Mustafa G. Güler [Kur'an ne diyor?] |
04.04.2011 |
İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir?
Allah'a yakîn hasıl etmek tasavvuf erbablarına has bir özelliktir.
Bir insan Allahû Tealâ'ya üç kademede yakîn hasıl edebilir. 1. İlmel yakin 2. Aynel yakin 3. Hakkul yakin 1. İlmel Yakîn:
İlmel yakin, adından da anlaşılacağı üzere Allah'a bir ilim ile (Kur’ân ile) yakın hasıl etmek demektir.
Henüz dalalette olan yani emaniyyeye (zanna) tabi olan bir kişiye davetçiler gelerek Allah’ın davetini ulaştırırlar. Kişi Allah’ın davetine icabet ederek Allah'a ulaşmayı diledikten sonra Allahû Tealâ bu kişiye 7 furkan verecektir:
30 / RÛM - 31:
Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
8 / ENFÂL - 29:
Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
3. basamak: Allah'a ulaşmayı dilemek ve takva sahibi olmak (Rum-31) 4. basamak: Allah'ın Rahman esmasıyla tecellisi ve günahların örtülmesi (kişi bu noktada geriye sadece sevaplar kalacağı için cenneti hak etmiş olur. Enfal 29) 5. 6. 7. basamaklar: 2+2+3 olmak üzere toplam 7 adet furkan'ın verilmesi (Enfal-29)
Furkan hak ile batılı ayırtedebilmektir. 7 furkan söz konusudur. Görme (basar) hassasının üzerindeki gışavet isimli perdenin alınması Gözlerdeki hicab-ı mesturenin alınması İşitme (Sem'i) hassasının üzerindeki mühür açılır Kulaklardaki vakra alınır Kalbin idrak hassasının mührü açılır Kalpteki ekinnet alınır Kalbe ihbat konulur Bu 7 furkanı alan kişi artık Allah'a ilmen yakin hasıl eder. İlmel yakin demek; Kur’ân ayetlerinin birbirleriyle olan illiyet rabıtalarını idrak ederek, ayetlerle ayrı ayrı açıklanan konuları kullanılan kelimeler ışığında (takva, dalalet, hidayet, nebi, resul, misak, vb..) ayetleri bir araya getirerek konuları anlamak, idrak etmek ve anlatabilecek yeterliliği kazanmak demektir.
****
NOT: Âyetlerin peşisıra yerine dağınık yerleştirilmesinin nedenini En'am suresinin 55. ayetinde görüyoruz.
6 / EN'ÂM - 55:
Ve kezâlike nufassılul âyâti ve li testebîne sebîlul mucrimîn(mucrimîne).
Ve işte böylece âyetleri ayrı ayrı açıklıyoruz, mücrimlerin (suçluların) yolu belli olsun diye.
**** Bakara suresinin 46. ayetinde yer alan "yakin" işte bu ilmel yakindir.
2 / BAKARA - 46:
Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O'na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
Örneğin; Rum-31 ve Enfal-29 da bahsedilen takvaların her ikisinin de 1. takva olduğunu, Zumer suresinin 17. ayetini de devreye alarak takva sahiplerinin cenneti hakedenler olduğunu, konuyla ilgili âyetleri birleştirebilecek bir ilme sahip olmuş demektir.
39 / ZUMER - 17:
Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi).
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
2. Aynel Yakîn:
"Ayn" seviyesinde yakin kalp gözü ile görerek ve kalp kulağı ile işiterek Allah'a ve verdiği ilimlere yakin hasıl etmek demektir.
Bu makam ulul'elbabdır. Ulûl’eIbab, lübblerin sahipleri “Sır Hazinelerinin, özün özünün, hikmetin, tam nura ulaşmış nefs kalbinin sahipleri” demektir. Ulûl’EIbab; Daimî zikrin sahibidir. Kalbinde hiçbir afet kalmamıştır. (Kalp tasfiye olmuştur.) Kalp kulağı açılmıştır. Kalp gözü açılmıştır. Bunlar iktisap edilmesi gereken haklardır. Kalp gözününün ve kalp kulağınının açılması kişiye 3 tane de vasıf şartı kazandırır.
Ehli tezekkür olmuştur. Ehli hayır olmuştur. Ehli hüküm olmuştur (hikmet ehli).
Kişinin nefsinin kalbi 7 kademe müzeyyen olur. Kalp gözü açıldığından yerlerin melekûtunu (sırlarını) görecektir.
İhlâsa ulaşmaya doğru insan artık ulûl’elbab'tan biri olmuştur. Ulûl’elbab, sır kapısı sahipleri (Üst seviye, akıl sahipleri) demektir. İnsanın manevî kalbinde bir Allah’a açılan bir de şeytana açılan kapı vardır. Allah'a açılan kapıdan rahmet, şeytana açılan kapıdan ise, Zulmet girer. Bu iki kapı eşit büyüklüktedir. Bu kapılardan sadece birini örtecek bir mühür Allah'a açılan kapıyı örtmektedir. Şeytana açılan kapı ise açık durmaktadır. Allah’ın ismini ard arda kalben zikretmeye, Zikrullâh'a başlandığı zaman zikrin manevî tesiri, şeytana açılan kapıya doğru mührü sürmekte, böylece şeytana açılan kapı kapanmakta, Allah’a açılan kapı ise açılmaktadır. Muhakkak ki en güzeli Allah’a açılan kapının devamlı açık durması, şeytana açılan kapının ise devamlı kapalı kalmasıdır.
Kalp gözü ile görülen ilk yer 1. cehennem katıdır.
3 / ÂLİ İMRÂN - 191:
Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).
Onlar (ulûl elbab, lüblerin, Allah'ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah'ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen Subhan'sın, artık bizi ateşin azabından koru.
Ulûl Elbab, ayette de görüldüğü üzere ayaktayken, otururken ve yatarken Allah'ı 24 saat zikreden ve kalp gözü açılanlardır.
13 / RA'D - 19:
E fe men ya’lemu ennemâ unzile ileyke min rabbikel hakku ke men huve a’mâ, innemâ yetezekkeru ûlul elbâb(elbâbi).
Öyleyse sana Rabbinden indirilenin hak olduğunu bilen kimse, âmâ olan (görmeyen) kimse gibi midir? Fakat ulul'elbab (Allah'ın sırlarının ve daimî zikrin sahipleri), tezekkür eder.
Ulûl'elbab'ın bir diğer yetkisi de kalp kulağı ile Allah ile tezekkür edebilmesidir.
İşte Allah'ın görmesine ve işitmesine izin verdiği şeyleri kalp gözü ve kulağı ile görev ve işiten kimseler artık ayetleri sadece Kur’ân ile değil kalp ile de aynen bilmektedir, bu yüzden bu yakin derecesi, aynel yakin'dir. 3. Hakkul Yakîn:
İslam'ın son basamağı 28. basamak, safhalar ve takva kademeleri açısından da 7. safha ve 7. takvadır. Bu iradenin de (SON TESLİM) teslim edilerek salih olunmasıdır.
7. Velayet Kademesi: Salah makamı Salâh Makamının (Tahrim 7-8);
66 / TAHRÎM - 7:
Yâ eyyuhellezîne keferû lâ ta’tezirûl yevm(yevme), innemâ tuczevne mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ey inkâr edenler! O gün özür beyan etmeyin. Siz sadece yapmış olduğunuz şeylerin karşılığı olarak cezalandırılacaksınız.
66 / TAHRÎM - 8:
Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah(meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).
Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler)! Allah'a Nasuh Tövbesi ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O'nunla beraber olanları mahzun etmez. Onların nurları, önlerinde ve sağlarında koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla ve bize mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir). Muhakkak ki Sen, herşeye kaadirsin.” derler.
1. kademesinde Tövbe-i Nasuhu gerçekleştiren kişi salih olur. 2. kademesinde 2. defa günahları örtülür. 3. kademesinde salâh nuru verilir. 4. kademesinde günahları 2. defa sevaba çevrilir. 5. kademesinde de iradesini Allah’a teslim eder. (4. Teslim)
İradenin Allah'a teslim edilmesi demek, artık o kişinin karar verme yetkisinin kalmadığı tümü ile Allah tarafından emirler alarak uyguluyor olması demektir.
Allah'ın ilmi sonsuzdur, bu ilmin bir kısmını insanlara da ilim olarak nasip etmiştir. İnsanlara liyakatları doğrultusunda verilen en üst ilim Allah'ın Zat'ının kalp gözleri ile görülmesi (basar edilmesi) dir.
13 / RA'D - 22:
Vellezîne saberûbtigâe vechi rabbihim ve ekâmûs salâte ve enfekû mimmâ rezaknâhum sirren ve alâniyeten ve yedreûne bil hasenetis seyyiete ulâike lehum ukbed dâr(dâri).
Onlar, sabırla Rab'lerinin vechini (Zat'ını, Zat'a ulaşmayı ve Allah'ın Zat'ını görmeyi) dileyenler ve namazı ikame edenler, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açıkça infâk edenlerdir. Ve seyyiati, hasenat ile (iyilikle) savan kimselerdir. İşte onlar için, bu dünyanın (güzel bir) akıbeti (sonucu) vardır.
İşte her türlü kötülüğü iyilikle savan nefisinde hiç afet kalmamış ve 3. teslimini (nefs teslimini yapmış kişiler) (26. basamaktaki ululelbab ve 27. basamaktaki muhlisler), artık Allah'tan dua ile O'nun Zat'ını, yani aşkın sahibini görebilmeyi dilerler. Artık aşk yangını çoktan hayranlığa dönüşmeye başlamış, 27. basamakta göklerin melekutunu görerek irşadını bu dünya için tamamlamış muhlisler için tek bir hedef kalmıştır, aşık olunana kavuşmak.
28. basamağın 5. kademesine iradesini de Allah'a teslim eden kişi sabrın, şükrün ve sırrın sahibi makamında olan salihtir.
Sahabenin tümü Allah'ı kalp gözleriyle görerek, insan için izin verilen son sırra Rabbinin Zat'ına kalp gözleriyle şehadet etmişlerdir.
12 / YÛSUF - 108:
Kul hâzihî sebîlî ed’û ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).
De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah'ı görerek) Allah'a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah'ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”
İşte bu nokta HAKKUL YAKIN'dır. Allah hepinizden razı olsun.
Mustafa G. Güler, 04.04.2011
Bu yazı 04.04.2011 tarihinden itibaren toplam 4844 defa okunmuştur.
|