email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Mustafa Müjdeci [Her şey insan için] 02.02.2010

Mustafa Müjdeci
Hanımlar önden buyurun…


Arzuhan Doğan Yalçındağ,


Bir hanım

Aydın Doğan’ın kızı

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) tarihindeki ilk kadın başkan ve TUSİAD’ın 13.dönem başkanı

Ümit Boyner,

O’da bir hanım

Cem Boyner’in eşi

21 Ocak 2010 tarihinde yapılan seçimlerde TÜSİAD’ın 14. Başkanı oldu.

İş hayatı gibi zor ve erkek egemen bir ortamda Türkiye’nin en önemli sivil toplum kuruluşlarından bir tanesinin başına iki dönem üst üste bir hanımın seçilmesi enteresan geldi bize.

Neden diyecek olursanız?

KİMSE TÜSİAD'IN BAŞKANI OLMAK İSTEMİYOR, ÇÜNKÜ HÜKÜMETİN 'HIŞMINDAN' KORKUYOR

Rahmi Koç, Arzuhan Doğan Yalçındağ'dan boşalacak olan koltuk için şok bir açıklama yapmıştı: “TÜSİAD Başkanlığı için eskiden ‘Beni seçerler mi’ diye herkes beklerdi. Şimdi kimse talip olmuyor, kimse o ceketi giymek istemiyor çünkü hükümetin 'hışmından' korkuyor TÜSİAD’a başkan bulmak için adeta yalvarıyoruz” demişti.

Arzuhan Doğan Yalçındağ da başkanlığı bırakmadan evvel TUSİAD üyelerine yönelik olarak sitemkâr bir konuşma yapıp, iş adamlarına olan hükümet baskısını kastederek “Hep beraber susuyoruz“ imasında bulunmuştu.

Yalçındağ’ın ardından söz alan Deniz Ticaret Odası’ndan bir üye ise açık açık “Evet susuyoruz, çünkü korkuyoruz. Aynı şeylerin (Doğan grubunun başına gelenlerin) bizim de başımıza gelmesinden çekiniyoruz” demişti.

İşte dikkati çeken de bu zaten

Böyle zor bir ortamda erkeklerin değil de iki hanım’ın peş peşe başkan seçilmesi.

Bu gelişmeleri daha iyi anlayabilmek için TUSİAD’ın geçmişine bir göz atmamız lazım.

TÜSİAD, Türk sanayici ve işadamları tarafından, 1971 yılında
İstanbul merkezli önde gelen Türk sermayedarlarınca, iş dünyasını temsil etmek amacıyla kurulan gönüllü bir sivil toplum örgütü.

Daha önceleri
TİSK ve TOBB gibi kuruluşlarda bir araya gelen sermaye çevreleri, bağımsız hareket edememek ve hükümete karşı etkili bir güç oluşturamadıkları gerekçesiyle bir derneğin etrafında birleşmeye karar verdiler. Sendikal hareketlerle sol kesimin siyasi açıdan güçlenmesi ve 12 Mart Muhtırası örgütün kurulmasını hızlandırıcı etkenler oldu. Sonunda 12 önde gelen sanayicinin 2 Nisan 1971'de verdiği imza sonucunda, hükümet örgütün kuruluşunu 20 Mayıs 1971'de resmen kabul etti.


Dernek tüzüğünde TÜSİAD;

‘‘Ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasında bölgesel ve sektörel potansiyelleri en iyi şekilde değerlendirerek ulusal ekonomik politikaların oluşturulmasına katkıda bulunur.’’ diyor


TUSİAD’ın asıl ve öncelikli faaliyet alanı ekonomi olmasına rağmen geçmişe baktığımızda bunun ekonomiyle sınırlı kalmadığını görmekteyiz.

TÜSİAD kurulduğu yıllarda siyasi açıdan fazla etkili olmamasına rağmen, 1970'lerin sonlarına doğru ekonomik ve politik anlamda gittikçe güç kazandı.
Milliyetçi Cephe hükümetlerine fazla sıcak bakmadı. Onlardan sonra kurulan kısa süreli Ecevit hükümetleriyle de çatışmaya girdi. 15 Mayıs 1979'da gazetelerde başlattığı ilan kampanyası sonucu Bülent Ecevit başkanlığındaki hükümetin düşmesinde önemli rol oynadı. Ondan sonra kurulan Süleyman Demirel başkanlığındaki azınlık hükümetine destek vererek, 24 Ocak Kararları'nın alınmasında kilit rol oynadı. Özal dönemin de de siyasi ağırlığı hissedildi.


Peki şimdi?

Şimdi durum tersine dönmüş gibi görünüyor.

Siyasete yön veren hatta hükümet devirebilen bir TUSİAD gitmiş, yerine başkan adayı bile bulamayan bir TÜSİAD gelmiş gibi.

Hükümet kanadı, TUSİAD’ın daha önceki hükümetler üzerindeki etkisini bildiği için, tüm Sivil Toplum Kuruluşları üzerinde hissettirdiği baskıyı TUSİAD üzerinde de hissettiriyor.
Demek istiyor ki;
Sen işine bak, ben işime bakayım. Ekonomi için söyleyeceğin bir şey varsa söyle ama, olumsuzları değil özellikle olumluları vurgula ve siyasete karışma.

Hükümetle, siyaseten ve ekonomik uygulamalarda uyumlu olmadıkları ortada ki, Rahmi Koç ‘’kimse TUSİAD’ın başkanı olmak istemiyor’’ diyor.

Bir de MUSİAD var biliyorsunuz. “Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği.”
TUSİAD’dan seneler sonra kurulan, daha muhafazakar bir yapıyı temsil eden ve TUSİAD’da kendine yer bulamayanların oluşturduğu bir dernek.

Koç Holding Yönetim Kurulu üyesi Ali Koç “TÜSİAD olarak etkimizi kaybediyoruz. Gerektiğinde yumruğumuzu masaya vurmamız lazım. TÜSİAD’ın yönetim tarzını doğru bulmuyorum. MÜSİAD’dan bile daha güçsüz algılanmaya başladık. Onlar daha çok dikkate alınıyor” diyor.

Doğru mu?
Bir anlamda doğru

Ama görünen şu ki, onlarında sesi çıkmıyor ya da çıkamıyor.

Son zamanlarda MUSİAD’ın sesini duyan var mı?
Yok.

Ekonomik gidişattan memnun oldukları için mi sesleri çıkmıyor?
Kesinlikle hayır.

İki taraf ta problemleri biliyor, ekonomideki açmazları görüyor ama seslerini yükseltemiyor.

Hükümet kanadı MUSİAD’a, ‘’siz zaten bizdensiniz, biz sizi yandaşımız olarak görüyoruz, muhalefet gibi davranamazsınız’’ baskısını kuruyor, TUSİAD’a ise Doğan grubunun başına gelen sizlerinde başına gelebilir imasıyla aba altından sopa gösteriyor.

TÜSİAD ve MUSİAD üyelerinin, yöneticilerinin ve başkanlarının her birinin kendi işleri var. Şu veya bu nedenle hükümetin ve bürokrasinin hoşuna gitmeyecek söylemlerde bulunmaları, ticari faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir.

Peki ne yapmalı bu kuruluşlar?

Ümit Boyner, TÜSİAD’a başkan seçildikten sonra yaptığı ilk konuşmada, “TÜSİAD bir çıkar grubu değil, baskı grubudur” demişti.

Aslında bu gibi kuruluşlar ne çıkar grubu ne de baskı grubu olmalıdır.

Sadece sermaye gruplarını temsil eden işadamları ve kadınları ile, büyük sermaye gruplarının üst düzey yöneticilerinin üye olduğu birer dernek olmanın sorumluluğu içerisinde hareket etmelidir.

Saygın, güvenilir bir duruş sergilemeli,

Her faaliyette ülke yararını gözetmeli,

Halkın refah düzeyini artıracak politikalar üretmeye özen göstermeli,

Öncelikle hükümetle ve bununla birlikte diğer siyasi partilerle iyi ilişkiler geliştirmeli, diyalog içerisinde olmalı ve söylemek istediklerini de söyleyebilmelidirler.

Siyasi, sosyal ve ekonomik olarak çok hassas bir dönemden geçiyoruz.

Türkiye ciddi bir krizden çıkmaya çabalıyor. Bu kriz sadece sermayenin değil, memurun, işçinin, emeklinin yani halkın krizi, tüm ülkenin krizidir.

TÜSİAD’ın yeni yönetiminin yapması gereken ilk icraat, krizden çıkmaya yardımcı olacak ekonomik ve sosyal politikaların geliştirilmesi için öneriler paketi oluşturmaktır.

TÜSİAD bir siyasi kuruluş değildir.

Ana faaliyet konusu ekonomidir.
İç ve
dış politika tartışmalarında, öncelikle ekonomi konusunda önerilerini söylemelidir.

Tekrar gelelim hanımların başkan seçilme meselesine,

İş adamı ve TUSİAD üyesi İbrahim Bodur’un “Hanımlar bu işi götürüyor. İsmin içine hanım’ı da katarak, ismimize TÜSİHAD (Türk Sanayicileri İşhanımları ve Adamları Derneği) diyelim” ifadesi, Türk kadınlarına verilen değerin bir nişanesi olabilir tabi.

Ancak, TUSİAD’ın iki dönemdir başkanlığına bir kadının seçilmesi, hanımlara daha fazla değer verilmesi veya bu işi erkeklerden daha iyi yaptıkları anlamını taşımıyor bizce.

Gerçek şu ki;

Bu zor dönem atlatılana kadar hanımlar öne sürülüyor.

TUSİAD, dönemin hassasiyetlerini teğet geçip eski hataları tekrarlarsa, gelecek seçimlerde hanım başkan adayı da bulamayabilir.

Ne mi demek istiyoruz?

Hanımlar önden buyurun
Yabancı bir grup, terörün en yoğun olduğu günlerde Güneydoğu’ya gelmiş.
Bakmışlar ki yollarda tüm hanımlar önde yürüyor, erkekler ise arkada.

Yörenin geleneklerini az çok öğrendiklerinden dayanamamışlar.
”Daha önceki gelişlerimizde, yollarda erkekler hep önde yürüyor, hanımlar da arkanızdan geliyorlardı.
Şimdi ise, tam tersi durum.
Kadınlarınıza çok değer vermeye başladınız galiba.
Bu, hanımlarınızın kıymetini geçte olsa anladığınızı gösteriyor” der demez,

Yörenin önde gelen ağalardan biri dayanamayıp atılmış…

Yok be beyim, yok,

Teröristler yola mayın döşemişte…

Mustafa Müjdeci, 02.02.2010

Bu yazı 02.02.2010 tarihinden itibaren toplam 675 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • Sıcak para (15.02.2011)
  • “Milleti yaşat ki devlet yaşasın” (04.09.2010)
  • Firavun duası (20.08.2010)
  • Oynatmaya az kaldı! (05.08.2010)
  • Elemtere fiş kem gözlere şiş… (19.07.2010)
  • Bayramınız Kutlu Olsun... (08.07.2010)
  • “Ha bu da bana bi’ ders olsun!.." (21.04.2010)
  • Kekolar ağlamasın (25.03.2010)
  • Zihniyet Depremi (17.03.2010)
  • Allah düşürmesin… (07.03.2010)
  • Sattık mı? Satıldık mı? TT dosyasını açıyoruz (II) (20.02.2010)
  • Sattık mı? Satıldık mı? TT dosyasını açıyoruz (I) (13.02.2010)
  • Ekonomide kanama(!) (22.01.2010)
  • Ülkesini seven bir işadamı; Eczacıbaşı (14.01.2010)
  • AVM (08.01.2010)
  • Türkiye'nin kurtuluş reçetesi (30.12.2009)
  • Ekonomi darda, bankalar kârda (21.12.2009)
  • 40 katır mı 40 satır mı? (08.12.2009)
  • 40 katır mı 40 satır mı? (08.12.2009)
  • Türkiye makasa giriyor (01.12.2009)
  • Kurban bayramı ve Türkiye'de hayvancılığın durumu (26.11.2009)
  • Türk Lirası nasıl bir yol izlemeli? (17.11.2009)
  • Dolar'a neler oluyor? (09.11.2009)
  • Türkiye ne yapmalı? (31.10.2009)
  • Kriz bitti mi? (21.10.2009)
  • EKO-POLİTİK / Türkiye in, İsrail out (15.10.2009)
  • G-7’den G-20’ye (II) (09.10.2009)
  • G-7’den G-20’ye (07.10.2009)
  • EKO-POLİTİK / Stratejik işbirliği (28.09.2009)
  • Üretmeden olmaz (18.09.2009)
  • Ekonomi de insan için (17.09.2009)
  • Yazarlarımız
    HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 4 TESLİMDİR! - 3 Dr. Fazıl Nimet
    Güneş ve Ay
    İslâm âlemini topyekûn hüsrana sürükleyen korkunç hurafe! Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    SEVGİ YOKSA YOKSUN Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    İlahi İradenin Hukuk Darbesi Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    vazgeçmek mi, pes etmek mi İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Beni benden salıver Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    'Bu kıldığım namaz değil' benim Sibel Yiğit
    Hoşbeş
    Mevsimler ve İnsan Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Zevkin Tadı ˝Kahve˝ Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    Diyarbakır Açık Müzesi Gülay Ozan
    Gezgin
    1 MAYIS'IN TARİHÇESİ Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    MEYVE ÇEKİRDEKLERİ Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    Habertürk'te Mahmud Erol Kılıç ile harika bir akşam Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Allah'a Kul Olmak / Şeytana Kul Olmak Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Selefiler Almanya'da Bedava Kuran Meali Dağıtıyor Ender Eker
    Almanya'dan
    Keş nesil....2 Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    Doğum Sonrası Anne - Bebek İletişimi Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    Terör Meselesi'nin Devlet Cephesi Korkut Eser
    Politik Köşe
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    Yunanistan ve Avro Kenan E. Akmaz
    Belçika'dan
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf