Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
14.03.2011 |
Japon Depreminin Düşündürdükleri
Bu Felaketler İlahi Bir uyarıdır.
11 Mart 2011 Cuma günü Japonya’da meydana gelen deprem ile tüm dünya dehşete düştü. Depreme son derece hazırlıklı bir ülkede meydana gelen bu felaketin meydana getirdiği yıkım şaşkınlık yarattı. Ekranlarda da görüldüğü gibi sarsıntıya dayanıklı binalar depremde yıkılmadı. Fakat arkadan gelen tsunami (Liman dalgası) sahil şehirlerini sildi süpürdü. Kayıp sayısı henüz belli değil. Bazı yayınlar 150-160 diye zayiatı azaltıyor. Diğer bir kısım ise, 1300 lerden bahsediyor. Hâlbuki 17 Bin nüfuslu Miyagi şehrinden henüz haber alınamamış. Kaybolan trenlerin izi bile yok. Bu felaket, 2010 yılında meydana gelen, görülmemiş felaketleri hatırlattı. Rusya’da söndürülemeyen yangınlar, Pakistan ve Avustralya’daki sel felaketleri de büyük yıkım getirmişti. Dokuz şiddetindeki Japon depreminin de, şimdiye kadar meydana gelen depremlerin en şiddetlilerinden biri olduğu bildiriliyor. Uzmanların açıklamalarına göre Japon adası iki metre kaymış ve 70 santim dibe doğru batmış. Ayrıca dünya ekseni 10 Cm. kaymış. Şimdiye kadar olan depremlerden farklı, bu tehlikeler karşısında, ne oluyoruz diye düşünmek zorunda kalıyoruz. Şimdi de, Nükleer santraldeki radyasyon sızıntısı tehlikesi belirdi. Japonya’da 54 Nükleer santral olduğu biliniyor. Bunlardan Fukuşima Nükleer santralindeki radyasyon sızıntısından başka, bir de patlama meydana gelmiş. Alınan bilgilere göre bu radyasyon sızıntısını önlemek için olağan üstü tedbirler alınmış. Reaktör’ün çevresinde bir metreden kalın metal, sonra da iki metreden fazla kalınlıkta demirli beton koruma duvarları olduğu ifade ediliyor. Bu tedbirlere rağmen meydana gelen sızıntı için, santralin 10 Km. çevresi bolaştılmış. Burada ikamet eden, otuz bin kişinin tahliye edildiği bildiriliyor. Şimdi bir de, Onagava santralında sızıntı olduğundan bahsediliyor. Bu hadise, dünya’da mevcut 500 den fazla nükleer santralin durumunu tekrar tartışmaya açacaktır. Gelişmiş ülkelerden ABD, Japonya, İngiltere, Fransa ve Rusya gibi ülkeler enerji ihtiyaçlarının büyük çoğunluğunu nükleer santrallerden karşılıyorlar. Bunların alternatifi yoktur. Pakistan hariç, İslam ülkelerinde bulunmayan bu santraller için, batı ile mücadele devam ediyor. Petrol zengini İran bile enerji açığını kapatmak amacı ile nükleer santral yapmak istiyor. Bundan sonra ülkemizdeki santral karşıtları da tepkilerini artıracaklardır. Asıl varmak istediğim husus, bu felaketlerin yaratıcı kudretin çok açık bir mesajı olduğudur. Tevbe suresi-126. Ayette “Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah'a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah'ın ismini ardarda tekrar etmiyorlar).” Ve Ankebut suresi-2.ayetinde de, “(İnsanlar, "amenna (îmân ettik)" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar?) Buyurulmaktadır. Bu olayların, Özellikle deprem ve teknoloji konusunda çok ileri durumdaki Japonya’da meydana gelmesi çok düşündürücüdür. Galiba alacağınız tedbirlerle kurtulamazsınız. Denilmek isteniyor. Mesajının verildiğini sanıyorum. Bakara suresi-155.ayette de “Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.” Denilmektedir. Semavi kitaplarda bu konuda daha pek çok uyarı ayetleri vardır. Bu felaketlerin bir mesaj olduğu bellidir. Allahû Tealâ bütün semavi kitaplarında, Hz. İbrahim’in hanif dininden bahsetmektedir. Tüm