

Ortaçağ'ın başlarında başpiskoposlar, kendi sınıflarına uygun olarak mor rengi seçmişlerdi, bu seçim hâlâ önemini sürdürüyor. Bunda belki de, Roma imparatorlarının, Suriye'nin antik kenti Tyrus'ta (Sur) üretilen mor ile (Tir moru) boyanmış togalar giymelerinin de etkisi vardı. Katolik kilisesinde bir din adamı, hiyerarşide ne kadar yükselirse, cüppesindeki mor tonlar ve beneklerin sayısı da artıyordu. Piskoposlar leylak rengi giyinirken, erguvan giysili kardinaller, ayrıca mor ametist taşı olan bir yüzük takıyorlardı. Günümüzde feminizm kendini mor ile sembolize eder.

Kahverengi; Ağırbaşlılık, önderlik rengidir. Eğitim, öğretim, kültür, sanat emin olma ve sağlamlık duygularını pekiştirir. Teklifsiz. rahat bir renk olarak kabul edilir. Karşınızdakinin kendini resmiyetten uzak, rahat hissetmesini ve açılmasını sağlar. Toprakla bağlantılı bir renk olduğu için tutarlılık, süreklilik ve zenginlik çağrıştırır. Toprak renkleri genelde olumlu etki doğurur. Ancak moda sektöründe sorunlu renk olarak değerlendirilir.

Akla ilk önce ahşabı, ağacın gövdesini, toprağı getirmektedir. Ayakları yere basan insanların tercihidir. Gösterişten hoşlanmayan, sıradan, güvenilir insanların rengidir. Güven duygusunu aşılar ama yaratıcılıktan uzak bir renktir.
Fast food restoranlarında dekor genellikle kahverengidir ki “çabuk yensin ve çabuk gidilsin” duygusu uyandırır. İnsanlar kahverengi ve tonlarının bulunduğu mekânlarda fazla oturamamaktadır.

Topraktan gelen çok doğal bir algılaması vardır. Psikolojik açıdan güven veren bir etkisi vardır. Resmiyetten uzak bir renktir. Yapılan araştırmalar kahverengi giyinmiş insanlarla daha rahat konuşulduğunu ve bu insanla daha çabuk sohbet kurulduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle gazeteciler röportaja giderken kahverengi giyinmeye özen göstermelidirler. Karşısındakinin güvenini daha çabuk kazanır. Çikolata da rengi gibi huzur ve mutluluk verir.

Kansas Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından yapılan bir deneyde, bir sergi salonunun duvarları beyaz yapıldığında ziyaretçilerin yavaş dolaştığı; kahverengi yapıldığında ise hızlı hareketler ve seri adımlarla sergiyi dolaştığı gözlemlenmiştir.

Kahverengi, ev sektöründe çok kullanılan bir renktir. Toprakla bağlantısından dolayı güvenlik duygusu pekişir. Yemek sektörü için de önemli bir renktir. Bal ve çikolata gibi ürünler sebebiyle lezzetli tatları, kepekli ekmek, kepekli pirinç, tahıllar gibi ürünler sebebiyle de sağlıklı ve organik ürünleri çağrıştırır.

Giysilerde kahverengi kullanmak bir yere bağlı olma ve gelecek için sağlanan ilişkiler kurma isteğini gösterir. İnsanlar bu rengin pozitif etkisi ile gerçekçi bir kişilik geliştirebilirler. Negatif etkisi ise değişken ve güvensiz bir yapı gösterir. Kahverengi insanlarda düzen duygusunu ve serbest duyguları harekete geçirir.

Sarı; Akıl ve zeka rengidir. Güneş ışınlarının rengi olduğu için aydınlık ve sıcaktır. Umut, ilham ve yöneticilik duygularını pekiştirir. Geçiciliğin ve dikkati çekiciliğin ifadesidir. O yüzden bütün dünyada taksiler sarıdır.

Somut olarak akla gelen ilk şey güneştir. O altının, güneşin, mutluluğun rengidir.
Sarı altının da rengi olduğu için kullanıldığı yerlere ve tasarımlara zenginlik, maddi değer, saltanat ve statü katar. Çin’de saltanatı ve imparatorluğu simgeler. Çünkü Çin hükümdarının tıpkı güneş gibi evrenin merkezinde olduğuna inanılır.
O mutluluğun rengidir. Bulunduğu ortama coşku ve neşe katar. Sarı dışadönük, yenilikçi, yaratıcı, alternatifler üretebilen, ilgi çekmekten hoşlanan, neşeli, espiritüel, canlı, hareketli, kıpır kıpır insanların rengidir.
Sarının bir diğer anlamı ise sıcaklık ve enerjidir. Öte yandan sarı bilinçaltında hastalığı da çağrıştırır. Sinematografik olarak bakıldığında sarı hastane duvarları yaygınca kullanıldığı görülür. Enerjinin yanı sıra dökülen sarı yapraklardan dolayı sonbaharı ve hüznü de taşır. İki yönlü bir çağrışıma neden olduğu için manik-depresif hastaların rengidir. Bu insanlar bir gün neşeli kabına sığmayan diğer gün mutsuz ve içine kapanıktır. Tıpkı Van Gogh gibi ve iç dünyasını sarı ağırlıklı renklerle yansıttığı tabloları gibi.
Sarı bilinen en parlak renktir. Sarı en dikkat çeken renktir. Trafik işaretlerine, lambalarına, yol çizgilerine baktığımızda kırmızıdan sonra sarıyı görmekteyiz. Kırmızı gibi göze çarpan bir renktir. Dikkat ve uyarının rengidir; örneğin, trafik ışıklarındaki sarı, dikkatli ol ve hazırlan demektir, futbolda sarı kart, ikazdır...

Satış noktasında kullanmak için çok uygundur. Otopark duvarları gibi dikkat çekilmesi istenen noktalarda siyah ve sarı kombinasyonu uygundur. Ayrıca yemek servis alanlarında ve ürünlerinde kullanılır. Dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye. Hiçbir banka (Bir banka  hariç) ambleminde bildiğimiz sarıyı kullanmaz.

Siyah; Güç ve bireysellik rengidir. Tabiatta bulunmayan ama en güçlü renktir. Tutku, hırs, inat ve muhalefet duygularında etkindir. Siyah, ışığı ve tüm renkleri emen bir renktir. Batıda siyah matemi simgelerken, Japonya da mutluluğun simgesidir. : Karanlık ve geceyi çağrıştırdığı için esrarengiz, güçlü, klasik ve şık bir renk olarak algılanır.

Batı kültüründe ölüm ve matemin rengidir. Aynı zamanda aristokrasinin ve resmiyetin rengidir. Buna karşın Afrika’da ve Mısır’da bereketin rengidir. Yağmur dolu siyah bulutlardan bu anlamı alır. Siyah gecenin ve evrenin sonsuz karanlığının da rengidir.
Mevleviler dönmeye başlamadan önce siyah pelerini fırlatıp atarlar. Sonra dönmeye başlarlar. Bu sembolik davranışın anlamı kötülüklerden karanlıktan sıyrılmaktır. Sonra beyaz roblarıyla semaya başlarlar.

Dilimizde siyahla ilgi deyimlere baktığımızda anlamları hep olumsuzdur.”kara gün”, “kara büyü” gibi. Mavi ve siyah yan yana kullanılırsa kaosu çağrıştırır. Bilm-kurgu ve fantastik filmlere baktığımızda genellikle mavi ve siyah renklerin geniş yüzeyler halinde kullanıldığını görürüz.Fiyatı yüksek ürünlerde kullanılır. Örneğin, yemek sektöründe "gourmet" ürünlerin paketlerinde görülür. Ağır bir renk olduğu için düşme ya da batma izlenimi doğurabilir. Bu sebeple uçaklarda ve gemilerde kullanılmaz. Siyah ve beyaz iki zıt renktir. Kuvvet ve açıklık, güç ve sadelik birlikteliğini vermek için kullanılan en klasik kombinasyondur.

Mercan; Pembe; Duygunun ve saf sevginin rengidir. Hayallerin, korunma duygusunun pekişmesinde etkindir. Devamlılık, merhamet, titizlik ve temizlik duygularını pekiştirir.

Somut olarak akla kız bebekler, kız çocukları, yaşlı hanımlar, şekerlemeler, pembe güller gelmektedir. Bilinçaltından çabuk kandırılabilen ve kolay yaklaşılabilendir. Pembe kıyafet giyinmiş bir garsona ya da kuaföre daha çok bahşiş verme eyleminde bulunulduğu gözlemlenmiştir. Pembe masumiyeti, kırılganlığı, hassaslığı çağrıştırır. Somut olarak akla kız bebekler, kız çocukları, yaşlı hanımlar, şekerlemeler, pembe güller gelmektedir.

Bilinçaltından çabuk kandırılabilen ve kolay yaklaşılabilendir. Pembe kıyafet giyinmiş bir garsona ya da kuaföre daha çok bahşiş verme eyleminde bulunulduğu gözlemlenmiştir. Pembe masumiyeti, kırılganlığı, hassaslığı çağrıştırır.

Lacivert; Uyum ve başarı rengidir. Sakin ve dingin olma duygularını pekiştirir. Lacivert kozmik bir renk olarak kabul edilir. Lacivert ve Koyu mavi ise en ciddi renktir. Bu yüzden polis ve pilot üniformalarında kullanılır.

Yeşil; Güven rengidir. Paylaşma, cömertlik, huzur, istikrar, sakinlik, zihinsel ve duygusal benlikte etkindir. Yatak odası için de rahatlatıcı bir renktir. Çünkü; rahatlatıcı ve sakinleştiricidir. Tabiatla olan bağlantısından dolayı tazeliği ve şifayı  çağrıştırır.

Somut olarak akla ne gelir? Önce orman, ağaç ve bitki; kısaca yeşillik gelir elbette. “Yeşil” de zaten doğayı gözlemleme sonucu ortaya konmuş bir addır. Asıl kökü “yaş-ıl”dan gelir. Yani bitkilerin tazeliği, yaş iken taşıdığı renkten kaynaklanmaktadır. Genellikle süt, ayran ve yoğurt ürünleri yeşille kendini tanıtır. Doğallık ve tazeliği işaret eder. Birçok süpermarketin, hipermarketin kurum kimliği de yeşildir. Çünkü o gıdada tazeliği garantiler.

Bankalar da yeşili yaygın olarak kullanırlar. Güven duygusunu çağrıştırdığı ve paranın rengi Yeşil İslamiyet’i de akla getirdiği için ideolojik bir anlamı da vardır. İslamiyet yeşille kendini ifade eder nerdeyse. Yeşile el koymuştur. Cennetin yemyeşil olduğuna inanılır. “Türbe yeşili” dendiğinde yeşil yelpazesi içinde İslam yeşiline uygun olan ton aklımıza gelir.
Koyu yeşil, para ve prestij rengidir. Prestij ve güvenliğin önemli olduğu sektörlerde kullanılır. Ispanak, salata gibi sebzelerin tonları ise gıda sektöründe kullanılır. Mavi-yeşil birlikteliği kaplıcaları çağrıştırdığından, hijyen ürünleri için kullanılır.

Mavi; Opal; sezgilerin rengidir. İç dinginliği, sevgi, huzur, sakinlik ve barış duygularını pekiştirir. Su ve havayla bağlantılı olduğu için her an hayatımızda var olması gereken ve her zaman orada olan bir renk gibi algılanır. Bu sebeple mavi güvenilir, sağlam, emin izlenimini verir.

Mavi, gözün retina tabakasının hemen önünde oluşur, bu nedenle baktığınızda sizden uzaklaşıyormuş, derinleşiyormuş gibi hissedersiniz.

Huzur, gizemli bir derinlik etkisine sahiptir. Özgürlük ve sonsuzluk mavinin temel soyut algısıdır. Somut olaraksa her halde akla gelen ilk şey deniz ve gökyüzüdür.
Mavi kırmızının karşıtıdır. Kırmızı nasıl ki tansiyonu yükseltiyorsa mavi de bir o derecede düşürür. İnsanı sakinleştirir.
İç mimarların çocuk odalarında mavi kullanımının onların yaramazlıklarını azaltacağı, sakinleştireceği yönünde söylemleri vardır. Turuncu, sarı ve kırmızı gibi renkler çocukların hareketini daha da arttırır.
Batıda intiharları azaltmak amacıyla köprülerin korkulukları maviye boyanmaktadır. Çünkü bu renk tansiyonu düşürür ve sakinleştirir.
Nazar boncuğu mavidir. Anadolu’da kötülüklerden insanı uzaklaştırdığına inanılır. Arapça’da “ma-i” su demektir. Mavi ise o zaman su rengi anlamındadır. Çok değil yüz yıl öncesinde bu rengi Halit Ziya Uşaklıgil “Mai ve Siyah” adlı eser sunmuştur. Mai suyla ilgili olandır.

Afişlerde en geç solan renktir mavi. Genel olarak herkes bu rengi çok sever. Çünkü popüler çağın en çok giyilen giysisi kottur. Bu nedenle en çok beğenilen renk de giyimlerde en çok görünen renk de mavidir. Dünya %75’i sularla kaplı olan bu gezegenin fotoğraflarına baktığımızda mavi ağırlıklı görürüz. Bu nedenle Amerikalılar dünyaya “blue planet” derler.

Kişilik özelliklerine baktığımızda mavi, anlayışlı, uyumlu, sakin, güvenilir, hoşgörülü, dengeli insanların rengidir. Lacivert ve parlement mavisi ciddiyetin rengidir. Bu nedenle resmî kurumlar, ciddi kuruluşlar amblem ve logolarında, kurum kimliklerinde maviyi kullanırlar. “Parlement mavisi” adını “parlemento”dan, “parlemanter”den almaktadır. Görüldüğü gibi renk ciddiyeti ismine taşımıştır.

Aynı zamanda liderliği sembolize eder. Mesela, at yarışlarında birinci gelen ata mavi şerit bağlanır.

Dünyadaki firmaların yarısından fazlası logolarında maviyi kullanırlar. Banka ve finans sektörleri bu rengi tercih ederler. Mavinin suyla bağlantısından dolayı içeceklerin şişelerinde ve paketlerinde bu renk kullanılır. Konsantrasyon ve rahatlama gerektiren ortamlarda ve hastanelerde de kullanılır.

Kırmızı; Canlandırıcı bir renktir, vücuttaki hipozun salgısını harekete geçirir. Daha hızlı nefes almayı sağlar ve kan basıncını, kalp atışlarını, adrenalin salgısını yükseltir. Bu reaksiyon sonucunda kırmızı; heyecan, yüksek enerjiyi ve motivasyonu çağrıştırır. Aynı zamanda en uyarıcı, seksi, dinamik, tutkulu ve dikkat çekici renktir. Özellikle dikkat çekmesi istenen satış noktalarında ve iştah uyandırdığı için gıda sektöründe kullanılır.

Kırmızı, gözün retina tabakasının hemen arkasında oluşur; bu nedenle rengi algılarken, sanki üstünüze doğru geldiğini hissedersiniz. Psikolojik etkisi ise uzun süre izlendiğinde insanda gerginlik ve heyecan yaratması, kısa sürede ise dikkat çekici olması ve bakışı üzerinde toplamasıdır. Resimsel anlamda tehlike ve yasakların belirtilmesi amacıyla kullanılır. Toplumsal anlamda kendine güveni, erkeksiliği, saldırganlığı, bedensel gücü, küstahlığı ve kabalığı simgeler. Sıcak bir renk olan kırmızı, dikkat çekici olduğu için reklâm fotoğrafçılığı uygulamasında sıkça kullanılır. Tahrik ve teşvik edici özelliği nedeni ile dikkatli kullanılması gerekir. Bu renkteki nesneler daha büyük ve yakın görünürler.

Zaten somut olarak düşündüğümüzde aklımıza ilk olarak kan, kırmızı kalpler ve kırmızı güller gelir. Trafik işaretlerine şöyle bir baktığımızda çeşitli uyarı levhalarında kırmızının tehlikeyi ve bir ikazı da simgelediğini görürüz. Dünyanın neresine giderseniz gidin kırmızı bordürle belirlenmiş üçgen bir trafik levhasının içindeki hayvan o yerde her an karşınıza çıkabilir diye Kırmızı bayrak başkaldırdı ve devrimin rengidir. Rus, Çin ve Fransız Devrimi sırasında hep ön saflarda kırmızı bayrak taşınmıştır.

