Mustafa Müjdeci [Her şey insan için] |
14.01.2010 |
Ülkesini seven bir işadamı; Eczacıbaşı
Yılbaşından hemen önce 30.12.2009 tarihinde “Türkiye’nin kurtuluş reçetesi” başlıklı makalemiz bu köşede yayınlanmıştı. Yayından bir-iki gün sonra gazetelere ‘‘Hedef büyüten Eczacıbaşı yatırım bankası kuracak’’ başlıklı bir haber yansıdı.
Ufuk Şanlı imzasıyla 02.01.2010 tarihli Sabah Gazetesinde yayınlanan haberde; ECZACIBAŞI Grubu’nun, yatırım bankası kurmak için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na (BDDK) başvurmaya hazırlandığından bahsediliyordu. Haber şöyle devam ediyordu;
‘‘Gerekli izinlerin alınması halinde banka sermayesine Eczacıbaşı İlaç'ın yüzde 40, Eczacıbaşı Yatırım'ın yüzde 20 oranında iştirak edecek. SABAH'ın sorularını cevaplandıran Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, "Menkul kıymetler ve portföy yönetimi alanında ciddi bilgi birikimine sahibiz. Finans alanındaki faaliyetlerimizi yatırım bankacılığı ile daha da güçlendireceğiz ve kuracağımız yatırım bankası ile finansal hizmetler grubu olma yolunda çok önemli bir adım atmış olacağız" dedi. Eczacıbaşı, "Zor bir dönemde bankacılık sektörüne adım atıyorsunuz. Bu sizi endişelendirmiyor mu?" sorusuna ise "Portföy yönetimi, menkul değerler, sigortacılık, yatırım ortaklığı şirketlerimizle finans alanında uzun zamandır faaliyet gösteriyoruz. Hepsinde başarılı olduk. Bunun bir üst aşaması bankacılıkta da başarılı olacağımıza inanıyoruz" dedi. Eczacıbaşı "Bazı bankaların Türkiye'den çıkmak istediği konuşuluyor. Banka kurmak yerine satın almayı hiç düşünmediniz mi?" sorusuna ise şu cevabı verdi: "Hesaplarımıza göre banka satın almak daha ucuz değil, bu nedenle banka kurmaya karar verdik." Yabancı ortağa sıcak bakmadıklarını söyleyen Eczacıbaşı, "Kendi kaynaklarımızla bu süreci yürüteceğiz" diye konuştu.’’
Biz “Türkiye’nin kurtuluş reçetesi” başlıklı yazımızda para nehirleri ile beraber yatırım bankacılığının öneminin özellikle altını çizip şöyle devam etmiştik.
“Yapılması gereken, kriz atlatılana kadar reel sektörü ayakta tutmak olduğu kadar, bir an önce bu sistem dâhilinde üretken yatırımların finansmanını sağlamak olmalıdır.
BDDK gibi bankalar sistemini düzenleyen ve denetleyen bir kurumun hâlihazırda mevcudiyeti, yukarıda bahsettiğimiz fonların harekete geçirilebilmesi için çok önemli bir artıdır.
Eksimiz ise, milli bankalarımızın bir elin parmakları kadar az sayıda kalmış olmasıdır. Çünkü bu fonların kullanılabilmesi, amaçları sadece para kazanmak olmayan, aynı zamanda ülkesi için yaşayan bankacıların yapabileceği bir uygulamadır. Bu nedenle;
1] Elimizde kalan devlet bankaları kesinlikle yabancı sermayeye satılmamalıdır.
2] Bu bankalara ilave olarak, amacı sadece yatırım ve yatırımcılara destek olacak olan yeni bankalar kurulmalıdır. Yukarıda sadığımız faydalardan ötürü bunlar sadece devlet sermayesiyle değil aynı zamanda özel sektör ortaklığı ile de gerçekleştirilebilir.
3] Bu amaçla hizmet edecek olan bankaların, BDDK başkanlığında birlikte hareket etmesi sağlanmalı (ayrı bir birlik çatısı altında) ve özel yönetmeliklerle teçhiz edilmelidirler.
4] Hükümete düşen görev ise, mutlaka daha üst seviyede teşvik tedbirlerini yürürlüğe sokmak, yatırımları kolaylaştırmak ve mükâfatlar vererek hedefe yürümek olmalıdır.” demiştik.
Değerli okuyucular, Bu haber bizi çok ama çok mutlu etti.
Ülkesini seven, ülkesini düşünen ve ülkesi için çalışan insanların olmasından daha memnuniyet verici ne olabilir ki?
Global krizin yeni ataklarla ülkeleri sarstığı, ekonominin had safhada sıkıntıya girdiği, yeni yatırımların askıya alındığı, işsizlik rekorlarının kırıldığı bu kadar zor bir ortamda bir işadamımız çıkıyor diyor ki;
· Ben banka kuracağım (parası olanlar riskleri minimize ederek parayı nasıl ve nereden kolay kazanırım diye bakarken)
· Üstelik bu banka Yatırım Bankası hüviyetinde olacak.
· Kendi öz sermayemle bu işi yapacağım.
· Yabancı ortak düşünmüyorum.
· Milli sermayenin bankası olmasını istiyorum.
Sayın Eczacıbaşı’nı gönülden tebrik ediyoruz.
Ancak, mevcut ekonomik düzende, ekonomi uzmanları ve bankacılık üstatları tarafından fark edilmeyen ve bilinmeyen bir şey var.
Çok önemli, hatta bir ülke için hayati öneme haiz.
Her gün ekonomiden bankalar sistemine giren ve bankalar sisteminden tekrar ekonomiye dönen para nehirleri.
Bu para nehirleri ki, her gün yeni yatırımların oluşmasını sağlayabilecek ve bir ülkeyi füze hızıyla kalkındırabilecek bir muhteşem gücü içinde barındırıyor.
Bu nedenle memnuniyetimizi ifade ederken, para nehirlerinin ekonomiye nasıl muhteşem bir katkı sağlayacağını göz ardı ederek, sadece bankayı faaliyete geçirmenin tam anlamıyla randıman vermeyeceğini de dikkatlere sunmak istiyoruz.
Türkiye’de halen 13 Yatırım Bankası faaliyet gösteriyor.
İller Bankası, Türk Eximbank, Türkiye Kalkınma Bankası, Aktif Yatırım Bankası, Diler Yatırım Bankası, GSD Yatırım Bankası, İMKB Takas ve Saklama Bankası, Nurol Yatırım Bankası, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, BankPozitif Kredi ve Kalkınma Bank, Calyon Yatırım Bankası, Türk Merrill Lynch Yatırım Bank, Taib Yatırım Bank
Yukarıdaki bankalardan bir kısmı %100 yabancı sermayeli bankalar olup ülkemizin kalkınmasını dert edecek halleri yoktur. Bir kısmı ise sadece tabela bankası hüviyetindedir. Ancak aralarında TSKB, Türk Eximbank, Türkiye Kalkınma Bankası gibi gerçekten Türkiye’nin problemlerini bilen ve çözüm üretmeye çalışan bankalarda mevcut olmasına rağmen bunlar tarafından da para nehirleri ve bunun yaratacağı yatırım patlaması bilinmemektedir.
Sayın Eczacıbaşı, aynı zamanda bir işadamı ve mesleğinde duayen bir sanayici olması hasebiyle bu yazdıklarımızı en iyi anlayacak ve kavrayacak bir donanıma sahiptir. Kendisinden ve bankasından beklediğimiz Türkiye’ye örnek olacak para nehirlerini yatırımlara dönüştürecek bankacılık kavramını ortaya koyması ve ülkemizin kalkınmasında lokomotif rolü üstlenmesidir.
Kendilerini bir kez daha tebrik ediyor ve kurulacak bankanın hayırlı olmasını temenni ediyoruz.
Mustafa Müjdeci, 14.01.2010
Bu yazı 14.01.2010 tarihinden itibaren toplam 726 defa okunmuştur.
|
|