Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
25.11.2011 |
Kapanan Yarayı Kaşımak
Kimseye Fayda Sağlamaz
Geçen sene eski diplomat olan bir milletvekili, ülkemizde meydana gelen terör olaylarındaki kayıplarla ilgili olarak, “Dersimde de analar ağlamıştı.” Dedi. Bu söz üzerine çok tartışmalar yapıldı. Sonunda konu tatlıya bağlandı. Olay unutulmuştu. Şimdi de, bir Tunceli milletvekili tarafından Dersim olayları tekrar hatırlatıldı. Ana muhalefet partisinden bir grup milletvekili bu açıklamayı eleştirdiler. Tunceli milletvekilinin savunmasının alınması gibi tartışmalar oldu. Ana muhalefet lideri de, seçim bölgesi ve akrabası olan partisinin milletvekiline sahip çıktı. Konu muhalefet partisinde irdelenirken, iktidar partisi de tartışmaya katıldı. Başbakan tek parti iktidarı zamanında meydana gelen olayın incelenmesi gerektiğini söyledi. Muhalefet lideri de Olayın devlet arşivlerinden araştırılarak hükümet tarafından açıklanmasını istedi. Başbakan devlet arşivlerinin herkesin incelemesine açık olduğunu, CHP liderini kendi iktidarları zamanında meydana gelen olaydan dolayı özür dilemelerini istedi. Muhalefet lideri de iktidarın özür dilemesinin gerektiğini söyledi. Böyle karşılıklı bir ithamlardan sonra, Başbakan olay hakkında bazı arşiv belgelerini kamuya açıkladı. Bu belgelerde isyan olayının meydana geldiği 1937-1938 yıllarında Dersimde öldürülen ve sürgün edilen insanların miktarı açıklanıyordu. Yayınlardan öğrendiğimiz kadarı ile olayı çok kısaca hatırlayalım. !937 de Cumhurbaşkanı Atatürk bir köprü açılışı için Dersime gelecektir. Bunu protesto etmek isteyen isyancılar bir karakolu basarak 33 askerimizi şehit ederler. Takviye kuvvetlerinin olay yerine intikalini önlemek için, bazı köprüler yakılır. Sevk edilen askeri birliklere karşı konulur. Bölgenin dağlık olması ve isyancıların direnişinin kırılması amacı ile hava kuvvetleri görevlendirilir. Üç harekâttan sonra, olayın elebaşısı seyit Rıza ile birlikte isyancı aşiretlerin ileri gelenlerinden altı kişi idam edilir. Başbakanın açıkladığı belgeye göre, bu isyanda yaklaşık 10 bin kişi ölmüş, bir o kadar kişi de mahkeme kararı ile batıya sürgün edilmiş. Olay budur. Aradan 75 yıl geçmiş. Yara kapanmıştır. Şimdi bir siyasi rekabet için, bu yarayı kaşımanın yararı nedir. Anlamak mümkün değildir. Ana muhalefet lideri Dersim’lidir. Olayda ailesi zarar görmüş olmasına rağmen, bu olay ile ilgili olarak iktidar partisine prim kazandırmayacaklarını söylemekle, olayın kaşınmaması gerektiğini ifade etmiştir. Bu davranışı sebebi ile kendisini kutluyoruz. Ülkemiz yakın geçmişi ile yüzleşme aşamasındadır. Seksen beş yıllık askeri vesayet’ten kurtulma dönemindeyiz. Yetkisini kötüye kullanan kurumlarının sorumluları şimdi hesap veriyor. Batı demokrasileri bu aşamaları uzun yıllar önce başarmıştır. Geç de olsa ülkemizin bu sürece gelmesinden halkımız memnundur. Avrupa’nın ekonomik ve İslam ülkelerinin de idari kaos içinde olduğu bir dönemde ülkemiz oldukça iyi durumdadır. Ülkemizi çekemeyen devletler bizi de karıştırmak için her şeyi yapıyorlar. Yakın bir zamana kadar destekçisi olduğumuz İsrail politikalarına karşı çıktığımız için, batı ülkeleri