Mustafa Müjdeci [Her şey insan için] |
08.12.2009 |
40 katır mı 40 satır mı?
2010 Bütçe Taslağı açıklandı. Tasarıya göre, · Bütçe giderleri 286 milyar lira, · Bütçe gelirleri 236 milyar ira, · Vergi gelirleri 193 milyar ira, · Bütçe açığının da 50 milyar lira olması öngörülüyor. Vergi gelirleri 193 milyar TL olacak. Bu gelirin 60milyar TL si ile kamu personelinin maaşı ödenecek. 25 milyar TL si ile muhtelif alımlar yapılacak. 56 milyar TL ile borçların faizi ödenecek. 50 milyar TL ile de devlet sosyal güvenlik kuruluşlarının açıklarının kapatılması ve sağlık hizmetlerinin devamı için ödenek ayrılacak. 20 milyar TL mahalli idarelere para ayrılacak.
Saydığımız bu 5 kalemin harcamaları toplamı 211 milyar ediyor. Hadi diyelim ki vergi gelirindeki projeksiyon tuttu. Topladın 193 milyar. Sadece 5 kalem için harcayacaksın 211 milyar dolar. Bunun dışında da devletin mecburi giderleri olacak. Bu iyimser vergi tahminine rağmen bütçe açığının 50 milyar TL olacağını söylüyorsun. Bu parayı da bir yerden borç harç bulman lazım. Peki, yeni yatırımlar ve götürülmesi gereken hizmetler ne olacak?
Bunun cevabını bütçe rakamlarını okumaya başladığımızda anlıyoruz zaten. Bir yere hizmet götürebilmek ve yatırım yapabilmek için kasanda para olması lazım. Vergi gelirleri artacak ki kasada para olsun. Daha fazla vergi toplayabilmen için 2010’da ekonominin canlanması lazım. Yeni yatırımlar için yatırımcılarda şevk, devlette para yok. Ayrıca içine düştüğün sosyal ve siyasal sıkıntıların 2010 ekonomisine çok olumsuz yansıyacağı kesin. Üstüne üstlük genel seçimlere bir seneden biraz fazla bir süre kaldığını düşünürsek seçim ekonomisini ister istemez uygulamak zorunda kalacaksın.
Bakın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ne diyor? “Gelecek yılın bütçesi sosyal yönü kuvvetli, dezavantajlı kesimleri destekleyen ve memuru gözeten bütçedir”. "Gelecek yıl gelirler artacak ancak, yeni bir vergi yok" , ama "Hiçbir zaman olmaz demek konumunda da değiliz". Sadece bu cümle bile bütçeyi özetlemeye yetiyor.
Ezcümle diyor ki Bakan Şimşek; bizim bu bütçeyle yatırım yapacak, istihdam yaratacak, işsizliği azaltacak bir halimiz yok, sadece mevcut devlet çarkını döndürmenin ve ihtiyaç sahibi olan vatandaşları yaşatabilmenin derdindeyiz.
Milletin vergi verecek takati kalmadığına göre geliri arttırabilmenin yolu ‘‘Bulabildiğinize vergi’’ koymak, olmadığı zamanda ‘‘salma’’yla mükellefi korkutarak vergi toplamaya kalkmaktır.
Bizden söylemesi; Ya vergi geliyor… Ya da salma… Hani kırk katır mı kırk satır mı derler ya. İşte öyle bir şey…
Aslında 2010 bütçesi; Ekonomiyi canlandırmaya, reel sektörü güçlendirmeye, nefessiz kalanlara nefes vermeye yönelik bir bütçe olmalıydı.
Böyle olunca da birileri diyeceklerdi ki mali disipline uymuyorsun. Bu nedenle sana borç para falan yok. Kredi musluğunu açmam için mali disipline uyman lazım.
Ha uyarsan ne olur? Hemen söyleyelim. Kredi notunu yükseltiriz. Nasıl mı?
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'nin kredi notunu 2 kademe yükselterek BB+ yaptı.
Yani diyor ki; ‘‘Ben senin tahmini bütçe rakamlarını inceledim. Gördüm ki sana açılacak kredilerle yatırım yapmayacaksın. Seni öldürmekte de zaten bizim işimize gelmez. Ee borcuna da sadıksın. Aldığın paraların faiz ödemelerini bu güne kadar aksatmadan yaptın. O halde sana biraz daha borç verilebilmesi için bir sakınca görünmüyor.
Al sana borç… Öde bana faizini… Gül gibi geçinip gidelim.’’
Sonuç; Yatırımları durma noktasına gelmiş ama daha borçlu bir Türkiye,
Mademki BB+’larla işler halloluyor.
O halde bizde notumuzu söyleyelim: FF+
Açılımı mı!?
Fevkaledenin Fevkinde!
Mustafa Müjdeci, 08.12.2009
Bu yazı 08.12.2009 tarihinden itibaren toplam 603 defa okunmuştur.
|
|