Mustafa Müjdeci [Her şey insan için] |
28.09.2009 |
EKO-POLİTİK / Stratejik işbirliği
Stratejik işbirliği
Türkiye’de ve dünyadaki gelişmelere baktığımız zaman, savaşların kimseye mutluluk getirmediğini ülkeleri yönetenler yavaş yavaş kavrıyor görünmektedir. Hiçbir zulüm ilelebet kalıcı olamaz. Buna örnek olarak Amerika’nın Irak’ı işgalini, Afganistan’ı işgalini, komünist sistemin Sovyetler de daha önce yaptığı zulümleri gösterebiliriz. Nitekim Amerika Irak’tan çekiliyor. Afganistan’ da huzuru sağlamak için bizim Afganlarla kardeşlik bağımız olması nedeniyle Türkiye’den asker desteği isteniyor. İsrail’in Filistin’e yaptığı zulümde ilelebet sürecek değil. Bir gün mutlaka buda bitecek.. Bütün yaşanan bu olaylar her ne kadar olumsuz gibi görünse de insanların akıllarını başlarına toplaması için bir fırsat olabilir. Nitekim Osmanlı’nın adaleti son zamanlarda çok vurgulanmaya başladı. Hatta Osmanlı’yı dağıtan güçler bugün bunun pişmanlığını bile yaşıyor olabilirler. Dikkat ederseniz Türkiye’nin dış politika dinamikleri hep Türkiye’nin lehine gelişiyor. Türkiye’de ya farkında olarak ya da farkında olmaksızın Osmanlı şemsiyesini açmaya çalışıyor. Bugünkü yazımızda özellikle Suriye ve Irak ile olan ilişkilerimize dikkat çekmek istiyorum . Bildiğiniz gibi Suriye devlet başkanı Beşşar Esad bir süre önce Türkiye ye geldi. Burada yaptığı ziyarette çok önemli mesajlar verdi. Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad konuşmasında Türkiye ile Suriye arasındaki gelişen ilişkilerin dünyaya örnek olduğunu belirtirken iki kardeş ülkenin daha da iyi yerlere geleceğini belirtti. Esad, Türkiye ile ilişkilerde yeni bir şeyler yapılmadığını olması gerekenin yapıldığını ve durumu normale döndürdüklerini anlattı.
Suriye ve Türkiyeli yetkililer verilen iftar yemeğinde bir araya geldi. İki millet bir devlet olma hedefi açısından bu bir iftar değil adeta bir nişan töreniydi. Her iki liderin konuşmasında da Suriye ile Türkiye’nin tarihsel bağlarına, kültürel benzerliklerine vurgu yapıldı. Erdoğan bu benzerlikleri anlatmak için Çanakkale’de beraber savaştığımızı, Şam ile İstanbul’un benzerliklerini örnek gösterdi. Dünyada bu kadar çok birbirine benzeyen ve ortaklıkları olan iki komşu ülke olmadığını söyledi. Bu yemeğin en önemli müjdesi iki ülke arasında vizelerin kaldırıldığı haberi oldu. Hatta Erdoğan AB’ye atıfta bulunarak bu vizeyi Şamgen (bildiğiniz gibi AB ülkelerine giriş için Schengen vizesi isteniyor) olarak isimlendirdi.
Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Anlaşması’nın da imzalandığı bu günün tarihi bir gün olduğu ve gelecek nesillerin bu günü hayırla yad edecekleri liderler tarafından ifade edildi. Beşşar Esad yıllar boyunca Türkiye ile Suriye arasındaki sorunların karşılıklı hatalardan kaynaklandığını belirtti, bir anlamda babası Hafız Esad adına nedamet getirdi. Batılı sömürgeci ülkelerin böl ve yönet taktiğinin bu ayrışmada etkili olduğunu ancak tüm sorumluluğu batılılara atmanın da anlamsız olduğunu söyledi. “Biz büyük bir aileyiz” dedi.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, "Bölgede ne kadar istikrar olursa büyük güçlerin müdahalelerine o kadar karşı durulabilir. Biz tek bir ailenin fertleriyiz. Türkiye ile Suriye'nin yakınlaşması, dünyadan uzaklaşmamız anlamına gelmiyor" dedi.
Ayrıca Suriye ve Türkiye ilişkilerinin son derece geliştiğini belirterek, "Niçin bu başarılar geçmişte sağlanamadı? Şimdi ne oldu? Biz sadece her şeyi olması gereken hale döndürdük" dedi. Esad, geçmiş yıllarda başka güçlerin oyunlarına alet olunduğunu, yüzyıllardır aynı kültürü paylaşan insanların bölündüğünü söyledi.Beşşar Esad, "Bu büyük güçleri eleştirmek kolaydır. Asıl sorumluluğu kendimizde aramamız lazım. Çatışma ortamında ortak çıkarlarımızı göremedik. Arazilerimizin işgal edilmesi, bölgede insan haklarının kalkmasının sebebi sadece sömürge güçleri değildi. Bizim hatalarımız da vardı" diye konuştu.Suriye Devlet Başkanı Esad, "Irk ve din ayrımı gözetmeksizin bölgenin bütünlüğü içinde ilişkileri güzelleştirmeye çalışmalıyız. Buna Türkiye ve Suriye olarak başladık. Başka bir yol yok. Devletler arası sorunlar halklar arasında sorunlar anlamına gelmiyor. Suriyeliler ve Türkiyeliler her zaman halk bazında güzel ilişkiler kurmuşlardır. Bu güzel ilişkiler olabilecek sorunları da engelleyecektir. Türkiye'nin, Arap dünyasının sorunlarına gösterdiği hassasiyette bizi çok etkilemiştir. Türkiye'nin, ABD'nin, Irak'a müdahalesine karşı durmasını Arap ülkeleri hayranlıkla karşıladı. Aynı şekilde, İsrail'in Gazze'ye saldırılarında İstanbul'da yapılan büyük miting, Türk halkının ve Türk hükümetinin tavrı Arap halkı tarafından saygıyla karşılandı. Günümüzde bu tavrı gösterecek adil insanlara çok büyük ihtiyaç duymaktayız" dedi.Türkiye'nin, Suriye ile İsrail arasındaki dolaylı görüşmelerde çok büyük çaba gösterdiğini belirten Esad, Türkiye'nin adaletli bir aracı rol oynadığını, İsrail'in ise bir kez daha barışı reddettiğini gösterdiğini söyledi. Esad, Türkiye ve Suriye arasındaki stratejik işbirliğinin bölgedeki diğer ülkelere de örnek olmasını diledi.
"TEK BİR HÜKÜMET GİBİ TOPLANTI YAPTIK' Öte yandan Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari de 40 kişilik bir ekiple Türkiye’ye geldi. Zebari Türkiye-Irak Stratejik İşbirliği toplantısına katıldı..Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye-Irak Stratejik İşbirliği Konseyi 1. Bakanlar Toplantısı'nda 40'ı aşkın konuda anlaşma, mutabakat zaptı ve protokol imzalanmasına karar verildiğini bildirdi. Davutoğlu, yaptığı konuşmada, bugün Türkiye-Irak ilişkilerinde ve bölgede tarihi bir gün olduğunu ifade ederek, 'Çünkü yepyeni bir ortaklık modeli bugün hayata geçirildi' dedi. Davutoğlu, bu konseyi kurma kararını verirken her iki ülke hükümetlerinin de yepyeni bir dönemin başlangıcında olduklarının bilincinde olarak bu adımı attıklarını söyledi. Suriye-Türkiye ticaret hacmi 2 milyar dolara çıkartılacak
Türkiye ile Suriye arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nın 2006 yılında imzalanmasıyla ticaret hacmi ve Suriye’deki Türk yatırımcı sayısı artan bir grafik çizmeye başladı. Gümrük vergisine tabi tüm ihracat ürünlerinde vergilerin on iki yıllık bir sürede kademeli olarak sıfırlanmasıyla da ticari ilişkilerin en parlak dönemlerini yaşaması bekleniyor. Ekonomisi tarım ve petrole dayanan Suriye’nin GYSİH’sinin yüzde 22.5’ini tarım oluşturuyor ve işgücünün yüzde 42’si bu sektörde istihdam ediliyor. Sanayi yüzde 27.9, hizmetler sektörü ise yüzde 49.6 oranlarında. Devlet turizm, doğal gaz ve hizmet sektörlerinde yeni yatırımlar çekerek ülkenin ekonomik yapısını farklılaştırmayı hedefliyor. Hazırlanan reformlarla serbest piyasa konusunda çalışmalar yürütülürken, rafineri, liman işletmeleri, havayolu, enerji üretimi ve su dağıtımı gibi konular devlet kontrolünde tutuluyor. 20 milyonun üzerinde nüfusa sahip Suriye’de GSYİH 2008 yılında 95.36 milyar dolar, büyüme hızı yüzde 4.8 olarak gerçekleşirken, kişi başına düşen gelir 4.800 dolara çıktı. İhracatımız bir milyar doları aştı
Türkiye-Suriye dış ticaret hacmi 2008 yılında yaklaşık 1.75 milyar dolar olarak gerçekleşti; ihracat 1.11 milyar dolara ulaşırken, ithalat 639 milyon dolar oldu. 2008 yılının Mayıs ayında ihracatımız 100 milyon dolarken 2009’da 82 milyon dolara gerilediği görülüyor; ancak ilk beş aylık dönem toplamı olarak değerlendirildiğinde 2009 yılının ilk beş ayında yapılan 504 milyon dolarlık ihracatta bir önceki yıla göre yüzde 14.1’lik bir artış söz konusu. Yine aynı dönemde 2008 yılında 350 milyon dolar olan ithalat 61 milyon dolara geriledi. Suriye’nin makine ithalatının yüzde 50’si ülkemiz açısından ihracat potansiyeli yüksek olan tarım, gıda işleme ve paketleme, tekstil, inşaat ve iş makineleri ve takım tezgahlarından oluşuyor. Suriye’nin güçlü tarım potansiyeli gıda işleme sektöründe makine-ekipman ve yüksek teknolojiye talebi de doğuruyor. Bir milyon ton pamuk üretilen ülkede tekstil makineleri ihtiyacı da söz konusu. Arazi ıslahı, su ve atık su projeleri ve inşaat sektöründeki büyüme de pompa ve kompresör gibi ekipman gereksinimini ortaya çıkarıyor. Otomotiv ana ve yan sanayi ithalatı ise gümrük vergilerinde yüzde 50’lere varan indirim uygulamaları sayesinde otomobil ve oto yedek parçada artan bir grafik izliyor. 2006 yılında iki ülke arasında Serbest Ticaret Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi ile, gümrük vergisine tabi mallarda vergi tutarı oniki yıllık bir sürede kademeli olarak sıfırlanıyor. İmzalanan bir protokolle de Türkiye’de Akkoyunlu ve Kilis Suriye’de ise Ain El Souddeh ve Bab El Salameh’de Sınır Ticaret Merkezleri kurulması için çalışmalar sürüyor. | TÜRKİYE - SURİYE DIŞ TİCARETİ (2004-2009) (Milyon $) | | Yıl | İhracat | İthalat | Toplam Dış Ticaret | | 2009* | 504 | 61 | 565 | | 2008 | 1.115 | 639 | 1.754 | | 2007 | 798 | 377 | 1.175 | | 2006 | 609 | 187 | 796 | | 2005 | 552 | 272 | 824 | | 2004 | 395 | 358 | 753 | | *Ocak-Mayıs ayı | Kaynak: TÜİK |
|
Türkiye ile Irak arasındaki ticaret hacminin ise 2009 da 5 milyar $ olması bekleniyor TÜRKİYE - IRAK DIŞ TİCARETİ (2003-2008) (Milyon $) | Yıllar | İhracat | İthalat | Hacim | Denge | | 2003 | 829 | 112 | 941 | 716 | | 2004 | 1.820 | 467 | 2.288 | 1.353 | | 2005 | 2.750 | 458 | 3.208 | 2.291 | | 2006 | 2.567 | 374 | 2.941 | 2.192 | | 2007 | 2.817 | 645 | 3.462 | 2.172 | | 2008 | 3.916 | 1.320 | 5.236 | 2.596 |
Yazımın başında “Osmanlı’yı dağıtan güçler bugün bunun pişmanlığını bile yaşıyor olabilirler. Dikkat ederseniz Türkiye’nin dış politika dinamikleri hep Türkiye’nin lehine gelişiyor. Türkiye ya farkında olarak ya da farkında olmaksızın Osmanlı şemsiyesini açmaya çalışıyor.” demiştim. Suriye ve Irak ile ilişkilerimizdeki stratejik denilebilecek gelişmeler Türkiye’nin yüzünü, çoğunluğunu İslam ülkelerinin oluşturduğu bölgede liderliğe çevirdiğinin ilk işaretleri olması açısından son derece önemli olarak değerlendirilmelidir. .
Mustafa Müjdeci, 28.09.2009
Bu yazı 28.09.2009 tarihinden itibaren toplam 581 defa okunmuştur.
|
|