karşımızdadır. Koltukları sallanan İslam diktatörleri, Arap baharına sebep olduğumuz iddiası ile ülkemizi düşman görüyor. Bu yüzden hepsi teröristleri aleyhimize cesaretlendiriyor. Yurdumuzda terörü geriletmek için yıllar süren çabalar sonucu alınan mesafeler, heba edilmek üzeredir. Emekli ve muvazzaf birçok subayın tutuklu olması sebebiyle TSK de moral sıfırdır. Darbe Planlarını teşvik ettiği için tutuklanan gazeteciler, basın özgürlüğünden yararlandırılmak isteniyor. Darbeciler milletvekili seçtirilerek kurtarılmak isteniyor. TBMM de grubu bulunan bir parti teröristleri kahraman gösteriyor. Kısaca birlik ve beraberliğimiz sallantıdadır. Batı devletleri, Birleşmiş milletleri kullanarak İran’a yaptırım uygulamaya çalışıyor. İran geri adım atmıyor. Rusya savaş gemilerini Akdeniz’e göndererek, Suriye diktatörünü batıya karşı korumakta kararlı görünüyor. Diktatör de, kendi halkını katletmeye devam ederek, dünyaya meydan okuyor. İsrail İran’a silahlı müdahale için bahane arıyor. Yani etrafımız ateş çemberi olmak üzeredir. Bu aşamada, doğru-yanlış 75 sene evvel meydana gelen olayın gündeme taşınmanın yararı yoktur. Dersim olayı zamanında tek parti iktidarı vardır. Bu günkü ana muhalefet partisi de o partinin devamı olduğunu iddia etmektedir. Ancak gerçekte, muhalefet partisinin, o parti ile bir benzerliği yoktur. Bu olay ile muhalefeti yıpratmak pek gerçekçi değildir. Bu gün devletimizin terörle yaptığı mücadelenin, Dersim olayından farkı yoktur. Siyasi rekabet uğruna bölücülere malzeme vermek doğru değildir. Bölücü terör sebebi kürt kardeşlerimiz tedirgindir. Devlet ve teröristlerin arasında kaldılar. Dersim halkı genellikle kürt kökenli ve Caferi mezhebindendir. Ülkemizi mezhep sürtüşmesine sokmak isteyenlere fırsat verilmektedir. Ana muhalefet partisini geçmişi ile yüzleşmesi konusunda sıkıştırmak. Kapanan yarayı açmaktır. Yara açılması halinde, bütün vücudun enfeksiyon kapma tehlikesi vardır. Bu yara çok eski bir yaradır. Tamamen de kapanmamıştır. Haricileri müsamaha etmeyen Hz. Ömer tenkit edilmektedir. Şah İsmail’e karşı savaşan, Yavuz Sultan Selim hâlâ affedilmiyor. İslam ülkeleri içinde en gelişmiş demokrasiye sahip olmamız sebebi ile yara kapanmak üzere iken, tekrar gündeme getirmek hiç kimseye fayda sağlamayacaktır. Bu olay siyasi malzeme yapılmamalıdır. Hatanın neresinden dönülse kârdır. Güzel ülkemiz hepimize yetecek zenginliktedir. Yeni keşfedilen Petrol kaynaklarımız, Bor ve değerlendirilemeyen diğer madenlerimiz torunlarımızın, torunlarına yetecek zenginliktedir. Huzur içinde yaşayıp, modern teknoloji sayesinde refah seviyenizi artırmak varken, birbirimizi kırmak düşmanlarımızı memnun eder. Lütfen onları memnun etmeyelim. Allah, Rum suresi-31-32. Ayetlerde, “O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) (O müşriklerden olmayın ki) onlar, dinlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.” Buyurmaktadır. Ayette her grubun kendisinin haklı olduğunu zannettikleri açıklanmaktadır. Tefrikayı tahrik eden herkes yanlış yoldadır. Birlik ve beraberlikte rahmet ve ayrılıkta azap vardır.
Lütfi Tümtürk, 25.11.2011
Bu yazı 25.11.2011 tarihinden itibaren toplam 504 defa okunmuştur.
|