email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Mehtap Abdi [Bir Yürek Mesafesi] 24.09.2011

Mehtap Abdi
Ey Aşk! Bırakma Beni

Al getir ötelerden beni bana, ey aşk! Sanrılarımın zindansı korkularından çek çıkar beni… Erişilmez dağların koynunda saklı müşfik suları getir bana… Efsunlu dağların duruluğunu getir ki, gurur zindanlarının küf karasına bulanmış kalbim yıkansın avuçlarında.

 

Ey aşk, bırakma beni bana… Nefsin çelikten sandukası, ateşinin kızıl pençeleri arasında parçalansın… Beni bana getir ey aşk, beni senli zamanların külkedisine çevir… Dünya damında köle olmaktan çıkarıp aşka köle kıl beni… Karlar arasından fışkıran bir kardelene dönsün gövdemin karanlık çehresi.

 

Zihnimi târümâr edercesine dokun bana ey aşk… Hüdâi’nın sadrını doldurduğun gibi doldur aciz sînemi. Yüreğimi yerinden sökercesine; zamanın en ünlü kadısının şöhret sarhoşu olmuş yüreğine dokunurcasına dokun bana ey aşk. Silkele bedenimi bir kuru yaprak gibi. Yak ellerimi; yüreğimi yak tıpkı zihnimi yaktığın gibi… Ötelerden koş da gel bana, cihan sultanlarına gönül sultanlığı verdiğin gibi…

 

Ey aşk!

 

Hüdâi’nin gönül kapısından geçip gel bana… Sırlar kapısından bir sırlı dokunuş getir yüreğime…  Bir gül yaprağı yeşert ki derûnumda,  Hüdâi’nin yürüdüğü yollar üzere var et beni… 

 

Hüdâi ki, şanlı kaftanıyla yürür yeşil gövdesinde Bursa’nın… Hüdâi ki; sayfalar dolusunca kitap, kitaplar dolusunca bilgi sahibi olmanın kibri dökülür varlık sarayından.  Adaletin elleridir Hüdâi’nin zihninde ilme dair var olan… Hüdâi Bursa’ya kadı; Hüdâi, Bursa halkının adâlet dağıtıcısı. Hüdâi görkemli dünyasında fukaralığa esir,  Hüdâi makamının haşyetine kapılmış gurur zindanlarında sefil… Hüdâi mektepler okumuş, Hüdâi mektepler okutmuş…  

 

Ey aşk! Hüdâi, bilginin zirvesinde iken senin uğramadığın sokaklarda nefsin sultanı olmuş.

 

Ey aşk! Hüdâi aşk mektebinde aşkın yoksunu düşmüş…

 

Gün ki doğmuş fizik âlemin ötesinden… Gün ki şaşırtmış zamanın ilim abidesini, gün ki deli divane kılmış aklın her köşesini… Hüdâi, sığmaz olmuş yere göğe o vakit…

 

Hani ki Bursa kadısı iken ve görkemli bir hayat sürer iken Mahmut Hüdâi, bir hanım çalıvermişti kapısını; “Benim kocam yalan söylüyor” demişti, “kadı efendi, vakit bu vakittir; boşayın beni.”

 

Kadı tez çağırtmıştı kadının kocasını ve “bir de sen söyle” demişti ona, “nedir bu işin aslı ahvâli?”

 

“Efendim” demişti karşısında eğilip bükülen adam, “Ben gerçekten de üç gün içinde Hacca gidip geldim.”

 

“Arife gününden bir gün önce yola çıkıp Hacca nasıl gidersin be hey adam?” diye hiddetlenmişti kadı… Adam sakindi, verdiği cevapta da vakarını korumuş ama sözleriyle kadıyı bir derin kuyuya adeta hapsedip bırakmıştı.

 

Hacdan bir iki güne varmaz gelenler olacaktı. Onlara emanet olarak verdiği eşyalar elbet adamın doğruluğuna delil olacaktı. Gidenler döndü, emanetler yerini buldu… Kadı ilminin sınırlarını aşan bu hâl üzere şaşkına döndü.

 

İyi ama nasıl olurdu?

 

Adam anlattı işin doğrusunu kadıya… “Benim” dedi, “yüreğim çok yandı kadı efendi… “son güne kadar beni de hacca bir götüren olsa diye bekledim ama kimse götürmedi. Hacılar da gitti. Aradan bir ay geçti. Ben hâlâ aynı yangınla yanıyordum. İşte o sırada Üftâde Hazretlerine rastladım. O benim yangınımı anladı ve elimi tutup beni bir anda Mekke'ye götürdü.” dedi.

 

An o andı ki ateş düşmüştü Hüdâi’nin gönlüne. Zamanın en derin bilgisine sahip olan kadının acizliği çarpmıştı gururun çehresine…

 

Sığmaz oldu kabına o günden sonra Mahmut Hüdâi. Tez düşüp yollara; dayandı Üftâde kapısına… “Seni istiyorum” dedi, “ey Allah’ın sevdiği, kapına kabul et beni.”

 

Üftâde’nin bakışlarında aşkın ateşi, yüreğinde hikmet denizlerinde ışıldamış inci misali vakar…

 

“Olmaz” dedi Mahmut’a… “sırtında kaftanın, yüreğinde gurur sancağın varken bu kapıdan giriş yok sana…”

 

Hüdâi’nin sırtında sırma işlemeli kaftan, Hüdâi’nin gönlünde bir dilek çağıltısı ki aşk diye akan…  Arıyordu, istiyordu, yanıyordu Hüdâi… Aşkı aşkın sahibinden öğrenmek lâzımdı gayrı… Aşk ehlinden Hakk’a varmanın yolunu öğrenmek lâzımdı. Lâkin sırma işlemeli kaftanın verdiği kibre yenik düşmüş kalp ile bu iş olmayacaktı… Kadı Mahmut, nefsin kırbacını aldı eline Üftâde dergâhından… Henüz bir küçük filiz iken aşkın dileği kalpte, o küçücük filiz, kökleri sağlam bir ağaca çevrilmeliydi.

 

“Hizmet” dedi Yaradan, “hizmet” dedi Üftâde’nin himmet dolu nazarları Mahmut’a…

 

Kadılıktan kopmuştu kopmasına da sırma işlemeli kaftan sırtında, sokak sokak, pazar pazar ciğer sopası omzunda dönüp dolandı Mahmut… “Deli” diyorlardı insanlar ona, “Bursa kadısı, zamanın en bilgini, şan şöhret sahibi insan aklını yitirdi.” diyorlardı.

 Bütün bunlara rağmen dur durak bilmiyordu Mahmut Hüdâi… Girdiği yol çetindi… Nefsi ıslah etmek kolay değildi. Gâh ciğer sattı, gâh hamal gibi yük taşıdı irşad yolunda… Dergâhın tuvaletlerini temizlediği bir gün, sokaktan geçen bir tellâlın sesi bütün avluyu doldurmuştu. Tellâl, Bursa’ya yeni bir kadının atandığını duyuruyordu. O an, nefsinin Mahmut’a son darbesini indirdiği andı. “Sen!” diyordu nefsi ona, “devam et tuvaletleri temizlemeye. Bak başkaları senin koltuğuna çoktan oturdu bile!”  Nefsinin bu son saldırısına hazırlıklıydı Mahmut, “Sen bu hizmetlere dahi lâyık değilsin.” dedi kendi kendine…  

Aşka yelken açmıştı madem, aşkın zirvesine taşıyacaktı gönül dergâhını… Zikirdi Hakk yolda tekâmül bulmanın yolu ve hizmetti zikrin ayak sesleri… Ne zikir hizmetsiz, ne hizmet zikirsiz düşünülürdü… Kırbacını her vuruşunda Hüdâi varlık kaftanına, bir adım daha yaklaştı Yaradan’ına… Aşk için görkemli dünyasının yalancı suretine yüz çevirmiş, hakikate uzanan hikmet perdelerini aralamıştı…

 

İşte bu hissiyat işlendi Hüdâi’nin zaman gergefine, tekâmülü öyle bir seviyeye ulaştı ki, hocasının abdest suyunu ısıtmakta geç kaldığı bir gün, ibriği göğsüne bastırıp öylece kapandı üzerine… Abdest suyu, odun ateşinde değil aşkın ateşinde ısınmıştı bu kez. İrşadı tamam olmuştu gayrı Hüdâi’nin… Hocasının duası üzere padişahlar yürümüştü ardınca… Manevî tekâmülün zirvesine taşımıştı; aşkla, şevkle Hakk için attığı her adım onu… O ki Hakk’a âşık, o ki aşk yolunun ehil yolcusu…

 

Hüdâi ki aciz gönlümle gıpta ettiğim, Hüdâi ki aşkının ateşine hayranlık beslediğim, Hüdâi ki Sevgilime sevgili… Hüdâi ki varlık kaftanını yokluk hazinesinde yere sermiş bir büyük velî…

 

Ey aşk!

 

Duy ki şimdi sesimi; Hüdâi’nın sadrını doldurduğun gibi doldur aciz sînemi… Ben ki seni diledim, seni istedim yangınlar yanarken katran karası yüreğimde… Lâkin yetmedi, yetişmedi sâfî seni dilemek… Değil mi ki nefsin kabzasından zikirsiz ve hizmetsiz kurtuluş yok… Öyleyse beni bana getir ey aşk… Beni senli zamanların külkedisine çevir… Hizmet kapıları aralansın gözlerimin önünde. Muhayyileme Hakk yola yazgılı güzellerin güzelliğini getir. Sınırlarımı sen arala ey aşk! Beni Hakk yol üzere yaşamak için, beni başkalarına hizmet üzere yaşamak için, beni hemen şimdi, şu dakikada sarıp sarmala ey aşk. Sar ki beni, gönül servetimin sonsuzluğunda dirilsin Allah için yapabileceklerim…

 

Mehtap Abdi, 24.09.2011

Bu yazı 24.09.2011 tarihinden itibaren toplam 6101 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • Gel eğ başını (06.08.2014)
  • Sana geldik (14.06.2014)
  • Uyandır Beni (09.05.2014)
  • Sen Yusuf’taydın Züleyha (24.01.2014)
  • Seni bulsam (14.12.2013)
  • Yetiminim (03.11.2013)
  • Sen âşık değilsin aşka (25.09.2013)
  • Değme kalbimin kederine (17.08.2013)
  • Neredesin (24.07.2013)
  • Unutturma ey yar (08.04.2013)
  • Seversem seni (25.03.2013)
  • Uveys olup ölsem senin için (08.02.2013)
  • Ben seni görmeden sevdim (11.01.2013)
  • Seni sevdim en çok (30.12.2012)
  • Ben çöldüm (12.12.2012)
  • Yeniden başlayabilseydim eğer (01.11.2012)
  • Sen içimde saklı sırdın (18.10.2012)
  • Ben aşkına aşıktım senin (07.09.2012)
  • Camdan Kalp (06.07.2012)
  • Dün Sensizdi (16.06.2012)
  • Ne çok korkardım senden önce (28.05.2012)
  • Beni benden salıver (18.05.2012)
  • Efendim! Ömrümün neşesi sensin (06.05.2012)
  • İlla ki sen (19.04.2012)
  • İçimde bir yer susuz (10.04.2012)
  • Öyle doluyum ki seninle (14.03.2012)
  • Vakit ayrılık vakti (10.12.2011)
  • Yüreğime Dokunan Rahmetini Özledim (02.09.2011)
  • Yokluğun kara sıcak (21.08.2011)
  • Ölüme Kadar Senle (21.07.2011)
  • Seni bekliyorum sultanım (01.06.2011)
  • Yüreğimi al (05.05.2011)
  • Sensizliğe kapat gözlerimi gel de (17.04.2011)
  • Sen çat kapı gelmeden (07.04.2011)
  • Bir yeni kış sabahı (29.03.2011)
  • Şahit ol Yarab (18.03.2011)
  • Ben hiç çocuk olmadım anne (11.03.2011)
  • Sevmeyi özlemişti ruhum seni (14.12.2010)
  • Leyla'yı Mecnun gibi görmeden gelme (05.01.2011)
  • Âşığım sana! (18.12.2010)
  • Sensizlik, tıpkı bir ölüm sessizliği… (29.11.2010)
  • Teslimdir adı Hz. İbrâhîm'in ve itaattir adı Hz. İsmail'in (15.11.2010)
  • Oku (06.11.2010)
  • Kederin rengi siyahtı senden önce (24.10.2010)
  • Düş Çiçeği (17.10.2010)
  • Sen oradaydın (22.09.2010)
  • Seninle başladı seninle bitecek (29.08.2010)
  • Sen gittin (21.08.2010)
  • Aradığım sensin benim (12.08.2010)
  • Medet gönlümün feryadına (05.08.2010)
  • Seni benden çaldılar (27.07.2010)
  • Dua (20.07.2010)
  • Ne kaybedersin (13.07.2010)
  • Biriciğim (24.06.2010)
  • Can yeşil ışığında ömrün (16.06.2010)
  • Çık gel gayrı (07.06.2010)
  • Yitiyorum yetiş (28.05.2010)
  • Sorma (21.05.2010)
  • Mina-son bölüm (12.05.2010)
  • Mina-5.bölüm (05.05.2010)
  • Mina-4.bölüm (28.04.2010)
  • Mina-3.bölüm (22.04.2010)
  • Mina-2.bölüm (15.04.2010)
  • Aşka bir adım kala hayat hikâyeleri (08.04.2010)
  • Ruhum özledi seni (01.04.2010)
  • Aşka bir adım kala hayat hikâyeleri (24.03.2010)
  • Ölümden korkuyor musun babaanne (15.03.2010)
  • Hayatın sırrı sevgi (07.03.2010)
  • Sevgili'ye (27.02.2010)
  • Al beni kendinde yok et sevgili (21.02.2010)
  • Baharda açar çiçekler (14.02.2010)
  • Ben beni bilmezden önce (08.02.2010)
  • Yarenlik (01.02.2010)
  • Aşka bir adım kala-gerçek hayat hikâyeleri (25.01.2010)
  • Aşka bir adım kala-gerçek hayat hikâyeleri (19.01.2010)
  • Aşka bir adım kala-gerçek hayat hikâyeleri (13.01.2010)
  • Aşka bir adım kala- gerçek hayat hikâyeleri (08.01.2010)
  • Gece, yagmur ve sen (02.01.2010)
  • Hercai (26.12.2009)
  • Aşka akıyor zaman (19.12.2009)
  • Affet (11.12.2009)
  • Aşk benden çok ötelerde (05.12.2009)
  • Hakk der ağlarız (28.11.2009)
  • Çal kapımı (21.11.2009)
  • Bir tutam umut (14.11.2009)
  • Rüzgârın âhı değiyor gözlerime (07.11.2009)
  • Sevdamın güneşi yüreğimde (31.10.2009)
  • Aşk hayattır ölümün kıyısında (24.10.2009)
  • Davet (17.10.2009)
  • Yine ve yeniden sen (10.10.2009)
  • Ahde vefa (04.10.2009)
  • Ellerimi Çöz (27.09.2009)
  • Hasbihal (09.09.2009)
  • Yazarlarımız
    Mü'min Kimdir? Dr. Abdulcabbar Boran
    Güneş ve Ay
    İslâm âlemini topyekûn hüsrana sürükleyen korkunç hurafe! Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    Paralel Yapının İhaneti Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    Eski odamıza küçük bir vefa... Sibel Yiğit
    Seyir Halleri
    DERDİNİ BİLMEYENLER Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Çekirdeği Toprağa Vermek Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    Gel eğ başını Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    Ebu Eyyûb El-ensarî Gülay Ozan
    Gönül Erenleri
    Kaçak Dövüş ve Arkadaşım Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Kitapsızlar... Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    ilahi aşk Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    Bayramda Dişlere Dikkat Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    15.06.2013 Düsseldorf Konferans Ender Eker
    Almanya'dan
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    NİCE BAYRAMLARA... Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    Neşenin Kaynağı Kendini Unutmaktır Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    Dedikodu nedir? İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Bizim Terör Korkut Eser
    Politik Köşe
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Hasretine hasretim Ayten Qurbanova
    Umut Gülü
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Suç ve ceza Kenan E. Akmaz
    Belçika'dan
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    Sana o kadar çok ihtiyacım varki Rabbim! Pervane Qarayeva
    Kalp Kalbe
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf