email
şifre


Beni hatırla [Yeni Üye]

Peygamber Efendimizin Miraç Gecesi bastığı taş kutsal mıdır, değil midir?

Miraç gecesi ve mübarek geceler

Mustafa G. Güler ile

Kur'an ne diyor?

Mustafa G. Güler
Yazarın tüm yazıları

Çok değil, bir kaç yıl önce Miraç gecesi belki güzel bir sohbete rastlarım diye kanalları geziyordum. Bir kanalda yayınlanan Miraç Gecesi Sohbetinde alt yazı olarak kayan bu metin dikkatimi çekmişti. Biraz kulak kabarttım. 1 sunucunun yönettiği program 3 konuk ağırlıyordu. Konuklardan biri Mescidi Aksa'daki bu taşın ne kadar kutsal olduğunu söylerken, bir diğeri kesinlikle taşlara kutsiyet yüklemenin putperestlik olduğunu, üçüncü konuk ise, bu güzel gecede böyle bir tartışma yapmak yerine Allah'tan ve O'nun güzelliklerinden, bizlere verdiği hamd ve şükür edilecek nimetlerinden söz etmek gerekir diyordu.

Evet yanılmadınız, sunucu üçüncü konuğa neredeyse hiç söz vermedi. Nadiren konuşma fırsatı bulan bu kişi, her ağzını açtığında diğer iki konuşmacı lafı ağzına tıkadılar ve "Sen ne anlarsın?" diyerek, sazı ele geçirdiler. Reytinglerden memnun olan sunucu da, pek bir seyirci kaldı nedense bu duruma.

Evet, Miraç gecesinin belki de en önemli sorusu budur: "Peygamber Efendimiz Hz. Muhammet Mustafa (SAV) Miraç Gecesi seyri sırasında Kudüs'te Mescid-i Aksa'da bastığı taş kutsal mıdır?"

Hicret'ten bir yıl önce 27 Recep gecesi, peygamber Efendimiz gece vakti Kabe'den alınmış, Burak üzerinde Mescid-i Aksa'ya getirilmiştir. Kabe'den Mescid-i Aksa'ya gerçekleşen yolculuğun bu bölümü "İsra" olarak anılır. Miraç ise kelime anlamı itibariyle yükselişi ifade eder. Miraç; Mescid-i Aksa'dan 7 gök katının aşılması ve Allahu Teala'nın huzuruna varılmasını ifade eder.

Kur'an'da Miraç Gecesi Necm suresinin 3-18. ayetleri arasında anlatılır:

53/NECM-3: Ve mâ yentıku anil hevâ.
Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz.

53/NECM-4: İn huve illâ vahyun yûhâ.
(O’nun söyledikleri), sadece O’na vahyolunan vahiydir.

53/NECM-5: Allemehu şedîdul kuvâ.
O’na çok şiddetli ve kudretli olan (Cebrail A.S) öğretti.

53/NECM-6: Zû mirratin, festevâ.
O (Cebrail A.S), kuvvet ve azamet sahibidir. Öylece istiva etti (yöneldi).

53/NECM-7: Ve huve bil ufukil a’lâ.
Ve o, ufkun en yüksek yerinde (gözüktü).

53/NECM-8: Summe denâ fe tedellâ.
Sonra yaklaştı ve böylece indi.

53/NECM-9: Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ.
Böylece iki yay mesafesi kadar, (hatta) daha yakın oldu.

53/NECM-10: Fe evhâ ilâ abdihî mâ evhâ.
Böylece O’nun kuluna vahyedeceği şeyi vahyetti.

53/NECM-11: Mâ kezebel fuâdu mâ raâ.
Kalbindeki fuad (gönül gözü görmesi), gördüğü (ruhun gözlerinin gördüğü) şeyi tekzip etmedi.

53/NECM-12: E fe tumârûnehu alâ mâ yerâ.
Yoksa siz, onunla gördüğü şey hakkında mı tartışıyorsunuz?

53/NECM-13: Ve lekad raâhu nezleten uhrâ.
Ve andolsun ki, onu başka bir inişinde de gördü.

53/NECM-14: İnde sidratil muntehâ.
Sidretül Münteha'nın yanında.

