email
şifre


Beni hatırla [Yeni Üye]

Misk-i Amber

Nazan Başoğul - Tabiat Eczanesinden Reçeteler

Nazan Başoğul ile

Tabiat Eczanesinden Reçeteler

Nazan Başoğul
Yazarın tüm yazıları

“Misk-i Amber” eşi- benzeri olmayan bir koku demektir. 'Yüce Yaradan'ın Takdir-î İlâhisidir...'

Misk, bir tür erkek ceylan tarafından üretilen güzel kokulu maddedir. Aynı zamanda erkek misk geyiğinin vücudundan çıkan, kokusu hoş ve kuvvetli, yağlı bir salgıdır. Salgı, geyiğin karnının alt tarafında bulunan salgı bezinden gelir. Misk salgısına koku veren ana madde, muskon organik bileşiğidir.

Ceylan dışında, bazı farklı hayvanlardan da üretilebilir (örneğin misk kedisi). Asya kıtasında yaşayan bir tür keçiden üretilen misk, en bol olan ve en çok kullanılan türüdür. Bugün sentetik olarak da üretilen misk, özellikle Orta doğu ve İslâm kültüründe fazlasıyla bilinen ve değer verilen bir kokudur. Kur’ân'da cennette bulunduğu anlatılır.

Misk, parfüm yapımında esans ruhu olarak, koku ve renk vermek için kullanılır. Misk elde etmek için, geyiğin salgı yapan bezleri, bulunduğu yerden çıkarılarak kurutulur. Bu bezlerin büyüklüğü, iri bir yumurta büyüklüğünü geçmez.

En iyi misk, Tibet'te yaşayan geyiklerde bulunur. Doğu ve Orta Asya'da yaşayan misk geyiğinin yüksekliği 55 santimetreyi geçmez. Küçük yapılı bir hayvandır. Etinden ziyade parfümcülükte kullanıldığından, misk üreten bezlerini almak için avlanır. Sayıları süratle azalmaktadır. Esasen misk elde etmek için avlamak gerekmez. Normal olarak hayvan misk salgısını kendiliğinden salgılar. Salgının rengi, siyahtan ayırt edilmeyecek şekilde koyu kahverengidir. Biriktirilip kurutulduktan sonra işleme tabi tutularak misk esansı elde edilir.

Misk kelimesi Kur'ân-ı Kerim’in şu âyetinde geçmektedir:

Mutaffifîn-22-26: Muhakkak ki ebrar olanlar, elbette ni'metler içindedir. Tahtlar üzerinde (oturup) seyrederler. Sen, ni'metin pırıltısını (sevincini), onların yüzlerinde görüp Onlara, mühürlenmiş (sadece kendilerinin açacağı) halis şaraptan sunulur (içirilir). Onun (o şarabın) sonu misktir (şahane misk kokusudur). Ve yarışanlar, artık bunda (bunun için) yarışsınlar.

Hadîslerde iyi ve güzel huylu salih insanlar, miske benzetilmiştir:

“İyi bir sohbet arkadaşı misk satıcısı gibidir, sana misk vermese bile kokusu bulaşır. Kötü bir sohbet arkadaşı da körük çekene benzer. Tutuşturduğu ateş seni yakmasa da, üzerine dumanı bulaşır.” 

(Buhârî ile Müslim'den Riyâzu's-Salihiyn, I, 396).

Yunus Emre de cennet ehlini şu şekilde vasıflandırır:

“Aydan arıdır yüzleri,

Misk-u anberdir sözleri”

Koku sanayiinde büyük ölçüde kullanılan misk’ler ya hayvanlardan veya sentezlerle elde edilir. Tabiî misk kokusu sert ve dayanıklıdır. Yayılma gücü çok fazladır.

Tabiî misk, vetonkin veya Çin miski, misk hayvanlarının salgısından da elde edilir. Özellikle ceylandan başka misk öküzü, misk keçisi, misk kedisi ve misk faresindeki misk bezeleri çok misk ifraz ederler. Asya'nın yüksek dağlarında yaşayan bir cins keçiden çok misk elde edilir. Koku veren temel maddesi muskondur. Sentezle çeşitli misk türleri elde edilir.

