Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
10.12.2011 |
Yargıya Saygı Herkesin Görevidir.
Siyasetçilerin Örnek Olmak Mecburiyetleri Vardır.
Tüm dünyada polemik konusu yapılmayan tek müessese yargıdır. Medeniyet bakımından en geri toplumlarda bile bu böyledir. Çünkü hukuk herkese lazımdır. Büyüklerimiz “Bir ülkede tüm müesseseler yozlaşmış olsa, yargı sağlam olduğu müddetçe korku yoktur. Yargının yozlaştığı ülkede, diğer müesseseler sağlam da olsa, o ülke batmaya mahkûmdur.”demişlerdir. Bu yüzden dava konusu olan konuların tartışılması yasaklanmıştır. Hâkimlere kimse emir talimat veremez. Her halükarda maaşları kesilemez, diye hukuk kuralı vardır. Bu düzenlemelerden amaç, yargının objektif işlemesi, adaletin korunması içindir. Bu kurallara uymak sadece sıradan gariban vatandaşlarımızın görevi değildir. Her kademede kamu görevlileri başta olmak üzere, özellikle devlet yönetmeye talip olanların görevidir. Onlar vatandaşlarımıza örnek olmak mecburiyetindedir. Ancak, Ana muhalefet lideri, partisinin İzmir’de düzenlediği bir mitingde bu konuda çok büyük bir hata yapmıştır. Sayın Genel Başkan kapalı bir yerde değil, açık hava mitinginde, Partisinin taraftarlarına hitaben alenen “Yargıtay’a 160 militan seçtiler.” ve “Yargı AKP’nin arka bahçesi haline geldi.” Şeklinde sözleri ile HSYK‘na taraflı davranmakla itham etmiştir. Bu çok ağır bir suçlamadır. Yargı makamlarına hakarettir. Yetmez, 22 HSYK üyesini seçen 11 bin yargıcı aşağılamaktır. Siyasi davalara bakan mahkemelere müdahaledir. Sıradan bir vatandaş bunu yapsa hapisten çıkamaz. Örnek olması gereken bir siyasi yapınca, bu hukuk dışı davranış müeyyidesiz kalıyor. Daha önce yapılan suçlamalara sesiz kalan HSYK bu sefer sessiz kalmadı. Yapılan resmi açıklama ile, “Bugüne kadar gerek Sayın Genel Başkanın gerekse diğer siyasi parti temsilcilerinin Kurul'umuza ve hâkim ve savcılara yönelik açıklamalarına karşı, yargının siyaset malzemesi yapılmasına engel olmak ve yargısal konularda siyasi organlarla polemiğe girmemek adına herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Ancak, Sayın Kılıçdaroğlu'nun tüm yargı camiasını rencide eden konuşması bu açıklamayı zorunlu kılmıştır." denildi. Açıklamada, Yargı üzerinden siyaset yapmak, yargı organlarını siyaset malzemesi yapmak ve bu şekilde muhataplarını yıpratmaya çalışmak, muhatap alınan siyasi partiden çok, bağımsız ve tarafsız Türk yargısının yıpranmasına neden olduğu belirtilerek şu görüşlere yer verildi. "Yargısal faaliyetler, siyasi arenaların malzemesi olmayacak kadar hassas konulardır. Amacın yargıyı yıpratmak olmadığı düşünülen bu açıklamaların, bir an önce tavzih edilmesi tüm yargı camiası tarafından beklenmektedir.” Bu ifadeler ile HSYK her şeye rağmen devlet yönetimine saygısını göstermektedir. Asıl amacın yargıyı yıpratmaktan çok siyasi rekabet olduğu vurgulanıyor. İyi niyetle yapılan açıklama şöyle devam ediyor. “Büyük çoğunluğu 11 bin hâkim ve savcının oylarıyla belirlenen, 22 üyeli Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu daha önceki yıllarda görülmediği kadar şeffaf bir ortamda seçilen Yargıtay üyelerine karşı, 'militan' ifadesinin kullanılması, sözün muhatabı olan Yargıtay üyelerine olduğu kadar, bu üyeleri seçen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun üyelerine ve yine Kurul üyelerini oylarıyla belirleyen 11 bin hâkim ve savcıya karşı yapılmış büyük bir haksızlıktır. “ “Söz konusu bu ifadenin yanında, Sayın Kılıçdaroğlu'nun "Türkiye'de namuslu yargıçlar da var, ancak bunların sayısı giderek azaldı, AKP'nin arka bahçesi konumuna gelen AKP'li bir yargıç gibi görev yapan yargıçlara sesleniyorum" şeklindeki beyanları da, tarafımızca ve hâkim ve savcılarca üzüntüyle karşılanmış, kendisinin nezaket ve saygı sınırlarını aştığı şeklinde yorumlanmıştır. Yargı kimsenin ön ya da, arka bahçesi değildir ve olmayacaktır. Şeref ve onuruyla görev yapan hâkim ve savcılarımıza yönelik bu ithamlar kabul edilemez bulunmuştur." Denilmektedir. Kılıçdaroğlu'nun tüm yargı camiasını rencide eden bu sözlerinin kamuoyunun takdirine bırakıldığı belirtilen açıklamada, Kılıçdaroğlu'ndan en kısa sürede sözlerini tavzih edip, yargı camiasından özür dilemesinin beklendiği açıklandı. Gazeteciler HSYK nın bu açıklamasını ana muhalefet liderine aktararak cevabını istediler. Sayın Kılıçdaroğlu da bütçe müzakerelerinde cevap vereceğini açıkladı. HSYK’ya YANIT. Bütçe görüşmelerinde, Sayın Kılıçdaroğlu partisinin görüşlerini açıklarken HSYK’nun açıklaması ile ilgili olarak, “Onlar benden ve adalet isteyen herkesten özür dilesin. İktidar ve onların arka bahçesi konusundaki yargıçlar söylesinler dünyanın hangi ülkesinde 70 gazeteci tutukludur. Çin'i geçtik.” Dedikten sonra, dokunulmazlığı olan milletvekilleri tutuklanırken, AKP milletvekillerinin dosyaları zaman aşımı nedeni ile kaldırılıyor. Şeklinde cevap verdiğini basından öğreniyoruz. Ana muhalefet lideri bu konuşması ile hakaretini Yargıtay üyelerinin de ötesine taşıyarak, görülmekte olan davalara bakan hâkimlerini de ilave etmiştir. Tüm yargıçları töhmet altında bırakmıştır. Hâlbuki bu davalara çok yargıçlı mahkemeler bakıyor. Bu yargıçların çoğunluğu eski HSYK tarafından görevlendirilen yargıçlardır. Kararları itirazlar üzerine başka kurullar tarafından da incelenerek onaylanmaktadır. Milletvekili veya gazetecilerin yasaları çiğneme hakları yoktur. Tarafsız yargıçları suçlayan siyasinin, kendi partisinin iktidar olduğu zamanlardaki eski Adalet Bakanlarının durumları ortadadır. Birisi adliye camiasına kendi siyasi görüşünü paylaşan kişileri aldığını itiraf etmiştir. Diğeri de HSYK’nu yönlendirdiği için hakkında soruşturma açılmıştır. Eski Genel Başkanları da, Anayasa mahkemesinden istedikleri doğrultuda karar çıkmaz ise kaos olur diye, davaya müdahil olmuş, yüksek mahkemeyi örtülü bir şekilde müdahale etmiştir. Yargıtay seçimleri için yeni yapılan düzenlemeler sayesinde yargımız daha bağımsız ve objektif hale gelmiştir. Önceki mevzuat ile HSYK Yargıtay üyelerini seçiyor. Yargıtay üyeleri de, Yargıtay üyelerini seçiyordu. Ben seni, sen de beni seç gibi, garip, suiistimale müsait bir mevzuat düzeltilmiştir. Eskiden sadece birkaç kişinin takdir ettiği Yargıtay üyeleri, şimdi binlerce yargıç tarafından belirlenmektedir. Böyle objektif bir düzenleme yapıldığı için teşekkür edileceği yerde, bunu yapanları suçlamak insafsızlıktır. Tarafsız, adil yargı herekse lazımdır. Yargımızı yıpratmak, ülkemizin temeline dinamit koymaktır. Bu suçlamalardan cesaret alan diğer bir muhalif siyasi parti lideri de, “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na, "Gün gelir, sizin de iddianameniz hazırlanır" diyerek tehdit etmektedir. Tehdit edilen bir yargıç nasıl doğru karar verebilir. Bu siyasiler ne yapmak istiyor. Anlamak mümkün değildir. Bu siyaset değildir. Tehdit ve karalama ile bir yere varılamaz. Siyasi dokunulmazlıklarına güvenen bu politikacılara halkımız oyları ile tepkisini gösterecektir.
Lütfi Tümtürk, 10.12.2011
Bu yazı 10.12.2011 tarihinden itibaren toplam 384 defa okunmuştur.
|