Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
11.04.2011 |
Osmanlıda Yaşanan Birlik
İslam Kardeşliği
Rahmetli Atatürk Yurtta sulh, Cihanda sulh prensibini devletimizin temel ilkesi yapmıştır. Ancak, yabancı bir dış politika uzmanı’nın dediği gibi maalesef yurtta sulh kâmil manada bu güne kadar temin edilememiştir. Milletimiz, Devlet organizasyonu kurmakta mahirdir. Ancak Devlet yıkmakta da kimse elimize su dökemez. Türk Devletleri genellikle hep kendi soydaşları tarafından yıkılmıştır. Osmanlı hariç hemen hepsi birkaç hükümdar ömrünü geçememiştir. Oğuz Han’dan beri, tüm liderlerimiz ve onların muhalifleri arasındaki didişme yüzünden, insanlarımız uzun süreli huzur yaşayamamıştır. Rahmetli Fatih Sultan Mehmet Han Hz.leri, bu zafiyeti gördüğü için tahta çıkan padişahların kardeşlerini ortadan kaldırmaları emrini verdiği için, Osmanlı 600 yıl ayakta kalabilmiştir. Osmanlı döneminde, birçok kavim yüzyıllarca bir arada huzur içinde yaşamış. Şimdi birbirlerini çekemeyen, Boşnak, Sırp, Hırvat, Arnavut, Makedon hepsi Osmanlı dönemini mumla arıyorlar. Yalnız Balkanlar değil, orta doğrudaki Araplar ve Kafkaslardaki halkların hepsi Osmanlı yönetimini şükranla yâd ediyorlar. Osmanlı bunu nasıl başarmıştır. Kavimlerin milliyet ve inançlarına saygı gösterip, Müslümanları İslam kardeşliği, diğer din mensuplarını da İslam’ın hoşgörü ve toleransı sayesinde, huzur içinde yaşatmıştır. İslam kardeşliği ilkesini, Pakistan, devlet politikası haline getirmesine rağmen onlar da iç barışı sağlayamamıştır. Bu husus İslam ülkelerin kaderi olmamalıdır. Zira ABD de bu gün, Osmanlı toplum politikasının değişlik bir versiyonu uygulanmaktadır. Bu sayede 72 de millet, ABD vatandaşı olma onuru ile sürtüşmeden yaşayabilmektedir. Ülkemizde ise aynı din ve kültürün sahipleri olan kardeşler arasında birlik temin edilemiyor. Padişahlar döneminde, tahtın varisleri arasında çıkan kavgalara benzer ihtilaflar, cumhuriyet döneminde de devam etmektedir. Yönetime talip olanların, bir konuda birleştiklerini göremedik. Her konuda itiraz edip, karşı gelmek, galiba bizim genlerimize işlemiş. Türk, Kürt, Güççü, Laz, Çerkez, Arap hepimizin dini, kültürü, geçmişi ve geleceği biridir. Atalarımız bu yurdu berber kurtarmışlardır. Çanakkale’de ve Sakarya’da birlikte mücadele vermişlerdir. Bu güne kadar Kürtlerden birçok Cumhurbaşkanı ve Başbakan çıkmıştır. Her dönemde bir kaç kürt bakan mutlaka vardır. Kimse onlara sen Kürtsün diye muhalefet yapmamıştır. Şimdi hükümetimiz 25-30 yıllık bölücülük hareketlerini bitirmek için çalışıyor. Birileri de bunu engellemek için her şeyi yapıyor. İç barışın temininden korkanlar var. Ülkemizdeki bu terörün bitirilmesi için, dâhili ve harici şartlar, çok uygundur. Cumhurbaşkanımızın söylemek istediği fırsat budur. Ancak, dağdan inen teröristleri karşılama töreni milletimizi incitmiştir. Ülkemizi çeyrek asırdır uğraştıran on binlerce insanımızın hayatına mal olan bu hainler, milletimizden özür dilemeleri gerekirken, kahraman gibi karşılanmaları bir kışkırtmadır. Bu kafa yapısı milletimizin içinde nasıl dolaşacaklar. Terörden ferdi zarar gören şehit ailelerinin tepki göstermeleri doğaldır. Bu yüzden kardeşlik projesi askıya alınmıştır. Tüm tahriklere rağmen, bölücülere destek vermeyen milyonlarca sessiz kürt kardeşlerimiz vardır. Bunlar da incitilmemelidir. Alınan tedbirlerle ilk defa bitme noktasına gelen bölücü örgütün amacı, halkımızı kürt vatandaşlarımızla kapıştırmaktır. O zaman birlik beraberlik hayalleri felakete döner. Lütfen, bu oyuna gelmeyelim, düşmanlarımızı sevindirmeyelim. Hepimiz İslam kardeşliğinde birleşmeliyiz. Mübarek sahabe efendilerimiz. Hz. Peygamberimize tabi olmadan önce birbirlerine düşmandı. İslam olduktan sonra hepsi birbirinin can dostu oldular. Tüm nesillere örnek olan, saadet asrini meydana getirdiler. Allâhû Teâlâ onların hepsinin ahirette cennete olacaklarını müjdeliyor. A.İmran-103.Ayet” Ve hepiniz, Allah'ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece Allah'ın nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.” Tevbe-100.ayet, “O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacir’inden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacir’ine) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşat makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.” Lütfen ayetlere dikkat edelim. Allâhû Tealâ, sahabe efendilerimizin özelliklerini sayarken Arap, Farisi, Yahudi gibi milliyetlerini vermiyor. Üstünlüklerinin sebebi, Allahın ipine sımsıkı tutup, onun nimeti sayesinde İslam kardeşi olmaları, fırkalara ayrılmadan, Allah’tan razı olup, hayırlarda yarışmalarıdır. Ülkemiz genel seçimlere hazırlanıyor. Kuzey Afrika ve orta doğudaki İslam ülkeleri kaynıyor. Bu devletler demokrasi ile yönetilmiyor. Ancak, İslam ülkelerinde bu karışıklığın bir merkezden yönetildiğini sanıyorum. Bu merkezin ülkemizin de karışmasını istedikleri bilmek için âlim olmaya gerek yoktur. Böyle bir zamanda sivil itaatsizlik vb. eylemler ile ortalığı karıştırmak. Demokratik hakları kötüye kullanmaktır. Ülkeye de ihanettir. ABD. Dünyanın her yerindeki kanunsuz hapishanelerine bakmadan bize basın özgürlüğü dersi veremez. AB. İç işlerimize karışmamalıdır. Onların istediği, adalet basın özgürlüğü değil direnişleri cesaretlendirmektir. Bu kritik dönemde herkes dikkatli olmalı tahriklere kapılmamalıdır. Osmanlıda yaşanan İslam kardeşliğinde birleşmeliyiz. Aksi halde dış düşmanlarımız aramızı bulmaya da çalışmazlar Irak’ta olduğu gibi birbirimizi kırmamızı zevkle seyrederler.
Lütfi Tümtürk, 11.04.2011
Bu yazı 11.04.2011 tarihinden itibaren toplam 836 defa okunmuştur.
|