Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
05.09.2011 |
Sömürü Düzeninden Kurtulmak
Allah'ın yardımını hak etmek
Bu sene İslam âlemi enteresan bir ramazan geçirdi. Sadece İslam ülkelerinde değil, batı devletlerinde de Müslümanlara görkemli iftar ziyafetleri çekilirken, Libya ve Suriye’de kan gövdeyi götürüyordu. Somali’de insanlar açlıktan ölürken, zengin sofralarda iftar şölenleri ne kadar doğrudur. İslam dünyasının büyük bir imtihan geçirdiğine inanıyorum. Ülkemizin bu sınavı kazandığını ümit ediyorum. Libyalı yaralılar ülkemize getirilerek tedavi edildi. Ülkelerinden kaçan Suriyelilere kucak açıldı. Göçmen kamplarında misafir edildi. Somali’ye eşi görülmemiş ve yardım kampanyası açıldı. Yardım içim tüm imkânlar seferber edildi. Muhalefet liderimizin bile bayram günü bu ülkeye gidip yardım dağıtması, fevkalade güzel bir şey olmuştur. Batı ülkeleri duyarsızlıkları sebebi ile sınıfta kaldılar. Onların medeniyetleri böyledir. Pragmatist görüşleri ile menfaat olmayan yerde asla bulunmazlar. Fransa, Libya müdahalesine öncülük ettiği için Libya petrollerinden aslan payı istemiş. Bu zenginliğin 1/3 ünü, konseyden almayı başardığı söyleniyor. ABD. nin de, Irak’ta menfaati olmasa, asla bu ülkeye girmezdi. Saddam’ın diktatörlüğü bahanedir. Sömürgeci batı, zengin doğu kaynaklarını, orta çağdan bu yana sömürmeye devam ediyor. Eskiden bunu açıkça yaparken, çağımızda sureti haktan görünerek aynı şeyi yapmaktadır. İslam ülkeleri bu gerçekleri ne zaman görecek bilemiyorum. Ancak, batının kuklası olan Sudan, Mısır ve Libya diktatörlerinin düşürülmesi iyiye işarettir. Suriye diktatörünün de suyu ısınmıştır. Bu diktatör İran’ın da desteği ile mezhep savaşını körüklemektedir. Bu yüzden en tehlikelisi budur. Eninde sonunda o da yakında düşecektir. Diktatörlerden kurtulan İslam ülkeleri batının tuzağına düşmemelidir. Çağımızda katılımcı özgür demokrasiden başka bir yönetim düşünülemez. Ülkemiz onlara güzel bir örnektir. Kurtuluş mücadelesinde hayatını kaybeden mağdurların emekleri İnşaallah boşa gitmez. Sömürgeciler çeşitli entrikalar ile yeni yöneticileri tavlamaya çalışacaklardır. Ülkemizdeki terör belası olmasa, bu kardeşlerimize daha fazla yardım yapabiliriz. Fakat batı, onlar kendi birliklerini sağlayamıyorlar diye ülkemizi dışlamaya çalışacaktır. Bu mübarek ramazan ayında terörün artma sebebi budur. Teröristlerimizi bile maşa olarak kullanıyorlar. Bu geçmişte böyle idi. Bu gün de aynen devam etmektedir. Temel sebep, İslam dünyasının birliğini engellemektir. Ancak, bu şekilde sömürü düzenlerini devam ettiriyorlar. Bu gün zengin Kuveyt, Suudi Arabistan, Irak Petrolleri kontrollerindedir. Libya ve Suriye kaynakları da ellerine geçmek üzeredir. Sadece İran’ı kontrol edemiyorlar. Suriye’nin işini bitirirlerse mutlaka ona da sıra gelecektir. Ülkemizi kültürel yönden ve zengin madenlerimizi işlenmeden alarak sömürüyorlar. Demokrasimizi güçlendirerek, bu sömürü düzeninden kurtulmaya çalışıyoruz. Onlar da teröristlerimizi kullanıyorlar. Askeri vesayetten kurtulabilirsek terörü bitirmek mümkün olacaktır. Asker, sivil sürtüşmesinin altında da, batının eli vardır. Maalesef komutanlarımızı da yıllarca sivil idareye karşı kullandılar. Bu arada, sözde bir ilim adamı teravih namazı hakkındaki iddiasını irdelemek istiyorum. Bu namazın İslam’da olmadığını iddia etti. Bu tamamen saçmalıktır. Teravih namazlarının Allah’ın rızasına uygun, bir sünnet olduğunu anlamak için onlar gibi âlim olmaya gerek yoktur. Aşağıdaki, üç özellik teravih namazlarının Allah’ın rızasına uygunluğunun göstergesidir. 1-Teravih namazı, Bayram ve Cuma namazından sonra, büyük cemaatler ile kılınan önemli ibadettir. 2-Bir günlük namaz farzlarının toplamı gibi, yirmi rekât olmasında bir hikmet vardır. 3-Bu ayda insanlarımızı Allah yolundan engelleyen şeytanlarının etkisinin azaldığı bir gerçektir. Bunlardan başka, Oruçtan çıkan müminlerin yedikleri gıdaları sindirebilmeleri için çok güzel bir ibadettir. İstirahat saatinde yapılan bir fedakârlıktır. Kimseye zararı yoktur. Müminler bir ay süre ile bir araya gelerek, tevhidin güzelliğini yaşıyorlar. Tekbirler ile ramazan geceleri şenlenmekte, gelecek kuşaklara inanç sistemimizin güzelliği aktarılmaktadır. Bunlara rağmen, teravih namazının sonradan çıkan bir bidat olduğunu söylenmek, münafıklıktan başka bir şey değildir. Vesselam. Cuma namazı hutbesinde hocalarımız ramazanda kazandığımız güzelliklerin devam ettirilmesinin önemini vurguladılar. Gerçekten ramazanda dolan camilerimiz, bayram sonrası mahzun oluyor. Bayramda uzun teravih namazlarını sevgi ile kılan insanlarımız, kısa yatsı namazını gelemiyorlar. Yani, ramazan’dan sonra insanlarımızın iştiyakı azalıyor. Acaba bunun sebebi nedir? Bu hususu Kur’ânı kerimde aramaya çalıştım. Bakara-45-46.Ayetlerde, “(Allah'tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah'a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O'na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.” Denilmektedir. Huşu (İştiyak) sahiplerinin Allah’tan yardım istedikleri anlaşılıyor. Diğer kimselere zor geliyor. Bu iştiyak sahiplerinin özelliği de veriliyor. “Dünya hayatında Allah’a mülaki olacaklarına ve sonunda ölümle ona döneceklerine inanıyorlar.” Galiba işin sırrı, Allah’a teslim olmayı inanmaktan geçiyor. Günümüz insanı bunu başarabilir mi diye tereddüt etmeye gerek yok. Kutsal kitabımıza göre, bunun için sadece niyet etmek yeterlidir. Allâhû Tealâ, Rad suresi-27. Ayetin son kısmında, “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O'na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).” Denilmektedir. Bizzat Allah liyakat sahibi kulunun ruhunu kendisine ulaştırıyor. O halde bütün günlerimizi ramazan gibi yapmak, Allah’ın yardımını hak etmek, bütün ibadetlerimizi büyük iştiyak, coşku, (Huşu) içinde yapmak için, hemen Allah’a ulaşmayı dileyelim.
Lütfi Tümtürk, 05.09.2011
Bu yazı 05.09.2011 tarihinden itibaren toplam 683 defa okunmuştur.
|