Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
09.05.2011 |
Demokrasinin Fazileti
Tarafsız Objektif Olmak
Şiddetin prim yapması konusunda yazımız üzerine taraflı yazdığım konusunda mail aldım. Biz ülkemizin birlik ve beraberliği, insanlarımızın kardeşliği taraftarıyız. Kin, düşmanlık, kaos, kargaşa, hukuksuzluk gibi insanlarımızı huzursuz eden hareketlere karşıyım. Ülkemi de, insanlarımızı da, hatta tüm yaratılanları, yaratandan ötürü çok severim. Tarafsız olacağım diye hukuksuzluğa sessiz kalamam. Ülkemizin birlik ve beraberliği için yapılan olumlu hizmetlerden memnun olurum. Bu hizmetleri kim yaparsa alkışlarım. Karşı çıkıp engelleyenleri tarafsızlık adına iyi yapıyorlar. Diyemem. Bu satırlar rahmetli M. Akif Ersoy’u hatırlatıyor. “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem, Gelenin keyfi için geçmişe asla sövemem. Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam. Hele hak namına ölsem haksızlığa tapamam. Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim. Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da git, diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.” Eline diline sağlık, rahmetli ne güzel söylemiş. Nur içinde yatsın. İslam ülkeleri çok karışık. Batı, uşakları vasıtası ile bu ülkeleri yıllardır sömürürüyordu. Şimdi gelişen teknoloji sayesinde hiçbir şey gizli kalmıyor. Demokrasinin nimetlerini herkes görüyor. Varlık içinde yokluk çeken bu kardeşlerimiz, Artık demokrasi ile yönetilmek istiyorlar. Bu sebeple başlarına çöreklenen firavunlara isyan ediyorlar. Çünkü ülkelerinde demokrasi değil, despotluk var. Hukuk değil, hukuksuzluk var. Bu yüzden artık yeter diyorlar. Ülkemizde de, demokrasinin nimetlerinden yararlanarak, bağımsız milletvekili adayı olan bir bayan, Diyarbakır’da bir kongrede, yaptığı konuşmada, devleti ve milletimizi tehdit etmiş. Mısır veya Suriye gibi mi olacak bilemezmiş. Ancak, “Kötü şeyler olacak.” Diye tehdit savuruyor. Devam ediyor. “Kürtler hükmünü vermiştir. Devletle olmuyorsa, halkımız kendi demokrasisini kuracak.” Buyurmuş. Şimdi bu bayanın sözlerinin mazur görülecek tarafı varmıdır. Bu ülke demokratik bir ülkedir. Herkes düşüncesini söyleyebilir. Fakat insanlarımızı tahrik edemez. Kanunların çiğnenmesini teşvik edemez. “Kürtler karar vermiş. Kendi demokrasisini kuracakmış.” Bu resmen bölücülüktür. Nüfusumuzun %20-25 inin kürt olduğunu söylüyorlar. Ancak kendileri en fazla %5-6 oy alabiliyor. Bu oyla nasıl kürt kardeşlerimizi temsil ediyorsunuz. Kürt kardeşlerimizin çoğunluğu bölücülüğün, bölgeciliğin karşısındadır. Her türlü tehditlere rağmen bölücülere oy vermiyorlar. Buna rağmen çoğunluğu temsil ettiğini iddia ederek, devleti ve milleti tehdit etmek, demokratik hakların kötüye kullanılmasıdır. Mahalli dillerin serbestçe kullanılması, yerel yönetimlere tolerans gösterilmesi gibi demokratik hakların verilmesini sağlayanlar pişman edilmemelidir. Kürtler bizim öz kardeşlerimizdir. Et Tırnak gibi birbirimiz ile kaynaşmışız. Bizi kimse ayıramaz. ABD de 72 millet, bir devlet olabiliyor. Biz niye olmayalım. Dinimiz kültürümüz birdir. Ayrılık konusunda şimdi, bir referandum yapılsa ret edileceği çok açıktır. Bunların siyaset yolu ile yönetime gelmek gibi bir amaçları yoktur. Yönetime gelip, düşündükleri demokratik yönetimi kurmak için tüm milletimize hitap etmeleri gerekir. Onlar sadece kendi taraftarlarına hitap ediyorlar. Bu sebeple de oylarını artıramıyorlar. Halkımız onların gerçek niyetlerini biliyor. Milletimizin onayı, tehdit ile değil, hizmet politikaları ile gerçekleşir. İleri demokrasinin uygulanmasını isteyenler, halk oylamalarına saygı gösterir. Destek olur. Çoğunluğun kararına uymak medeniyettir. Demokrasi erdemliktir. Gelişmişliktir. Fazilettir. Batı ülkeleri ileri demokrasi sayesinde derebeylerinden kurtuldular. Çağdaş refah toplumlarını meydana getirdiler. Bu gün batı toplumlarında da, kitle örgütleri vardır. Düşüncelerini serbestçe kimseye zarar vermeden topluma iletirler. Bu fikirler beğenilirse halk bu örgütler etrafında toplanır. Çoğunluk sağlandığında yönetime gelinerek, istenen değişiklikler gerçekleştirilir. Ülkemiz, rahmetli Atatürk sayesinde cumhuriyete kavuşmuş. Büyük mücadeleler yaşandıktan sonra 1950 de çok partili hayata geçilmiştir. Bu aşamadan sonra, halkımızın uzun yılar demokrasi oyunu ile aldatıldığını, seçilenlerin iktidar olsalar da, muktedir olamadıklarını yeni öğreniyoruz. Ülkemiz derin devlet adı verilen gizli mihraklar tarafından yönetildiği artık anlaşılmıştır. Atatürk milli iradeye çok değer vermiştir. Milli mücadeleye başlarken hemen TBMM toplamıştır. Milli iradeyi hiçe sayanlar bu gün hesap vermektedir. Ülkemiz İslam ülkeleri içinde en demokratik olanıdır. Herkes eşit haklarla ve eşit şartlarda yönetime talip olabilir. Çoğunluğu sağlayan iktidara gelir. TBMM de istediği değişikleri yapabilir. Herkes, bir sonraki seçime kadar bu yönetime saygı göstermek zorundadır. İlk seçimde yönetimin hataları tartışılır. Yeni politikalar ortaya konur. Halkımızın çoğunluğu hangi gruba yetki verir ise, o parti yönetime gelir. İleri demokrasilerde, yönetimler bu şekilde el değiştirir. Yargı ve güvenlik kuvvetleri de bu demokratik düzene destek olur. Yargı ve güvenlik kuvvetleri taraf tutamaz. Yönetime talip olanların eşit hukuk ve şartlarda yarışmaları sağlanır. Bu yarışta hile yapan, yetkisini aşan ve halkın özgür iradeleri ile tercihini belirtmesine yardım ederler. Bu yarışta kimse tehdit edemez. Seçme ve seçilme hakkını kötüye kullanamaz. Ülkemiz bir genel seçime hazırlanmaktadır. Halkımız gerçek demokrasinin zevkine varmıştır. Artık çoğunluğun onayını almayan hiçbir grup iktidara gelemez. Ülkemizi yıllarca el altından yönetenler, kaçırdıkları iktidarı ele geçirmek için her türlü fitne, fesada ve hukuksuzluğa başvurabilirler. Bu seçimden sonra sivil anayasa hayata geçirilirse artık milletimizi kimse tutamaz. Devletimiz ve milletimiz de dünyadaki hak ettiği refah seviyesini yakalayacaktır. Bu seçimler halkımız için bir milat olacaktır. Bunu bilen düşmanlarımız, seçime gölge düşürmek için her türlü pisliği yapacaklardır. Karadeniz de Polis birliğine saldırılması, terörün artması, bir bayanın milletimizi tehdit etmesi hep bu hezeyanın tezahürleridir. Bölücü başı da bulunduğu ceza evinden devletimize süre vererek, tehditlerine devam etmektedir. Artık, demokrasimiz geriye götürülemez. Kimse ülkemizi Mısır ve Suriye ile mukayese etmeye kalkışmasın. Sayın Devlet Bakanı’nın “Türkiye’nin huzurundan ve büyümesinden rahatsız olan varsa, verdiğimiz rahatsızlık için özür dilemeyeceğiz.” beyanatına, katılmamak mümkün değildir. Ana muhalefet lideri, propaganda çalışmaları çerçevesinde, iktidar partisi seçim bürosunu ziyaret etmiş, başarılar dilemiş. Büroda bulunanlar da, muhalefet liderini alkışlamışlar. Bu haberi okuyunca çok sevindim. İşte, demokrasi budur. Partilerimizin hepsi ülkemize hizmet için yönetime talip olurlar. Bu sebeple hepsi saygı değerdir. Hepsi başımızın üzerindedir. Ancak, muhalefet lideri bir başka konuşmasında, “Türkiye yeni bir AKP iktidarını kaldıramaz. AKP'nin yeniden iktidara gelmesi halinde her şey olur.” Dediğini duyduğunda üzüldüm. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demekten kendimi alamadım. Bu gerçeklerin ifade edilmesi taraf tutmak değildir. Halkımızın özgür iradeleri ile yönetime getirdiği her görüşe saygılıyız. Halkımızın iradesine ipotek konulmasına karşıyız. Batı ve İslam dünyasının gözü Türkiye dedir. Ülkemiz örnektir. Demokratik bir seçim başarılırsa, İslam ülkeleri diktatörlerden kurtulur. Aksi halde muhalifler ezilerek eski sömürü düzenleri devam edecektir. Onun için herkes sorumluluk duygusu ile hareket etmek zorundadır. Ülkemiz ve İslam ülkeleri çok çile çekmişlerdir. İleri demokrasiyi hak ediyorlar. Türk İslam birliğinin kurulması demokrasi düzeni içinde gerçekleştirilebilinir. Dost, düşman herkes elinden geleni yapacaktır. Fakat hidayet çağındayız. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. “Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.” Kazasız belasız genel seçimin başarılması düşüncesi ile iyi haftalar dilerim.
Lütfi Tümtürk, 09.05.2011
Bu yazı 09.05.2011 tarihinden itibaren toplam 720 defa okunmuştur.
|