email
şifre


Beni hatırla [Yeni Üye]

Mesir Macunu - Kuvvet Macunu

Nazan Başoğul - Tabiat Eczanesinden Reçeteler

Nazan Başoğul ile

Tabiat Eczanesinden Reçeteler

Nazan Başoğul
Yazarın tüm yazıları

Anadolu’da halen de kullanılmakta olan ve afrodizyak olduğuna inanılan yiyeceklerin başında Mesir Macunu geliyor. Uygarlıklar beşiği Anadolu’nun en eski tarihî kentlerinden olan Manisa, aynı zamanda kaynağını tarihten alan köklü bir geleneğe “Mesir” geleneğine sahiptir. Yaklaşık 500 yıldır devam eden bu güzel gelenek, şehirde değişik anlamlı bir yardımlaşma ve bayram havasına sebep olmaktadır. Önceleri tedavi edici özelliklerinden dolayı, sonraları gelenek olarak halka saçılan “Mesir Macunu”nun ortaya çıkışı hakkında çeşitli söylenceler vardır.
 
Mesir’in hem erkeklere hem de kadınlara iyi geldiğine dair inanışlar bulunmaktadır. Mesir Macunu için, Manisa’da bulunan Celal Bayar Üniversitesi’nin bilimsel görüşlerine göre: Mesir, dilimizde “gezilecek yer, gezi yeri” anlamına gelmektedir. Anadolu ve Ön Asya'nın çok eski bir geleneğinden gelen Mesir'in 5000 yıl öncesinde bile örneklerine rastlamak mümkün. Genel Tıp kitaplarının bir kısmında mesire benzeyen bir macunun Sümerliler zamanında kullanıldığını yazmaktadırlar. İlk defa Sümerliler, ünlü şehirlerinden biri olan Nippur’da ana maddesi İsin olan bir otla çeşitli baharatları kaynatarak bir macun elde edip bunu altın kapta saklayarak ilkbahar aylarının başlangıçlarında hastalara ikram ederlermiş. Aynı şekilde hazırlanmış çeşitli macunların dertlere şifa olması amacıyla Ön Asya ve Anadolu medeniyetlerinde dağıtıldığı, kaynaklarda belirtilmektedir.

Mesir Macunu’nun Tarihçesi

Mesir Macunu; Mutasavvıf Hekim Merkez Efendi tarafından bulunmuştur. Merkez Efendi -asıl adı Muslihiddin Efendi- 15 yüzyılın ikinci yarısında, 1460 yılında Denizli'nin Buldan ilçesine bağlı Sarımahmutlu köyünde doğmuştur. Ailesinin Selçuklu Germiyanoğulları’nın bir koluna bağlı olduğu tahmin ediliyor. Öğrenimi için babasının yakın dostu olan zamanın ünlü bilginlerinden Hızır Ahmet Paşa’nın yanına Bursa'ya gitmiştir. Daha sonra hocası tarafından zamanının en ideal üniversitesi olan İstanbul Fatih Medresesi’ne kayıt yaptırır.

1520 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi, Yavuz Sultan Selim'in eşi Ayşe Hafza Sultan, eşinin ölümünden sonra oğlu Kanuni Sultan Süleyman'ı Manisa Valiliğinden alarak İmparatorluğun başına getirir. Kendisi de Manisa’da kalır ve kendi adına inşa edilen Külliye inşaatı ile ilgilenir.

Hafza Sultanın isteği, titizlikle inşa edilen bu ilim, kültür ve sosyal kurumun başına otoriter, konusunda bildiği, uzman bir kişiyi getirmektir ve sonunda Merkez Efendi Manisa'ya tayin edilir. 1523 yılında başına geçtiği Sultan Camii ve Külliyesi; Sultan Cami, medrese, Sıbyan mektebi, imarethane ve hamamdan oluşmaktadır. Merkez Efendi Manisa'ya yerleştikten kısa bir süre sonra halkın sorunları ile yakından ilgilenmeye başlar. Hasta olanlar için çeşitli otlardan ilaçlar yaparak onları iyileştirir. Bu çalışmalar üzerine imarethanenin bir kısmı Bimarhane'ye (Sağlık Bölümü ve Revir) dönüştürülür. Hastalar artık burada tedavi edilmeye başlar. Bir süre sonra burası yeterli gelmemeye başlar. Merkez Efendi’nin talebi üzerine saraydan ödenek gönderilerek 1526 yılında bugünkü yerinde Bimarhane'nin  bir kısmı inşa edilir. Darüşşifa'nın açılmasından kısa bir süre sonra Manisa Valisi Şehzade Mustafa'ya Kanuni Sultan Süleyman tarafından acil bir mektup gelir. Ayşe Hafza Sultan'ın bir hastalığa yakalandığını ancak tüm doktorların çabasına rağmen iyi edilemediği yazılıdır.

