email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] 12/9/2012

Lütfi Tümtürk
Allah'a Yönelmek
( Ona Ulaşmayı dilemek )

Önceki yazımızda İslam’ın teslim dini olduğu konusunu incelemiştik. İlk teslimin ruhumuz olduğunu öğrendik. Allah’ın kullarına emanet danışman olarak ihsan ettiği ruhumuzu, dünya’da yaşarken sahibi olan Allah’a iade etmemiz gerekiyor. Bunun için nefsimizin (Gurur, kibir, kıskançlık gibi ) afetlerinden arındırılması gerekiyor. O zaman ruhun danışmanlık görevi sona eriyor. Sahibine geri dönüyor. Nefsimiz % 51 Oranında afetlerinden arındığında iyiyi kötüden ayırt edebilecek konuma geliyor. Bu duruma gelmenin ilk adımını nedir?

Allah’a Yönelmek.

İlk önce, bizi severek yaratan rabbimize yönelmemiz gerekiyor. Bu husus Rum suresi-31. Ayette, “O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.” İfadesi ile açıklanmaktadır. Kişi yöneldiği konuya yaklaşır. Allah’a yönelmek de ona ulaşmayı dilemenin işaretini taşır. O zaman takva sahibi oluyoruz. Allah Kaf-31. Ayette, “Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.” Buyurmaktadır. Bu sebeple takva sahibi olmak çok önemlidir. Allah’a yaklaşım ölçüsüdür. Allah’a yöneldiğimizde takva sahibi olmanın ilk adımını atıyoruz. Sadece basit bir dilek ile Allah’a yaklaşıyoruz. Sevgili kardeşlerim anlayabiliyor musunuz?  Allah bizi ne kadar çok seviyor. Ne büyük bir kolaylık. İslam kıldan incedir. Kılıçtan keskin diyenleri duymuşsunuzdur. Kıldan incedir diyenler, İslami hususların çok hassas olduğunu vurgulamak istiyorlar. Kılıçtan keskin diyenler de, dikkat etmeseniz kendinizi kestirebilirsiniz, (Yakarsınız). Demek istiyorlar. Böyle düşünen insanlar İslam’dan uzaklaşıyor.  Yanlış (hata) yaparım kendimi yakarım. Diye yaklaşmak istemiyorlar. Bu safsatayı yayanların amacı da budur. İnsanları İslam’dan uzaklaştırmak, onları iblis ile beraber cehenneme yollamak istiyorlar.

Sırat Köprüsü paranoyası.

Allah dostu Yunus Emre, sırat köprüsü paranoyası için “Kıldan incedir. Kılıçtan keskin, üzerinde evler yapasım gelir.” Dediği rivayet ediliyor. Mübarek bu mısra ile Allah’a giden yolun,  üzerinde evler yapılacak kadar geniş olduğunu anlatmaya çalışmış. Allah ondan razı olsun. Fakat maalesef günümüzde Allah’ın bu kolaylığı ve güzelliği bilinmiyor. İslam’ın yaşanması ve tatbik edilmesi çok zor bir din olduğu yayılmak isteniyor.Hâlbuki rabbimiz, tüm kullarını cennetine almak için, İslam tatbikatını çok kolaylaştırmış. Sadece bir talep ile kulunu takva sahibi yapıp, cennetine yaklaştırıyor. Çok basit, sadece bir niyet, dilek ile kullarına, dünya mutluluğunun yarısını ve süresiz bir cennet hayatını bedavadan veriyor. Bu ifade karşısında, kişinin Allah’a ulaşmayı başarabileceğini nereden biliyorsun. Diye düşünenler olacaktır. Bunu cevabını hemen verelim. Biliyorum. Çünkü Allah kendisine yöneleni, mutlaka kendisine ulaştıracağını bildiriyor.

Basit bir dilek.

Bu husus Şura-13. Ayette olduğu gibi ve Rad-27. Ayette de, “…De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O'na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).” İfadesi ile garanti verilmektedir. Kişi niyetinden caymamak şartı ile dileğinin gerçekleşmesi muhakkaktır. Çünkü bu işlemi Allah üzerine alıyor. Yeter ki kişi bu niyetini kalben yapsın. Yani, samimi olsun. Allah kulunun samimi niyetini kalbinde gördüğü zaman rahman esması tecelli ediyor. Duyu organlarındaki engelleri kaldırıyor. Günümüz tabiri ile antenlerini açıyor. Gerçekleri göremeyen kör ve sağır olan kulunu görür, işitir, idrak eder hale getiriyor. Allah dostlarına karşı bir sevgi ve ibadetleri için de iştiyak veriyor. Kişi Allah dostlarını sevmeye başlıyor. Zikirden büyük zevk almaya başlıyor. Zikir görevlerine aşk ile yapıyor.

Allah’a yaklaşmak bu kadar basit ve İslam’ı yaşamak bu kadar kolay ve zevktir. Fakat çağımızda maalesef bunlar bilinmiyor. İslami hayat kötü gösteriliyor. İnsanı haklardan mahrumiyet olarak lanse ediliyor. Hâlbuki Allah’ın emirlerinde insanlar için mutlaka büyük fayda ve pozitif derecât vardır. Yasaklarında da insanlar için büyük zarar ile negatif derecât bulunmaktadır. Allah kullarının zarardan kurtulup, güzelliklere ulaşması için, neyi yapıp ve yapmamaları gerektiğini semavi kitaplarında bildiriyor.

Hayır ve Şer.

İnsanlar hangi olayın kendileri için hayır ve şer olduğunu bilmiyor. Bu husus da, Bakara-216. Ayette, “Savaş, o sizin için kerih olsa da (hoşunuza gitmese de) üzerinize farz kılındı. Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerdir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.  Şeklinde anlatmaktadır. O halde Allah’ın emir ve yasaklarına uymak gerekir. Çünkü olayların hangisinin hayır veya şer olduğunu sadece Allah biliyor.

Hayır ve şer konusu da, maalesef yanlış bilinmektedir.  Akaide göre, her ikisinin de Allahtan olduğu, din adamları tarafından anlatılmaktadır. Hâlbuki Allah, kulları için sadece hayır diler. Şer dilemez. Başımıza gelen olumsuzluklar kendi nefsimizdendir. Bu husus da Nisa suresi-79. Ayette, “Sana iyilikten (hasenatdan) ne isabet ederse, işte o Allah'tandır. Ve sana kötülükten (seyyiattan) ne isabet ederse, o taktirde o, kendi nefsindendir (derecat kaybedecek bir şey yapmandan dolayıdır). Ve seni, insanlara Resûl olarak gönderdik ve şahit olarak Allah yeter.” İfadesi ile açıklanmaktadır. Bu konunun ayrıntısını başka bir yazıda açıklamak üzere konumuza dönelim.

Görüldüğü gibi Allahû Teâlâ kullarının dünyada mutlu olmaları için her şeyi kolaylaştırmış. Yerlerde ve göklerde yarattığı her şeyi insan için yaratmış. Bu husus Bakara-29. Ayette, “O (Allah) ki, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yarattı…” Buyurulmaktadır. Göklerdeki yıldızlar, güneşler hepsi insanın faydasına, yararlanması için yaratılmış. Bu konu da, Casiye-13. Ayette de, “Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için mutlaka âyetler (ibretler) vardır.” Şeklinde açıklanmaktadır.  Rabbimizin bizi ne kadar çok sevdiğini anlayabiliyor musunuz. Buna rağmen insanların isyan etmelerini anlamak mümkün değildir. O her şeye kadirdir. Hiçbir şeye muhtaç değildir. İnsanlar ise acizdir. Tek başına yaşayamaz. İnsan sosyal bir mahlûk olarak toplum halinde yaşamak zorundadır. Daima başkaların yardımına muhtaçtır.

Fatiha suresi, bizim Allaha yakarışımız (Duamız)’ dır. Bu surenin-5. Ayetinde, “(Allah'ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.” Diyoruz. Sonra zorluk ile karşılaştığımızda başkalardan yardım istiyoruz. Rabbimiz de ben varken benim yarattıklarımdan yardım istiyorlar. Diyor. Bu sebeple Allah’ın yardımını kendi elimizle kesiyoruz. Hâlbuki rabbimiz A.İmran suresi-160. Ayette, “Eğer Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. Ve eğer sizi yardımsız (yüz üstü) bırakırsa, ondan sonra size kim yardım eder. Öyleyse mü'minler, Allah'a tevekkül etsinler (Allah'a güvensinler).” Buyurmaktadır.

Allah’ın yardımı ile başarılamayacak iş yoktur. Allah’ın yardımını hak etmek için, sadece ona yönelmek. Nefsimizi tezkiye edip, dünya hayatında ruhumuzu ona ulaştırmayı dilemek yeterlidir. Samimiyet ile yapılacak bir niyet ile dünya mutluğunun yarısını ve ahirette cenneti kazanıyoruz. Bu kesin ifademiz üzerine tereddüt edenler olabilir. Onları tatmin etmek için, Rabbimizin garanti belgesini gösterelim.

Allah Yunus suresi-7. Ayette, Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.” Buyurmaktadır. Müteakip ayette de, “İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).” Denilmektedir. Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin ayetlerden gafil olup, cehenneme gittiklerine göre, ulaşmayı dileyenlerin de kurtuluşa ulaşıp cennete gidecekleri açık olarak anlaşılıyor.

Böylece insanların sadece Allah’a yönelme ile insanların kurtuluşa ulaşacaklarını sağlam deliller ile sizlere ispat ettiğimizi tahmin ediyorum. Hâlâ ikna olmayanlar olabilir. Allah onları ayetlerimizden gafil olanlar diyor. Bu gafletten kurtulmak için Allah kelamını incelemelerini tavsiye ederiz. Çünkü Kur’ân doğruyu yanlıştan ayıran furgandır. Bedenlere şifadır. Nurdur. Hidayet kaynağıdır. Samimiyet ile incelendiğinde Allah gerçeklerin anlaşılmasına yardım edecektir. Allah’ın yardımı alındığında çözülemeyecek problem yoktur.

