Mustafa Oğuz [Bakış Açısı] |
09.11.2011 |
Muhtelif
Hindistan Bilişim Sektöründe Neler Yapmış… Bu hafta biraz da teknoloji ve bilişime değinelim. 1 kg patates 1 USD 1 kg tekstil 10 USD 1 kg makine 100 USD 1 kg bilgisayar 1000 USD 1 kg uydu 10,000 USD Piyasa böyle ! Buna göre pozisyon almamız gerekmektedir. Türkiye’nin “2023 yılı Türkiye İhracat Stratejisi” listesinde ağaç mamulleri, halı, süs bitkileri gibi sektörler var ama yazılım sektörü isim olarak zikredilmiyor. Hindistan örneğine bakarsak bir hata yaptığımızı farkedebiliriz. Hindistan’ın BİT (Bilgi İletişim Teknolojileri) sektöründe nasıl bir gelişme yakaladığına bakalım : 2011 yılında BIT sektörünün Hindistan’a sağlayacağı toplam gelirin 88,1 milyar dolar, sadece yazılım ve hizmetten sağlanacak gelirin ise 76,1 milyar dolar olması beklenmektedir. Ayrıca BIT sektörü Hindistan’da GSYH içinde 1998 yılında %1,2 iken, 2007’de %5,2 olmuştur, 2011’de ise 6,4 olması beklenmektedir. Yine bir karşılaştırma olarak 1998’de BİT’in tüm ihracattaki payı %4 iken, 2011’de %26 olması beklenmektedir. 2007’de bu sektörden 40 milyar dolar kazanılırken, 2011’de 59 milyar dolar kazanılması beklenmektedir. Hindistan’da BIT sektöründeki doğrudan istihdam 2,5 milyon, dolaylı istihdam ise 8,3 milyon kişidir. İrlanda Hindistan’dan geri kalır durumda değil; İsrail de 7 Milyar dolar gelir elde ediyor.Hindistan bu duruma gelebilmek için 19. yy.’dan başlayarak çabalarını sürdürmüştür. Bugün Hindistan’da, IIT olarak bilinen 15 tane ‘Indian Institute of Technology (Hint Teknoloji Enstitüsü)’ mevcuttur. Buna ek olarak da 4 adet ‘Indian Institute of Information Technology” adıyla enstitü mevcuttur. National Institue of Technology, politeknikler, devlet üniversiteleri, özel üniversiteleriyle, köklü bir eğitim geçmişi vardır.Bu geçmişle birlikte bugün Hindistan’da 2000 adet farklı yazılım şirketi Amerika ve Avrupa’nın taşeronluğunu yapmaktadır. Türkiye’de yazılım konusuna önem verilmeli, özellikle üniversitelerdeki bilgisayar mühendisliği bölümlerinde verilen tezler, gerçek yaşamdan projelerin bölünmüş parçaları olarak öğrencilere dağıtılmalıdır. Türkiye’de e-ticaret Türkiye’de 8 bin civarında elektronik ticaret yapan şirket var. 2010 yılında e-ticaret hacmi bir önceki yıla göre %50 büyümüş ve 15 Milyar TL’ye ulaşmış. 2011 yılında yine %50 büyüme bekleniyor. Sirkeden elektronik malzeme Bilim adamları elektriği ileten bir bakterinin gelecekte elektronik cihazların yapımında kullanılabileceğini bildirmiş. Nature Nanotechnology dergisinde yayımlanan bir makaleye göre, geobacter sulfurreducens bakterisi elektrik konusunda çok iyi bir iletken. Bu bakteriler çok ince protein iplikçikleri oluşturup (mikrobiyal nanoteller) elektriği metal-organik karışımı nano yapılar kadar iyi aktarıyormuş. Isı değişikliği ile de iletkenlik seviyesi değiştirilebiliyormuş. Laiklik Neden Araplara Tavsiye Edildi ? Cumhuriyetin kuruluşunda din ile bağımızı koparmaya özendik. Bunu aslında doğrudan Cumhuriyeti kuran kadrolara yüklememek lazım. O dönemde Osmanlı “aydınları”nın çöküş dönemindeki devlete bir çıkış yolu ararken pozitivizmden etkilenmemeleri mümkün değildi. Geçen yazımızda bahsi geçen Balkanlardan göçüp gelen “grubun” etkilerini de unutmamak lazım. Dolayısıyla, hemen hemen hepsi de Batı yanlısı Osmanlı devlet adamı ve geneli İttihatçı olan TC kurucuları da laikliği bir kurtuluş ve Batıya benzeme aracı olarak gördüler. Belki bu tercihte bir diğer amaç, kuruluş döneminde, Batı’nın önümüzü açması için, yüzyıllardır kendileri için bir korkunun kaynağı olmuş (!) İslam ile bütünleşmiş Türkler paradigmasını bozmak ve tam tersi yöndeki beklentilerini tatmin etmek olabilir. Her neyse sonuç olarak, laikliği Fransızlardan örnek aldık. Hatta onlardan daha katı uyguladığımız dönemler de oldu. Ama biz laikliği negatif manada uyguladık. Yani toplumu önce laikleştirip sonra demokrasiye geçiş ve dolayısıyla bireyleri dinden uzaklaştırmak manasında… Oysa Anglosakson gelenekte laiklik pozitif manada işliyor. Devlet dine karışmıyor. Yani her birey dini tercihlerinde serbest. Kimse “dönme” vb olmak zorunda kalmıyor. Önce demokrasi işliyor ve takiben pozitif laiklik işliyor. Size bir sır vereyim… Laiklik falan zaman içinde Batı’nın bulduğu tanımlamalar. Siz dönün Osmanlı’ya bakın; işte gerçek laiklik orda. Var mı Osmanlı’dan daha “laik” bir devlet gösterebilecek tarihte ? Sonuçta bu da İslamın ve tasavvufun ta kendisidir. İşte Türkiye’nin DP, Özal döneminde başlayan ve AKP döneminde belirginleşen dönüşümü budur. Bu aynı zamanda halklar ile devletin kaynaşmasıdır. Toplum mühendisliğini bırakmaktır. Vaktiyle, “devlet laiktir, ben laik değilim” diyen Özal’a demediğini bırakmayanlara duyurulur. Evet doğrusu budur. Başbakan’ın Araplara tavsiyesi de budur; bu hamle ile ABD’deki İsrail lobilerinin faaliyetlerine ve AB’deki Türkiye düşmanlarının çabalarına “limon” sıkmıştır.(Sayın B. Kahraman’a katkılarından dolayı teşekkür ederiz..) Devlet Malı Gazetelerde önemli bir haber yer aldı. Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü Raporu'na göre, devlete ait tapulu taşınmazların sayısı son sekiz yılda ikiye katlandı. Kısaca 2003'de Hazine adına kayıtlı 1 milyon 917 bin olan taşınmaz sayısı 10 Ağustos 2011'te 3 milyon 639 bin 519 olarak belirlendi. Peki Hazine'ye kayıtlı taşınmaz sayısı niye arttı? Artışın nedeni, yeni yapılan kadastro ve imar çalışmalarının yanı sıra, varlığı yeni tespit edilen taşınmazların listeye dahil edilmesi oldu. Aklınıza hemen şu sorular gelebilir: Devlet, kendisine ait taşınmazları niye 2003'e kadar tespit edemedi? Ya da "1960, 1971, 1980 ve 1997'de olmak üzere dört önemli darbe ve askeri müdahale yaşadık, darbecilerin hepsi devleti kurtarmak için iktidara geldiklerini ileri sürüyorlardı. Niye devletin mallarına sahip çıkmadılar?" Peki şimdi nasıl oldu da, son sekiz yılda devlet mallarının sayısı yaklaşık iki katına ulaştı? Kısacası şu oldu:Askeri vesayet azalıp halk iradesi oluştukça, son dönemde hem devlet bütçesi açığının milli gelire oranı yüzde 19'dan yüzde 3'ün altına geriledi, hem de tapulu