email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Mustafa Müjdeci [Her şey insan için] 09.10.2009

Mustafa Müjdeci
G-7’den G-20’ye (II)

  

 G–20 Zirvesi'nin sonuç bildirisinde küresel ekonomik krize karşı mücadelenin kazanıldığını ilan eden katılımcı ülke liderleri birçok kararlar aldılar. Ancak, sonuç bildirgesinde alınan kararların arasında iki tanesi var ki Türkiye tarafından benimsenmesi ve uygulanması halinde ekonomimizi daha fazla sıkıntıya sokacak gibi görünüyor. Kararlar arasında hedefi tutturamayan ülkeye ceza gibi bir yöntemin söz konusu olmadığını da belirtmekte fayda var.  

Zirvede alınan en önemli kararlardan biri de G–20 ülkelerinin küresel ekonominin düzenlemesinde daimi kuruluş olarak rol almaları oldu.

Böylece küresel ekonominin patronunun kim olacağı tartışmalarına da nokta konurken, gelişmiş ülkelere de daha fazla söz hakkı tanındı.

G–20 Dönem Başkanı ve İngiltere Başbakanı Gordon Brown, sonuç bildirgesini açıklarken, alınan kararların küresel çapta 15 milyon kişinin işini kaybetmesine engel olacağını söylemesine ve alınan kararların daha iyi bir dünyanın inşa edilmesi için önemli olduğuna vurgu yapmasına rağmen, özellikle, Japonya Başbakanı Yukio Hatoyama’nın, "Geçici bir iyileşme gözlemliyoruz ancak bu konuda çok iyimser değilim" diyen sözlerine dikkat etmemiz lazım. Japon Başbakanı iyimser değilim derken bir anlamda kriz henüz geçmedi mesajını verirken, diğer taraftan da alınan önlemlerin yeterli olmadığını da söylemek ister gibiydi.


Gelelim asıl konumuz olan Türkiye’nin konumuna ve yapması gerekenlere;

Şunu söylemeliyiz ki, Türkiye’nin G-20’ler içerisinde yerini alması hem bölgesel bir güç olduğunun önemli bir göstergesidir, hem de GSMH’sı ve nüfusu ile dünyanın en güçlü ülkeleri arasında olmasının bir anlamda teyididir.  

Bununla birlikte, G–20 zirvesinin Amerika’da toplanmasının ardından IMF’in geleneksel yıllık toplantısının Türkiye’de yapılması ve katılan yöneticilerin Türkiye’nin geleceğine matuf iyimser bakışları ülkemizin aslında önlenemez bir yükselme dönemine girdiğinin işaretlerini taşımaktadır.  

·         Türk bankacılık sektörü bu küresel krizden yara almadan hatta güçlenerek çıkmıştır.

·         Türkiye, diğer ülkelerin yaptığı gibi bu krizde para basarak bankaları finanse etme durumunda kalmamıştır.

·         Türkiye sürdürülebilir bir borçlanma yapısını yönetebilmiştir. Hatta IMF bile şu anda Türkiye’nin IMF’e ihtiyacı yok diyebilmiştir.

·         IMF, Türkiye’yi başka ülkelere örnek olarak gösterebilmektedir. 

Bu artıları ile birlikte Türkiye, G-20 zirvesinde alınan kararlar çerçevesinde diğer ülkelerin uyguladığı ve/veya uygulayacağı reçeteleri bire bir uygularsa kazandığı artıları da kaybedebileceğini akılından çıkarmamalıdır.   

Yazımıza başlarken, “sonuç bildirgesinde alınan kararların arasında iki tanesi var ki Türkiye tarafından benimsenmesi ve uygulanması halinde ekonomimizi daha fazla sıkıntıya sokacak gibi görünüyor” demiştik.

1.   ‘‘Açıkları olan ülkeler tasarrufu destekleyecek adımlar atacak’’  kararı Türkiye Hükümeti tarafından tasarrufa evet ancak büyümeden taviz verilemez dizaynı içerisinde düşünmelidir.

2.   ‘‘Ekonomik canlandırma ve destek programları, küresel iyileşme güçlenene kadar sürecek’’ kararı, ‘‘canlandırma paketleri doğru zamanda koordineli geri çekilecek’’ şeklinde alınan karara bağlı kalmamalı. Canlandırma ve teşvik paketleri söylenenin tam aksine bu dönemi rahat atlatabilmek için mutlaka uygulanmalıdır. 

İşte bu noktada finansal bir krizden güçlü olarak çıkmış bankalara ciddi bir görev düşmektedir. Tabi ki bu bankaların birçoğu yabancı sermaye ye satıldığı için milli bankacılığın ne demek olduğunun idrakinde olmayacaklardır. Yatırıma müteallik krediler yerine bireysel kredileri, ihtiyaç kredilerini, konut kredilerini teşvik edeceklerdir.

Bankalar içeriden borçlanmaya ihtiyacı olan devlete yine para satıp para kazanmayı düşünecekleri için reel sektörü kale almayacaklardır.

Şunun altını çizmeliyiz ki, elimizde kalan birkaç devlet bankasını ön plana çıkarmanın gerekliliği ortaya çıkmıştır.

İşte tam bu noktada Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın söylemiş olduğu; ‘‘Türkiye’de yeni bir devlet bankasına ihtiyaç vardır.’’ cümlesi son derece önem kazanmaktadır.

Merkez Bankası Başkanı, aslında reel sektörü destekleyecek yeni bir devlet bankasının olması gerektiğinin altını çizmiştir. BBDK’nın sıkı denetimi bankaların bu krizden güçlü çıkmasını sağlamıştır ancak burada reel sektöre rahatlıkla kredi verilememesinde bir anlamda müsebbibi olmuştur.

İşte bu nedenlerden ötürü mutlaka, özellikle reel sektörün elini rahatlatacak ve onu ayakta tutacak, yeni bir yatırım bankasına -ki bu banka için özel bir takım yönetmelikler ve kararnameler çıkarılarak rahat hareket etmesi sağlanmalıdır- acilen ihtiyaç vardır.

Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıflar Bankasının özelleştirilmesi de tekrar gözden geçirilmeli ve bu karardan dönülmelidir.

Çünkü bu krizde de görüldü ki, başta ABD olmak üzere birçok ülke piyasayı paraya boğdu, batan bankaları devletleştirdi ve devletin gerektiğinde piyasaları devlet eliyle maniple edebilmesi zarureti görülmüş oldu.

Son olarak şunu belirtmek isteriz ki G–20 Zirvesi'yle eş zamanlı olarak Pittsburgh'ta G–20 Sendika Liderleri Zirvesi de düzenlendi. Sendikacılar, ülke liderlerine, G–20 Zirvesi'nin aslında istihdam zirvesi olması gerektiğini, aksi halde iyileşme ihtimalinin kalmayacağını söyleyerek uyarıda bulundular ve krize neden olanlara güvenmediklerini ifade ettiler.  

Özetle;Yatırım yoksa istihdam yok,

İstihdam yoksa iyileşmede yok.

Türkiye bu mesajı iyi algılayabilmelidir.

Marifet krizi avantaja dönüştürebilmektir.   

 

Mustafa Müjdeci, 09.10.2009

Bu yazı 09.10.2009 tarihinden itibaren toplam 591 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • Sıcak para (15.02.2011)
  • “Milleti yaşat ki devlet yaşasın” (04.09.2010)
  • Firavun duası (20.08.2010)
  • Oynatmaya az kaldı! (05.08.2010)
  • Elemtere fiş kem gözlere şiş… (19.07.2010)
  • Bayramınız Kutlu Olsun... (08.07.2010)
  • “Ha bu da bana bi’ ders olsun!.." (21.04.2010)
  • Kekolar ağlamasın (25.03.2010)
  • Zihniyet Depremi (17.03.2010)
  • Allah düşürmesin… (07.03.2010)
  • Sattık mı? Satıldık mı? TT dosyasını açıyoruz (II) (20.02.2010)
  • Sattık mı? Satıldık mı? TT dosyasını açıyoruz (I) (13.02.2010)
  • Hanımlar önden buyurun… (02.02.2010)
  • Ekonomide kanama(!) (22.01.2010)
  • Ülkesini seven bir işadamı; Eczacıbaşı (14.01.2010)
  • AVM (08.01.2010)
  • Türkiye'nin kurtuluş reçetesi (30.12.2009)
  • Ekonomi darda, bankalar kârda (21.12.2009)
  • 40 katır mı 40 satır mı? (08.12.2009)
  • 40 katır mı 40 satır mı? (08.12.2009)
  • Türkiye makasa giriyor (01.12.2009)
  • Kurban bayramı ve Türkiye'de hayvancılığın durumu (26.11.2009)
  • Türk Lirası nasıl bir yol izlemeli? (17.11.2009)
  • Dolar'a neler oluyor? (09.11.2009)
  • Türkiye ne yapmalı? (31.10.2009)
  • Kriz bitti mi? (21.10.2009)
  • EKO-POLİTİK / Türkiye in, İsrail out (15.10.2009)
  • G-7’den G-20’ye (07.10.2009)
  • EKO-POLİTİK / Stratejik işbirliği (28.09.2009)
  • Üretmeden olmaz (18.09.2009)
  • Ekonomi de insan için (17.09.2009)
  • Yazarlarımız
    HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 4 TESLİMDİR! - 3 Dr. Fazıl Nimet
    Güneş ve Ay
    İslâm âlemini topyekûn hüsrana sürükleyen korkunç hurafe! Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    SEVGİ YOKSA YOKSUN Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    İlahi İradenin Hukuk Darbesi Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    vazgeçmek mi, pes etmek mi İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Beni benden salıver Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    'Bu kıldığım namaz değil' benim Sibel Yiğit
    Hoşbeş
    Mevsimler ve İnsan Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Zevkin Tadı ˝Kahve˝ Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    Diyarbakır Açık Müzesi Gülay Ozan
    Gezgin
    1 MAYIS'IN TARİHÇESİ Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    MEYVE ÇEKİRDEKLERİ Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    Habertürk'te Mahmud Erol Kılıç ile harika bir akşam Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Allah'a Kul Olmak / Şeytana Kul Olmak Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Selefiler Almanya'da Bedava Kuran Meali Dağıtıyor Ender Eker
    Almanya'dan
    Keş nesil....2 Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    Doğum Sonrası Anne - Bebek İletişimi Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    Terör Meselesi'nin Devlet Cephesi Korkut Eser
    Politik Köşe
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    Yunanistan ve Avro Kenan E. Akmaz
    Belçika'dan
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf