Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
15.01.2012 |
Uludere Provakasyonu
Herkes Kanun Önünde Eşittir.
Siyasi olayları yazmak istemiyorum. Gelişmeleri kamu yararı, toplum huzur ve menfaati istikametinde yorumladığım için, taraf oluyorum. Bu durum bazılarını rahatsız ediyor. Grupların menfaati bizi ilgilendirmiyor. Kimsenin yalakası değilim. Ziya Paşa’nın “İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah. Doğruların yardımcısıdır. Hz. Allah.” sözünde ifade etmek istediği gibi, biz hak bildiğim yolda, doğruları yazmaya devam edeceğiz. Batı ekonomik kriz, İslam ülkeleri de Arap baharı ile boğuşur iken, bizim durumumuz iyi diye teselli oluyorduk. Biraz huzuru milletimize çok gördüler. Uludere’de meydana gelen 35 kaçakçının, TSK tarafından bombalanması olayı yüzünden bir bardak suda fırtına koparılıyor. Kaçakçılık meşru bir iş değildir. Tamam, bu kardeşlerimiz, bölücülüğü destek vermeyen Babat aşireti mensubuymuş. Ekmek parasını kazanmak içim kaçakçılık yapıyorlarmış. Biz de saygı duyarız. Çok üzüldük. Ancak, kaçakçılık suçtur. Bölücü olmak hainliktir. Ülkesine ihanet etmektir. Kaçakçılar, hainlere göre daha saygı değer kişilerdir. Terör bölgesinde biraz dikkatli olmalıydılar. Terör müsamaha edildiği için bu hale gelinmiştir. Milletimizin artık tahammülü kalmamıştır. Şerefli ordu mensuplarımız da, bu yüzden töhmet altında kaldılar. Bu saatten sonra, terör hafife alınamaz. Artık, bölücü terör bir şekilde bitirilecektir. Terörün bahanesi kalmasın diye, doğu illerimizin kalkınması için her şey yapılıyor. Buna rağmen hâlâ yeterli gelişme sağlanamamış ise, bunun sebebi yeterince huzurun sağlanamaması yüzündendir. Özel sektör güven olmayan yere yatırım yapmaz. Köylülerin savunmaları çok enteresan, “Atalarımız kaçakçılık yaptılar. Biz de yapıyoruz. Her şeye rağmen gene kaçakçılık yapılacak.” diyorlar. Böyle saçmalık olmaz. Buna, seyirci kalan mahalli yöneticiler sorumludur. Sınırlarına sahip olamayan devletin geleceği olamaz. Devletimiz bölge halkını bölücülere kaptırmamak için her şeye rağmen maktullerin ailelerine tazminat veriyor. Bu olayda bir provokasyon olduğunu düşünüyorum. Büyük bir grup halinde kaçakçılığa gidilmesi olağan değildir. Bunun planlama olduğunu gösterir. Heron grubu görünce uyarı atışı yapılmış. Buna rağmen devam edilmesi hatadır. Soruşturmalar sonunda, gerçek anlaşılacaktır. Bölücüleri savunan siyasiler, mal bulmuş gibi bu olaya sarıldılar. Olayı istismar ediyorlar. Devletimizi ve milletimizi tehdide, ilçe kaymakamına linç etmeye kalkıştılar. Allah’tan bölge halkı kaymakama sahip çıkarak, olayın büyümesi önlenmiştir. Kendilerine siyaset hakkı tanınan, bazı politikacılar demokratik hakları kötüye kullanıyor. Otoriter rejim isteyenleri haklı çıkarıyorlar. Bölücülere verdikleri açık destek ile artık gerçek niyetlerinin bozuk olduğu herkes tarafından açıkça görülmüştür. Bazıları bize mahalli özerklik yetmez diyerek, ateşle oynuyor. Bazıları da bölge halkı silahlı onları durduramayız, diye devleti tehdit ediyor. Bu olay sebebi ile uluslar arası inceleme talep edeceklerini söylüyorlar. Bunlar çok yanlış politikalardır. TBMM de, diğer Milletvekillerini tahrik ediyorlar. Büyük şehirlerde militanları ile terör estiriyor. Halkımızın sabrını zorluyorlar. Halkımız bir zamanlar yaptığı gibi, bölücüler mecliste diye sokaklara dökülebilir. O zaman şehirlerimizde rahat gezemezler. Onun için herkes konumunu gözden geçirmelidir. Olaydan hava kuvvetlerinin sorumlu tutulması yanlıştır. İstihbaratın sağlanmasında bir hata olabilir. ABD de Afganistan’da benzer hatalar yapıyor. Kıbrıs harekâtında yanlışlıkla kendi gemimiz bombalandı. Önemli olan kasıt olup olmadığıdır. Bu husus araştırılıyor. Bu yapılırken TSK incitilmemelidir. Bu olay sebebi ile bölücülük kısmen hayat bulmuştur. Bu yüzden bir planlama olma ihtimali çok muhtemeldir. Ülkemiz geçmişteki yanlışlıkların yüzleşmesi yüzünden, TSK kuvvetleri çok yıpranmıştır. TBMM ve milli saraylarımızdan askerin çekilmesi hiç iyi olmamıştır. Tüm dünyada böyle yerlerde askerler görev yapmaktadır. Yabancı konuklara da ordumuzun disiplini hakkında bir fikir veriliyordu. Sivil yönetim haklıdır. Meclisteki askeri gazinoya bir bakanımızı sakallı diye almamışlar. Bu çok ayıp bir şeydir. Buna müsaade eden komutan askerlikten atılmalıdır. Burada görev yapan askerlerimiz, meclis başkanının idaresinde olmalıdır. Bu olaylar yetmezmiş gibi bir de eski Genel Kurmay Başkanı Tutuklandı. Bu çok önemli bir olaydır. İlk defa bir Genel Kurmay Başkanı görevini kötüye kullanmaktan yargılanıyor. Bunlar kendilerini dokunulamaz zannediyorlardı. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi kanun karşısında herkes eşittir. Kimseye şahsi düşmanlığımız yoktur. Umarım kendisini temize çıkarır. Onun mağduriyeti ülkemize çok şey kazandıracak. Bu olay ülkemizde tam demokrasi olduğu tüm dünyaya gösterdi. Yargı kurumlarımız da hiç bir şeyden çekinmediklerini gösterdiler. Yakın bir tarihte bu komutanlara suç isnat etmek bile, meslekten kovulmalarına sebep oluyordu. Kim ve hangi makam olursa olsun. Kendisine verilen yetkiyi kötüye kullanamaz. Aksi halde millet namına görev yapan yargıya hesap vermek zorundadır. Bilhassa, silahlı kuvvetler, siyasetten uzak durmak mecburiyetindedir. Politikacılar arasında ayırım yapılamaz. Tüm siyasi partiler milletimizin temsilcileridir. Onlardan görevini kötüye kullananlar olursa, onlar da yargıda hesap veriyor. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Ülkemiz bir aşiret devleti değildir. Demokrasi artık milletimizin iliklerine işlemiştir. Geri dönüş mümkün değildir. Ülkemizde de, bölücülüğe destek veren siyasiler var. Faaliyetlerini de alenen sürdürüyorlar. Bu durum onların gizli siyaset yapmalarından iyidir. Halkımız her şeyi takip ediyor. Cezalarını oyları ile verecektir. Teröristler serbest dolaşır iken, komutanların tutuklanması tenkit ediliyor. Ancak, tutuklanma suçluluğun karinesi değildir. Temize çıkabilir. Eski bir Genel Kurmay Başkanı suçlandığı zaman, “Şerefimle yargılanır temize çıkarım.” demişti. Fakat kraldan fazla kralcı olanlar, suçlayan Cumhuriyet Savcısını meslekten atmışlardı. Bölücüler son günlerde İslam dinine açıkça saldırmaya başladılar. Dinlerin Zerdüştlük olduğunu açıkça söylemeye cüret ediyorlar. Ne diyelim. Kanaatimce “eceli gelen, cami duvarına siyermiş.” Bölücülere bilmeden destek veren gafil kardeşlerimiz artık bunları görmelidir. Ayrıca bu olay, rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in “Deden söndüremedi İslam’ın nurunu, sen mi söndüreceksin ey ebu cehil torunu” sözünü hatırlattı. Her meslekten hainler çıkabilir. Herkes bir gün bunun hesabını vereceğini düşünmelidir. 12 Eylül’ün kudretli komutanları için de dava açıldı. Ana muhalefet partisi 12 Eylül darbesini yapanlar hakkında dava açılması için çok israr ediyordu. Şimdi de, bu davaları bakan mahkeme ve Hâkimlere en ağır ithamlar ile hakaret ediliyor. Devlet yönetme iddiasında olan birisinin yapacağı iş değildir. Maalesef siyasi rekabet hırsı insanı olmayacak işler yaptırıyor. Siyaset halkımıza hizmet imkânı veren meslektir. Fakat ülkemizdeki kör dövüş yüzünden, sevilen dürüst insanlarımız arasında rağbet gören bir meslek olmaktan çıkmıştır. İnsanlarımız bu konuda birbirlerine, Neyzen Tevfik’in şu mısralarını aktarıyor. ”Kime sordum ise seni, doğru cevap vermediler. Kimi hırsız, kimi ayyaş, kimi deyyus dediler. Künyeni öğrenmek için partiye ettim de telefon, Bizdeki kayda göre o şimdi mebus dediler.” Her şey demokrasi içinde çözüme kavuşmalıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana, yapılan tüm seçimler ile insanlarımız kandırılmış. İktidar olanlar, hiçbir zaman tam muktedir olamamışlar. Hep vesayet altında görev yapmışlar. Bu vesayetin demokratik hukuk içinde kırılabileceğini söyleseler inanmazdım. Batı bunu takdir ediyor. Geçmişte yapılan tüm yanlışlıklar ilk defa hukuk içinde sorgulanıyor. Bu çok önemli bir başarıdır. Bu başarıda, halkımızın devlet kavramına saygısı, yargı kurumlarımızın fedakârlığı ve özgür basının katkısı çok önemlidir. İslam ülkelerinin diktatörlerinden kurtulması çok pahalıya mal oluyor. Çağımızın en önemli değeri olan demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri ile çözülemeyecek bir sorun yoktur. Demokrasi ve hukuk dışına çözüm arayanlar kaybetmeye mahkûmdur. Bu sebeple hukuk devletinden asla taviz verilemez. Yeni Anayasamızda bu değerlerin daha kuvvetli olarak yerlerini koruyacaklarına inanıyorum.
Lütfi Tümtürk, 15.01.2012
Bu yazı 15.01.2012 tarihinden itibaren toplam 309 defa okunmuştur.
|