Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
28.03.2011 |
Milletimizi Bölmeye Çalışanlar
İhanet İçindedir.
Batman ili ve Silopi ilçesinde, Nevruz kutlama programlarında görev yapan güvenlik görevlilerine karşı Milletvekillerinin yaptığı utanç verici saldırıları görünce şok oldum. Hükümetimiz doğu Anadolu bölgesinin geri kalmasına sebep olan, kürt sorunu olduğunu kabul etti. Kırk senedir devam eden bu zıtlaşmanın ortadan kaldırılması için bir kardeşlik projesi hazırladı. Uygulamaya koydu. Önce kürtçe dilinin, kullanılması serbest bırakıldı. TRT kürtçe yayın yapan bir kanal açtı. Bu kanal 24 saat yayın yapıyor. Kürtçe eğitim veren kurslar açılmasına izin verildi. Kürt vatandaşlarımızın hukukunu savunduklarını iddia eden kişilerin, TBMM çatısı altında ve yerel yönetim meclislerinde siyasi mücadele yapabilmeleri için gerekli tolerans sağlandı. TBMM çatısı altında, devletimize ve milletimize hakaret edilmesine demokrasi uğruna katlanıldı. Yol, Okul ve diğer hizmet birimleri açısından doğu bölgelerimizin batıdan eksiği yoktur. Hatta fazlası vardır. Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında devlet imkânlarının azlığı sebebi ile kısmen geri kalan bu bölgelerin kalkınması için tüm hükümetler yıllardır imkânlarını seferber etmiştir. Bu gün sadece ekonomik yatırımlar açısından geri kalma mevcuttur. Sebebi, terör ve güvenlik yüzündendir. Hayvancılık ve süt ürünleri sektörü de terör yüzünden eski önemini kaybetmiştir. Buna karşılık, batı bölgelerinde müteşebbis iş adamları içinde, pek çok kürt kardeşlerimiz vardır. Nüfus oranlarına göre doğulu iş adamlarımız daha çoktur. Birçok iş kolları doğulu kardeşlerimizin kontrolündedir. Devletine, milletine sadık çalışkan, bu insanlarımız sermaye birikimlerini batıda yatırım yaparak değerlendiriyorlar. Bu gün batıdaki kürt nüfus doğudan fazladır. Bu kardeşlerimiz için kürt ifadesini kullanmamın sebebi gerçekçi olmak içindir. Aslında bunlar bizim öz kardeşlerimizdir. Hiçbir farklılığımız yoktur. Yıllarca doğu illerimizde görev yapan bir güvenlik görevlisi olarak, bu insanlarımızın çoğunluğu hakkında kanaatim samimi olarak çok olumludur. Bu kardeşlerimiz çok candandır. Devletine bağlıdır. Milletimizi sever. Kendini farklı saymaz. İnanç bakımından dinine çok bağlıdır. Kendisinin zararına bile olsa başkasına asla zarar vermek istemez. Ancak, terör örgütü yıllardır bu bölge insanlarına devlet ve millet düşmanlığını maalesef işlemiştir. Kendilerine haksızlık yapıldığı, bölgelerinin haksız olarak geri bırakıldığını ısrarla özellikle genç zihinlere kazımıştır. Aile büyükleri ve devletin ilgilenmemeleri sebebi ile bu fikir, macera arayan genç kesimde tutmuştur. Devletimizin gelişmesini istemeyen dış güçlerin katkısı ve Bölgede işsizlik oranının yüksek olması da buna kaynaklık etmiştir. Bu insanlarımızın hukukunu aradığını iddia eden terör örgütü ve onların TBMM deki temsilcileri, bu kardeşlerimizin temsilcisi olamaz. Bunlar Milletimizin düşmanları olan dış güçlerin ve yerli işbirlikçileri, maşalarıdır. Gerçekçi olsalar siyasi platformda görüşlerini savunur. İktidara talip olurlar. Bunların amaçları fitnedir, fesattır. Amaçları yüz yıllardır beraber yaşadığımız öz kardeşlerimizi istismar etmektir. Böylece ülkemizin ve devletimizin geri kalmasını sağlamaktır. Devletimiz haklı olarak kardeşlik projesi ile insanlarımızı kaynaştırmak istemiştir. Fakat onlar Iraktan getirdikleri militanlarını, gerilla kıyafetleri ile muzaffer bir eda ile sınırlarımıza getirerek milletimiz ile alay etmişlerdir. Böylece kardeşlik projesini sabote etmişledir. TBMM de devletimiz ve milletimize hakaret ederek, Milletvekillerimizin sabrını zorluyorlar. Kendilerine müdahale edilmesini sağlayarak dış güçlere malzeme sağlamak istiyorlar. Bunun en açık ispatı Batman nevruz kutlamalarında eline taş alarak güvenlik kuvvetlerine saldıran Milletveli’nin kutlamadaki kıyafetidir. Üzerine giydiği kıyafet, ayağındaki ayakkabı, terör örgütü militanlarının sözde üniformasıdır. Boynuna doladığı renkler de terör örgütünü temsil etmektedir. Bir müddet önce Diyarbakır da bir programda, Türk aşiretinin lideri olan, eski genel başkanları da aynı kıyafeti giymiştir. Bu kıyafet, partinin terör örgütü ile organik ilişkisini göstermektedir. Sebahat Tuncel adındaki bayan Milletvekili de Silopi de utanmadan görevli Baş komiser Murat Çetiner’i kameralar karşısında tokatlamıştır. Bu tokat Milletimize ve devletimize atılmıştır. Zaten kendisi de Polise değil Devlete tokat atmak istediğini itiraf etmiştir. Polis teşkilatı insanlarımızın güvenliğini sağlamak için görev yapıyor. Eski bir Fransız Bakanının söylediği gibi “Polise el kaldırıldığında devlet bitmiş.”tir. Bu milletvekilleri şerefli TBMM layık değildir. Giydikleri kıyafetler ve yaptıkları tahrikler, amaçlarının genel seçimlere gidilirken ülkemizde kargaşa çıkarmak olduğunu gösteriyor. Başkomiserimize tokat atan milletvekili bu hareketi yaparken söylediği sözlere dikkat çekmek istiyorum. “Beni vurun.” diyor. Tokat atarak tahrik ediyor. Ancak, Türk’ün geleneğince kadına el kaldırmak olmadığını bilmiyor. Amacı kendisine müdahale edilmesini temin etmek. Sonra, kadına saldıran devlet diye dünyayı ayağa kaldırmak. TBMM de İktidar ve muhalefet partilerine mensup birçok kürt asıllı vekillerimiz vardır. Doğu ve Batıdaki kürt kardeşlerimizin temsilcileri onlardır. Devletimizin yönetiminde bu gün olduğu gibi geçmişte de, birçok kürt asıllı bakanlarımız görev yapmıştır. Hatta Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı yapanlar olmuştur. Bunlar şerefle devletimizi ve milletimizi yönetmişlerdir. İçlerinden bu güne kadar ihanet eden çıkmamıştır. TBMM de bu gün görev yapan kürt asıllı vekillerimiz, bir platform oluşturarak kürt kardeşlerimizin temsilcilerinin hainler değil, kendilerinin olduğunu dünyaya ilan etmelidir. Bölücü partinin aldığı oyların bir kısmı gafletten, bir kısmı da tehditle verilen oylardır. Bilinçli oyları çok azdır. Doğu bölgesi insanlarımız devletine milletine bağlı insanlardır. Onlar tepkisiz kaldıkları için bölücüler kendilerini çoğunluk zannediyorlar. Sonuç olarak tekrar ifade etmek gerekirse, kürtler bizim öz kardeşimizdir. Bölücüler değil. Yıllarca beraber yaşamış. Et tırnak olmuşuzdur. Bizi kimse birbirimizden ayıramaz. Anadoluda her ailede, birçok kürt asılı insanlarımız vardır. Herkes birbirini sever ve sayar. Ancak, bu bölücüler ihanet içindedir. Bunlar, yediği ekmeğe ihanet eden nankörlerdir. İnsanlarımızı korumaya çalışan polise tokat atanlar ihanet içindedir.
Lütfi Tümtürk, 28.03.2011
Bu yazı 28.03.2011 tarihinden itibaren toplam 800 defa okunmuştur.
|