Amber:  

Genellikle parfüm yapımında kullanılan, koku veren bir bileşiktir. Amber, normalde koyu kahverengi veya siyah renktedir. Hava, güneş ışığı veya deniz suyu ile temas ettikten sonra rengi giderek açılır ve açık kahverengi, sarımtırak bir hal alır. Renk açılırken bir dizi kimyevî reaksiyon meydana gelir.  

Reaksiyonlar sırasında amber içerisinde bulunan maddelerin en önemlisi olan ‘ambrein’ açığa çıkartılır. Bu madde, amberin %45-85 kadarını teşkil etmektedir. Ambere has koku, bu maddenin yapı taşlarının dizilişindeki mucizevî özelliklerden meydana getirilir. Amberin diğer kısımlarını çeşitli yağ molekülleri oluşturmaktadır.

Amber iki yolla elde edilir:  

Birincisi, kutuplara yakın bölgeler hariç bütün okyanuslarda yaşayabilen ‘Physeter macrocephalus’ isimli dev balinanın, denize attığı salgı muhteviyatındaki amberin denizden veya yakalanan balinalardan toplanması yoluyla; ikincisi, doğrudan laboratuarda sentetik olarak sentezlenerek veya amber kokusu taşıyan bazı bitki özütleri, bir seri kimyevî işlemlerden geçirilerek. Balina kaynaklı amberin azlığı sebebiyle, günümüzde tüketilen amberin çoğu sentetik ve yarı sentetik yollardan üretilmektedir.

Tabiî amberin sentez edildiği fabrika olan ‘Physeter macrocephalus’ isimli balina (kaşolot), Akdeniz’de zaman zaman görülmekle birlikte, genellikle yarı açık ve sığ denizlere girmez. Bu balinalar; baş bölgesindeki salgı bezleri, yağlı ve mumsu bir madde salgıladığından ‘ispermeset balinası’ olarak da bilinirler. Vücutlarının üçte biri büyüklüğünde olan baş kısımları, bu mumun depolandığı bölgedir.  

Sadece alt çenelerinde elliye yakın diş bulunmaktadır. Erkekleri 15-20 metre uzunluğunda, 45-55 ton ağırlığında; dişileri, 11-13 metre uzunluğunda, 20 ton ağırlığındadır. Ortalama ömürleri yetmiş senedir. Günümüzde sayılarının altı yüz bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Balina avcıları 18. ve 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk yarısında çok sayıda balina avladıklarından Milletlerarası Balina Komisyonu, 1984 yılında ticarî maksatlı balina avcılığını tamamen yasaklamıştır.

Bu balinayı diğer balina türlerinden farklı kılan önemli bir özellik, sindirim sisteminden salgılanan salgıda, amber isimli kokulu kimyevî bileşiğin bulunmasıdır. Bu güzel kokulu kimyevî bileşiğin, balinaya ne tür bir fayda sağladığı henüz cevaplanamamıştır. Bazı araştırmacılar, balinanın istemeden yuttuğu sert ve kesici maddelerin sindirim sistemini tahriş etmesi neticesinde, amber salgılanmasının uyarıldığını ileri sürmüşlerdir. Salgılanan amber, yirmi santimetreden daha küçük yumrular şeklinde vücut dışına atılır. Bir balinanın yılda 300 kilograma kadar amber sentez edebilme kapasitesinde olduğu tahmin edilmektedir.  

Ölü balinaların karnı açıldığında, ortalama 45 kilogram amber elde edilebilir. Günümüzde balina avı yasaklandığından balinaları öldürerek amber elde edilememektedir; ancak balinaların Bahama Adaları çevresinde denize bıraktıkları amber, insanlar tarafından toplanmaktadır. 

Kaşalot veya İspermeçet balinasından elde edilen amberin teşekkülü hakkında çeşitli düşünceler vardır. Bunların kaşalot balığının gıdasını teşkil eden sefalopodların (kafadan ayaklıların) iyi hazmedilmemiş bakiyeleri oldukları düşüncesi kuvvetlidir. Zira ambergris'in içinde ekseriya mürekkep balığı gibi sefalopodların sırt kısımlarına ait parçalar bulunur.

Ambergris, Çin ve Japon denizleri ile Madagaskar, Bengal, Java ve Sumatra gibi tropik memleketlerin sahillerinde toplanır. Sudan hafif olduğundan denizin üstünde yüzer ve sahile atılır.

Amber ya da ambergris, iç içe teşekkül etmiş, kül renginde, balmumu kıvamında bir maddedir. İçinde sarımsı lekeler görülür. Yoğunluğu 0.9 g/cm3 civarındadır. Tam bir erime derecesine sahip değildir. Kokusu hafiftir. Tadı aromatik ve yakıcıdır. Suda erimez. Yanarken özel bir koku neşreder ve bol bir kül bırakır.

Hz. Aişe (ra) annemiz, Efendimiz’in (S.A.V) misk ve amber gibi renksiz kokular süründüğünü bildirmiştir. Amber, Efendimiz’in (S.A.V) de kullandığı güzel bir koku olması sebebiyle müslümanlar tarafından sevilen ve kullanılan bir koku olmuştur.

Amber, genellikle parfüm yapımında kullanılmakla birlikte zaman zaman geleneğe dayalı tıp uygulamalarında da kullanılmıştır. Folklorik tıp uygulamalarında kullanılan maddelerden biri olan amber üzerinde de çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmaların özet bilgisi şöyledir:

Koku reseptörleri vasıtasıyla hissedilen amber, beyindeki hipofiz bezine tesir ederek çeşitli hormonların salınışı ve dengesi üzerinde değişikliklere vesile olabilir. Deney hayvanları üzerindeki bir çalışmada amberin, kanın pıhtılaşmasını engelleyici yönde tesirleri olduğu gözlenmiştir.

Başka bir çalışmada, deney hayvanlarının değişik organlarından alınan düz kaslar -özellikle rahim düz kasları- üzerinde amberin kas gevşetici tesiri olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma neticeleri, amberin bazı hastalıkların tedavisine vesile olabileceği ümidini artırmaktadır. 

Kalp kuvvetlendirici, kramp çözücü, iştah açıcı ve hazmı kolaylaştırıcı olarak eskiden beri kullanılmıştır.  

Eskiden tıpta şöhrete ve epeyce kullanım alanına sahip olan amber, bugün bu amaçla kullanılmaz. Geçmişte saflaştırılmış amber yağı isteri ve boğmacada kullanılmıştır.  

Amber, mürekkep imalatında da kullanılmaktadır.  

Arap ülkelerinde, özellikle Mekke ve Medine’de “amber kokuları” küçük sabun kalıplarına benzer şekilde paketler halinde satılmaktadır. 

Balinanın bağırsaklarında teşekkül eden ve bir sindirim artığı olan bu maddenin tabiî mi yoksa marazî mi olduğu henüz tespit edilememiştir. Tarihte amber-i sâil (Liquidambar orientalis, sığla yağı) ve amber çiçeği (Abelmoschus moscatus) yağı gibi güzel kokan çeşitli maddelere de bu isim verildiği için, bilgiler zaman zaman birbirine karışmıştır. Hatta bazı ağaç reçinelerinin fosili olan kehribara da aynı isim verildiğinden, birbirine karıştırmamak için ambere ‘gri amber’ , kehribara da ‘sarı amber’ denmektedir.Kehribarda deterpenik reçine asitleri, rezenler ve biraz uçucu yağ bulunur. Kehribardan çeşitli kadın eşyaları yanında, tesbih ve ağızlık da yapılmaktadır.

Eskiden uyarıcı ve antispazmodik olarak da kullanılırdı. Bugün ilaç olarak da kullanılmaktadır. Türkiye'de kehribar genellikle gösterişli tesbih yapımında kullanılmaktadır.

Efendimiz’in de (S.A.V) zaman zaman kullandığı kokulardan olan amber, çeşitli boyutlarıyla araştırılması gereken kimyevî bir maddedir. Meselâ koku olarak kullanıldığında, amberin psikolojik ve nörolojik tesirlerinin neler olduğu henüz bilinmemektedir. Hakkında bilinenler bu kadar az olunca, sağlık ve bilhassa aroma-terapi (kokuyla tedavi) açısından bu madde üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.  

Amber Ağacı: 

Türkiye’de yetiştiği yerler Muğla Marmaris, Köyceğiz, Fethiye ve Antakya. Ortalama 8-10 m boyunda, çınara çok benzeyen tek evcikli bir ağaçtır. Günlük veya sığala ağacı adı ile de tanınan amber ağacı, nisan- mayıs ayları arasında çiçek açar. Sıcak iklimi, rutubetli ve bataklık yerleri seven bir ağaçtır. Yaprakları saplı ve el şeklindedir. Erkek çiçekler kürevi gruplardan ibaret salkımlar teşkil ederler. Dişi çiçekler ise saplı ve sarkık kürecikler halindedir. Meyve oldukça sertleşmiş ve odunlaşmıştır

Kullanıldığı yerler:  

Bu ağaçlardan, gövdeleri üzerinde uzunluğuna yaralar açmak suretiyle Sığala yağı veya Mia denilen kıvamlı bir balsam elde edilir. Bu balsam bütün balsamlarda olduğu gibi bir reçine, bir uçucu yağ ve sinnamik asit ihtiva etmektedir.Reçine, balsamın %30-40’ını teşkil eder. Sığala yağı akıcılığı az olan, gri renkli bir sıvıdır.

Sığala yağının mart ayından itibaren sekiz ay süre ile üretimi yapılmaktadır. Bu yağ, ağacın salgı hücrelerinde meydana gelir. Salgı hücreleri bitkide tabiî olarak fakat az miktarda bulunmaktadır. Ağaçlarda yaralama sonucu balsam meydana gelir ve bu yaralama sırasında salgı hücrelerinin sayısı da artar. Yaralama kepçe gibi bıçaklarla yapılmaktadır. Yara yeri 15-20 günde bir derinleştirilmektedir. 3-4 yaralamadan sonra balsam teşekkül eder. Ağacın kabuk kısmı, odun kısmına kadar sıyrılmak suretiyle balsam toplanır.

Bir kazanda yarım ile bir saat kaynatılır. Böylece kabuklardan ayrılan balsam dibe çöker, kabuklar suyun üzerinde kalır. Bu kabuklar yabalarla alınarak bir preste sıkılır ve akan balsam ile su, havuzlarda toplanır. Bir süre dinlendirilince balsamın bir kısmı dipte, bir kısmı suyun üstünde olmak üzere toplanarak sudan ayrılır. Kazanın dibinde kalan balsam ile havuzlarda biriken balsam birleştirilir ve böylece ticarete çıkarılır. Kalan yongalar kurutulduktan sonra buhur veya günlük adı altında satılmaktadır.

“Amber Çiçeği” “Miskotu”

İki çenekliler ailesine ait bir şifalı bitkidir. Boyu ortalama 50 ila 100 santim arasında değişir. Sarımtırak renkli ve çok güzel kokulu bir bitkidir. Yaprakları içerisinde uçucu yağ, şeker, A vitamini ve B vitamini barındırır. Çiçekli dalları kullanılmaktadır.

Özellikleri:

  • Hicaz ve Yemen’de yetişir.
  • Tohumu, yemişi kullanılır.
Faydaları:
  • Tohumu ayet tohumuna benzer. Rengi boz olup kokusu güzeldir. Yemişi meneviş yemişine benzer. Kulkul kadar beyaz olup çabuk kırılır. Hicaz ve Ye­men’de tütsülere, iyi koku versin diye katarlar. Ka­dınlar bunu çok sürerler.
  • Turmus ve sirke ile karıştırılıp siyatik için oy­luklara sürülse faydası görülür. Aybaşlarını intizama sokar. Asap için de çok faydalıdır.
  • İçilme miktarı 1,5 dirhem (6 gr.)dır. Fazla içilir­se karaciğeri zayıflatır. Muslihi az miktarda ravent ile şekerdir.

Küba, Meksika, Peru ve Antil adalarında yetişen bu kü­çük ağacın dışı sincabi, içi sarı renklidir. Yandığında gü­zel kokular yayar.

Özellikleri ve Yararları:

-    İştah açar.

-    Hazmı kolaylaştırır.

-    Bağırsaklardaki su milisini arttırıcı özelliğinden do­layı ishali keser.

-    Kokusu sinirleri gevşetir, rahatlatır.

İmâm Cafer Sâdık’a (a.s) göre rüyada misk-i amber görmenin beş tabiri vardır:

1- Edep-ahlâk

2- Övgü

3- İslâm

4- Mal ve murat

5- Hayır ve menfaat.

İbn-i Sîrîn: Misk-i amber görmek; edep ve şöhrete…Birine misk-i amber sürdüğünüzü görmek; gördüğünüz kimsenin sizden edep ve ahlâk öğreneceğine işarettir.

Kirmanî: Misk-i amber görmek; hacca gideceğinize…Misk-i ambere sahip olduğunuzu görmek; bir kadından veya bir tacirden menfaat elde edeceğinize işarettir.

Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) özelliklerinden biri de O’nun mübarek vücudundan çıkan terin, misk ve amber gibi kokması idi.Bütün güzelliklerin misk ve amber kokusunda sizlere ulaşması dileklerimle…

Sıhhatle ve sevgiyle kalın…  

08 Ocak 2011 Cumartesi

Son Yazılar

Nazan Başoğul
24.04.2016, Sakız ağacı ( Pistacia lentiscus -Anacardiaceae / sakızağacıgiller ), Akdeniz iklimine özgü bir bitkidir, yani bir tür makidir. Antep fıstığı, melengiç ( çitlembik ) gibi bitkilerle aynı familyad...
Nazan Başoğul
27.03.2016, Tahin, temelde bir susam ezmesidir. Kabukları soyulmuş ve kızartılmış susamların ezilmesi ile meydana gelen tahin, Kuzey Afrika, Yunanistan, İran, Türkiye gibi ülkelerin yanı sıra Orta Doğu ülkeleri...
Nazan Başoğul
21.02.2016, Salep (Türkçe: salep, sahlep; Farsça: ثعلب, saalab; Arapça: سحلب, saḥlab; Arnavutça: salep; Azerice: səhləb; İbranice: סַחְלֶבּּ, saḥleb; Yunanca: σαλέπι, salepi; Sırp, Makedon ve Boşnak dillerinde;...
Nazan Başoğul
10.01.2016, Boza, darı irmiği, su ve şekerden üretilen alkolsüz, hafif mayalı bir içecektir. Bilinen en eski Türk içeceklerinden biridir. Daha çok kış aylarında tüketilmektedir, yoğun olarak içildiği mevsim Eyl...
Nazan Başoğul
04.12.2015, Bal ve tarçın karışımı birçok rahatsızlığa iyi gelmektedir. Bal, asırlarca hayati ilaç olarak kullanılmıştır. Bugünün bilim adamları birçok hastalığın tedavisinde balı etkili bir ilaç olarak kabul e...
Nazan Başoğul
01.11.2015, Hacamat, deri altındaki birikmiş, damarda dolaşmayan, atıl kalmış, vücuda zararlı ve biriktiği noktada ilgili organa zarar veren pis kanın vücuttan dışarıya atılması işlemidir. Hacamat normal şartla...
Nazan Başoğul
04.10.2015, Kekik,ballıbabagiller(Lamiaceae) familyasından, 4-5 cm yüksekliğesahipvebirçokyararıolanbirbitkidir. Vücudaolanolumluetkilerindendolayıgeçmiştengünümüzekadarşifakaynağıolarakkullanılmıştır. Çoraktopr...


08.01.2011 tarihli haber arşivi

En Çok Okunan Makaleler

Nazan Başoğul
11.09.2013, Yaşadığımız dünya her geçen gün biraz daha kirleniyor, doğallığını kaybediyor. Kuraklık, sel felaketleri derken insanoğlu zor günler- zor anlar yaşamak, ölümcül hastalıklarla boğuşmak durumunda kalı...
Nazan Başoğul
17.02.2010, “Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane!” bilmecesiyle hafızalara kazınan nar; çiçeği, kabuğu ve kırmızı taneleriyle hususi bir meyvedir. İnsanlığın ilk tanıştığı meyvelerden biri olduğu düşünül...
Nazan Başoğul
23.03.2011, Geliştirilen saklama teknikleri ve yatak limonculuğu sayesinde, yılın her zamanında limon adlı meyvesini piyasada bulabildiğimiz Limon ağacı, Turunçgiller'dendir. Anayurdu Hindistan ile Uzakdoğu ...
Nazan Başoğul
11.05.2010, Kabakgiller familyasındandır. Cırtatan kavunu, Eşekhıyarı, Ebu Cehil Karpuzu, Acıdüvelek, Acıdülek, Yaban hıyarı, Çakal kavunu olarak da bilinir.Sarı çiçekli, tüylü, çok yıllık, otsu bir sürünücü bitk...
Nazan Başoğul
18.12.2010, Bilimsel adındaki (Diospyros Kaki) Diospyros sözcüğü “Tanrı’nın Yiyeceği” anlamına gelen, tadı ham iken buruk olup olgunlaşınca tatlanan “trabzon hurması” adlı meyvesini veren Trabzon hurması ağacı,...
Nazan Başoğul
16.11.2011, Latince adı Crataegus monogya olan alıç bitkisi, birçok kalp ve kan dolaşımı rahatsızlıklarında kullanılacak bitkilerin başında gelir. Genellikle anjin, ateroskleroz, konjestif kalp yetmezliği ve hip...
Nazan Başoğul
09.03.2010, “Hani siz, “Ey Musa biz (her zaman kudret helvası, bıldırcın eti) bir yemeği yemeye katlanamayız. Rabbine bizim için dua et de toprağın yetiştirdiği acur, sebze, sarımsak, mercimek ve soğandan versin”...

En Çok Okunan Güncel Haberler

MHP’de İç Karışıklık Sürüyor
MHP teşkilatlarındaki çalkantı devam ediyor.
Her An Savaş Çıkabilir
Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan’dan önemli açıklama geldi.
Merkel'den Önemli Kararlar
Almanya Başbakanı Merkel’den Suriye sorununa dair önemli açıklamalar geldi.
DAEŞ'e Ağır Darbe
Son operasyonlarda 492 DAEŞ’li terörist öldürüldü.
İsrail’den Açıklama Geldi
İsrail, İstanbul bombacısının hedefinin ne olduğunu açıkladı.
Kuzey Irak’a Operasyon
TSK, F-16'lar ile bölgedeki PKK kamplarını hedef aldı.
Gaziantep'te Deprem: 4.0
Gaziantep'te merkez üssü İslahiye olan 4.0 ve 3.8 büyüklüğünde iki deprem oldu.
Donald Tusk İtiraf Etti
Donald Tusk, "Kimse Türkiye'ye ders vermesin!" ifadesini kullandı.
Kilis’e Roket Düştü: 2 Ölü
Kilis'e roket mermileri atılmaya devam ediyor.
Antalya Bir Dünya Şehridir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EXPO açılışında önemli açıklamalar yaptı.

Yazarlar

Dr. Abdulcabbar Boran
Mustafa Seyit
Lütfi Tümtürk
Sibel Yiğit
Seyfi Usta
Nazan Başoğul
Gönül Maraşlıoğlu
Mehtap Abdi
Gülay Ozan
Ender Eker
Deniz Temuçin
Mustafa G. Güler
Emek Durmuş
Mustafa Oğuz
Saliha Güner
Diş Doktoru Gülbeyaz
Mustafa Müjdeci
Durdu Bahadır
B. Tugay Keçeci
Ayşe Müjdeci
İlkay Yılmaz
Korkut Eser
Salih Erdin
Kudret Değirmenci
Ayten Qurbanova
Meral Okan
Kenan E. Akmaz
Halim Albayrak
Ali Gürbüz
İsmail Veyseloğlu
Barış Aksoy
Taha Erdem
Şule Betül Dağ
Pervane Qarayeva
Zeren Çelebi

©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.