Mustafa Seyit [Ne Var? Ne Yok?] |
22.05.2010 |
İskender Evrenesoğlu, Ergenekon ve Ilımlı İslam Üçgeni
İskender Evrenesoğlu'nu hepiniz tanıyorsunuz, onu sevenler Allah'ın Resulu Mehdi A.S. olarak anıyor, sevmeyenler ise sahte peygamber. Şimdi diyeceksiniz "ne var ne yok köşesinde bu konunun ne işi var?" diye... Eminim ki yazının bütününü okuduğunuzda konunun tam da bu köşenin konusu olduğunu hepiniz göreceksiniz. Geçtiğimiz yaz boyu bir kaç hafta aralıklarla bir kesime mensup(!) Türk medyasında İskender Evrenesoğlu haberleri yayınlandı. Ulusal basın pek rağbet göstermedi konuya, bu da haberin asılsızlığını gösterdi herkese. Habere göre Genelkurmay Hareket Başkanlığının "İrtica Eylem Planı" varmışmış, bu belgeye göre Evrenesoğlu, hükümetin yıpratılması için tıpkı Müslüm Gündüz'ler, Ali Kalkancı'lar gibi piyasaya sürülecekmişmiş. Haber metni şu şekilde... "Genelkurmay Harekat Başkanlığı tarafından hazırlandığı iddia edilen `İrtica ile mücadele eylem planı`nda yer alan iki isim dikkat çekti. Eylem planının `Medya Faaliyetleri` bölümünde yer alan `İskender Evrenesoğlu, Ömer Öngüt gibi hazırda beklettiğimiz elemanlara medyatik eylemler ve söylemler yaptırılacak ve bu kişiler `Fethullah Gülen`ciler başta olmak üzere diğer irticai gruplarla özdeşleştirilerek, kamuoyunun tüm bu gruplar arasında benzerlik kurması sağlanacaktır` ifadesi ilginç bir gerçeği ortaya çıkardı. Her iki ismin de illegal faaliyetlerde kullanıldığını gösterdi." Haberi yayınlayan tüm gazeteler Fethullan Gülen'e yakınlığıyla bilinen gazeteler. Bu durum ilk etapta aklımıza Türkiye'deki dini guruplar arasında bir sürtüşme olabileceği fikrini getiriyor. Mihr Cemaatinin www.mihr.com adında yayın yapan web sitesini ve İskender Evrenesoğlu'nun www.imamiskenderalimihr.com adında yayın yapan kişisel web sitelerini araştırıyorum. Bu haberlere bir tek yanıt bile yok. Demek ki ciddiye bile almamışlar ve haberin nedeni bir üstteki paragrafta yazdığımız gibi bir sürtüşme değil. www.imamiskenderalimihr.com sitesinde hayatı bölümünde Sn Evrenesoğlu'nun ismiyle ilgili çok ilginç bir ayrıntı dikkatimi çekiyor: Dünyaya mütealik konularda "İskender Erol Evrenosoğlu" ismini, manevi konularda da "İmam İskender Ali Mihr" ismini kullandığı ifade ediliyor. İlk okuyuşta gözden kaçsa da, dikkatli okuyucularımız hemen farketmişlerdir, Evrenesoğlu'nun asıl soyismi "Evrenosoğlu". Basında çıkan haberler giderek ilginçleşiyor. 49/HUCURÂT-6: Yâ eyyuhellezîne âmenû in câekum fâsikun bi nebein fe tebeyyenû en tusîbû kavmen bi cehâletin fe tusbihû alâ mâ fealtum nâdimîn(nâdimîne). Ey âmenû olanlar! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, o zaman araştırın. Yoksa cahillikle bir kavme kötülük edersiniz de sonra yaptığınız şeye pişman olursunuz. Ayeti anlamamış olanlar olabilir, size açalım... Birileri bir kişi hakkında haberler yapıyor, cevap hakkı doğmasın ve tekzip edilemesin diye de haber yapılan kişinin ismini yanlış yazıyor. "Şeytana pabucunu tersten giydirmek" böyle bir şey olsa gerek. Ayeti unutmayın, size gelen bir habere körü körüne inanmayın, mutlaka işin iç yüzünü araştırmalısınız. Hemen internette "İmam İskender Ali Mihr" ve "İskender Evrenosoğlu"şeklinde yeni aramalar yapıyorum, basında yer alan haberlerin hiç birisi bu aramalarda çıkmıyor. Şimdi size bir soru: "Bu işin arkasında ne var?" Gelin elimizdekileri bir daha gözden geçirelim. Türkiye'deki dini bir gruba ait gazeteler, bir başka dini grubun liderini, -üstelik isim değişikliği cambazlığı ile karşıt dava açılmasını engelleyerek- hedef haline getiriyor. Hedef haline getirilen grup ise yanıt bile vermiyor. Hepinizin aynı sonuca ulaştığınıza eminim. Haberleri yayınlayan grup -veya onları maşa olarak kullananlar- hedef şaşırtarak bir şeylerin üzerini örtüyor, hedef şaşırtıyor. Aslında Mihr Vakfı'nın ve Sn. İmam İskender Ali Mihr'in (İskender Evrenosoğlu) web sitelerinde binlerce yazılı ve 8.500 saatten fazla görsel eserlerini incelediğimizde, eserlerin iki kategoriye ayrıldığı görülüyor. 1. Eserlerin çok büyük bir bölümü Allah, hidayet, sevgi, mutluluk ve davranış biçimleri konularını içeriyor ve insanları Allah'a ulaşmayı dilemeye davet ediyor. 2. Eserlerin bir kısmı ise uyarı ve ihtarlar konularını içeriyor. Sn İmam İskender Ali Mihr din adamlarını hidayeti gizlemeyi bırakmaları konusunda ve Kur'an-ı Kerim'e ters düşen bidatleri halkımıza öğreterek insanların dalaletten kurtuluşuna engel olmamalarını sağlamak konusunda ihtarlarda bulunuyor. Son bölüme dikkat ediniz, Sn. İmam İskender Ali Mihr bu insanları hidayeti gizlememeleri ve insanların hidayetine engel olmamaları konusunda uyarıyor. Uyarılan bir insanın sadece 2 tür davranışı olabilir. 1. Hatasını idrak eder ve yanlış davranışını düzeltme gayreti içerisine girer. 2. Uyaran kişiyi düşman ittihaz eder ve o kişiye karşı saldırgan davranışlar sergiler. 11/HÛD-27: Fe kâlel meleullezîne keferû min kavmihî mâ nerâke illâ beşeren mislenâ ve mâ nerâkettebeake illellezîne hum erâzilunâ bâdiyer re'y(re'yi), ve mâ nerâ lekum aleynâ min fadlin bel nezunnukum kâzibîn(kâzibîne). O zaman kavminden inkâr eden kimselerin ileri gelenleri (şöyle) dedi: "Biz seni, bizim gibi beşerden başka (olarak) görmüyoruz. Ve bizden aşağı (fakir, zayıf, aciz) olan basit görüş sahibi kimselerden başkasının da sana tâbî olduğunu görmüyoruz. Ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilâkis sizleri yalancı zannediyoruz." 3/ÂLİ İMRÂN-186: Le tublevunne fî emvâlikum ve enfusikum ve le tesmeunne minellezîne ûtûl kitâbe min kablikum ve minellezîne eşrakû ezen kesîrâ(kesîran), ve in tasbirû ve tettekû fe inne zâlike min azmil umûr(umûri). Mallarınız ve canlarınız hususunda siz mutlaka imtihan olunacaksınız. Sizden önce kitap verilenlerden ve şirk koşanlardan elbette birçok incitici (sözler) duyacaksınız. Eğer siz sabrederseniz ve takva sahibi olursanız, ki bu muhakkak, işlerin "âzim" olanlarındandır. 5/MÂİDE-54: Yâ eyyuhellezîne âmenû men yertedde minkum an dînihî fe sevfe ye'tîllâhu bi kavmin yuhıbbuhum ve yuhıbbûnehû ezilletin alâl mu'minîne eizzetin alâl kâfirîn(kâfirîne), yucâhidûne fî sebîlillâhi ve lâ yehâfûne levmete lâim(lâimin) zâlike fadlullâhi yu'tîhi men yeşâ(yeşâu) vallâhu vâsiun alîm(alîmun). Ey âmenû olanlar (Allâh'a ulaşmayı dileyenler)! Sizden kim dîninden dönerse, o zaman Allah onun yerine (başka) bir kavim getirecektir öyle ki, (Allah) onları sever ve onlar da O'nu (Allah'ı) severler. Mü'minlere karşı daha alçak gönüllü, kâfirlere karşı daha izzetlidirler (başları dik, vakarlı, şereflidirler). Allah'ın yolunda cihad ederler. Hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın fazlıdır, onu dilediğine (lütfedip) verir. Allah Vâsi'dir (fazlı ve lütfu geniştir), Alîm'dir (herşeyi en iyi bilendir). 2/BAKARA-214: Em hasibtum en tedhulûl cennete ve lemmâ ye'tikum meselullezîne halev min kablikum messethumul be'sâu ved darrâu ve zulzilû hattâ yekûler resûlu vellezîne âmenû meahu metâ nasrullâh(nasrullâhi), e lâ inne nasrallâhi karîb(karîbun). Yoksa siz, kendinizden önce yaşayanların başına gelenlerin, sizin de başınıza gelmedikçe, cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Onlara (öyle) şiddetli belâ ve sıkıntılar (felâketler) dokundu ki, resûl ve onun yanındaki âmenû olanlar: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar sarsıldılar. Allah'ın yardımı gerçekten yakın değil mi? Görüyoruz ki peygamber Efendimiz Hz Muhammed SAV'in sünnetini yaşayan yani hak dini yaşayan kişilerle alay edilmesi ve bu kişilerin hakir görülmesi hayatın acı ama bir gerçeğidir. 13. hicri dönemin imamı Said-i Nursi Hz 27 sene hapis dahi yatmıştır. Ne dersiniz? Sanıyorum hepimiz sorumuzun yanıtına ulaştık. Her zaman parçasında Allah'ın dostlarına (evliyalara) iftiralar atılmış ve eziyet edilmiştir. Bir mü'min olarak görevimiz bize bir haber getirildiğinde o haberi muhakkak araştırmak, gerçeğe ulaşmak ve öğrendiğimiz gerçekleri din kardeşlerimize ulaştırarak toplumda nifak çıkarmaya çalışanlara engel olmaktır.
Mustafa Seyit, 22.05.2010
Bu yazı 22.05.2010 tarihinden itibaren toplam 4099 defa okunmuştur.
|