Mustafa Müjdeci [Her şey insan için] |
09.11.2009 |
Dolar'a neler oluyor?
Amerikan Dolarının son zamanlarda yaşadığı en önemli sarsıntı, petrol üreticisi ülkelerin petrolü dolarla satmama konusunda anlaştıkları söylentisiyle başladı.
İngiliz The Independent gazetesi bu gelişmeyi yenidünya düzeninin açık ve net bir kanıtı olarak niteledi. Robert Fisk imzalı haberde Ortadoğu'nun yakın tarihindeki en büyük mali değişikliğin planlanma aşamasında olduğu belirtildi.
Medyaya yansıyan bir başka haberde ise, merkez bankalarının rezervlerini şimdilerde dolar yerine Euro’ya ve Japon Yeni’ne bağlamaya başladıkları belirtiliyordu. Global kriz öncesinde de, dünyanın en büyük dolar rezervine sahip ülkesi Çin, Rusya ve Brezilya gibi ülkeler rezervlerindeki dolar ağırlığını azaltmak istediklerini açıklamıştı.
Uzmanlara göre doların son zamanlarda değer kaybındaki hızlı artışın ve hızla güven yitirmesinin en önemli nedenleri;
· ABD’nin krizde likidite sağlamak için dolar arzını artırması, · İkincisi ise ABD’nin bütçe ve dış ticaret açıklarının giderek artmasıdır.
Karışık kafalar
ABD’nin karşılıksız dolar basarak dünya piyasalarına sürmesi uluslararası finans otoritelerinin kafasını nasıl karıştırıyorsa, ABD dışındaki ülkelerin merkez bankalarının da kafası karışıyor.
Çünkü sadece sıradan insanlar değil şirketler ve ülkeler de birikimlerini, “erimeyen” sağlam bir “değer”e bağlamak durumundalar.
Günümüzün gerçeği şu ki, birikimlerini dolardan çözecek olanlar paralarını hangi para birimine bağlayacaklarını bilemiyorlar.
Burada sadece söz konusu olan halk değil. Dünyanın en güçlü ülkelerinin merkez bankaları bile bilemiyorlar.
Görünen şudur, dünya ticaretinde hangi para biriminin kullanılacağı konusunda yeni bir arayış başlamıştır. ABD doları artık mübadelelerde daha az kullanılacağı gibi, rezerv para olmak durumundan da çıkacaktır.
Eğer ABD Doları ile ticaretin önü kesilirse, ABD senyoraj gelirinden mahrum kalacaktır. Yani 10 cent maliyetle 100 USD basıp bunun karşılığında dış ülkelerden 100 dolarlık malı artık alamayacaktır. Trilyonlarca dolar dış ticaret açığı olan ABD için bu bir anlamda ekonomik ölüm demektir. Bunun, ABD’nin kendi kabuğuna çekilmesi , hatta zengin eyaletlerinin Birleşik Devletlerden ayrılması, yani ABD’nin bölünmesi gibi siyasal yansımaları ise çok daha büyük olacaktır.
10 cent’lik bir maliyetle 100 dolarlık mal almak nasıl oluyor ve neden bu kadar önemli?
Bu konuyu teknik olarak biraz açmak istiyoruz;
Para basma yetkisi elinde olan kurumun, para basarak elde ettiği gelire, senyoraj denir.
Para basma işinde birincil derecede önemli ve asıl olan kural şudur: "kasasında altını olan, kuralı koyar." Örnek vermek gerekirse, para basma yetkisine sahip olan Amerika Merkez Bankası’nın (FED) 100 Dolarlık banknottan, bunu üretmek için harcadığı 10 cent’lik maliyeti düşersek geriye kalan 99 dolar 90 cent, net, reel senyoraj geliridir.
Kısaca, senyoraj geliri, bu hakkı elinde tutan için kazanç yani ‘‘aslan payı’’dır.
İşte bu noktada Türkiye’nin durumuna bir göz atalım:
Gerileyen enflasyon ile birlikte, son bir yılı saymazsak yedi yıl boyunca sürekli büyüyen ekonomi, küresel ekonomik krizin özellikle gelişmiş ülkelerde başlaması ve o ülkeleri derinden sarsması, paramızın değerlenmesine ve yeniden itibar kazanmasına neden olduğu gibi, çevremizdeki ülkelerle yaptığımız ticarette "Türk lirası kullanımı"da gündeme geldi.
Nitekim Hükümet'in "Komşularla stratejik anlaşmalar" projesi çerçevesinde, bölge ekonomileriyle Türk Lirası kullanımı girişimleri, 1930 öncesi lira senyorajının yeniden doğduğunu gösteriyor.
İran'la ticarette artık Çin ve Rusya ile yapılan anlaşma gibi yabancı para birimleri devre dışı bırakılıyor. Ülkelerarası ticaret, Türk Lirası ve İran Riyali üzerinden yapılacak. Bunun anlamı, her iki ülkedeki tüccarlar ve bunlara aracılık eden bankalar, Riyal ve Türk Lirası tutacak. Kasada tutulan her Türk Lirası da bize senyoraj geliri yazacak. Tıpkı bu güne kadar bizlerin kasamızda dolar tutup, ABD ekonomisine senyoraj aktardığımız gibi.
"Ticaretimizi lira ile yapalım" seçeneğine gelmiş olmamız inanılmaz bir gücü elimizde tutmamız demektir. Ancak Türkiye bunun bir adım ötesine gitmelidir.
Nasıl bir zamanlar dünyayı kasıp kavuran dolarizasyon, FED'in, senyoraj geliri elde etmedeki ısrarı ve iştahı, doları bir mübadele aracı olmaktan çıkarıp, "ihraç ürünü" haline getirdiyse Türkiye’de parasını ihraç ürünü haline getirmeyi başarabilir.
Yakın geçmişte dünyanın en sağlam parası olarak görülen ABD parasının senyoraj gelirinin nasıl artmış olduğunu tespit edebilirsek, Türk Lirasının da nasıl bir yol izlemesi gerektiğini saptamış oluruz. Gelecek yazımızda bu konuyu irdeleyeceğiz.
Mustafa Müjdeci, 09.11.2009
Bu yazı 09.11.2009 tarihinden itibaren toplam 678 defa okunmuştur.
|
|