Mustafa Müjdeci [Her şey insan için] |
08.07.2010 |
Bayramınız Kutlu Olsun...
Başlığı okuduğunuzda, Bu neyin bayramı veya bu bayramda nereden çıktı diye soracağınızdan eminim. Ama yazdığımız gerçek. Evet… 1 Temmuz. Bayram olarak kutlanıyor. Hem de 1926’dan beri. “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı” Eskilerde, yazılı ve görsel basında çok fazla yer bulamasa da her şeye rağmen ilgili yazılar yazılır, haberler yayınlanırdı. Son senelerde ‘‘Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’’ hakkında bir kutlama ya da günün önem ve anlamını belirten bir yazı veyahut haber hiç dikkatinizi çekti mi? Hayır. Nedenini anlamak için bu günün neden bayram olarak kutlandığını anlamamız ve sonrada dönüp hali pürmelâlimize bir bakmamız lazım. Kabotaj nedir ve neden ülkemizde bayram olarak kutlanmaktadır? Kabotaj; Fransızca “Cabotage” kelimesinden gelir; yakın kıyılarda, özellikle de bir ülkenin kendi limanları arasında yapılan ticari denizcilik anlamını taşımaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde Kabotaj hakkı, kapitülasyonlar nedeniyle ülkemizde ikamet eden yabancı ülkelere ait şirketlere ve yabancı uyruklulara da tanınmıştı. (Osmanlı Kapitülasyonları, Osmanlı İmparatorluğu'nda yabancılara verilen ekonomik, adli, idari vb. hak ve ayrıcalıklardır. Kapitülasyon kelimesi Latince caputtan (baş) gelir ve baş eğmek, teslim anlaşması yapmak anlamlarını taşır.) Türkiye’de, 20 Nisan 1926 Tarihinde kabul edilmiş olan 815 Sayılı kanun, yani kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe girmiş ve bu Kanun, “Türkiye Limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşınması ile kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri, Türk Vatandaşları ve Türk Bayrağı taşıyan gemilerce yapılır” hükmünü getirerek daha önceden yabancılara açık olan bu faaliyetleri, bundan böyle sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yapabileceğini belirtmiştir. Kabotaj Yasası ile daha önceden kapitülasyonlarla yabancılara verilen haklar böylelikle denizde kendi vatandaşlarımız adına geri alınmaktadır İşte, Kapitülasyonlarla yabancılara tanınan hakların geri alınması ve kapitülasyonların ortadan kaldırılması nedeniyle her yıl 1 Temmuz gününü “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı” olarak kutluyoruz. Yani bir anlamda bu bayram “Kurtuluş Savaşının denizlerdeki zaferi’nin bir nişanesi ” olarak ta tanımlanabilir. Bu noktada şu soruları sormamız gerekir: Kabotaj hakkını egemenliğimizin denizlerimizdeki tescili olarak gören anlayıştan tamamen vaz mı geçtik? Kabotaj Kanunu ile elde ettiğimiz hakkı ve avantajı, bugün denizcilik sektörümüzün dışında da her alanında yabancılara karşı layıkıyla kullandığımızı söylemek mümkün müdür? 1926 da Kanunun çıkmasından bu yana çok önemli gelişmeler kaydetti Türkiye, ama, zihniyet anlamında geldiğimiz nokta ile çok fazla övünebilmek de mümkün değildir. Neden böyle? Cevap için, şöyle bir hali pürmelâlimize bakalım isterseniz. Şimdiki durumu internette dolaşan bir yazı çok güzel özetliyor diye düşünüyoruz. - Türk Telekom, Arap'ın. - Telsim İngiliz'in. - Kuşadası Limanı İsrailli'nin. - İzmir Limanı Hong Konglu'nun... - Araç muayene işi Alman'ın. - Başak Sigorta Fransız'ın. - Adabank Kuveytli'nin. - İETT Garajı Dubaili'nin. - Avea Lübnanlı'nın. - Petkim? Ermeni'nin. - İçecek, Amerikalı'nın. - Finansbank Yunanlı'nın... - Oyakbank Hollandalı'nın. - Denizbank Belçikalı'nın. - Türkiye Finans Kuveytli'nin. - TEB Fransız'ın. - Cbank İsrailli'nin. - MNG Bank Lübnanlı'nın. - Alternatif Bank Yunanlı'nın. - Dışbank Hollandalı'nın. - Şekerbank Kazak'ın. - Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın. - Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un. - Beymen'in yarısı Amerikalı'nın. - Enerjisa'nın yarısı Avusturyalı'nın. - Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın. - Eczacıbaşı İlaç, Çek'in. - İzocam, Fransız'ın. - TGRT(Fox) Amerikalı'nın. - Demirdöküm Alman'ın. - Döktaş Fransız'ın. Şunun altını bir daha çizelim daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi;
Özelleştirmeye değil, Satışa (!) karşıyız. Peşkeş çekilmeye karşıyız. Stratejik kuruluşlarımızın yabancıların eline geçmesine karşıyız. Küreselleşme adı altında egemenlik haklarımızın devrine karşıyız Daha önceden yabancılara açık olan bir hakkın geri kazanılmasını sağlayan Kabotaj kanununun yürürlükte olması halen bir bayram olarak kullanılıyorsa, Veee… Şimdi her şeyimiz yabancılara açık hale getirilmişse… Burada bir tezat yok mu? Ama, anlamı kalmamasına rağmen görülüyor ki Kabotaj bayramı sembolik bir biçimde kutlanılmaya devam edecek. Biz de diyoruz ki ; Ya bir hakkın elimize geçmesini bir bayram olarak kutlamayalım, Ya da elimizden çıkarılan stratejik her kurumun satıldığı ya da özelleştirildiği günü bayram ilan edelim. Bu saatten sonra ikincisini yapmak hiç değilse ikiyüzlülükten kurtarır bizi. Neden mi?Özelleştirilen her şey için Türkiye bu satıştan da yüzünün akıyla çıktı deniliyor ya. İşte o yüzden. Belki de yetkililer hem kapitülasyonların kaldırılmasını sembolize eden Kabotaj Bayramını kutlamaya devam edelim, hem de özelleştirilen her kurumun satış tarihini “Özelleştirme Bayramı” adı altında kutlayalım kararını alırlar. Olur mu, olur. Böylece her günümüz bayram, yakışmaz mı? Hem Kabotaj, hem de Sabotaj (!) pardon Özelleştirme Bayramlarınız kutlu olsun.
Mustafa Müjdeci, 08.07.2010
Bu yazı 08.07.2010 tarihinden itibaren toplam 650 defa okunmuştur.
|