Mustafa Müjdeci [Her şey insan için] |
2/15/2011 |
Sıcak para
TÜİK tarafından açıklanan ocak-ağustos dönemi dış ticaret istatistiklerine göre, yılın ilk 8 aylık dış ticaret açığı 41 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Yani ithalatımız fazla, ihracatımız az.
Aradaki fark dış ticaret açığımızı ortaya koyuyor.
Aynı dönemler için cari açığımız ise 24.23 milyar dolara ulaştı.
Ekonomide ana kural arz talep kuralıdır.
İhracat ve ithalat çok büyük bir oranla dövizle yapıldığı için ülkemizin kasasından çıkan döviz fazla, kasamıza giren döviz ise azdır.
Kasamıza giren döviz az ise talebin fazla olması beklenir, talep fazlalığına bağlı olarak ta döviz fiyatının artması beklenir.
Ama tam tersi yaşanıyor.
Bu durumda şu soruyu sormalıyız:
Bu kadar döviz açığı varken Türk Lirası neden değerleniyor, döviz ucuzluyor o halde?
Bunun tek izahı olabilir.
Ülkemize şu veya bu şekilde başka yerlerden para giriyor.
Sıcak para…
Peki bu paraya neden sıcak deniliyor?
- Kalıcı değil geçicidir.
- Her an yurt dışına kaçma riski taşır.
Merkez Bankası verilerine göre Ocak-Temmuz döneminde 24 milyar dolarlık cari açığa (döviz açığına) karşılık ülkemize giren net döviz girişi ise 32 milyar dolardır. Bunun 3 milyar dolarlık bölümü doğrudan yabancı sermaye denilen kalıcı dövizdir. Kalan 29 milyarı doları ise borç olarak gelen ve özellikle borsaya giren sıcak paradır.
Sıcak para girişinin ise görünen iki nedeni vardır:
- TL değerli kalacaktır. TL’nin değeri Merkez Bankası ve Hükümetin müdahaleleriyle (küçük oynamalar dışında) düşürülmeyecektir. Bu ise, dolar kaçtan bozdurulursa bozdurulsun en kötü ihtimalle aynı fiyattan tekrar alabilirsiniz demektir.
- TL bazında faizler diğer ülkelere göre halen yüksektir. Dünya’da faizler %1-2 seviyelerinde iken Türkiye’de %8-9 düzeyindedir. Bununla yabancı sermayeye şu söylenmektedir “Diğer ülkelerden elde edilecek faiz gelirinin neredeyse 4-8 katı kadar daha fazla faiz gelirini Türkiye de elde edebilirsiniz.”
Yurt dışı yatırımcıların ve diğer ülkelerin Türkiye algısına gelince:
- Referandum sonrası siyasi istikrarın devam edeceği anlaşılmıştır.
- Haziran 2011 seçimlerinde yine tek parti iktidarı görünmektedir.
- Mali kural uygulamasına geçilmemesine rağmen makroekonomik verilerin en önemlilerinden biri olan “Merkezi yönetim bütçe açığı” disiplin altında tutulabilmektedir Bu rakam 2010 Ocak-Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 54.1 azalarak 14.4 milyar liraya gerilemiştir.
- Finans ve Bankacılık sektörünün ayakları diğer ülkelerle mukayese edilemeyecek ölçüde yere sağlam basmaktadır.
- Türkiye diğer ülkelere kıyasla ekonomik anlamda daha güvenilir bir liman görünümü vermektedir.
Görünen o ki, yakın gelecekte de cari açık devam etmesine rağmen TL değerli kalacak, dövizin fiyatı yukarı yönlü dalgalanmalar (büyük oranlarda) göstermeyecektir.
Mustafa Müjdeci, 2/15/2011
Bu yazı 2/15/2011 tarihinden itibaren toplam 3133 defa okunmuştur.
|
|