Mustafa Müjdeci [Her şey insan için] |
18.09.2009 |
Üretmeden olmaz
Türkiye’nin 2012 yılına kadar olan dönemdeki ekonomik hedeflerini ve uygulanacak politikaları içeren “Orta Vadeli Program” Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından açıklandı.
Sayın Babacan’ın açıkladığı bu programın en azından 3 yıl gibi bir süreyi kapsaması, Türkiye’nin artık günübirlik yönetilmemesi gerektiğinin altını çizmesi açısından memnuniyet vericidir.
Ancak, açıklanan programın içeriğine baktığımızda, bütçe denkliğinin ve daha az borçlanmanın hedeflediğini görmekteyiz. Yani buradan çıkarmamız gereken sonuç yatırım, üretim ve istihdam bekleyenlerin yine hayal kırıklığına uğramasıdır.
Neden böyle diyoruz;
Ciddi bir krizden geçiyor ekonomimiz. Üretim durdu. Talep de yok. Ancak bu programda ne talebi canlandıracak ne de üretimi artıracak cesaretli bir adım göremediğimizi ifade etmemiz lazım. Büyüme oranı rakamlarına baktığımızda Türkiye’nin 2009 yılında 6.8 küçülmesi öngörülürken 2010’da %3.5, 2011’de %4, 2012’de %5 büyüyeceği tahmini yapılmakta. Bu programla 3 yıl için belirlenen büyüme hedeflerine ulaşmamızın zor olduğunu söylemenin dışında, bu hedeflerin tutturulduğunu varsaysak bile, bu yavaş büyüme hızıyla işsiz sayısını azaltmanın mümkün olamayacağını ifade etmek mecburiyetindeyiz.
Üretim neden bu kadar önemli sevgili okuyucularımız? Çünkü üretim düştüğü zaman gelirde düşer, istihdam azalır, işsizlik artar. Bunun adı da fakirleşmedir.
Ekonomide lokomotif özel sektördür. Ancak bu program “tavşana kaç tazıya tut” misali özel sektörü destekliyoruz mesajı veriyor gibi görünse bile, aslında denilmek istenen “özel sektör bu krizden kendiliğinden çıkmalıdır” ifadesidir.
Bu programda üretimi artırma önceliği yoktur. Reel sektör ayakta kalabilmek için her türlü alternatifi zaten yapmaktadır. Öz sermaye ve yüksek kredibilite imkanı olan özel sektör temsilcileri de mevcut ortamda yatırım yapmaktan korkar hale gelmiştir.
Şu an hükümetin uyguladığı sıkı para politikasının yanında özel sektörün bir başka ciddi handikabı da bankaların kredi musluklarını kısmasıdır. Reel sektör bu kadar sıkıntı içerisinde iken, bankaların güç kazanmasını ve yüksek karlar elde etmesini özellikle irdelemek gerekecektir. Krizden çıkmayı istiyorsak öncelikle reel sektörümüzü ayakta tutmanın ve güçlendirmenin yollarını aramalıyız. Bu konudaki düşüncelerimizi ileriki günlerde sizinle tekrar paylaşacağız.
Mustafa Müjdeci, 18.09.2009
Bu yazı 18.09.2009 tarihinden itibaren toplam 644 defa okunmuştur.
|
|