Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
16.05.2011 |
Mutluluğu Yakalamak
Nefs Tezkiyesi-Salih Amel
Geçen ay bir yazımızda mutluluğun özelliklerini yazmıştık. Tekrar hatırlayalım. Gerçek mutluluğun, kişinin iç ve dış dünyasında, Allah ile ilişkilerinde sürekli uyum hali olduğunu biliyoruz. Fakat bu nasıl sağlanacak. Çağımızda insanlar Pragmatizm (faydacı görüş) ile yetişiyorlar. Bu felsefeye göre, her olayda bireysel menfaat ön plandadır. “Beni sokmayan yılan bin yaşasın.” felsefesi hâkimdir. Bu felsefeyi savunanlara toplumsal menfaatin daha önemli olduğunu söylediğimizde, bunun içinde ferdi menfaatin de olduğunu söylüyorlar. Fakat Allah ile ilişkilerdeki uyum halini nasıl sağlayacağız. Allah’ın emirlerinin yerine getirilmesinde yaşanan haz (rahatlık, doyum) mutluluk ve kazanılan pozitif derecat elle tutulur, somut bir şey değildir. O zaman kişinin manevi bir hayatı da olduğunu anlıyoruz. Allah’ın emirlerinin yerine getirilmesinde kazanılan pozitif derecat, ahiret hayatımızı kurtarması ile beraber dünyamızın da mutlu olmamızı sağlayacak. Allah’ın emirlerini yaşayan bir kişi, başkaları ile ilişkilerde de pozitif davranış sergiliyor. Bunun neticesi kişi iç dünyasında huzuru yaşıyor. O zaman şu sonuca ulaşıyoruz. Bizi yaratan rabbimiz bizi çok ama çok seviyor. Hangi şartlarda mutlu olacağımızı en iyi bilendir. Ebedi hayatımızda cenneti hak edebilmemiz için, imtihan dünyamızda nasıl davranış sergilememiz gerektiğini kutsal kitaplarda ayrıntıları ile anlatılmış. Bu kitaplarını bize öğretecek Resullerini-öğretmenlerini de görevlendirmiş. Bize düşen iş, bu rehberlerimizi bulup onların tavsiyelerine uygun yaşamaktır. Bu husus, Cuma suresi-2.ayetinde. “Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O'dur. Onlara, O'nun (Allah'ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab'ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.” Şeklinde anlatılmaktadır. Ayete dikkat edelim kendilerinden, onların içinden tanıdıkları bir resul olacak, onları tezkiye eder. Cümlesi konumuzu ilgilendiriyor. İnsanlar nefislerinde afetler ile yaratılmıştır. Felsefeciler “Ene” dedikleri. Gurur, Kibir, Bencillik şeklinde kişisel menfaatin ön planda tutulması gibi birçok afetlerimiz var. Bu afetlerimiz bizi çevremizden koparıyor. Bu sebeple çevremizde sevilmiyoruz. Yalnız kalıp mutsuz oluyoruz. Bu afetlerimizden kurtulmamız lazım. Bunu nasıl yapacağız sorusunun cevabı yukarıdaki ayetimizdedir. Onları tezkiye eder. Afetlerinden kurtarır. Böylece mutlu olur. Demek isteniyor. Şimdi yapılacak iş, bizi afetlerimizden kurtaracak resul (Allah Dostu) nu bulmak. Onu nasıl bulacağız. Çağımızda herkes kendisine çağırıyor. Gerçek resul kimdir? Tüm soruların cevabı kutsal kitabımızdadır. Nahl-9. Ayette, “Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.” İfadesi ile Allah’tan sormamız gerektiğini görüyoruz. Perşembeyi Cumaya bağlayan bir gecede gusül abdesti ile kılacağımız hacet namazı ile Allah’tan resulümüzü, mürşidimizi soruyoruz. Dileğimizde samimi isek Allah muhakkak sorumuza icabet edecektir. (Bakara-186) Mürşide ulaşıldığında sorun çözümlenmiştir. Onun tavsiyelerine uygun olarak zikir yaptığımızda Allah’tan gelen rahmet ve Fazıl nurları nefsimizin kalbindeki afetlerimizi temizliyor. Bu husus da, Nur-21.ayette” Ve eğer Allah'ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem'î'dir (en iyi işitendir) Alîm'dir (en iyi bilendir).” Şeklinde anlatılmaktadır. Sonuç olarak insan nefsinde 19 grup afet ile yaratılmıştır. Mutlu olması bu afetlerinden kurtulup nefsini islah (Müslüman) etmesi etmesi gerekmektedir. Bunun için Allahû Tealâ’nın görevlendirdiği kalp doktorlarından birine ulaşmak gerekmektedir. Bu öğretmenimize ulaşabilmenin ilk adımı, Allah’a yönelmek başka bir ifade ile dünya hayatından ruhumuzu ona ulaştırmayı dilemektir. Bunun ötesi Allah’a aittir. Çünkü Rad suresi-27. Ayetinde, “…De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O'na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).” Buyurulmaktadır. Yetmez, Ankebut suresi-5.ayetinde de, “Kim Allah'a mülâki olmayı (hayattayken Allah'a ulaşmayı) dilerse, o takdirde muhakkak ki Allah'ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah'a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.” İfadesi ile garanti verilmektedir. Görüldüğü gibi kalbimizi afetlerden arındırıp, nurlarla ile doldurmak sanıldığı gibi hiç de zor bir işlem değildir. Bizi çok seven rabbimiz mutluluğumuzu çok kolay bir talebe bağlamıştır. Maalesef bu güzellik çağımızda bilinmemektedir. Artık hamd olsun ki hidayet çağındayız. Bu çağın nimeti olarak artık, bu gerçekler ispat vesikaları ile insanlarımıza anlatılmaktadır. Yıllarca İslam garip gelmiştir. Garip gidecektir. Müslümanların mutluluğu ahirettedir. Şeklindeki görüşler doğru değildir. Yıllarca Allah’tan kork denilerek aldatıldık. Hâlbuki kişi korktuğundan kaçar, sevdiğine yaklaşır. Allah bizi çok sevmektedir. Dünya ve ahirette mutluluğu yakalayıp güzellikleri yaşamamızı istemektedir. Biz de Allah’ı çok seviyoruz. Sadece onun bize olan sevgisinin azalmasından endişe ediyoruz. Ondan kokmamıza gerek yoktur. Çünkü yerlerde ve göklerde yarattığı her şeyi bizim için yaratmıştır. Bizi tüm yaratıkların en şereflisi olarak yaratmıştır. O halde mutluluğumuz, Allah ve Resulünün emirlerine itaat (Enfal-1. Ayet)’ten geçmektedir. Mutluluğumuz nefislerimizi afetlerinden arındırıp. Tezkiye emrini yerine getirmemize bağlıdır. O zaman bizi mutsuz eden olayların çok önemsiz şeyler olduğu görülecek. Afetlerimizden arındığımızda bu dünyanın gerçekten yaşanır bir cennet olduğu anlaşılacaktır. Bu gerçekler yaşandığında, pencereleri açık çok mutluyum. Her şey bana çok güzel görünüyor. Diye bağırmamak için kendinizi zor tutacaksınız. Hemen mutluluğa ilk adımı atıp, Allaha ulaşmayı dileyelim. Mutluğu doya doya yaşamanız dileği ile iyi haftalar dilerim.
Lütfi Tümtürk, 16.05.2011
Bu yazı 16.05.2011 tarihinden itibaren toplam 678 defa okunmuştur.
|