53/NECM-15: İndehâ cennetul me’vâ.
O’nun (Sidretül Münteha’nın) yanında Meva Cenneti (vardır).

53/NECM-16: İz yagşes sidrate mâ yagşâ.
Sidre’yi bürüyen şey bürüyordu.

53/NECM-17: Mâ zâgal basaru ve mâ tagâ.
Bakış kaymadı ve haddi aşmadı.

53/NECM-18: Lekad raâ min âyâti rabbihil kubrâ.
Andolsun ki o, Rabbinin büyük âyetlerinden (bir kısmını) gördü.

Günümüzde Miraç gecesi ile ilgili 2 tartışma konusu söz konusudur.

  1. Peygamber Efendimiz Allahu Teala'yı görmüş müdür?
  2. Meleklerin 50.000 yılda katedebildiği bir mesafe nasıl bir gecede aşılmıştır?

Tabi ki literatürümüze yeni eklenen "Peygamber Efendimizin Miraca yükselirken Mescidi Aksa'da bastığı taş kutsal mıdır?" sorusunu da bu sorulara eklemek lazımdır.

1. Peygamber Efendimiz Allahu Teala'yı görmüş müdür?

Peki Allahu Teala görülür mü? Allahu Teala baş gözleriyle değil gönül gözüyle görülür. 5 Ulul Azm peygamberden biri olan Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Allahu Teala'nın en sevdiğidir, alemlere rahmetdir. Peygamber Efendimiz (SAV) in Allahu Teala'yı görüşü Necm suresinin 11. ayetinde açıkça yer alır. Allahu Teala Peygamber Efendimizin "Kalbindeki fuad'ın Kendisini gördüğünü" buyurmuştur.

2. 50.000 yıllık bir mesafe nasıl bir gecede aşılır?

"... vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun)."
... ve Allah her şeye kadirdir.

"Aziz Mahmud Hüdayi" henüz kadı iken, onu arayışa iten, dünya hayatının ona sunduğu tüm mevki, şan ve iktidarını elinin tersiyle itip, mürşidi Üftade Hz.lerine tabiyeti ile neticelenen yaşlı bir adam ile yaşadıkları mahkeme diyaloğunu çok severim. Konuyla da ilgili olduğu için burada kısaca anmakta yarar görüyorum.

Bursa Kadısı Mahmut Efendi zamanında yaşayan yoksul bir zat, hacca gitmeyi çok istemektedir, ancak olanaksızlıklar nedeniyle bir türlü gerçekleştiremez. Yaşlılık yıllarından birinde karısına der ki: "Bu yıl da hacca gidemezsem seni boşayacağım". Bursa'dan haci kafilesi ayrıldıktan beridir, bu yemini yüzünden çok sevdiği karısından olacağı için çok üzülmekte, ağlamaktadır. Bir gün yine bir taşa oturmuş ağlarken, Üftade Hz. çıkagelir, yaşlı adamın sorununu öğrenir ve onu Eskici Mehmet Efendi'ye gönderir. Eskici Mehmet Efendi'ye giden zat, kendisini Üftade Hz. lerinin gönderdiğini söyleyerek meramını anlatır. Eskici Mehmet Efendi adamın gözlerini kapattırır ve adam gözlerini açtığında kendisini ve Eskici Mehmet Efendi'yi Kabe'de bulur.

5-6 gün sonra Kabe'den dönerler, karısı neden ortadan kabolduğunu sorduğunda "Kabe'den geliyorum" yanıtını alınca, soluğu doğru Kadı Mahmut Efendi'nin yanında alır, der ki: "Boşanmak istiyorum, Kadı Efendi. Eşim hacca gitmeyi çok istemektedir. Bu yıl bir yemin etmiş; "bu yıl da hacca gidemezsem, seni boşayacağım" demişti. Geçenlerde kısa bir süre ortadan kayboldu ve 5-6 gün sonra geri geldiğinde hacca gittiğini söyledi. Bu adam bir yalancıdır ve ben artık boşanmak istiyorum".

Kadı Mahmut Efendi, yaşlı adamı çağırtır ve sorar:
- Doğru mu eşinin anlattıkları?
- Doğrudur Kadı Efendi.
- Bu nasıl olur Efendi?

Yaşlı adam olan biteni baştan sona anlatır.

Kadı Efendi bunun mümkün olmayacağını söyleyerek, yaşlı adamın ifadesini kabul etmediğinde, adam saf ve oldukça düşündürücü bir şekilde yanıtladı:

- Kadı efendi! Allâh Teâlâ'nın düşmanı olan şeytan bir anda bütün dünyâyı dolaşıyor da, Allâh dostu olan has bir kul niçin bir anda Kâbe'ye gidemesin?

******

Aziz Mahmut Hüdayi Hazretlerinin hayatını değiştiren bu olay, daha doğrusu bu söz idi. Dünyalık kurallar ve fizik kanunları standartlarıyla düşünmek insana gayet normal gelen bir davranıştır. Ancak unutulmamalıdır ki "evren" de, "fizik kanunları" da Allahu Teala'nın yarattıklarındandır.

Sonsuz kudret sahibi Rabbimiz, neye "Ol" derse, o "Olur" Hz. Peygamber Efendimizin de, evvela Kudüs'e ardından 7 gök katına, 7. gök katında 7 alemi aşarak Sıdretul Münteha'ya varması ve ordan dikey bir yolculuk ile Allah'ın Zatına ulaşması, sadece Allahu Teala'nın "Ol" emrinin tecellisidir.

3. Peygamber Efendimizin Miraca yükselirken Mescidi Aksa'da bastığı taş kutsal mıdır?

Eveeet, geldik en hayati konuya...

Sevgili okuyucular, Allahu Teala 5 özel geceyi, müminler hamd ile şükür ile geçirsinler diye hediye etmiştir, ikram etmiştir. Sunucu reyting derdinde, 2 kişi fitne derdinde... Bir Allah dostu'da bizleri Allah'a ve O'nun güzelliklerinden konuşmaya davet etmiş. Bu işin en hayırlısı Allah dostunu dinlemektir. Miraç gecelerinizi ve diğer kandil gecelerinizi tartışarak vaktinizi çalanlara değil Allah'a ayırınız, Allah'a vakfediniz ve gece boyunca namaz kılınız, Allah'ı zikrediniz.

Allahu Teala'yı en çok sevenler, O'nu en çok zikredenlerdir. Bir kul Rabbi'ni ne kadar çok zikrediyorsa, o kadar Allah'ın sevgisine naildir.

İslam aleminin sıkıntısı burdadır, Peygamber Efendimizin bastığı taşın kutsiyetinde değil. Hani "namaz müminin miracıydı" ya, camileri dolaşın, miraca çıkan müminin huşusu mu camiyi cezbelerle yankıya boğuyor, yoksa bu namazı da bir an önce bitirip, işine evine geri dönme tutkusu mu?

Bakın sevgili okuyucularım, Allahu Teala insanı en sevdiği mahluku olarak yaratmıştır ve sadece insana Ruhundan üfürmüştür. Bir kişi ne zaman kalben Allah'a ulaşmayı dilerse, mutlaka Şura suresinin 13. ayetine göre ruhu Allah'a ulaşır, işte bunun adı hidayettir.

42/ŞÛRÂ-13: Şeraa lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Daha bu kişi "Allah'a ulaşmayı dilediği anda" hidayet üzere olmuş ve dalaletten kurtulmuştur. Dalaletten kurtulanlar ise işte o namazı huşu, huzur ve mutluluk içinde kılanlardır. Namaz bu yüzden mü'minin miracıdır. Siz sizi tartışmaya değil, Allah'a davet edene icabet edin.

41/FUSSİLET-33: Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne).
Allah’a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?

Unutmayın ki Allah'ın daveti O'nadır (Kendisinedir).

13/RA'D-14: Lehu da’vetul hakk(hakkı), vellezîne yed’ûne min dûnihî lâ yestecîbûne lehum bi şey’in illâ ke bâsitı keffeyhi ilâl mâi li yebluga fâhu ve mâ huve bi bâligıhî, ve mâ duâul kâfirîne illâ fî dalâl(dalâlin).
Hakkın daveti O’nadır (Kendisinedir, Allah’adır). O'ndan başkasına davet ettikleri (şeyler), onlara bir şeyle icabet etmezler. Onlar ancak suya, onun ağzına, suyun ulaşması için avucunu açmış kimse gibidir. O (su), ona ulaşacak değildir. Ve kâfirlerin daveti, dalâletten (su nasıl onların ağızlarına ulaşamıyorsa, dalâlette olanlar da hidayete ulaşamaz) başka bir şey değildir.

Peki "Şura-13'e göre Allah'a ulaşacak olan nedir?" derseniz...

33/AHZÂB-72: İnnâ aradnâl emânete alâs semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehâl insânu, innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).
Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.

Allahu Teala'ya ulaşacak olan şey Ahzap-72'de buyrulan emanettir. Bu emanet ise Secde suresinin 9. ayetinde buyrulduğu üzere Allahu Teala'nın sadece insana üfürdüğü kendi ruhudur.

32/SECDE-9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâra vel ef’idete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Allahu Teala kullarından dilediğini kendine seçer, o seçilenlerden her kim kalben Allah'a yönelir ve O'na ulaşmayı dilerse, Allahu Teala o kişinin ruhunu kendisine ulaştırır. Hidayet işte bu ruhun Allah'a ulaşmasıdır.

Nasıl Allah'a ulaşmayı dileyeceğiz?

"Ey yüce Allah'ım nasıl sana ermiş onca evliyan var ise, benim de ruhumu ölmeden evvel Sana ulaştır, beni de hidayete ermiş kullarından eyle... Amin"

Allahu Teala ile birlikte, sevgi, ibadet ve zikir dolu, tartışmasız bir kandil gecesi geçirmeniz dileklerimle...

Allahu Teala'nın hepimizi hidayete erdirdiği kullarından eylemesi dilek ve dualarımızla...

08 Temmuz 2010 Perşembe

Son Yazılar

Mustafa G. Güler
19.12.2015, KuranMeali.org çalışmaları, yayınlanan raporlar ve anket değerlendirmelerine dair bir çok soru ile karşılaşıyoruz. Özellikle "Kur'ân-ı Kerim'e göre cennet ve cehennem ehli ile ilgili olarak...
Mustafa G. Güler
04.04.2011, Bir insan Allahû Tealâ'ya üç kademede yakîn hasıl edebilir. 1. İlmel yakin 2. Aynel yakin 3. Hakkul yakin ‎1. İlmel Yakîn: İlmel yakin, adından da anlaşılacağı üzere Allah'a bir ilim ile (Ku...
Mustafa G. Güler
21.03.2011, Bize en fazla gelen soru türlerinden birisi Allah'a kalben iman edenlerin cennet veya cehennemden hangisine gideceklerini bu dünyada yaşarken bilip bilemeyecekleri ile ilgilidir. Bu konuda özelli...
Mustafa G. Güler
16.03.2011, Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de insanları ikiye ayırmıştır. 1. Dalalette olan insanlar (kendilerini hidayette sananlar) 2. Hidayet üzere olan insanlar Hidayetin ne olduğunu âyetlerden incel...
Mustafa G. Güler
08.03.2011, Tebliğe muhatap olan nice kimseler “sanki irade teslimi” yapmışcasına bir kadercilik sergilerler. Derler ki: “Hidayet Allah’ın takdiridir, lâyık isek bizi de hidayete erdirecektir.” Bu yaklaşım çok...
Mustafa G. Güler
01.03.2011, Ülkemizde "sadeleştirilmiş baskı" adı ile çıkan Kur'ân mealleri hakkında sitemizde yaptığımız açıklamalar nedeniyle bir çok soru almaktayız. Sorular çok çeşitli olmakla beraber "nasıl" ve "neden"...
Mustafa G. Güler
15.02.2011, Ruhun bir asıl sahibi vardır. >> >> >> Ruhun sahibi insana Kendi ruhundan üfüren Allah'tır. **** Ruh insanda bir emanettir (1. emanet) >> Allah'ın ruh üfürdüğü tek mahluku olan insan eman...


08.07.2010 tarihli haber arşivi

En Çok Okunan Makaleler

Mustafa G. Güler
04.04.2011, Bir insan Allahû Tealâ'ya üç kademede yakîn hasıl edebilir. 1. İlmel yakin 2. Aynel yakin 3. Hakkul yakin ‎1. İlmel Yakîn: İlmel yakin, adından da anlaşılacağı üzere Allah'a bir ilim ile (Ku...
Mustafa G. Güler
16.03.2011, Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de insanları ikiye ayırmıştır. 1. Dalalette olan insanlar (kendilerini hidayette sananlar) 2. Hidayet üzere olan insanlar Hidayetin ne olduğunu âyetlerden incel...
Mustafa G. Güler
07.10.2009, Fatiha suresinin sonunda "Amin" demekle Kur'an surelerine bir ekleme yapmış olunmuyor mu?" şeklinde bir soru ile karşılaştığım için bu konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Bu sorunun yanıtı Fatiha s...
Mustafa G. Güler
08.07.2010, Çok değil, bir kaç yıl önce Miraç gecesi belki güzel bir sohbete rastlarım diye kanalları geziyordum. Bir kanalda yayınlanan Miraç Gecesi Sohbetinde alt yazı olarak kayan bu metin dikkatimi çekmişti. ...
Mustafa G. Güler
15.02.2010, Geçenlerde Türkçe Kur'an Meallerini Kıyasla sitemize bir soru geldi. Bir ziyaretçimiz insanların eşit şartlarda olmadıklarını ve bazı kimselerin daha rahat durumda, bazılarının ise daha zor koşull...
Mustafa G. Güler
21.03.2011, Bize en fazla gelen soru türlerinden birisi Allah'a kalben iman edenlerin cennet veya cehennemden hangisine gideceklerini bu dünyada yaşarken bilip bilemeyecekleri ile ilgilidir. Bu konuda özelli...
Mustafa G. Güler
13.09.2009, Bu gece (13 Eylül 2009) mübarek Kadir Gecesi.Kadir Gecesi 1.000 aydan daha hayırlıdır.>>Bu gece basit bir matematikle 83 yıla tekabül eder, yani neredeyse bir insan ömrü... Demek ki bir ömre bedel bir...

En Çok Okunan Güncel Haberler

Başbakanlık'tan Cerablus Açıklaması
Başbakanlık, Cerablus harekatı sırasında sivillerin vurulduğu iddiasının doğru olmadığını belirtti.
TSK: Cerablus'ta 25 PKK/PYD Etkisiz
TSK, Cerablus'ta 25 PKK/PYD üyesi teröristin etkisiz hale getirildiğni açıkladı.
9 Terörist Etkisiz
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde 9 terörist etkisi hale getirildi.
Türk Jetleri YPG'yi Vurdu
TSK'nın Cerablus'a bağlı Tilemarne köyünü toplarla ve savaş uçakları ile vurduğu belirtildi.
GATA'nın İsmi Değişti
Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nin (GATA) ismi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak değişti.
Suriye Konusunda Anlaşamadılar
ABD ve Rusya'nın, Suriye'de ateşkes için anlaşmaya varmaları teknik sebeplere takıldı.
2 bin 200 Yıllık Devlet Geleneğimiz Var
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün açılışında önemli açıklamalar yaptı.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü Açıldı
İstanbul Boğazı üçüncü gerdanlığına kavuştu.

Yazarlar

Dr. Abdulcabbar Boran
Mustafa Seyit
Lütfi Tümtürk
Sibel Yiğit
Seyfi Usta
Nazan Başoğul
Gönül Maraşlıoğlu
Mehtap Abdi
Gülay Ozan
Ender Eker
Deniz Temuçin
Mustafa G. Güler
Emek Durmuş
Mustafa Oğuz
Saliha Güner
Diş Doktoru Gülbeyaz
Mustafa Müjdeci
Durdu Bahadır
B. Tugay Keçeci
Ayşe Müjdeci
İlkay Yılmaz
Korkut Eser
Salih Erdin
Kudret Değirmenci
Ayten Qurbanova
Meral Okan
Kenan E. Akmaz
Halim Albayrak
Ali Gürbüz
İsmail Veyseloğlu
Barış Aksoy
Taha Erdem
Şule Betül Dağ
Pervane Qarayeva
Zeren Çelebi

©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.