Lütfi Tümtürk, 12/9/2012

Bu yazı 12/9/2012 tarihinden itibaren toplam 7856 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.

Doğan Kuşman Doğan Kuşman
İDRAK ETMEK
İDRAK ETMEK VEYA FIKH ETMEK; Bizim anlayabileceğimiz şekilde söylersek "AKIL ETMEK". Bu gün ilkokul talebesi çocuk bile dahi aklını kullanabilmekte, ama burada anlatılmak istenen akıllı bir insan tarif ederken dünya ve ahiret saadetini elde etmiş s...

devamı...
Lütfi Tümtürk Lütfi Tümtürk
Kamikaze Hakimler
Paralel yapının, başta Emniyet teşkilatı olmak üzere bazı kamu kurumlarına sızdıkları belliydi. Ancak, TSK ve Yargı kurumlarında bu kadar etkili oldukları tahmin edilmiyordu. Devlet kurumlarında her siyasi görüş ve sosyal gruplardan vatandaşlarımız ...

devamı...

 
Önsöz / İslam'ın 28 Basamağı
İslam "Teslim" demektir, bizdeki 4 emanetin teslimi... Bu 4 teslim, 7 safhada yaşanır ve bu 7 safha 28 basamağa yayılmıştır. 7 cennetin ve 7 cehennemin olması tümü ile pozitif istikamette bulunduğumuz safha ve negatif istikamette bulunduğumuz safhaya karşılık gelmektedir. Bu 28 basamak Allah'a yaklaşım basamaklarımızdır. Önce 7 safhayı özetlersek:
  1. (3. basamak) Allah'a ruhumuzu ulaştırmayı dilemek,
  2. (14. basamak) Mürşide tabiyet (tarikat, tasavvuf ehli olmak)
  3. (21.basamak) Hidayete ermek (Ruhun yaşarken Allah'a ulaştırılması, nefs tezkiyesi burada tamamlanır) (1. teslim)
  4. (25. basamak) Fizik vücut teslimi (2. teslim)
  5. (26. basamak) Nefs teslimi (nefs tasviyesi burada tamamlanır) (3. teslim)
  6. (27. basamak) İrşad olmak (Allah'ın hikmeti öğretmesi bu basamakta tamamlanır)
  7. (28. basamağın 4. kademesi) İradeyi Allah'a teslim etmek (4. teslim)

Bu yazı dizimizde 28 basamağın tümünü teker teker ayetler ışığında inceleyeceğiz.

Son Dakika
Yazarlarımız
Mü'min Kimdir? Dr. Abdulcabbar Boran
Güneş ve Ay
İslâm âlemini topyekûn hüsrana sürükleyen korkunç hurafe! Mustafa Seyit
Ne Var? Ne Yok?
Kamikaze Hakimler Lütfi Tümtürk
Olaylar ve Yorumlar
Ben de evliya olabilir miyim? Sibel Yiğit
Seyir Halleri
Saadet Asrına Davet Gönül Maraşlıoğlu
Gönül Penceremizden
Cam Fanusta Minyatür Bahçeler ˝Terrarium˝ Nazan Başoğul
Tabiat Eczanesinden Reçeteler
Bırakma beni bana Mehtap Abdi
Bir Yürek Mesafesi
a Gülay Ozan
Gönül Erenleri
Tebliğsiz adalet olur mu? Emek Durmuş
Hayat Gibi
Slogan Dindarları...1 Seyfi Usta
Bir de bizden dinleyin!
İDRAK ETMEK Doğan Kuşman
Olayın İç Yüzü
Muhtelif Mustafa Oğuz
Bakış Açısı
ilahi aşk Saliha Güner
Düşünce-Günce
Bayramda Dişlere Dikkat Diş Doktoru Gülbeyaz
Dişler Yolunda
15.06.2013 Düsseldorf Konferans Ender Eker
Almanya'dan
655 Mustafa Müjdeci
Her şey insan için
NİCE BAYRAMLARA... Durdu Bahadır
Hidayet Esintileri
Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
Evrenin Zerafeti
Allah'a Ulaşmayı Dilemenin Hayatımızdaki Yansımaları Deniz Temuçin
Bir İnsan Yetişirken
Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
Sağlık Pınarı
İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
Kur'an ne diyor?
Dedikodu nedir? İlkay Yılmaz
Az Öz
Bizim Terör Korkut Eser
Politik Köşe
BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
Borsada bu hafta
Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
Spor Gündemi
Hasretine hasretim Ayten Qurbanova
Umut Gülü
Suç ve ceza Kenan E. Akmaz
Belçika'dan
Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
Dinlerin Birleştirilmesi
Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
Tasavvuf
Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
Gül'e Özlem
Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
Mavera
Bilişim Köşesi Taha Erdem
Bilim Köşesi
Referandum İmtihanı Barış Aksoy
Dünyadan
Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
En Hayırlı Dost Kimdir
Sana o kadar çok ihtiyacım varki Rabbim! Pervane Qarayeva
Kalp Kalbe
FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
muzik
©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf