Dr. Meral Okan [Tasavvuf] |
24.12.2010 |
Belirsizlik Sıkıntısı
Ölüm ve Sonrası
Belirsizlik çok rahatsız edici ve istenilmeyen bir durumdur. İnsan, belirsizlik mefhumunun kendisi için hiç de iyi bir şey olmadığının farkında değildir. Depresyon, stres ya da gerilim olarak adlandırdığımız duygularımızın, bize tesir eden bazı olay veya durumların belirsizliğinden kaynaklandığını, belki gittiğimiz bir doktordan veya danışmandan öğreniriz. Dünyaya gelen bir insan doğal olarak, bir gün öleceğini bilir. Ölüm gerçeğinin bir gün kendisini de yakalayacağını bildiği halde, bu durumu aklından çıkarmaya, aklına getirmemeye özen gösterirken, aynı zamanda, zihnindeki soru işaretlerinin böyle yapmakla kaybolmayacağını da bilmektedir. Hayatta karşılaştığımız problemlerimizi, onları unutmaya çalışmakla yok edemeyeceğimiz gerçeği, beynimizin bir köşesinde bizi rahatsız eder. Öldükten sonra ne olacağının belirsizliği de insan için, ölünceye kadar kendisini huzursuz eden bir konudur. Öldükten sonra dirileceklerine inanan müslümanlar, nasıl bir hayat süreceklerini merak ederler. Bu merak ve belirsizliğin insan üzerindeki olumsuz etkisi hayat boyunca devam ederken, günümüz dîn adamları, insandaki îmânın bunun için yeterli olduğunu savunarak, insanları bu düşünceden ve sorgulamalardan uzaklaştırmaya, bu kaygılarını gidermeye çalışırlar. İnsan, bir bilinmezi kesin olarak bilmek isteyen bir varlıktır. Halbuki “öldükten sonra dirilmeye inanmak” sadece bir inanç biçimidir. Ama, insanın cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğine dair kesin bir sonuç değildir. Ömür boyunca üzerimizde bir baskı unsuru, içimizde bir sıkıntı oluşturan bu belirsizliğin Allah tarafından bize verildiğine inanmak çok güçtür. Çünkü, Allah kullarına huzursuzluk ve mutsuzluk verecek değildir. Öyleyse bu konuda Allah Kur’ân’da açıklamalar yapmış olmalıdır. Cennete gideceklerin kitabı ile cehenneme gideceklerin kitabı farklı yerlerdedir: 82/ Infitar Suresi -13 Innel ebrare le finaim (naimin); Muhakkak ki ebrar olanlar, elbette nimetler içindedir. 82/ Infitar Suresi- 14 Ve innel füccare le fi cahim (cahimin); Ve muhakkak ki füccar, mutlaka alevli ateş içindedir. Allah insanı hayatta mutlu olsun diye yaratmışken, öldükten sonra Allah‘ın cennetine mi, yoksa cehennemine mi gideceğini, o insan hayattayken bilmiyor olması kadar saçma bir şey olamaz. İnsan, bu en önemli konuda Allah’tan, kesin, sağlaması yapılmış bir bilgi almazsa-almamışsa hayat onun için zehir olmaz mı? Allah insanı mutlu ve huzurlu olsun diye yaratmışken neden böyle belirsiz bir şekilde yaşamasına müsaade etsin? Hayatımızda iş, eğitim, aile veya herhangi bir olayda bizim için çok önemli varsaydığımız bir durum söz konusu olduğunda, bu olayın başlamasından bitişine kadar geçen sürede; eğer sonucun ne olacağından emin değilsek, bu süreç bizim için huzursuzluk ve azap dolu bir süreçtir. Bu sürecin çok kısa sürmesini istemekten, bir an önce sonuçlanmasını ummaktan başka elimizden birşey gelmez. Demek ki doğan, yaşayan ve ölen bir insanın hayatı boyunca, ölümden sonra ne olacagını bilmemesi; onun, yaşarken hayatını bir an önce sonlandırmasını gerektirir. Böyle bir durum sözkonusu olamayacağına göre ... Allah’a ulaşmayı dileyen bir insanın hayatı bu şekilde geçmez. Allah’a ulaşmayı dileyen insan, bu dileği dilediği an, birinci kat cennetin garantisini alır ve ilk îmânın sahibi olur. Bütün teslimlerini yerine getiren, yani; Allah’a ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini teslim eden bir insana Allah, yedinci kat cenneti garanti olarak verir. Bunun garantisini ve îmânını sadece Allah verebilir. İnsanın yapması gereken şey sadece, bu dileği kalpten dilemesidir. Allah’a teslim olan kişilerin hayatında belirsizlik yoktur. Matematikteki kesin sonuçlar gibi bir sonucu vardır bu dileğin sonunda. Onun için dilekten dileğe fark vardır. Hayatınızın son zamanlarında, geriye baktığınızda, size dilediğiniz her şeyin verildiğini, ama Allah’ı dilememiş olduğunuzu farketmemeniz dileğiyle....
Meral Okan, 24.12.2010
Bu yazı 24.12.2010 tarihinden itibaren toplam 3407 defa okunmuştur.
|