Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
20.10.2010 |
“Adalet Mülkün Temelidir.”
“Şeriatin kestiği Parmak Acımaz.”
Türk adliyesi şerefli bir geçmişe sahiptir. Temelleri Büyük Sultanları yargılayan korkusuz kadılar tarafından atılmıştır. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü tarafsızlığına yakışmayacağı düşüncesi ile Eskişehir istasyonunda karşılamaya gitmeyen yargıtay üyeleri bu ocaktan yetişmiştir. Rahmetli Türkeş ve arkadaşlarını tabutluk davasından yargılayarak, onurlu bir berat kararı veren yargıçlarımız gibi hakimlerimiz bu gün de çoktur. İlk derece yargı makamları, büyük ölçüde bu özelliklerini korumalarına karşılık, özellikle yüksek yargı makamlarımız, son yıllarda iyi örnek olamamışlardır. Ülkemizde tüm müesseselerimize bulaşan siyaset hastalığı maalesef bu şerefli kurumumuzda büyük yaralar açmıştır. Fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Ancak, son Anayasa değişikliğinin, özellikle bu kurumun eski tarafsızlığına kavuşturulması için yapıldığı malumdur. Netice olarak, bu düzenleme halkımızın oyları ile tasvip görmüştür. Yeni anayasamız gereği önümüzdeki günlerde HSYK yeni yapısına kavuşturulacaktır. Bundan sonra bu şerefli kurumumuzun yeniden mazisine yakışır olumlu hizmetler üreteceğine ümit ediyorum. Devletimizin en önemli kurumu olan bu müessesenin üzerindeki şaibelerden kurtulabilmesi için yeni tertemiz bir sayfa açılmalıdır. Her gün kameralar önünde Adalet Bakanlığını şikâyet eden HSYK üyeleri, özellikle haklarında soruşturma açılan ve yargılanan yargıçlarımız, bu şerefli kurumun töhmet altında kalmaması için fedarkalık yapmalıdır. Emekli olmaya hak kazananlar emekli olmalı, ceza alanlar istifa etmeli, yargılananlar da en azından geri hizmete alınmalıdır. Aksi halde şaibe devam edecektir. Çünkü maalesef, referandum aşamasında siyasetçiler gibi kampanya düzenleyenler, açıkça kendi görüşlerinin kazanması için çalıştıklarını itiraf edenler, hâlâ tarafsız olduklarını iddia edemezler. Yargılananlar masum olabilirler. Mevcut yapı içinde berat etseler bile masumiyetlerini kimse inanmayacaktır. Geçmiş faaliyetleri yeni yapı içinde objektif bir kurul tarafından incelenmelidir. Kendi hukuklarının korunması ve kamunun tatmin edilmesi için bu zarurettir. Aksi halde şaibe devam edecek, şerefli kurumumuz temize çıkamayacaktır. Görevini kötüye kullandıkları için yargılanan bürokratlar, iddia makamlarının gösterdikleri somut delilere rağmen masumiyetlerini iddia edebilmektedir. Birkaç yargıçlı ağır ceza mahkemeleri tarafından oy birliği ile tutuklananlar kendilerine komplo kurulduğunu iddia edebiliyorlar. Yılarca Emniyet Müdürlüğü yapmış bir kişi dahi, tarafsızlığından şüphelendiğim kişilere ifade vermem diyebilmektedir. Bu durum yargı sistemimizin çöktüğünün açık göstergesidir. Görevini kötüye kullandığı için yargılanan, tutuklama kararı birkaç kurul tarafından onaylanan, bir C.Savcısı meslektaşlarının kendisine komplo kurduklarını iddia ederse, sokaktaki insanlarımız bunlara nasıl güvenir. Meşru devlet yönetimine açıkça muhalefet eden. Siyasetçiler gibi referandum için propaganda yapmak bizim hakkımızdır. Diye beyanat veren, bir yargı mensubu, bu aşamadan sonra yüksek yargıda görev yapmamalıdır. Kamuda ve özel sektörde görev yapan her vatandaşın bir siyasi kanaati vardır. Bu kanaatini de yakınları ve çevresi ile paylaşmak onun doğal hakkıdır. Fakat vatandaşlarımıza hizmet götüren, resmi kurumlarda görev yapanlar bu kanaatlerini açıkça beyan edemezler. Yargı ve güvenlik kurumlarında görev yapanlar, bu hususta çok daha dikkatli olmak zorundadır. Aksi davranış disiplin cezasını gerektirir. Olan olmuştur. Ülkemizde tuzun koktuğunu bilmeyen kalmamıştır. Bu güzel yurdumuzda birlik beraberlik içinde yaşayabilmemiz için, bu şerefli kurumumuzu tekrar güvenilir hale getirmek herkesin vazifesidir. Yeni Anayasa düzenlemesi bir fırsattır. Tekrar kokuşma yaşanmaması için yeni yapılanma sırasında temeller sağlam atılmalıdır. HSYK.’nın yeniden oluşturulması için yapılacak seçimler için gene gruplaşmalar olduğunu haber alıyoruz. Bunların doğru olmayabileceğini düşünüyorum. Ancak, “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.” Ata sözümüzü hatırlıyorum. Görevini kötüye kullandığı iddiası ile yargılanan bir il savcısını kurtarmak için, yargıtayın da hukuk dışı yolları zorlandığı haberleri endişeye sebep olmaktadır. Günümüzde artık hiçbir şeyin gizli kalmıyor. Sonuç olarak, bu şerefli kurumumuzda çok onurlu yargıçlarımızın olduğunu biliyoruz. Onlar kurumlarına sahip olmalıdır. Yeniden yapılanma çalışmalarını fırsat bilip, kurumlarını şaibelerden kurtarmalıdır. Sağlam bir adli teşkilatın olmadığı bir ülkede, hiçbir kurum objektif hizmet üretemez. Vatandaşları arasında adaletin olmadığı bir ülke, uzun müddet ayakta kalamaz. Atalarımızdan kalan “Şeriatin kestiği parmak acımaz.” Özlü sözüne inanan insanlarımız kamu yönetimine genelde saygılıdır. Yargı makamlarının verdiği kararlara asla itiraz etmezler. Fakat son yıllarda temyiz taleplerinin arttığı ve bu sebeple davalara bakılamadığını duyuyoruz. Milyonlarca dosyaların birikmesi güvensizlik hastalığından kaynaklanmaktadır. Bu güvensizlik mutlaka kaldırılmalıdır. Yarsav ve karşıtı mesleki dernekler bu kuruma yakışmamaktadır. Bu dernekler tuzun kokuşmasında katkı sağlamışlardır. Adli teşkilatımızın yeniden yapılanması ile bu aksaklıkların önleneceği ümidi ile iyi haftalar diliyorum.
Lütfi Tümtürk, 20.10.2010
Bu yazı 20.10.2010 tarihinden itibaren toplam 355 defa okunmuştur.
|