Yapılan araştırmalar kaza yapan arabaların çoğunun kırmızı olduğunu gösterir. Kan basıncını arttırdığı, insanı sinirlendirdiği göz önüne alınırsa sigorta şirketlerinden gelen bu sonuca şaşırmamak gerekir. Ayrıca çalınan arabaların da çoğunun kırmızı olduğu gözönüne alınacak olursa dikkat çekiciliği burada da kendini göstermektedir. Yüzdeki kırmızılık ise ikonografik olarak (belirtisel gösterge) utanma, kızgınlık ve ateşin belirtisidir.

Kişilik göstergeleri olarak ele alındığında ise kırmızı, güçlü, hırslı, cesur, dışadönük, lider, baskın, agresif, mücadeleci, tutkulu, heyecanlı, bencil insanların rengidir. Kültürel olarak örnek vermek gerekirse; Hindistan ve Çin’de kırmızı şansı ve üretkenliği simgeler. Hindistan’da gelinlikler kırmızıdır.

Dalga boyu yüksek olan kırmızı hemen görüldüğü için kullandığımız makinelerde, cihazlarda (beyaz eşyalar, fotoğraf makineleri, kameralar, küçük ev aletleri gibi) dikkat edilmesi gereken fonksiyonlar kırmızı işaretlerle, düğmelerle yer alır. Sözgelimi fotoğraf makineleri üzerinde yer alan “flaş” işareti çoğunlukla kırmızı bir şimşek işaretidir ya da senkronize olduğu enstantene değeri ne ise o kırmızı renkle yazılır.
Ürün kimliklerine baktığımızda bugün pek çok ünlü markanın kırmızıyı kullandığını görürüz. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırırlar.

Gri; Somut olarak akla sisi ve dumanı getirir. Aklaşmış gri saçlar “yaşlılığı” simgeler. Durgunlaştıran bir etkiye sahiptir. Sıkıntı, karamsarlık ve olgunluğu sembolize eder. Kesinlikle ciddiyeti ve ağırbaşlılığı temsil eder.
İlgi çekmekten, göze çarpmaktan kaçınan insanların rengidir. Bunlar tarafsız, kararsız, hüzünlü, karamsar, sıkıntılı, meraktan yoksun, temkinli kişiliklerdir. Mimaride grinin yaratıcılığı öldürdüğü bilinir. Yaratıcılık gerektirmeyen ofislerde gri kullanmak sorun yaratmaz ancak yaratıcılık gerektiren işyerlerinde gri mekândan uzak durmak gerekir.

Gökkuşağı; Renkler değişik coğrafya ve kültürlerde anlamsal farklılıklar gösterirler. Bu anlamlar zamandan zamana veya toplumdan topluma değişebilir. Örneğin gökkuşağının anlamı önceleri anlamı “şans” iken artık “eşcinselliği” temsil etmektedir. Bu sembolle eşcinseller Batı’da kendileri göstermektedir. Gökkuşağı rozeti, etiketleri, bayrakları, araç plakaları kullanırlar. Mitolojiye göre gökkuşağının altından geçen cinsiyet değiştirirmiş. Kadın erkek, erkek kadın olurmuş. Bunu sembol olarak sahiplenmelerinin belki de nedeni budur.
Bizim toplumumuzda ise gökkuşağının başladığı ya da bittiği yere varan kişi hazine bulur.

Renklerin doğru ve etkili kullanımı;

• Rengi, küçük öğeleri büyüklerin içine yerleştirmeye yardımcı olması için, zemin tonu olarak
• Rengi, dikkati üstüne çekmek istediğiniz belirli, küçük boyutlu öğeleri vurgulamak için
• Rengi, aynı alanda bir grubu diğerinden ayırmak için
• Rengi, aynı yerde kullanılan ancak benzer karakterlerde olmayan öğelerin devamlılığını ve geçişini sağlamak için tamamlayıcı olarak tanımlayabiliriz.

Görsel algıda üçgen, kare ve yuvarlak form vardır. En ilgi çeken üçgen formdur. Çünkü dinamiktir. Ama içleri boyandığında kırmızı bir karenin en uzun süre hafızada kaldığını göstermiştir.

Lüzumlu Bilgiler

-En çabuk hatırlanan renk sarıdır.
-En zor hatırlanan renk ise mavidir.
-Doğada en az bulunan renk mordur.
-En dikkat çeken şekil/zemin ilişkisi rengi sarı ve siyahtır.
-En az dikkat çeken zemin ise kahverengi ve yeşildir.
-Açık ve parlak renkli objeler büyük, ağır ve uzak algılanır.
-Koyu ve doygun renkli objeler küçük, hafif ve yakın algılanır.
-Bütün renklerin olduğu bir çarkı hızlıca çevirirseniz beyaz rengini görebilirsiniz.

Aynı gramajdaki sarı ve mavi paketi bizler farklı ağırlıktaymış gibi algılarız. Sarı pakettekini daha ağır ve büyük algılarız. Yüzeyler tasarlanırken grafikler kullanacağı renkle tipografik karakteri daha yakın veya uzak gösterebilir. Tasarım mükemmeldir ama renkleri yanlış kullanırsanız başarı elde edemezsiniz.

Yatayda çizilmiş kontrast renkler genişlik, düşeyde çizilmiş kontrast renkler uzunluk hissi verirler. Bilinmelidir ki; renkler mesaj iletir. Yan anlamı yüksek eserlerin sanatsal değeri de yüksektir.

Renklerin Sembolik Anlamları ve Etkileri

* İnsanın, renklere verdiği duygusal tepkilerin belirgin bir kısmı doğuştan gelir ve bilinçdışı süreçlerde gelişirken; bir kısmı da yaşanan deneyimler ve öğrenmeler sonucu şekillenir.

* Renkler;  belli bir algı ve duygu yaratmak için, bir anlam ve bir çağrışımı sembolize etmek için, dikkat çekmek, akılda kalmak, etkilemek ve yön vermek için, farklılaşmak, farkedilmek ya da farkedilmemek için, tutum ve davranışları yönlendirmek için, rahatlamak, rahatlatmak ya da heyecanlandırmak için kullanılabilir...

* Öğrenme, öğretme, sunum ve çalışma materyalinde renklerin, şekillerin ve sembollerin kullanılması, beynin sağ ve sol loblarını bir arada ve dengeli şekilde aktif kıldığı için, belirgin derecede daha etkin ve kalıcı bir öğrenme sağlar; konsantrasyonu ve öğrenme sonrası hatırlamayı kolaylaştırır.

* Tüketicinin dikkatini çekmek, aklında kalmak ve belirli ürün ve markalara karşı istenilen tutum ve davranışları yaratmak; pazarlama ve reklam stratejilerinin temel hedefleridir. Ambalajda, tanıtım satandında ve reklamlarda kullanılan renkler, bu hedefler doğrultusunda en önemli ve en etkili araçlardandır.

* Renkler, algılamada örgütlemeye, kodlamaya, yardımcı olan sembollerdir. Deodorant, sabun ya da parfüm ambalajlarında çoğunlukla, pembe; çiçek kokuları için, yeşil; ağaç, yaprak ve bitki kokuları için, mavi; deniz, okyanus ve yosun kokuları için, kahverengi; baharatlı, beyaz ve krem rengi ise, vanilya kokularına işaret eder. Algıda örgütlemeye bir diğer örnek ise, İtalyan bayrağının renkleri olan kırmızı, beyaz ve yeşilin, İtalyan yiyecek maddelerinin ambalajlarında kullanılması ve bu yolla İtalyan kimliğinin yansıtılmasıdır.

* Coğrafyalara ve kültürlere göre farklılık göstermekle birlikte, yapılan çalışmalar renklerin bazı genel geçer etkilerini de tanımlamaktadır. Örneğin kırmızı gibi sıcak renkler, heyecanı ve duyguların yoğunluğunu arttıran uyarıcı bir etki yaratırken, mavi gibi soğuk renkler sakinleştirici, dinlendirici ve rahatlatıcı etkiler yaratmaktadır.

* Bazen, farklı renkler farklı dönemlerde moda olabilir. Moda renklerden en çok etkilenen sektörler arasında, tekstil, otomotiv ve mobilya endüstrileridir. Otomotil üreticilerinin renk seçenek yelpazelerindeki renklerin her yıl yaklaşık % 30’unun değiştiği ve bu değişimin de 3-4 yıllık bir pazar ön araştırması zemininde yapıldığı bilinmektedir. İngiltere’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, modadan bağımsız olarak, arabalarında bej, lila, açık sarı gibi pastel, uçuk ve açık renkleri tercih eden sürücülerin, mavi, kırmızı ve gümüşi renkleri tercih eden sürücülere göre daha depresif ve daha stresli bir profil sergilediğini ortaya koymuştur. En populer araba renginin kırmızı olduğu bilinir; tutku, heyecan ve hızın sembolü olarak dikkat çekicidir; hatta bu nedenle bazı marka otomobillerin kırmızısı diğer renklere göre daha pahalıdır.

Doğa ve Renk:
Renkler ışıklı görünümler olarak tanımlanabilir. İnsanın hoşuna giden, güzel olan, beğenilen objeler ancak renklerle estetik kazanırlar. Çevreye bakıldığında renklerin en özgür, en güzel kullanımı doğada görülür. Öylesine farklı yerlerde öylesine değişik durumlarda kullanılmıştır ki başlangıçta anlaşılmamış olsa bile var olan dengenin bir gereği olduğu, ancak daha görülerek hayretler içerisinde kalınır.

Bir objenin neden o renk olduğunu anlamak hep zaman almıştır. Doğanın kendini korumaya yönelik dengesi düşünülüp hesaplanırken, renklerin ihmal edilmesi ise beklenemeyecek kadar gerekli ve gerçekçidir.

Kırmızının gücü, enerjisi, tehlikesi akkor halindeki ateşten daha iyi anlatılabilir mi? Kırmızı yaşam gücüdür. Kırmızı enerjidir. İnsanın en temel gereksinimi olan enerji kırmızı ile ifade edilir.Doğanın renklerini düşündüğümüzde yeşil de kırmızı gibi cömertçe doğaya salgılanmıştır.

Doğaya şemsiye açmış ağaçların yeşil dalları ve bir halı gibi yerlere serilen çimenler huzur denge ve güveni aşılamıştır.

Doğadaki sarının simgesi ise güneştir. Güneşle beraber sarı her gün canlılara umut ve canlılık aşılar. Yeni arayışların insanda umut olarak olumlu oluşumunun gücünü sarıdan alırız.

Maviyi hissetmeyen insan ise düşünemez. Mavinin verdiği enerjiden her kes payını alır. İnsana enginliği ve derinliği aşılar. Doğadaki siyaha ise karanlığı gösterebiliriz. Yani korku, son ve kayboluş.

Giyimde renkler:
Giysiler insanların kendilerini değişik şekilde ifade etmelerini sağlar. Renk dilinin çözümlenmesi ile her konuda genel renk durumumuzu görmemiz mümkündür. Rasgele renk kullanarak giyinmek kişiyi ruhsal ve psikolojik yönden kötü etkileyecektir. Çünkü yanlış kullanılan renkler kişinin kendi ile bağlantı kurmasını engeller.
Giysilerin renkleri dört ayrı renk seti içerisinde sunulur. Kişiler bu setlerden birini kendilerine ait olduğunu hissederek kullanırlar. Giysiler vücudumuzu saran renk filtreleridir. İhtiyacımız olan renk enerjisini emmemizi sağlarken bunun miktarını da ayarlarlar. Kişilerin seçmiş olduğu giysi renkleri kişiler kişilikler hakkında da bilgi verir.

Kırmızı: Daha enerjik daha dışa dönük kişilik yansıtır. Çok dikkat çekicidir. Kişiler bu rengi ihtiraslı ve hırslı oldukları takdirde kullanırlar.
Turuncu: Enerji ve heyecan vericidir. Cesur ve maceracı bir anlatımı vardır.
Sarı: Entelektüel kişilikleri ortaya koyar. Yönetim idare, zihin açıklığı ve dikkati simgeler.
Yeşil: Dinlendirici, yatıştırıcı, dengeleyiciliği ve bilgeliği simgeler.
Turkuvaz: insanlara karşı açık bir kişilik olduğunu simgeler.
Mavi: Düzenin ve ruhsallığın ifadesidir. Huzur, barış ve sadeliği simgeler
Mor: Kedine güven ve özgürlüğü simgeler. Kutsallık ve alçak gönüllülüğün habercisidir.
Macenta: Yumuşaklık, ağır başlılık ve nezaket duygularını ortaya koyar. Aşk ve şefkat duygularını da simgeler.

İnsanlar renkli giysileri örtünmek için veya dikkat çekmeye yarayan bir araç olarak kullanırlar. Bunu sadece biriyle anlamak çok yanlıştır. Halbuki renklerin enerjilerinden giysilerde yararlanıldığı taktirde daha yapıcı ve üretken olabilirsiniz. Zira bunlar vücudumuzu saran renk filtreleri gibidirler. Fiziksel ve ruhsal yönden vücuda almamız gereken renk enerjisinin miktarını ayarlarlar.İnsanların giysilerinde seçtiği renkler, onların kişilikleri hakkında çok şey söyler. Ayrıca tercih edilen bu renkler kişilerin sağlıklı yaşamalarına yardımcı olurlar.

Bunları birkaç örnekle şöyle ifade edebiliriz:

- Sarı ve tonlarında giyilen giysiler şişmanlamaya,

- Kırmızı renkli iç çamaşırları, cinsel içgüdünün artmasına,

- Lacivert ve mor tonları ciddiyete ve düşünme yeteneğinin artmasına,

- Yeşil ve tonları sükûnet ve kalp huzuruna,

- Mavi ve tonları rahatlık ve iç huzuruna,

- Mor ve tonları ise insan ufkunun açılıp beyin fonksiyonlarının normal çalışmasına ve dış etkilerden etkilenmemeye yardımcı olur.

Beslenmede Renkler:
Sağlıklı beslenme renkli beslenme ile mümkündür. Kırmızı besinler alkali ağırlıklı, yeşil besinler nötr, menekşe, eflatun, mavi, çivit mavi ve mor besinler asit ağırlıklıdır. Evde zayıf ve kansız biri varsa kırmızı besinler yedirilmeli. Sinirli ve stresli bir işle meşgul biri varsa yeşil besinler ile beslenmeli. Yine gökkuşağının yedi rengi kullanılarak yapılmış bir salatada öğüne mutluluk ve sağlık yükleyecektir.

Kırmızı Besinler; tüm kırmızı derili meyve ve sebzeler, et, su teresi, pancar, lahana, kiraz, biber, üzüm, soğan, turp.
Turuncu Besinler; havuç, portakal, balkabağı, tatlı mısır, kayısı, mandalina, şeftali.
Sarı Besinler; kayısı, tereyağı, yumurtanın sarısı, greyfurt, hint kirazı, ilik ve sarı derili diğer meyveler.
Yeşil Besinler; bütün yeşil sebze ve meyveler.
Mavi Besinler; erik, böğürtlen, çay üzümü, balık, kuşkonmaz.
Menekşe Besinler; patlıcan, mor lahana, pancar, mor üzüm, böğürtlen.

Yiyeceklerimizi alırken ve kullanırken renklerine özen göstermeli, mümkünse çiğ olarak, tam pişirmeden, renklerini kaybetmeden ve haşlama sularını dökmeden yemeliyiz.  Yine sebze ve meyveleri tüketirken renklerle tedaviyi de düşünüp ona göre tüketmekle ayrı bir şifa özelliğinden istifade edebiliriz.

Her renkli sebze ve meyvenin, vücudun enerji bölgesinin renklerine göre yendiğinde bedenimizde ayrı bir şifa verdiği mutlaka görülecektir.Bunun bazı örneklerini şöyle ifade edebiliriz

:- Kök enerji merkezi kırmızı; yani kan tedavisi; kırmızı lahana, kiraz, böğürtlenle beslenebilir.

- Kalp enerji merkezi yeşil; yeşil fasulye, çam yaprağı, yeşil otlar ve yeşil çayla beslenir.

