Mustafa Müjdeci [Her şey insan için] |
20.02.2010 |
Sattık mı? Satıldık mı? TT dosyasını açıyoruz (II)
Bir önceki yazımızda Türk Telekom özelleştirme ihale sürecinden bahsettikten sonra Çiller dönemine şöyle bir göz atmıştık.
Acaba eski Başbakan Tansu Çiller, siyasi ideallerinden biri olan bu satış sonrasında ne düşünüyordu?
Telekom'un satışı sonrasında Çiller 04 Temmuz 2005 tarihinde Milliyet gazetesinden Fikret Bila’ya verdiği röportajda çarpıcı açıklamalarda bulunacaktı.
TELEKOM NASIL BEDAVAYA GİTTİ...
İşte Tansu Çiller-Fikret Bila konuşmasından bir iki paragraf.
”Acaba eski Başbakan Tansu Çiller, siyasi ideallerinden biri olan bu satış için şimdi ne düşünüyor?”
Çiller'e ben bu soruyu yönelttiğimde, hâlâ PTT'nin T'si heyecanını koruyordu. Ve bu satışı yapmasını engelleyenlerin, ülkenin geleceği ile oynadıkları mesajını veriyordu. Başbakanlığı döneminde de hep aynı heyecanla anlattığı ''T projesi''ni yine eksiksiz anlatmaya başladı:
''Keşke, 1993'te, 1994'te, PTT'nin T'si olarak satabilseydik. Sattırmadılar. Türkiye bir altın fırsatı kaçırdı. O zaman 40 milyar dolar ediyordu. Türkiye'nin iç borcu ise 14-16 milyar dolarlar civarındaydı. Yüzde 50'sini sattığımızda, iç borcu bitiyorduk. Yarısının bedeli bile borç sorununu hallediyordu. Bunun anlamı şuydu: Eğer satışı yapabilseydim, Türk ekonomisinde kanseri yenmiş olacaktım. Neden böyle söylüyorum? Çünkü, bu satış gerçekleşseydi, borç meselesi çözüleceği için Türkiye, borç-faiz sarmalına düşmeyecekti. Ondan sonraki yıllarda borçlanmaya ihtiyacı olmayacaktı dolayısıyla ekonomi borç-faiz batağına girmeyecekti. Türkiye IMF'ye muhtaç olmayacaktı, dış bağımlılıktan kurtulacaktı. Bu bir hastalığı hem de kanser gibi bir hastalığı kökünden kurutmak anlamına gelecekti. Türkiye, büyük ihtimalle değil, kesin olarak makus talihini yenmiş olacaktı. Benim her zaman hayıflandığım budur. Bugün ise yüzde 55'i 6,5 milyar dolara satıldı. Türkiye'nin borç büyüklüğünü düşünürseniz rakamlar arasındaki farkı daha iyi anlarsınız.'' (Not: 2005 yılı sonu itibarıyla Türkiye’nin iç borç toplamı 182.4 milyar dolara çıkmıştı.)
'Değeri çok yüksekti'
Çiller, başbakanlığı döneminde T'nin değerinin 40 milyar dolar civarında olmasını şöyle izah ediyordu : ''Ben bu işe İngiltere'den sonra girişen ikinci kişiydim. O zaman daha özelleştirmenin değerini diğer ülkeler de anlamamıştı. Örneğin ortada henüz Doğu Blok’undan yeni kopmuş Doğu Avrupa ülkeleri yoktu. Onlar piyasaya girmemişti. El değmemiş bir alan konumundaydı. Bu nedenle de değeri yüksekti. Batı sermayesi 40 milyar dolar veriyordu. Bankalar konsorsiyum oluşturmuşlardı. Ben satışı yapabilseydim bu bir devrim olacaktı ve Türkiye bir daha çukura düşmemek üzere düzlüğe çıkmış olacaktı.''
Telekom özelleştirme öncesi kar ediyor muydu?
Peki devlet tarafından verimli bir şekilde işletilen ve kar eden Türk Telekom, özelleştirme öncesinde ne kar ediyordu, sonrası ne kar etti
| | Ciro | Kar | | 2003 | 9,5 Milyar YTL | 1,9 Milyar YTL | | 2004 | 9,0 Milyar YTL | 2,1 Milyar YTL | | 2005 | 9,8 Milyar YTL | 2,8 Milyar YTL |
Tablodan da anlaşıldığı üzere satış öncesi Türk Telekom zararda değildi, tam aksine çok ciddi karlar elde ediyordu.