devlet mallarının sayısı iki katına çıktı. Tüm devlet mallarının envanteri çıktı. Böylece haksız kullanılan gayrimenkuller ve onların gelirleri devlet bütçesine intikal etti. Ve devletin haksız yere el koyduğu vatandaş malları da sahiplerine iade ediliyor. Aynı dönemde, devlet borçlarının milli gelire oranının 96'dan yüzde 40'a gerilemesi ve hazine gayrimenkullerinin iki katına çıkması, bu ülkede yolsuzluğun arttığını değil, düpedüz azaldığını gösteriyor. Bu veriler, yağmanın azaldığının göstergeleri oluyor. Askeri vesayet azaldıkça devletin yağmalanması ve yolsuzluklar da azalıyor. Bürokrat pratik hayatın ve ticaretin içinden gelmediği için bu sahayı birilerine bırakmak zorunda kalıyor; bundan sonrası diğerlerinin insafına kalıyor. (Sayın S. Yaşar bunları çok güzel yorumlamış; katkılarından dolayı teşekkür ederiz...) Çin 1. Çin’in “ailede tek çocuk” politikası sonunda başına dert oluyor. Nüfus artış hızı yavaşlamaya başlayınca, 15-24 yaş arası nüfus, 2010 yılında 240 milyon iken 2025 yılında 140 milyona iniyor. Bu durum çalıştıracak iş gücü bulamamak, işçilik fiyatlarının artışı ve rekabetçiliğin “çöküşü” demektir. Başbakan’ın 3 çocuk politikasını eleştirenlere duyuralım. 2. Dünyadaki ekonomik gidişat sebebiyle, ihracat azalmaya başlayınca Çin’de ekonomiyi canlandırmak için iç piyasayı güçlendirmek gerekmiş ve faiz düşürme vb politikalar sonucu ilk defa Ağustos ayında ithalat rekor kırmış; cari açık eleştirileri başlamış. Demek ki genel kurallar hep aynı sonuçları veriyor.. 3. Çin, Afrika ile 114 Milyar USD aşan ticaret hacmi ile 2010 yılında ABD’yi geride bıraktı; bu rakam 2009’da 80 Milyar USD ve 2000’de 10 Milyar USD idi. Çin ticaret ile mutlu olurken, Afrikalı liderler de, Batının serbest piyasa modeli yerine devlet güdümlü kalkınma modeline daha çok ilgi gösteriyorlar. ABD sivil toplum örgütlerine para gönderirken, Çin yardımlarını Afrikalı liderlerin ihtiyaçları doğrultusunda devlet organları yoluyla kanalize ediyor. Tüm gelişmiş ülkeler, Afrika’nın tarım için toprağına, doğal kaynaklarına ve yükselen / yükselecek orta sınıfının tüketimine göz koydu. 1 Milyarlık Afrika nüfusunun 2040 yılında 240 Milyonunun şehirlerde yaşayacağı öngörülüyor. Bunların günlük geliri ise 20 USD olabilirmiş. ABD Çin’in çevre ve çalışma standartları konusunda daha sorumlu davranmasını istiyor. Çin ise, amacının yalnızca iş yapmak olduğunu yoksa kesinlikle ideoloji, yönetim ve ekonomik model transferi olmadığını dile getiriyor. Güney Afrika kamu şirketlerinde karlılığın nasıl arttırılacağını öğrenmeleri için üst düzey devlet yetkililerini Pekin Komünist Parti Okulu’na gönderiyor. Kısa Kısa… · Batı Ekonomileri üretmeden tüketmenin faturasını sömürgelere ödetiyorlardı; faturayı onlara kesiyorlardı. Artık kendi halkına kesecek; lüks yok !· Bilinçli bir şekilde bize “unutturulan” emperyal geçmişimizi ve “kaybettirilen” güvenimizi tekrar kazanıyoruz. Hafızası yerine gelen insan gibi..
Mustafa Oğuz, 09.11.2011
Bu yazı 09.11.2011 tarihinden itibaren toplam 1165 defa okunmuştur.
| Yazarın son yazıları |
|
Muhtelif (09.11.2011)
|
 |
|
İnternet (Web) ve Gündem (02.10.2011)
|
 |
|
Steve Jobs ve Gündemden Bazı Başlıklar (25.09.2011)
|
 |
|
Rejimin Dönüştüğü Anlar (18.09.2011)
|
 |
|
İsrail Yönetimi Değişimi Kavrayamıyor… (10.09.2011)
|
 |
|
Arap Stratejist Ne Diyor ? Ve Kaddafi… (03.09.2011)
|
 |
|
Batı, Türkiye, PKK (27.08.2011)
|
 |
|
Suriye, Cari Açık ve İşsizlik (21.08.2011)
|
 |
|
Somali ve Açlık (14.08.2011)
|
 |
|
Norveçli, Paşaların İstifası (07.08.2011)
|
 |
|
Kıbrıs, Kredi Notumuz ve Komutan İstifaları (30.07.2011)
|
 |
|
Büyük Türkiye’yi Engellemeye Çalışıyorlar… (18.07.2011)
|
 |
|
Biraz Geriden Gelerek Son Dönemde Yaşananlar (01.07.2011)
|
 |
|
27 Mayıs Darbesi (28.05.2011)
|
 |
|
Kanal İstanbul (15.05.2011)
|
 |
|
Dünyayı Saran Hastalık Nedir ? (08.05.2011)
|
 |
|
Türkiye'nin Atılımını Neler Yavaşlatıyor ? (02.05.2011)
|
 |
|
Eleştiri Zamanı (25.04.2011)
|
 |
|
KUT-ÜL AMMARE ZAFERİ ( 29 NİSAN 1916 ) (07.04.2011)
|
 |
|
Ekonomi, Siyaset, Tarih - 2 (26.02.2011)
|
 |
|
Ekonomi, Siyaset, Tarih - 1 (17.02.2011)
|
 |
|
Dövizde artış ve Gıda Sağlığı üzerine... (08.02.2011)
|
 |
|
Habertürk’ten Serdar Turgut’un yazısı üzerine (01.02.2011)
|
 |
|
TT Arena Sorunu, Bir Kamuoyu Araştırması ve diğer... (23.01.2011)
|
 |
|
Hür Adam (16.01.2011)
|
 |
|
Ermeni Meselesi - 2 (09.01.2011)
|
 |
|
Ermeni Meselesi - 1 (02.01.2011)
|
 |
|
Sultan Abdülhamit - devamı... (26.12.2010)
|
 |
|
Sultan Abdülhamit (19.12.2010)
|
 |
|
Kısa Kısa Dört Konu... (12.12.2010)
|
 |
|
Eyaletlere Bölünme ve Başkanlık Sistemi (05.12.2010)
|
 |
|
Füze Savunma Sistemi ve Kuzey Kore Saldırısı (28.11.2010)
|
 |
|
ABD, Türkiye ve İran’a daha da yaklaşıyor (21.11.2010)
|
 |
|
Alevilik ve Sünnilik Bir Elmanın İki Yarısı mı ? (14.11.2010)
|
 |
|
Devlet, Hükümet ve Liderler (07.11.2010)
|
 |
|
Küresel Sermaye’nin Son Adası : Türkiye mi ? (31.10.2010)
|
 |
|
ABD’nin Önündeki Bir Kaç Ay... (24.10.2010)
|
 |
|
Çin Rüzgarı ve Türkiye... (17.10.2010)
|
 |
|
Ufalanan Devletler ve Küresel Sermaye.. Ya ABD ? (11.10.2010)
|
 |
|
Batı bana dedi ki... (03.10.2010)
|
 |
|
Batı Medeniyeti’nin Ötekisi (26.09.2010)
|
 |
|
Azınlıklar ile Kripto Gruplar mı Yönetiyor Bizi ? (19.09.2010)
|
 |
|
Referandum (06.09.2010)
|
 |
|
Devlet Doğu’yu İhmal Etti mi ? (29.08.2010)
|
 |
|
Amerika ile Dans (22.08.2010)
|
 |
|
Türkiye’nin Tek Ekseni mi Olmalı ? (15.08.2010)
|
 |
|
Referandum (Halk Oylaması) : Evet mi Hayır mı ? (08.08.2010)
|
 |
|
Terör mü Kürt Sorunu mu ? - 2 (01.08.2010)
|
 |
|
Terör mü Kürt Sorunu mu ? - 1 (25.07.2010)
|
 |
|
Demokratik Açılım (21.07.2010)
|
 |
|
Akdeniz'de Neler Oldu ? (19.07.2010)
|
 |
|
Yalta Paylaşımı 2 - Ortadoğu'yu ve Dünyayı Değiştirme Planı (16.07.2010)
|
 |
|