nebiler Hz. İbrahim’in onun soyundandır. İnsanlar hâlâ kendi inançlarının üstün olduğunu iddiası ile birbirlerine düşmanlık beslemektedir. Üç büyük dinin mensupları tarafından kutsal kabul edilen Mescidi Aksa’nın kapısında “Lâ ilâhe illallah, İbrahim Halilullah” yazmaktadır. İncil, Tevrat’ı tasdik eder ve Hz. Peygamberi müjdeler. Kur’ânı kerim de, Tevrat ve İncil’i tasdik eder. Müslümanlar nebiler arasında fark gözetmez. (Bakara-136) Sonuç olarak dinler yoktur. Bir tek Hanif-teslim dini vardır. Buna rağmen insanlar çeşitli dinlere ayrılmış durumdadır. Her din de, çeşitli fırkalara ayrılmış. Her fırka kendini üstün sanıyor. Yetmez diğer inanç mensuplarına karşı düşmanlık besliyorlar. Hâlbuki Allahû Tealâ Maide-48.ayette, “Sizden hepiniz için (tek) bir şeriat, ve açık bir yol belirlemiştik” Ayni ayetin 69. Ayetinde de, “Muhakkak ki, âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler), ve Yahudiler, Sâbiiler ve Nasrânilerden (Hıristiyanlardan) kim Allah'a ve âhir güne îmân eder ve nefsini ıslâh edici ameller (nefs tezkiyesi ) yaparsa onlara artık korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.” Buyurulmaktadır. Bu ayetlere rağmen, bilim ve teknolojinin en üst seviyeye ulaştığı bu dönemde, kişilerin farklı din mensubu olduğunu inanması, saçmalıktır. Milletler birbirleri ile uğraşacakları yerde, Allah’ın ihsan ettiği zenginliklerini, bunlardan mahrum kitleler ile paylaşmalıdır. Bu gün batı ülkelerinde yaşanan refah ve israf edilen nimetler, Afrika’da açlıktan kırılan insanlara aktarılmalıdır. İşte bu paylaşım bizi felaketlerden kurtarabilir. Aksi halde kudret o nimetleri felaketlerde elimizden alıyor. Hud suresi-42-43. Ayette, Hz. Nuh dalgalarla boğuşan oğluna “Oğulcuğum gel bizimle berber bin, kâfirler ile olma” diyor. Oğlu ise, “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım.” Diyor. Hz. Nuh da, “Bu gün Allah’ın emrinden koruyan, koruyucu yoktur.” Diyor. Yani, Allah’ın emri karşısında, tedbirlerinin faydası olmaz. Demek istiyor. Felaketin teknolojide üstün Japonya’yı vurması da aynı anlamdadır. Bizi Felaketlerden koruyacak tek tedbir, nimetlerin ihtiyaç sahipleri ile paylaşılmasıdır. Her şeye rağmen dünyamızda, medeniyetler ittifakı ve dinler arası diyalog gayreti içinde olanlar vardır. Ayrıca, çağımızın hidayetçisi olan bir Allah dostu, tüm itirazlara rağmen tek başına, yeryüzünde Allah’ın tek dini olduğunu, bütün insanların gerçekte birbirlerinin din kardeşi olduğunu haykırmaktadır. Bu sese dikkat edilmelidir. Bu kardeşlik çağrısı, huzur ve mutluluğa hasret tüm toplumlara ulaştırılmalıdır. Tevbe suresi - 32. Ayette, “Kâfirler kerih görseler de, Allah nurunu tamamlayacaktır.” Ayetinde sözü edilen kutlu günlere yaklaşıyoruz diye düşünüyorum. Yaratıcı kudrete isyan eden toplumların başlarına gelen birçok felaketler, kutsal kitaplarda anlatılmaktadır. Aklımızın başımıza gelmesi için, daha ne kadar felaketlerin yaşanması lazımdır. Kudreti sonsuzun karşısında hiçbir tedbir başarılı olamaz. Günümüz toplumlarının çoğunda, pislik ve ahlaksızlık son haddine ulaşmıştır. Gelişen olaylar dünya’nın bir yerlere yaklaştığını göstermektedir. Artık tüm insanlık silkinip kendine gelmelidir. Çalışkan Japon milletine geçmiş olsun. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet ve yakınlarına sabır ve Allah'tan yardım dilerim.
Lütfi Tümtürk, 14.03.2011
Bu yazı 14.03.2011 tarihinden itibaren toplam 1139 defa okunmuştur.
|