2005 yılının sonunda yapılan satış sonrasında da ortalama olarak yılda 2 milyar dolar kar ettiğini görüyoruz.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Türk Telekom’un %55’ine 1 yıllık karından daha az bir peşinat ödenmiş.
Gerisine 5 eşit taksit yapılmış. Geri kalan borç kardan ödenmiş.
Nasıl bir alışveriş ama!
Burada bir rakam daha zikretmemiz gerekir diye düşünüyoruz.
1980’den 2002 yılına kadar toplam 8 milyar dolar özelleştirme yapılmış. 2002 den (AK Parti iktidarından) bu güne kadar yapılan özelleştirme işlemi ise 20 milyar dolar civarında.
Yani Cumhuriyet tarihi boyunca orta çıkardığımız değerlerimizin hepsinin satış bedeli toplamda 28 milyar dolar, AK Parti döneminde yapılan özelleştirmelerden hazinenin kasasına giren ise 20 milyar dolar olmuş.
Şunu demek istiyoruz; Türk Telekom’un satışı 1996 yılında yapılabilseydi, tek bir şirketin satışı bütün özelleştirmelerin bedelinden daha fazla gelir getirmiş olacaktı. %50’si satılsaydı hazineye girecek rakam tam 20 milyar dolar olacaktı.
Türk Telekom`un `satılamaz` kurumlardan biri olduğuna inanıyor olabilirsiniz ve bunu savunmak bir milletvekilinin veya bürokratın sonuna kadar hakkı olabilir.
Ancak siyaset ve devlet adamlığı ileriyi görmeyi gerektirir. Eğer siz bir siyasetçi veya devlet adamı olarak Türk Telekom’un ileride zaten özelleştirileceğini ve daha düşük bir fiyatla satılacağını düşünüyorsanız, Anayasa Mahkemesine giderek iptal kararı aldırmanız sizi amacınıza ulaştırmıyor gördüğünüz gibi.
Bireysel hataların veya siyasi partiler arasında inatlaşma uğruna yapılan sorumsuzlukların devlete ne kadar pahalıya patladığının en güzel örneğidir bu.
Konu sadece satıştan alınacak parayla da sınırlı değil. Bu satış zamanında gerçekleşseydi, Çiller’in dediği gibi belki de Türkiye, borç-faiz sarmalına düşmeyecek ve sonraki yıllarda muhtemelen borçlanmaya ihtiyacı olmayacaktı. Dış bağımlılıktan ve IMF’den çoktan kurtulacaktı.
Merak ediyoruz, acaba bu kararlarda dahli olanlar vicdan muhasebelerini yaparken neler hissediyorlardır kim bilir.
Şimdi soruyoruz.
Ortada vatan haini var mı? Vatan haini kim ya da kimler?
- Türk Telekom’u bir dünya şirketi haline getiren ve satılabilecek bir teknolojik noktaya ulaştıran Özal mı?
- 1994 de 40 milyar dolar değer biçilen ve %50 sinin satışıyla Türkiye’nin o dönemde bütün iç borcunu kapatacak olan Tansu Çiller mi?
- İlk satışı engellediği için pişman olmadığını, yine aynı şeyi yapacağını söyleyen, yani hem pahalı satışa karşı olan hem de satılınca, çok ucuza gittiğini söyleyen ve bir kalemde Türkiye’yi 20 milyar dolar zarara uğratan Mümtaz Soysal mı?
- Bu satışı Anayasa Mahkemesine götürüp iptaline neden olan başını Mümtaz Soysal’ın çektiği ve aralarında şimdiki AKP’lilerinde bulunduğu milletvekilleri mi?
- 1994 de satışı iptal eden Anayasa Mahkemesi mi?
- 2005’de satışa onay veren Anayasa Mahkemesi mi?
- 2005 yılında %55’ini 6,5 milyar dolara satan AKP mi?
- Biri peşin 5 taksitle TT’yi satın alan ve borcunu şirketin karıyla ödeyen yabancı bir şirket olan Oger Telecom mu?
- "Bu işi bir an önce sonuçlandıralım da paraları alalım" dedikten sonra “paraları saydın mı İbrahim diyen Unakıtan mı?
- Paraları sayan İbrahim Çanakçı mı?
Sizce ?
Mustafa Müjdeci, 20.02.2010
Bu yazı 20.02.2010 tarihinden itibaren toplam 1120 defa okunmuştur.
|
|