- Mide ve safra kesesi rengi sarı; şifası limon suyu ve zeytinyağı vs. ile beslenir

Kokularda Renkler:
Kokular ve parfümler hakkında Abrams şöyle der; "koku öğesi esas itibari ile renksel bir sunumdur. İnsanlar her ne kadar cisimsel ün yapan koku ve parfümleri isimsel olarak arayıp tutkucusu olmuşlarsa da işin esasiyetinde rengin hakimiyeti, görkemi ve gizeminin büyük önemi var. Eğer kişinin kullandığı parfüm kırmızı ise o kişi atak, coşkusal, sevgi ve aşk dolu kimlikleri ile o parfümü tercih etmişlerdir. Koku sarı renkte ise kişi entelektüel, yönetici hırslı ve iddialı, koku eflatun renkte ise kişi gizemlidir." Abrams koku ve parfümlerin renklerle ilintisini anlatırken ritmik titreşimlerle de (enerjiyle) ilintili olduğunu ortaya koymuştur. Özel aletler yardımıyla araştırılmasının da mümkün olduğunu savunmuştur. Bu araştırmalarıyla kokuların sıcaklık ve serinlik hissini dahi verebileceğini ortaya koymuştur.

Müzikte Renkler:
Renkler yaşamın bütün boyutlarına renk verdikleri gibi müziğin özünde de var oluşlarını sağlamışlardır. Bu sistemi ilk kullananlardan biri büyük sanatçı Mozzart'tır. Mozzart'ın do notasından bestelenmiş bir çok kırmızı senfonisi vardır. Renkli müziklerin nasıl yapıldığını kısaca şu şekilde açıklayabiliriz. Bir osilatör makinesi bulundurarak ve ışık ve ses mühendislerinin yardımıyla renkli müzikler üretebilmek bilimsel ve mümkündür. Dussaud'a göre yedi müzik notası arasında var olan titreşim bağlantısıyla renk spektrumundaki değişik renkler arasında bulunan titreşim bağlantısı aynıdır. Çınlamalı gam ve ışıltılı gamın güzelliğini sağlayan aynı sayılardır. Bu sayılar; 24, 27, 30, 32, 36, 40, 45 dir. Aynı sayıları gökyüzünde yıldızlarla çevrelerinde dönen gezegenler arasındaki uzaklıkta ve atomun çekirdeğinden elektronları ayıran aralıklarda buluruz. Renkler, sesler, tatlar ve kokular orantılıdır. Aynı evrensel uyumu ortaya koymaktadır. Müzikte her notaya bir renk karşılık gelmektedir.

Do: kırmızı
Re: turuncu
Mi: sarı
Fa: yeşil
Sol: mavi
La: eflatun, menekşe
Si: mor

Tıpkı renklerde olduğu gibi seslerde iki gruba ayrılır. Temel nota grubu; Do, Mi, Sol temel renklerle Kırmızı , Sarı ve Mavi ile barışıktır. Tamamlayıcı notalar grubu olan; Re, Fa, La, Si tamamlayıcı renkler olan Turuncu, Yeşil, Eflatun, Mor’ a eşittir.

Bir renk bilimci, bir ses ve ışık mühendisinin de yardımıyla, bir besteye renk yükleyerek renkli müzikler üretebilir. Peki bunu yapmak neye yarayacak? “İnsanlar ihtiyaç duydukları duygulara göre, gidecekleri mekânlarda çalınan müziklerin renk tonlarını seçebilecekler. Örneğin, denge, huzur ve güvene ihtiyacı olan bir kişi yeşil tondan, yani fa minör ya da fa majör tonundan müzik çalınan bir yere gitmeli. Bir grup çok eğlenceli, hareketli, çılgın bir gece geçirmek istiyorsa, kırmızı müzikler çalan yerlere gitmeli”.

Yeni tanışmış, romantik bir ortam arayışında olan çiftler için önerisi ise turuncu müzik çalınan yerlere gitmeleri, hatta o gün mutlaka turuncu içeren giysiler giyip, mümkünse turuncu renklerin hakim olduğu bir mekânda buluşmaları...

Renklerin insanların yaşadığı mekanlardaki etkisi …

İnsan hayatının önemli bir kısmı kapalı mekanlarda geçtiği için bu konu büyük önem arzetmektedir. Özellikle ev hanımlarının zamanının çok önemli bir kısmı bu kapsamda ele alınmalıdır. Dolayısıyla insanın bulunduğu mekanın rengi kişiliği ile uyumlu olmalıdır. Bu amaçla dekorasyonda doğru renkler seçmeli, odanın şeklini doğru ayarlamalıyız.

Dekorasyonda Renkler: Evlerimizin odalarında renklere dikkat ederek şöyle bir gezindiğimizde görürüz ki eşyalarımızın renkleri birbirlerine benzer. Hatta döşeme ve eşyalar ile duvar ve perde renkleri bile uyum içerisindedir. Herhangi bir dekorasyonda yaşadığımız ortamda yanlış renkleri seçilmesi bir süre sonra psikolojik negatif etkiye yol açacaktır. Kişinin ihtiyaç duyduğu renklere ve barışık renklerine yönelik seçim yapılmalıdır.

Dekorasyonda Tavanlar Duvarlar ve Zeminler: Tavan renkleri oda renginden daha açık tonda seçilmelidir. Eğer çok yüksek bir tavanı alçak göstermek istiyorsak bunun tam tersini yapmalı yani tavan rengini daha koyu seçmeliyiz. Duvarlar için açık tonlu renkleri tercih etmek odayı daha aydınlık ve geniş göstermeyi sağlayacaktır. Zeminlerde kullanılacak renkler ise duvar renklerine yakın hatta biraz koyu seçilmelidir.

Oturma Odası: Oturma odası, ev sakinlerinin en fazla vakit geçirdikleri mekandır. Bu kısımlar için doğal ve yumuşak renkler tercih edilmelidir. Oturma odalarında dikkat dağıtıcı renklerden uzak durulmalıdır. Yeşilden mora açık renkler tercih edilmeli, kanepe, halı ve sandalyelerin renkleri duvarların renklerinden koyu olmalıdır.

Oturma odası; mevcut olan renkler göz önünde bulundurulmalı (zemin rengi vb.) ve çıkış noktası şömine olmalıdır. Kullanılan renkler arasında büyük farklar olmamalıdır. Bu odalar genelde dinlenme, kitap okuma, müzik dinleme vb. işler için kullanıldığından dikkat dağıtıcı iddialı renklerden uzak durulmalıdır. Kanepe halı ve sandalye renkleri duvardan daima koyu olmalıdır. Vazo gibi aksesuarlarda ise dikkat çekici renkler kullanılmalıdır.

Yemek Odası: Açık ve orta koyu renklerde olmalıdır. Mutlu bir ortam meydana getirirler. Yemek odası için seçim yaparken yiyeceklerin doğal renklerini gözünüzün önünde bulundurmalısınız. Yeşil ve tonlarından uzak durmalısınız. Çünkü bu renklerin hastalık hissi veren özellikleri vardır. Masa örtüsü ve peçeteler dikkat çekici sarı tonlarında olmalıdır.

Mutfak: Mutfakta pembemsi sarı tonlu heyecan ve enerji veren renkleri seçmelisiniz. Bu renkler tembelliği yok eder, enerji verir, yaratıcılığı artırır. Mutfakta iyi aydınlatma olmalı, mutfak  tezgahı canlı renkte olmalıdır. Mutfakta kullanılan gereçler, mekânın hakim rengiyle uyum içerisinde olmalıdır.

Yatak Odası: Gençler ve yeni evliler yatak odalarında yumuşak ve huzur veren, kırmızıya yakın hoş renkleri seçmeli. Bu yaş grubundan büyükler ise yumuşak maviye yakın sarımsı renkler seçmelidirler. Ayrıca seçilecek renkler bulunulan yerin havasına göre uyum içinde olmalıdır. Mesela soğuk yerlerde sıcak renkler, sıcak yerlerde serinlik hissi veren renkler tercih edilmeli.

Çocuk Odası: Ergenlik çağına gelene kadar çocuk odalarında kırmızı, turuncu ve sarı gibi neşe ve canlılık veren renkleri tercih edilmeli. Daha ileri yaşlarda ise mavinin ve yeşilin tonları kullanılabilir. Bu odalar için koyu renklerden uzak durulmalıdır.

Çalışma Odası: Bu mekanlarda, insanın anlama ve çalışma yeteneğini artıracak maviden mora kadar olan renkler tercih edilmelidir.
 

Sporda Renkler:
Sporda kullanılan renkler o kadar önemlidir ki sporcuları şampiyonluğa iten yasal doping olarak bile kullanılabilirler. Galatasaray'ın şampiyon olduğu zaman renk tayfında sarı ve kırmızı renklerin hakimiyeti mevcuttu ve Galatasaraylı futbolcular doksan dakika maç boyunca bu renklerden tensel temasla ve renk tayfındaki etkinliği ile doping etkisi yaşamışlardır. Renk tayfı etkilerinden başka kırmızı sarı ve turuncu renkler kişiyi spora hazırlar. Spora başlamadan önce kırmızı gelincik tarlası, turuncu gün batımı ve sarı ayçiçeği tarlası meditasyonları sırasıyla yapılmalıdır. Uzak doğu sporlarında renkler çok daha etkin şekilde kullanılmaktadır. Sporcuya başlamadan önce renk soluması yaptırılarak kırmızı soluma ile ataklığı turuncu soluma ile duygu dengesini sarı soluma ile zekasını ön planda tutması sağlanır.

Renkle İmaj Yaratmak:
Varlık dünyasının gerçek sahipleri renklerdir. Rengi dışa vurum ile görüntü imajına sahip olmamızın yanı sıra rengi içsel olarak hissetmek vizyonlarımızın gerçek renklerini bulmak bu renklerden yararlanarak daha farklı bir hayat yaşamak çok mümkün. Renklerin iletişimde kullanılarak imajinasyonda başarı yakalama sanatı daha çok psikolojik bir oluşumdur. İnsanların içinde bulunduğu durumu seçtikleri renkler açığa çıkarır. İnsanlar farkında olmasalar da duygularını yansıtan renkleri seçerler. Bazı renkle imaj yükleme örnekleri verecek olursak;
a- Güçlü etkili aşk ve sevgi dolu bir ifadeyi anlatan renk kırmızıdır tamamlayıcı rengi ise turkuvazdır.
b- Entelektüel yönetici yeniliklere açık ve projeci bir ifade için kullanılması gereken renk sarı tamamlayıcısı ise mordur.
c- Kibar nazik sevgi dolu bir ifade için kullanılması gereken renk mavi tamamlayıcısı ise turuncudur.
d- Kendinden emin güven duyulan ve denge oluşturan ifadecilik için kullanılması gereken renk yeşil tamamlayıcısı ise macentadır.

Renklerin Tüketici İle İlintisi:
Günümüzde bir çok kuruluş renklerin gizemli gücüne inanmış ve bu gücü satış pazarlama çalışmalarına eklemiştir. Bir çok kuruluş da farkında olmadan renklerin gücünü kullanmaktadır. Gerek ürün gerek hizmet pazarlayan kuruluşlar rengi iletmenin tüm departmanlarına monte etmiştir. Başta mağaza dizaynı ve ambalaj renkleri olmak üzere bilerek veya bilmeyerek uyum yakalamaya ve ürünleri belli renkler ile özdeşleştirmeye çalışmışlardır. Bunlardan bazı örnekler verecek olursak: Gıda ürünlerinde iştah açması açısından kırmızı tercih edilmiştir.

Mağaza içi dekoru rahatsız edici şekilde sarı ve kahverengi kullanarak kişinin fast food tüketime uyum sağlayıp alışverişini yapıp karnını doyurduktan sonra rahatsızlık duyarak ortamdan uzaklaşmalarını sağlamışlardır. Light gıda ürünlerinde ise yeşil ve mavi tercih edilmektedir. Çünkü light ürün seçen birinin düşüncelerine ve isteklerine hitap eden renkler yeşil ve mavidir. Mavi enginlik ve derinliğin yeşil ise huzur denge ve güvenin rengidir. Keza sosyal kuruluşlar olarak baktığımız hastanelerde cerrahların kullandıkları rengin yeşil olması bir tesadüf değil hastaya güven yüklemesi içindir. Renkler bilinçaltımızı yönlendirirler. Herhangi bir alış veriş merkezinde birbirine ikame bir sürü ürünün başında durup bir seçim yaparken bizi bilinçaltımız yönlendirir. İçimizdeki sesi dinleriz ve içimizdeki sesi oluşturan ise renklerdir.

Renk, tanıtımını yaptığı ürüne kimliğini verir. Marka belirlenirken ürün rengi genellikle ambalaja konu olur. Bu ürünler zamanla kişisel ve toplumsal bilinçaltına yerleşir. Örneğin Ambalajlarla tüketicilere bazı renklerin hangi tatları çağrıştırdığı öğretilmiştir. Mavi ambalajlı bir çikolata ya da dondurmayı düşünün bu kesinlikle “hindistancevizli” çıkacaktır. Sakız veya şeker almak istediğinizde “naneli” bir tat istiyorsanız eliniz yeşil ambalajlı pakete; “çilekli” sakız ya da şeker istiyorsanız pembe renkli ambalaja gidecektir. Sigara içenler için de aynı durum söz konusu mentollü içenler hemen yeşil pakete yönelecek; mentollü içmeyenler yeşil pakete yanaşmayacaklardır.

Renklerin hayat tarzındaki etkileri konusunda çarpıcı değerlendirmeler…

- Rengi bir ışık olarak üstünüzde taşıyabilir, yiyecekler, içecekler ya da renkli bir su olarak içinize sindirebilirsiniz. Bunu yaparken çeşitli yöntemlerden istifade edebilirsiniz. Bunlar ışık kutuları, ışıklı ambarlar, renkli ampuller, kumaş ve dekorlardır.

- Giydiğiniz elbiselerin renklerinde, kullandığınız çarşaf gibi eşyalarda mavi, pembe, yeşil ya da sarı kullanırsanız daha derin ve rahat nefes alabilirsiniz. Bu renkler akciğerleri ve diyaframı güçlendirir.

- Sinirli veya aşırı hareketli bir çocuk turuncu veya kırmızı yatak takımının içinde uyumamalıdır. Böyle çocuklar için yeşil ya da mavi uygundur.

- Halı ve perdeler kişiliğe uygun renklerde olmalıdır. Örneğin sürekli kavga eden bir ailenin duvardaki turuncu renkli halıyı maviye, hatta pembeye çevirince daha iyi anlaşmaya başladıkları görülmüştür.

- Duvar ve mobilyalar da hem insanın ruhi halini hem de sağlığını etkilemektedir.

- Renkli tablolarla dekorasyon insana canlılık verir. Bunu yaşadığınız mekanlarda uygulayabilirsiniz.

- Doğada her tür renk bulunur. Bu güzelliklerden faydalanarak onu yaşantımıza sokabiliriz.

- Ev bitkileri renkli ya da yeşil bir ev, bitkiler yaşantımızda oldukça iyi sonuçlar verir.- Renkleri içinizde var olan gücünüzde canlandırarak üçüncü gözün renklere karşı olan dikkatini artırabilirsiniz.

- Gözlerinizi kapatıp, bir rengi hayalinizde canlandırarak, kendinize enerji yükleyin.

- Renkleri içinize çekerek ve bunu vücudunuzun enerji merkezlerine yollayarak nefes alın ve verin. Rengi orada tutarak o bölgenize enerji yükleyip tedavi edin ve tedavi olduğunuzu düşünün. Düşünün ve “ben iyileştim” deyin. Sonuçta iyileştiğinizi göreceksiniz.

Renkler hastalıkların habercisi olabiliyor!

"Hastalıkların renkleri de olur mu?" diye sormayın çünkü bazı hastalıklar renklerle alarm veriyor...

Beyaz
Albinizm: Konjenital olarak melanin pigmentinin yokluğudur. Normalde derinin rengini veren farklı miktarlardaki melanin pigmentidir. Genetik olarak doğumdan itibaren melanin yoksa genel olarak beyaz renkli bir ten rengi olur. Saçlar, kaşlar kirpiklerde beyaz renklidir.
Piebaldism: Doğumsal olarak bedendeki sadece bazı bölgelerin de melanin pigmenti yokluğudur. Çeşitli büyüklüklerde ve bedenin çeşitli bölgelerinde beyaz lekeler şeklinde kendini gösteren bir hastalıktır.
Vitiligo: Önceden var olan melanin pigmenti, çeşitli nedenlerle daha sonra bölgesel olarak kaybolursa buna Vitiligo denir.

Sarı
Sarılık: Gerek mikropların neden olduğu gerekse çeşitli nedenlerle karaciğer ve safra kesesinden safra akışının engellendiği hastalıklarda cilt rengi artan bilirubin maddesi nedeniyle sarı bir renk alır.

Turuncu
Sarılık: Sarılıkların bazı durumlarında turuncuya kaçan bir sarı renk görülebilir.
Karotenemi: Turuncu renkli gıdaların fazla miktarda tüketilmesiyle de cilt rengi turuncuya yakın bir renk olabilir.

Yeşil
Verdin İkter: Sarılık hastalığı sırasında bilirubin denilen madde belli bir düzeyin üstüne çıktığında, derinin rengi yeşilimsi bir görünüm alır. Buna yeşil sarılık denir.

Kırmızı
Eritem: Aşırı sıcakta, fazla egzersiz sırasında, güneş yanığı ve ateş yükselmesinde, döküntülü ve iltihabi deri hastalıklarında deri rengi kırmızı olabilir.
Flushing: Belli bir bölgede olan aşırı kırmızılık. Yüzde ensede geçici yahut devamlı olarak görülebilir. Alkol alımı sonrası, bazı ilaçların yan etkisi olarak, cilt altı yağ dokusunun ince olduğu kişilerde heyecanlanma sırasında görülebilir.

Kahverengi
Addison Hastalığı: Derini rengi kahverengi ya da koyu kahverengidir. Böbrek üstü bezlerinin bir hastalığıdır.
Böbrek yetmezliği: Deri rengi toprak rengine benzer kahverengi bir hal alır.

Gri-Bronz
Hemokromatozis: Aşırı demir ve melanin pigmentinin sebep olduğu, deriye metalik bir görünüm veren grimsi-bronz rengin görüldüğü bir hastalıktır.

Siyah
Melas ikter: Sarılıkta bilirubin düzeyinin aşırı artması sonrası siyahımsı sarılık olabilir.

Mavi-Mor
Kalp-Damar hastalıkları: Ntvmsnbc'de de yer alan habere göre, özellikle atardamar ve toplardamar kanının karışmasına neden olan hastalıklarda dil, dudak, parmak uçları, ayaklar gibi bedenin uç kısımları mavi-mor renk olur.
Hemoglobin Hastalıkları: Hemoglobin, kırmızı kan hücrelerinin oksijeni taşıyan bölümüdür. Doğumsal veya edinsel bazı hastalıklarda, hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesi azalır. Bu durumlarda siyanoz denilen bedenin mavi-mor renkli olması söz konusu olabilir.

Kalp Yetmezliği: Kalp yetersizliğinde dolaşım bozulduğunda, akciğerlerden oksijenlenmenin azaldığında bedenin rengi hastalığın ağırlık derecesine göre mavi-mor renk alabilir.
KOAH: Oksijenlenmenin bozulduğu hastalıklardan biri de uzun süren tıkayıcı akciğer hastalığıdır. Bu hastalıkta da ağırlık derecesine göre deri rengi değişebilir. Mavi-mora yakın bir hal alabilir.
Şok: Dolaşım bozulduğunda, tansiyon dediğimiz damar içi dolaşım basıncı yetersiz düzeye geldiğinde beden renginde maviden mor renk tonlarına kadar değişim olabilir.
Vazomotor Bozukluklar: Damar cevabının, yani damar kasılma ve gevşemesinin bozulduğu hastalıklarda da beden rengi mavi-mor renk alabilir.
Travmalar: Özellikle deri altı yağ dokusu ince, az, zayıf olan bölgeler darbeye maruz kaldığında damar yapılarının bozulması ve cilt altına kanaması sonrası bölgesel mor renk oluşabilir. Yumruk sonrası göz morarması gibi. Ve günlük hayatta mor renkle ilgili olarak en çok bilinen hastalıkta muhtemelen budur.

Burçlara Göre Renkler

Koç burcunun genel olarak renkleri kırmızı ve kırmızının tonları ve parlak renkler olarak gözlemlenmektedir.
Boğa burcunun mavi ve mavinin tonları ayrıca yeşil renkte boğa burcunun renkleri arasındadır.
İkizler burcunun renkleri beyaz, gümüş renkleri ve sarı bunun yanında boğa burcundaki gibi yeşil ve yeşilin tonları ağırlık olarak kullanılmaktadır.
Yengeç burcunun renkleri soğuk ve açık mavi, gümüş ve gümüş gri tonlar, inci rengi ve sadeliği temsil eden beyaz renk yengeç burcunun renkleri arasındadır.
Aslan burcunun renkleri sarı, turuncu, altın rengi ve kırmızı olarak boy göstermektedir.
Başak burcunun renkleri mavi, altın rengi ve tonları, mavi ve açık mavi renk tonları ayrıca sarı renk başak burcunun renkleri arasındadır.
Terazi burcunun renkleri kraliyet mavisi, gök mavisi ve açık kapalı mavi tüm tonlar ağırlıklı olduğu gözlemlenmiştir. Ametist rengi de terazi burcunu kapsamaktadır.
Akrep burcunun renkleri koyu kırmızı, kahverengi, siyah ve gri renklerdir.
Yay burcunun renkleri lila, leylak, mor, ametist rengi yay burcunun renkleri arasındadır.
Oğlak burcunun renkleri, siyah, gri, menekşe ve koyu kahverengi renklerdir.
Kova burcunun renkleri genel olarak tüm renkleri kapsamaktadır. Kırmızı, yeşil, mavi siyah, beyaz tüm renkleri kaldırabilen tek burç olarak kova burcu gözükmektedir.
Balık burcunun renkleri mor, menekşe renkleri ve deniz yeşilidir.

Her rengin kendine göre bir güzelliği vardır. Örneğin Peygamberimizin ( SAV) beyaz, siyah, yeşil ve kırmızı renklerden yapılmış elbiseleri çeşitli zamanlarda giydiği bilinmektedir. Ancak çoğu zaman beyaz rengi tercih ettikleri gibi, ashabına da tavsiye etmişlerdir. Kırmızı renk cübbe, hırka ve sarık giydiklerine dair rivayetler vardır.(İbn-i Sa’d, Tabakat I. 451; Buhari, el-Ebed 127 no: 348)

Renklerle İlgili Ayetler…

* (Bu sefer) dediler ki: "Rabbine adımıza yalvar da, bize (kesilmesi emredilen ineğin) rengini bildirsin." O: "(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatan sarı bir inektir" dedi. (2/69)
* Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır. (16/13)
* Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (16/69)
* Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, alimler için gerçekten ayetler vardır. (30/22)
* Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık). (35/27)
* İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek-korkar'. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır. (35/28)
* Görmüyor musun; gerçekten Allah, gökyüzünden su indirdi de onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp-geçirdi. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarıyor. Sonra kurumaya başlar, böylece onu sararmış görürsün. Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor. Şüphesiz bunda, temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders (zikr) vardır. (39/21)
* Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak. (70/9)
* Ve dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün), (101/5)

Dünya öyle mükemmel ve güzel bir denge üzerine yaratılmış ki,  tek bir zerresini dahi bozmak bu makro dengenin tüm çarklarını alt üst edebilir Birbirine geçmiş dişlilerden oluşan bir çark sistemine benzetecek olursak dünyayı “renk” dediğimiz bu minik detay da aslında o kocaman dengenin olmazsa olmaz dişlerinden biri.

Rabbimiz’in bizleri renksizliğe mahkum etmemesi, hayatımızı hep güzel renklerle hemhâl eylemesi dileklerimle… 

Sıhhatle ve sevgiyle kalın…… 

Nazan Başoğul, 08.03.2012

Bu yazı 08.03.2012 tarihinden itibaren toplam 57476 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • Sağlıklı Atıştırmalık "Mısır" (23.09.2014)
  • Çekirdeği Toprağa Vermek (06.08.2014)
  • Küçük Kırmızı Mucize "Vişne" (23.07.2014)
  • Doğal Ağrı Kesici "Kiraz" (11.07.2014)
  • Zararlılarla "Doğal Mücadele" (27.06.2014)
  • Suyla Gelen Sağlık "Kaplıcalar" (29.05.2014)
  • Canlı Yaşamın Temeli "Su" (18.04.2014)
  • Kan Grubuna Göre Beslenme (16.03.2014)
  • Çağın Mucizesi "Alkali Beslenme" (28.01.2014)
  • Günümüz Beslenme Hataları (11.12.2013)
  • Doğal Yollarla Güzelleşin (20.10.2013)
  • Evimizdeki Mucize "Karbonat" (11.09.2013)
  • Doğal Yollarla "Saç Bakımı" (13.08.2013)
  • Evde Yapılabilecek “Doğal Temizlik Malzemeleri” (18.06.2013)
  • Kutsal Ot "Adaçayı" (24.04.2013)
  • Kokusuyla Büyüleyen "Lavanta" (20.03.2013)
  • Beynin Dostu "Ceviz" (05.02.2013)
  • Organik Altın "Safran" (03.01.2013)
  • Bir Ecza Deposu "Meyan Kökü" (13.12.2012)
  • Böbrek Doktoru "Gilaburu" (02.11.2012)
  • Yararlı Bir Bitki "At Kestanesi" (20.10.2012)
  • Sonbaharın Habercisi " Kızılcık " (15.09.2012)
  • Her Derdin Devası "Kayısı" (04.09.2012)
  • Ev Yapımı İçecekler (04.08.2012)
  • Ferahlığın Adı "Nane" (23.07.2012)
  • Sağlık Dostu "Kuşburnu" (14.07.2012)
  • Şifanın Bileği "Karanfil" (03.07.2012)
  • Zevkin Tadı "Kahve" (17.05.2012)
  • Çiçeklerin Sultanı " Gül " (09.04.2012)
  • Cebinizdeki Doktor "Kabak Çekirdeği" (22.03.2012)
  • Potasyum Deposu "Tarçın" (03.01.2012)
  • Çöldeki Anahtar "Aloe Vera" (05.12.2011)
  • Kalbin En İyi İlâcı "Alıç" (16.11.2011)
  • Gençlik Aşısı "Böğürtlen" (27.10.2011)
  • Şifa Deposu "Zeytin Yaprağı" (11.10.2011)
  • Her Derde Deva "Keten Tohumu" (18.09.2011)
  • Huzurlu Yaşam İçin "Sarı Kantaron" (03.08.2011)
  • Doğa Harikası "Polen" (10.07.2011)
  • Doğanın Doktoru "Zeytinyağı" (09.06.2011)
  • Altın Değerinde Bir Meyve "Altın Çilek" (02.05.2011)
  • Doğal Taşların Dili (12.04.2011)
  • Vücudumuzun Doktoru "Limon" (23.03.2011)
  • Karaciğer Dostu "Deve Dikeni" (06.03.2011)
  • Kendisi Küçük, Şifası Büyük "Çörek Otu" (23.02.2011)
  • Himalaya Tuzu (05.02.2011)
  • "Taş"ın Suyunu Çıkarmak (25.01.2011)
  • Misk-i Amber (08.01.2011)
  • Asrın İlâcı -"Propolis" (28.12.2010)
  • Mini Bir Mucize "Trabzon Hurması" (18.12.2010)
  • Beş Bin Yıllık Mucize İlâç "Keçiboynuzu" (11.12.2010)
  • Soğuk Algınlığı Düşmanı "Ekinezya" (03.12.2010)
  • "Kudret Narı" nın Kudretli Faydaları (23.11.2010)
  • "Kâbe" Dünyanın Merkezinde (14.11.2010)
  • Kâinatta, Canlılarda ve Doğadaki Mükemmel Estetik "Altın Oran" (27.10.2010)
  • Ginseng ve Faydaları (12.10.2010)
  • Kanserin Düşmanı "Zerdeçal" (28.09.2010)
  • Mucize İçecek "Kefir" (15.09.2010)
  • Karpuz ve Çekirdekleri ile Gelen Sağlık (28.08.2010)
  • Canlılığın Hayati Özü " Su " (18.08.2010)
  • Unutturulan "Geleneksel İçeceklerimiz" (06.08.2010)
  • "Kil" ile Gelen Güzellik (24.07.2010)
  • Mükemmel Gıda "Anne Sütü" (13.07.2010)
  • Doğal Mucize -"Maden Suyu" (30.06.2010)
  • İsveç Şurubu (16.06.2010)
  • Kırmızı Pancar ve Sağlığımız (02.06.2010)
  • Mesir Macunu - Kuvvet Macunu (21.05.2010)
  • "Acı Kavun"un Faydaları ve Kullanımı (11.05.2010)
  • Bitkisel Yağların Faydaları (03.05.2010)
  • Kur'ân'da Dikkat Çekilen Bitkiler (21.04.2010)
  • Bal'daki Şifa (11.04.2010)
  • Günlük Hayatımızı Kolaylaştıran Reçeteler (03.04.2010)
  • Misvak ve Faydaları (26.03.2010)
  • Bitkilerle Zayıflama (17.03.2010)
  • Doğal Antibiyotik "Sarımsak" (09.03.2010)
  • "Doktor Sülükler" Hayat Veriyor... (27.02.2010)
  • "Nar" ın Bilinmeyen Faydaları ve Önemi (17.02.2010)
  • Sağlıklı Çay - "Yeşil Çay" (07.02.2010)
  • Bitkilerin Yan Etkileri (31.01.2010)
  • Zencefil ve Faydaları (25.01.2010)
  • Doğal Cilt Bakım Kremleri (17.01.2010)
  • İnsanlara Sunulan Bir Nimet : Yağmur (11.01.2010)
  • Bitkilerle Saç Bakımı (03.01.2010)
  • İlaç Niyetine "Üzüm Çekirdeği" (27.12.2009)
  • Şifalı Bitkisel Yağlar (20.12.2009)
  • Bunları Biliyor Muydunuz? (12.12.2009)
  • Macunlar (05.12.2009)
  • “Zemzem” Suyunun Sırrı (29.11.2009)
  • Şifalı Bitkisel Çaylar (23.11.2009)
  • Her Derde Deva "Isırgan Otu" (15.11.2009)
  • Doğal Yaşam İksiri "Elma Sirkesi" (08.11.2009)
  • Attığımız Şifalı Çöpler (01.11.2009)
  • sağlık kaynağı "incir" (25.10.2009)
  • Yeni Anti-Aging Gözdesi - Buğday Çimi ve Şırası (18.10.2009)
  • Şifalı Bitkilerin Toplanması ve Saklanması (11.10.2009)
  • Çölün Mucize Bitkisi “Hurma” (04.10.2009)
  • Tabiat Eczanesinden Reçeteler (29.09.2009)
  • Yazarlarımız
    Mü'min Kimdir? Dr. Abdulcabbar Boran
    Güneş ve Ay
    İslâm âlemini topyekûn hüsrana sürükleyen korkunç hurafe! Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    IŞİD ile Mücadele Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    Küçük imtihanlar-3 Sibel Yiğit
    Seyir Halleri
    DERDİNİ BİLMEYENLER Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Sağlıklı Atıştırmalık ˝Mısır˝ Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    ŞABAN-I VELİ HZ Gülay Ozan
    Gönül Erenleri
    Hayal Bu Ya Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    ALLAH'I NASIL SEVEBİLİRİZ? Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Şike Spor...! Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    ilahi aşk Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    Bayramda Dişlere Dikkat Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    15.06.2013 Düsseldorf Konferans Ender Eker
    Almanya'dan
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    NİCE BAYRAMLARA... Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    Kalp ve Dil Silahı Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    Dedikodu nedir? İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Bizim Terör Korkut Eser
    Politik Köşe
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Hasretine hasretim Ayten Qurbanova
    Umut Gülü
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Suç ve ceza Kenan E. Akmaz
    Belçika'dan
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    Sana o kadar çok ihtiyacım varki Rabbim! Pervane Qarayeva
    Kalp Kalbe
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf