Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
20.06.2011 |
Nimetlerin Paylaşılması
"Karz-ı Hasen"
Sitemizde, görevim güncel olayların irdelenmesi, yorumlanmasıdır. Olayların değişik acıdan incelenmesi de bir hizmettir. Fakat bunun faydasız bir gayret olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple hep faydalı düşünce ve kanaatlerin paylaşılmasının yararlı olduğuna inanıyorum. Onun için bu hafta politik sürtüşmeleri bir tarafa bırakarak, manevi konuda yazmak istiyorum. Günümüzde en fazla ihtiyaç olan bir hususu çok kısaca da olsa inceleyelim. Kâinattaki her şey bizim için, biz de çevremizdeki mahlûkata hizmet için yaratıldık. Yüce rabbimiz Casiye-13.ayette “Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size müsahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için mutlaka ayetler (ibretler) vardır.” Bakara-29.ayette de, “O (Allah) ki, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yarattı.” Buyurulmaktadır. Buradan Allah’ın bizi çok sevdiğini anlıyoruz. Allah bizden ne istiyor sorusunun kutsal kitabımızda cevabını arıyoruz. Zariyat suresi-56. Ayette,. “Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.” Denilmektedir. Allah’a kul olmak, onun emir ve yasaklarına uymaktır. Bu emir ve yasaklar, bizim mutluluğumuz içindir. Allahû Tealâ bizim dünya ve ahirette mutlu olmamızı istiyor. Günümüzde kul olmak, özgürlüğümüzden fedakârlık etmek olarak algılanmaktadır. Hâlbuki Allah’a kul olmak en büyük özgürlüktür. İnsanlar ise mutluluğu, Nasrettin Hocanın ahırda kaybettiği anahtarını aydınlık diye, dışarıda araması gibi, olması gereken yerin dışında arıyor. Mutluluğun mal, para, eş ve çocuklarda olduğu sanılıyor. Hâlbuki Allahû Tealâ, Enfal suresi-28. Ayette, ”Oysa sizin mallarınız ve evlâtlarınız fitnedir.” Yani intihandır. Mutluluk, Allah’ın emirlerinin yerine getirilmesindedir. Allah kullarına verdiği nimetlerin başkaları ile paylaşılmasını, insanlara yardım etmemizi istiyor. Bir karşılık beklemeden başkalarına hizmet, Allah’a hizmettir. Zariyat-19. Ayette “Ve onların mallarında isteyenlerin ve mahrum olanların (isteyemeyenlerin) hakkı vardır.” Buyurmaktadır. Başkaların hakkını bize veriyor ki, biz o nimeti onlarla paylaşalım ve hayır kazanalım. Böylece, diğer insanlarla aramızda bir sıcaklık, sevgi oluşsun, nimetlerden mahrum olanların malımızda, mülkümüzde gözü kalmasın. Görüldüğü gibi Allah’ın emirlerinde bizim için bir maddi fayda ve manevi olarak pozitif derecat vardır. A.İmran suresi-92. Ayette, “Sevdiğiniz şeylerden infâk etmedikçe (Allah için vermedikçe), asla Birr'e nail olamazsınız. (Allah'ın size verdiklerinden, Allah için) bir şey infâk ettiğiniz zaman muhakkak ki Allah, onu en iyi bilendir.” İfadesinde Ebrar (Birr Sahibi) olmanın nimetlerin paylaşılması ile mümkün olduğunu anlıyoruz. Bu nimetler, mal, para, boş vakit, ilim gibi maddi ve manevi şeyler olabilir. Allahû Tealâ, nimetlerini başkaları ile paylaşan mutlu kişiler için bakın ne buyuruyor. A.İmran suresi-134. Ayet, “Onlar (muttekîler), bollukta ve darlıkta (Allah için) infâk ederler (verirler) ve onlar öfkelerini yutanlardır (tutanlardır) ve insanları affedenlerdir. Ve Allah, Muhsinleri sever.” Buyurmaktadır. Bu ayetten de, infak müessesesinin sadece bolluk (Zengin olmak)’ta olmadığını anlıyoruz. Allah, ne kadar nimet verdi ise (Az, Çok) bir kısmını başkaları ile paylaşmak durumundayız. Dünya hayatında mutluluğun yolu budur. Allah, başkalarının ihtiyacını görmek işlemini (Karz-ı Hasen) kendisine verilmiş “güzel borç” kabul etmektedir. Bu husus, Hadid suresi-18. Ayette anlatılmaktadır. “Muhakkak ki, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar ve Allah'a (Allah için) güzel borç verenler (sadakalar ve borçlar) onlara kat kat ödenir. Ve onlar için kerim ecir vardır.” Bu mübarek Ayette, Karz-ı Hasen yapanlara bu fedakârlıkların karşılığının kat kat ödendiği ifade ediliyor. Sonuç olarak Allah verdiği nimetleri başkaları ile paylaşmamızı böylece mutlu olmamızı istiyor. Fakat, İblis ve nefsimiz mallarımızın azalması ile, bizi korkutur. Hâlbuki Allah kat kat artırdığını söylüyor. Allah’a kul olan kişi Allah’ın emirlerini yerine getirir. Şeytana kul olan kişi de nefsinin emirlerini tatbik eder. Nefsimize uymak. Yani onun emirlerini tercih etmek. Allah’a şirk koşmaktır. Şirkten kurtulmanın yolu, Allah’a yönelmek ve dünya hayatında ona ulaşmayı dilemektir. (Rum-31) O zaman hemen hiç vakit kaybetmeden, Hemen, Allaha ulaşmayı dileyip, takva sahibi olalım. Mutluluğu doya doya yaşayalım.
Lütfi Tümtürk, 20.06.2011
Bu yazı 20.06.2011 tarihinden itibaren toplam 769 defa okunmuştur.
|
|