Merkez Efendi'ye durumu bildirirler. Bunun üzerinde yoğun bir çalışmaya başlar. Sonunda 41 değişik baharattan ürettiği macunu, tarifi ile beraber saraya gönderir. Ayşe Hafza Sultan, üretilen bu macun ile sağlığına tekrar kavuşur. Bu macunun her yıl aynı dönemde üretilerek halka saçılmasını buyurur. Bunun üzerine her yıl 21 Martnevruz günü” 41 çeşit baharat karılarak hazırlanan mesir macunu halka dağıtılır. Bu olaydan sonra Merkez Efendi’nin ünü imparatorluk sınırlarını aşar. Macun’un halk arasında rağbet görmesi ve talebin büyük boyutlara ulaşmasıyla, zamanla talebin karşılanamaz hale gelmesi ve şikayetlerin artması nedeniyle Manisa’daki Sultan Camii kubbe ve minarelerinden halka saçılmasına karar verilir.

Mesir Macununun ününün giderek yaygınlaşması, bölge hatta ülke çapında talep edilir hale gelmesine paralel olarak halka saçım işi törenselleşmiş ve bir şenlik haline gelerek bugünlere kadar ulaşmıştır. Günümüzde Nevruz günü, Sultan Külliyesinde düzenlenen Dua Töreni İle yapımına başlanan Mesir Macunu, Nisan ayında sosyal, kültürel, sportif çeşitli faaliyetlerle kutlanan Mesir Şenliklerinin Nisan ayının üçüncü ya da dördüncü Pazar gününe rastlayan saçım töreninde halka saçılmaktadır. Saçım Töreni gerek çeşitli rahatsızlıklarına şifa arayan gerekse de sadece izlemeye gelenler ile yerli yabancı turistler tarafından büyük rağbet görmektedir. Minare ve kubbelerden saçılan ve şifalı olduğuna inanılan mesir macununu kapabilmek için Türkiye'nin çeşitli illerinden Manisa'ya gelerek Sultan Meydanı'nda toplananlar, ilginç görüntüler oluşturmaktadırlar…

Kesin olmamakla beraber ilk mesir macunu dağıtımının 1527-1528 yıllarına rastladığı sanılmaktadır. 1529 yılında Şeyhinin ölümü üzerine Merkez Efendi İstanbul'a giderek yerine geçmiş ve burada eğitim vermeye devam etmiştir.

Mesir Macununun Terkibi

469 yıldır içeriği bozulmadan hazırlanan, 41 sayısı ile manevi etkisi de arzulanan Mesir Macunu'nun terkibine giren ve tıbbi tesiri bilinen baharat ve maddeler şunlardır:

Anason, hindistan cevizi, hindistan çiçeği, çam sakızı, çivit, çöpçini, çörekotu, dar-ı fülfül, galanga, günbalı, hardal tohumu, havlican, hıyarşenbe, kakule, kalbarda, karabiber, karanfil, kebabe, kimyon, kırımtartar, kişniş, Iimontuzu, iksir, mailleziz, meyanbalı, mirsafi, portakal kabuğu, ravend kökü, safran, sakız, sarı halile, sinameki, şamlı şeker, rezene, tarçın, tarçın çiçeği, teke mersini, tiryak, udülkahar, vanilya, yenibahar, zağfiran, zencefil, zerdeçöp, zulumba.

Anason: İştah açıcı ve karminatif olarak kullanılır. Karminatif etki, bağırsaklardaki fermantasyona engel olmasından ileri gelir.

Çivit: Halk arasında kabakulak ve pnömorinde kullanılır.

Çörekotu: Gaz söktürücü olarak kullanılır.

Çöpçini: Kökünün kaynatılmış suyu egzamada kullanılır. Bileşimindeki tanenden dolayı astrenjan etkisi vardır.

Dar-ı fülfül: Öksürük kesici ve bedeni ısıtıcı olarak kullanılır.

Hardal tohumu: İştah açıcı ve mideyi yatıştırıcı olarak kullanılır.

Havlıcan: Öksürük kesici ve ağız kokusunu gidericidir.

Hıyarşenbe: Müshil olarak kullanılmaktadır.

Hindistancevizi ve besbase: Kaynatılmış suyu mide ağrılarına iyi gelir. Etkisi, bileşimindeki uçucu yağlardan ileri gelir.

Hindistan çiçeği: Hazım kolaylaştırıcıdır.

Kakule: Lezzet verici, iştah açıcı olarak kullanılır.

Kalbarda: Mide ağrılarına iyi gelir.

Karabiber: Öksürük kesici, uyarıcı ve baharat olarak kullanılmaktadır.

Karanfil: Ağız kokusunu giderici, diş çürüklerinde ve diş ağrılarında kullanılır.

Kebabiye: İdrar ve solunum yolları antiseptiği olarak kullanılır.

Kimyon: İştah açıcı, gaz söktürücü ve terletici olarak kullanılır.

Kırım tartar: Kaşıntılı deri hastalıklarında kullanılır.

Kişniş: Gaz söktürücü ve iştah açıcıdır.

Limon tuzu: Macunun fazla tatlı etkisini hafifletmek için kullanılır.

Ma-i leziz: Kalıcı tatlılık sağlar.

Meyan balı: Öksürük kesici, idrar arttırıcı olarak kullanılır.

Portakal kabuğu: Mideyi uyarıcı, koku verici olarak kullanılır.

Revan kökü: Laksatif ve hemoroit tedavisinde kullanılır.

Safran: Çarpıntı giderici ve ferahlık verici.

Sakız: Mideyi rahatlatıcı ve nefes darlığında öksürük gidericidir.

Sarı halile: İştah kesici olarak kullanılır.

Sinameki: Müshil olarak kullanılır.

Şamlı ve şaşlı: Kadın hastalıklarına iyi gelir.

Şeker: Macunun kıvamını veren ve tatlandıran ana maddedir.

Rezene: Mide rahatlatıcı ve gaz söktürücü.

Tarçın: Kabızlığı ve karın ağrılarını giderir.

Tarçın çiçeği: Koku özelliği için kullanılır.

Teke mersini: Macun terkibinin daha değişik kokması için kullanılır.

Tiryak: İlk çağlardan beri her derde deva olarak kullanılan, muhtelif maddelerden meydana gelmiş bir terkiptir.

Ud-ül-kahar: Diş ağrısı ve diş nezlesine karşı kullanılır.

Vanilya: Uyarıcı, olarak bilinir.

Yeni bahar: Kuvvet verici olarak macunlara konulur.

Zencefil: Nefes darlığı, soğuk algınlığı ve astıma karşı kullanılır.

Zerde çöp: Kuvvet verici ve mideyi koruyucudur.

Zulumba: Mide rahatsızlıklarında ve hemoroitte kullanılır.

Mesir macununun asıl kullanımında bulunan baharat çeşitlerinin bir kısmının doğada artık bulunmuyor olması nedeni ile mevcut baharatlar ile bu işlem yürütülmektedir.

Mesir Macununun kullanımı şöyledir:

Erişkinlere sabah, öğle, akşam aç karnına birer kaşık; büyük çocuklara günde üç defa birer tatlı kaşığı, küçük ço­cuklara ise yemeklerden evvel günde üç defa birer çay kaşığı.Faydasını görmek isteyenlere kırk gün müddetle aksat­madan kullanmaları tavsiye edilirdi. Ayrıca hemen hemen her zaman tatlı niyetine yenirdi.

Mesir Macunu'nun Özellikleri

Mesir Macunu'nun genel özellikleri hoş ve lezzetli kokusudur. Diğer özellikleri arasında ağrılara, sancılara, soğuk algınlıklarına, hazımsızlıklara, iştahsızlıklara ve ağız kokusuna karşı kullanılmasını sayabiliriz.

Mesir Macunu’nun Tıbbî Değeri  

Yukarıda bazılarını saydığımız bazı bitkilerin farmakolojik özellikleri göz önünde bulundurularak mesir macunu iştah açıcı, gaz giderici, barsak paristalizmi arttırıcı, idrar yaptırıcı, uyarıcı ve afrodizyak etkileri taşır. Eski hekimlerin düşüncelerine göre insanların kışın kuru gıda aldıklarından kanları koyulaşır, pislenir, iç organları çalışma düzenini kaybeder. Bu nedenle insanların sıvı dengesini ayarlamak gerekir. İlkbaharda yeşil, taze, bol gıda ortaya çıkınca o devrin insanları kan aldırmak, lavmanla barsakları boşaltmak, diüretiklerle bol idrar yaptırmak sureti ile vücudun dengesini kendilerine göre ayarlarlardı. Bu işe gecenin ve gündüzün eşit olduğu nevruz gününde başlamak gerekirdi. Hipokrattan beri gelen ve hekimlerce kabul edilen dört unsur teorisinin bir neticesidir.

Mesir Macunu’nun Faydaları

Celal Bayar Üniversitesi’nin raporuna göre Mesir Macununun, “İştah açıcı; gaz giderici, kuvvet verici, idrar yaptırıcı, yorgunluk giderici, hormonları hareket ettirici etkileri vardır. Halk arasındaki bazı inanışlara göre;

·        Bu macundan kim yerse yesin, o yıl boyunca hiçbir zehirli hayvan sokmaz.

 ·       Nevruz günü ağır hastalar bile yese iyi olur.

·        Macunu yiyen gelinlik çağındaki genç kızlar, o yıl içerisinde evlenirler.

·        Macunu yiyen, o sene boyunca bütün hastalıklardan korunur.

·        Cinsi kuvveti arttırdığına inanılır.

·        Çocuğu olmayanlar alırsa arzularının gerçek olacağına inanırlar.

·        Çocuk hastalıklarına iyi gelir.

Sultan Kuvvet Macunu

Topkapı Sarayı arşivindeki bir yazıda, bu macun için şunlar yazılıdır: “İşbu macun, padişah hazinesinden çıkmıştır ki Arap ve Acem hekimleri ittifakla Sultan Mehmet Hân hazretlerine terkip edup yapmışlardır. Cümleten nef'i budur ki bir kimse erlikten kalmış olsa bir hatun doğurmasa veya bedeninde ne türlü illetler varsa kırk sabah, kırk akşam bu macunu yediği vakit 15-20 yaşında yiğit gibi, kadın ise çiçeği burnunda kız gibi olur.”

Kullanılacak malzeme:

32 gram tarçın,

32 gram karanfil,

32 gram anason-u imarı,

16 gram kereviz tohumu,

16 gram udul kahr,

32 gram fulful,

32 gram kebabe,

32 gram ısırgan tohumu,

32 gram havuç tohumu,

32 gram şalgam tohumu,

32 gram turp tohumu,

32 gram mastika sakızı,

32 gram sinameki,

32 gram ak günlük,

32 gram üzerlik tohumu,

32 gram acıbadem yağı,

64 gram çörek otu,

16 gram misk,

192 gram şeker,

2+1/4 kilo bal.

Yapımı: Demir bir havanın içinde şekerle bütün baharat iyice dövülerek toz haline getirilir. Sonra bu toz 2+1/4 kilo saf balla iyice karıştırılır. Tam üç saat durup dinlenmeksizin işlenecek olan macun, koyu bir kıvama getirilir. Bu macun sabahları ve akşamları aç karnına 19,2 gramlık parçalar halinde yenir. 

Sultan Deli İbrahim’in Formülü:

Herbirinden 5′er dirhem (1 dirhem, yaklaşık 3,2 gram) olmak üzere:

Çörek otu, zencefil, tarçın, cevz büva, karanfil, mastika, darülfülfül, kara sakız, ud hindi, kebabe, kereviz tohumu, ısırgan tohumu, havuç tohumu, udl kahr, şalgam tohumu.

10′ar dirhem: anason, kişniş tohumu, turp, 6 dirhem acı badem.

5 çekirdek misk.

Tüm bunlar havanda iyice dövülür, un haline getirilir. 3 misli bal ile karıştırılır. Sabah-akşam birer fındık büyüklüğünde yenilir.

Sultan 2. Mahmut’un Formülü:

5′er dirhem menekşe kurusu, tarçın, arap zamkı, safran, mastika sakızı, meyan kökü balı. Bunların hepsi bir havanda iyice dövülür, macun kıvamına gelinceye kadar gülsuyu ile karıştırılır ve 1 hafta bekletildikten sonra hazır hale gelir.

Sultan 2. Mahmut gerektiği zaman aç karnına, bir nohut kadar bu macundan yer ve kuvvetini bulurdu.

Lokman Hekim’in Formülü:

30 gram üzerlik tohumu, 30 gram kişniş, 15 gram havuç tohumu, 30 gram turp tohumu, 20 gram kereviz tohumu, 20 gram şalgam tohumu, 35 gram tere tohumu, 30 gram sinameki, 80 gram anason, 35 gram günlük, 20 gram acıbadem, 20 gram zencefil, 20 gram çörekotu, 20 gram tarçın, 20 gram karanfil, 20 gram kara sakız.

Bunların hepsi bir havanda iyice dövülür, un haline getirilir. 1,5 kilo bal ile iyice karıştırılır. Sabah ve akşam birer çay kaşığı yenilir.

Macunu yedikten sonra bir saat su içmek kesinlikle yok.

Bitkisel tedavi ve güzellik uzmanı olan Suna Dumankaya iştahsızlık, halsizlik ve bitkinlik şikayeti olanlara, evde kolayca hazırlanabilinen, aşağıdaki kuvvet macunu formülünü önermektedir.

Bitkinlik ve halsizlik için; 1 adet turpun suyu sıkılır ve sıkılmış bu turp suyu içerisine 1 tatlı kaşığı süzme bal ile 1 çay kaşığı tarçın karıştırılarak, hazırlanan bu kuvvet macunundan yudum yudum içilir. Bu kuvvet şurubuna ek olarak, salatalarda ve yemeklerde de turp tüketilmesi, halsizlik için çok faydalıdır.

Sıhhatle ve sevgiyle kalın…

21 Mayıs 2010 Cuma

Son Yazılar

Nazan Başoğul
23.08.2016, Latince adı“Althaea officinalis” olan Hatmi Çiçeği Ebegümecigiller familyasındandır. Tıbbi Hatmi olarak da bilinen Hatmi Çiçeği’nin anavatanı Batı Asya’dır. Zamanla Avrupa ve Doğu Asya’ya kadar yayı...
Nazan Başoğul
18.07.2016, Reishi Mantarı (Ganoderma Lucidum) güzel dünyamızda yetişen yüksek derecede değerli bir bitkidir. Yaban ormanlık alanda canlı ağaçlar üzerinde ve çok nemli, içerisin az ışık geçiren yoğun bir şek...
Nazan Başoğul
18.07.2016, Reishi Mantarı (Ganoderma Lucidum) güzel dünyamızda yetişen yüksek derecede değerli bir bitkidir. Yaban ormanlık alanda canlı ağaçlar üzerinde ve çok nemli, içerisin az ışık geçiren yoğun bir şek...
Nazan Başoğul
08.06.2016, Yer fıstığı (Arachis hypogaea), baklagiller (Fabaceae) familyasından tohumlarında %45-60 oranında yağ, %20-30 oranında protein, %18 oranında karbonhidrat, vitaminler ve madensel maddeler içeren, öz...
Nazan Başoğul
24.04.2016, Sakız ağacı ( Pistacia lentiscus -Anacardiaceae / sakızağacıgiller ), Akdeniz iklimine özgü bir bitkidir, yani bir tür makidir. Antep fıstığı, melengiç ( çitlembik ) gibi bitkilerle aynı familyad...
Nazan Başoğul
27.03.2016, Tahin, temelde bir susam ezmesidir. Kabukları soyulmuş ve kızartılmış susamların ezilmesi ile meydana gelen tahin, Kuzey Afrika, Yunanistan, İran, Türkiye gibi ülkelerin yanı sıra Orta Doğu ülkeleri...
Nazan Başoğul
21.02.2016, Salep (Türkçe: salep, sahlep; Farsça: ثعلب, saalab; Arapça: سحلب, saḥlab; Arnavutça: salep; Azerice: səhləb; İbranice: סַחְלֶבּּ, saḥleb; Yunanca: σαλέπι, salepi; Sırp, Makedon ve Boşnak dillerinde;...


21.05.2010 tarihli haber arşivi

En Çok Okunan Makaleler

Nazan Başoğul
11.09.2013, Yaşadığımız dünya her geçen gün biraz daha kirleniyor, doğallığını kaybediyor. Kuraklık, sel felaketleri derken insanoğlu zor günler- zor anlar yaşamak, ölümcül hastalıklarla boğuşmak durumunda kalı...
Nazan Başoğul
23.03.2011, Geliştirilen saklama teknikleri ve yatak limonculuğu sayesinde, yılın her zamanında limon adlı meyvesini piyasada bulabildiğimiz Limon ağacı, Turunçgiller'dendir. Anayurdu Hindistan ile Uzakdoğu ...
Nazan Başoğul
11.05.2010, Kabakgiller familyasındandır. Cırtatan kavunu, Eşekhıyarı, Ebu Cehil Karpuzu, Acıdüvelek, Acıdülek, Yaban hıyarı, Çakal kavunu olarak da bilinir.Sarı çiçekli, tüylü, çok yıllık, otsu bir sürünücü bitk...
Nazan Başoğul
17.02.2010, “Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane!” bilmecesiyle hafızalara kazınan nar; çiçeği, kabuğu ve kırmızı taneleriyle hususi bir meyvedir. İnsanlığın ilk tanıştığı meyvelerden biri olduğu düşünül...
Nazan Başoğul
18.12.2010, Bilimsel adındaki (Diospyros Kaki) Diospyros sözcüğü “Tanrı’nın Yiyeceği” anlamına gelen, tadı ham iken buruk olup olgunlaşınca tatlanan “trabzon hurması” adlı meyvesini veren Trabzon hurması ağacı,...
Nazan Başoğul
16.11.2011, Latince adı Crataegus monogya olan alıç bitkisi, birçok kalp ve kan dolaşımı rahatsızlıklarında kullanılacak bitkilerin başında gelir. Genellikle anjin, ateroskleroz, konjestif kalp yetmezliği ve hip...
Nazan Başoğul
22.03.2012, Kabak Çekirdeği; Kabak (Cucurbita) türlerinin çekirdeğidir, tohumudur. İçeriği; Kabak Çekirdeği; sabit yağ, karotenoidler, biraz uçucu yağ, kukurbitin isimli amino asit, rezin, B, E, K vitamini içe...

En Çok Okunan Güncel Haberler

TUSKON'a Şok Operasyon
FETÖ’ye bağlı işadamlarına operasyon yapıldı.
Elazığ'da Patlama: 3 Şehit
Elazığ Emniyet Müdürlüğü yakınlarında terör saldırısı gerçekleşti.
38 Bin Mahkum Tahliye Olacak
Hükümet cezaevlerinde yer açmaya çalışıyor.
Alperenler Ayaklandı
Alperenlerden BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'ye büyük şok!
Yeni Kararnameler Yayımlandı
OHAL sürecinde iki yeni kararname daha yayımlandı.
ABD Boş Arazileri Bombalıyor
Türkmen Tugay Komutanı: "ABD uçakları DAEŞ hedeflerini değil boş arazileri bombalıyor."
FETÖ Şirketlerine Operasyon
FETÖ terör örgütüne maddi destek sağladıkları belirtilen 44 şirkete operasyon yapıldı.
Kurtulmuş’tan Önemli Açıklamalar
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, yeni gelişmeler hakkında bilgilendirme yaptı.
Mısır’dan Türkiye Açıklaması
Mısır, Türkiye ile yakınlaşma konusunda harcanacak çabaların memnuniyetle karşılandığını açıkladı.
Askeri Üsse Saldırı
Hakkari'nin Çukurca İlçesi Tepeşin Askeri Üs Bölgesi'ne PKK'lı teröristler saldırdı.

Yazarlar

Dr. Abdulcabbar Boran
Mustafa Seyit
Lütfi Tümtürk
Sibel Yiğit
Seyfi Usta
Nazan Başoğul
Gönül Maraşlıoğlu
Mehtap Abdi
Gülay Ozan
Ender Eker
Deniz Temuçin
Mustafa G. Güler
Emek Durmuş
Mustafa Oğuz
Saliha Güner
Diş Doktoru Gülbeyaz
Mustafa Müjdeci
Durdu Bahadır
B. Tugay Keçeci
Ayşe Müjdeci
İlkay Yılmaz
Korkut Eser
Salih Erdin
Kudret Değirmenci
Ayten Qurbanova
Meral Okan
Kenan E. Akmaz
Halim Albayrak
Ali Gürbüz
İsmail Veyseloğlu
Barış Aksoy
Taha Erdem
Şule Betül Dağ
Pervane Qarayeva
Zeren Çelebi

©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.