email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Mustafa Müjdeci [Her şey insan için] 25.03.2010

Mustafa Müjdeci
Kekolar ağlamasın
  


Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu Elazığ depremi için 10 gün önce uyarmıştı, yine uyarıyor. Sırada Doğu Anadolu'nun bir şehri var.

42 kişinin öldüğü Elazığ depremi öncesinde Doğu Anadolu’da büyük bir deprem beklediğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu dün Palu’daki 5.1’lik depremden sonra yine uyardı: “Depremin Bingöl’deki bir kırığa doğru ilerlediğini görüyoruz. Çok yakında orada da deprem olacak.”

Bir önceki yazımızı şöyle bitirmiştik:

Bizce suçlu ne kerpiç, ne deniz kumu ne de yoksulluk,

”Zihniyet yapımız”.

Biraz açalım.

Neler eksik zihniyetimizde:


  1. En büyük eksiğimiz basiretsizlik
  2. Planlama ve organizasyon bozukluğu
  3. Yetersiz ve etkisiz denetleme.

Birincisi basiretsizlik dedik:
Çünkü; sadece zemini sağlam olan yerler meskûn mahal olarak seçilseydi bile, tek kuruş harcamadan belki de bu kadar can, mal telef olmayacaktı.

Eskiden bilim ve teknoloji bu kadar ileri değildi.

Ama şehirlerin eski konumlarına baktığınız zaman hepsinin ya bir tepede ya dağda olduğunu görürdünüz.

Biz doğru olanı bile kopyalayamamışız.

Tarımsal arazide şehir kurmuş, fabrika yapmışız,

Fay hattı üzerine binlerce bina inşa etmişiz.

Ve her işimizi plansız, programsız yapmayı alışkanlık haline getirmişiz.

Daha doğrusu önce yapmışız, sonra planlamaya kalkmışız.

Böyle olunca da problemlerimizi hiçbir zaman çözemediğimiz gibi, planlamaya ayıracağımız para, ekip, insan gücü ve zamanın çok daha ötesinde ekonomik kayıplarla karşılaşmışız.

Üçüncü şıkka gelince;

Devlet yasalar çıkarmış, kanunlar yapmış ama kurumları denetleme görevini bihakkın yerine getirememiş.

Ders aldığımız noktalar yok mu?

Tabiî ki var.

Bir musibet bin nasihatten daha evladır derler ya.

Gerçekten öyle
İşte 1999 yılında yaşanılan Gölcük depremi.

On binlerce ölü,

Yıkılan şehirler,

Yok olan ilçeler.

Deprem sonrası yaşananlar ise tam bir kaos ve acziyet.

Yaşanan kargaşayı hatırlayın. Saatlerce depremin merkez üssü bile öğrenilememişti.

Yardımlardaki düzensizlik, insanların çaresizliği, enkaz altında günlerce çıkarılmayı bekleyen yaralılar…

Herkesin bir şeyler yapma telaşı, ancak kimin nereye nasıl müdahale edeceğini bilememesi ya da yapılan müdahalelerin yanlışlığı veya yetersiz kalması…

Tüm bunları çoğaltabiliriz.

Ama işte bu musibet, Türkiye’de sivil savunmanın yeniden yapılanmasına vesile oldu.

O depremden sonra hem merkezi yönetim, hem ordu, hem devlet kurumları, hem de belediye ve Sivil Toplum Kuruluşları (STK) koordineli bir biçimde sivil savunma nasıl yapılır bunu öğrendiler.

İşte bu depremden edilen tecrübeyle Elazığ depremine anında müdahale edilebildi ve Gölcük depremindeki görüntüler tekerrür etmedi.

Yani burada sadece yapımlarda değil, bir tabii afet sonrası yıkımlarda bile planlama ve organizasyonun en önemli unsur olduğu görülmüş oldu.

Peki planlama ve organizasyonu kim yapacak:

Devlet

Yapılan bu planlara kim uyacak

Millet

Diğer yazarlarla görüş ayrılığımız işte burada.

Milletin, devlet bize ev yapmadı demesi yerine 9.000 senedir o kadar devlet geldi geçti bir tanesi doğru dürüst bir planlama yapmadı demesi daha doğru değil mi?

Devletin de; biz kişi başına milli geliri 10.000 USD ye çıkardık, bakın herkesin evinde TV, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, evinin önünde arabası var.

”Yani imkânlar eskiye nazaran çok daha iyi, o zaman vatandaş da evini doğru dürüst yapsaydı” demesi de doğru değil.

Ne devlet böyle bir serzenişte bulunmalı ve de millet her şeyi devletten beklemeli?

Her kesim üzerine düşeni yapmalı.

Her ikisi birbiriyle senkronize yani uyum halinde olmalı.

Tezadın göze çarpan bir başka boyutunu da vurgulamadan geçmek istemiyoruz;

Deprem mahalline bakıyorsunuz.

Bir tarafta hemencecik yıkılıveren, ahırdan daha dayanıksız kerpiç bir yapı.

Hemen yanı başında betonarme yapıldığı için ayakta kalan hatta çatlak bile oluşmamış diğer bir yapı.

Ama o sağlam eve de baktığınız zaman yine içler acısı bir başka manzara ile karşılaşıyorsunuz.

Estetikten uzak, kullanışlılıktan uzak,

Zevksiz ve şevksiz yapıldığı her halinden belli.

Gönül ister ki,

Geleneksel Türk mimarisinin en güzel örneklerinden esinlenmiş projelerin hayata geçirildiği köylerimiz olsun.

Çamurlara batmadan asfalt yollarla girilen.

Geniş bir meydanın karşıladığı,

Sokaklar Arnavut kaldırımı,

Trotuarlar yapılmış,

Parklar, bahçeler, oyun alanları,

Kanalizasyon, içme suyu,

Tüm alt yapıları tamamlanmış yerleşim birimleri.

Yine ahırları da olsun evlerin

Ancak yaşanacak yerler hem insanlar hem de hayvanlar açısından daha sağlam ve sağlıklı.

Her evin suyu olsun ama meydandaki köyün çeşmesi de sürekli aksın.

Balkonları envaitürlü çiçekler süslesin.

Tabiatla barışık bir hayat sürsün insanlarımız.

Sanki bu anlatıların Türkiye’nin ekonomik şartlarıyla yapılamayacağını söylediğinizi duyar gibi oluyorum.

Tam tersi.

Emin olun bunların yapılabilmesi için fazla paraya ihtiyaç yok.

Sadece “zihniyet depremi” yeterli.

Tüm bunlar devletin, siyasetin, bürokrasinin ve de milletin senkronize olmasıyla mümkün.

Uzun vadede sonuca bakıldığında, ekonomik yük değil, bunun ekonomideki yükleri hafifleten bir dizayn olduğu görülecektir.

Her şey para değildir.

Eldeki parayı kullanabilecek akıl ve iradedir önemli olan.

Eğer bu kadar olanlardan sonra ders almazsak ve aklımızı kullanmamakta ısrar edersek temcit pilavı gibi sürekli konuşuruz olanları.

İnşallah bu deprem zihinlerde de bir deprem yaratmış olsun.

Yoksa, Elazığ depreminden de aklımızda kalan şey sadece Keko olacak.

Yani “büyük kekolar” akıllarını başlarına almadıkça daha çoook küçük “Keko’lar” ağlayacak.
   

Mustafa Müjdeci, 25.03.2010

Bu yazı 25.03.2010 tarihinden itibaren toplam 594 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • Sıcak para (15.02.2011)
  • “Milleti yaşat ki devlet yaşasın” (04.09.2010)
  • Firavun duası (20.08.2010)
  • Oynatmaya az kaldı! (05.08.2010)
  • Elemtere fiş kem gözlere şiş… (19.07.2010)
  • Bayramınız Kutlu Olsun... (08.07.2010)
  • “Ha bu da bana bi’ ders olsun!.." (21.04.2010)
  • Zihniyet Depremi (17.03.2010)
  • Allah düşürmesin… (07.03.2010)
  • Sattık mı? Satıldık mı? TT dosyasını açıyoruz (II) (20.02.2010)
  • Sattık mı? Satıldık mı? TT dosyasını açıyoruz (I) (13.02.2010)
  • Hanımlar önden buyurun… (02.02.2010)
  • Ekonomide kanama(!) (22.01.2010)
  • Ülkesini seven bir işadamı; Eczacıbaşı (14.01.2010)
  • AVM (08.01.2010)
  • Türkiye'nin kurtuluş reçetesi (30.12.2009)
  • Ekonomi darda, bankalar kârda (21.12.2009)
  • 40 katır mı 40 satır mı? (08.12.2009)
  • 40 katır mı 40 satır mı? (08.12.2009)
  • Türkiye makasa giriyor (01.12.2009)
  • Kurban bayramı ve Türkiye'de hayvancılığın durumu (26.11.2009)
  • Türk Lirası nasıl bir yol izlemeli? (17.11.2009)
  • Dolar'a neler oluyor? (09.11.2009)
  • Türkiye ne yapmalı? (31.10.2009)
  • Kriz bitti mi? (21.10.2009)
  • EKO-POLİTİK / Türkiye in, İsrail out (15.10.2009)
  • G-7’den G-20’ye (II) (09.10.2009)
  • G-7’den G-20’ye (07.10.2009)
  • EKO-POLİTİK / Stratejik işbirliği (28.09.2009)
  • Üretmeden olmaz (18.09.2009)
  • Ekonomi de insan için (17.09.2009)
  • Yazarlarımız
    HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 4 TESLİMDİR! - 3 Dr. Fazıl Nimet
    Güneş ve Ay
    İslâm âlemini topyekûn hüsrana sürükleyen korkunç hurafe! Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    SEVGİ YOKSA YOKSUN Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    İlahi İradenin Hukuk Darbesi Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    vazgeçmek mi, pes etmek mi İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Beni benden salıver Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    'Bu kıldığım namaz değil' benim Sibel Yiğit
    Hoşbeş
    Mevsimler ve İnsan Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Zevkin Tadı ˝Kahve˝ Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    Diyarbakır Açık Müzesi Gülay Ozan
    Gezgin
    1 MAYIS'IN TARİHÇESİ Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    MEYVE ÇEKİRDEKLERİ Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    Habertürk'te Mahmud Erol Kılıç ile harika bir akşam Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Allah'a Kul Olmak / Şeytana Kul Olmak Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Selefiler Almanya'da Bedava Kuran Meali Dağıtıyor Ender Eker
    Almanya'dan
    Keş nesil....2 Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    Doğum Sonrası Anne - Bebek İletişimi Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    Terör Meselesi'nin Devlet Cephesi Korkut Eser
    Politik Köşe
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    Yunanistan ve Avro Kenan E. Akmaz
    Belçika'dan
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf