Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
05.11.2011 |
Gerçek Bayramlara Ulaşmak
Mutluluk Allah'a Yaklaşmakla Mümkündür.
Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve şükrederiz bizi bir mübarek bayrama daha ulaştırdı. Bayramlar neşe ve sevinç günleridir. Kurban bayramı, Hz. İbrahim (SAV)’in oğlu İsmail (AS)’ın kurban edilmekten kurtulduğu gündür. Müminler bu günü bayram bilir. Bunu kurban keserek kutlarız. Peygamberimiz (SAV) bir hadislerinde, Kurban bayramı için, “Hz. İbrahim atamızdan kalan gelenektir.” Buyurmuştur. Kevser suresi-1-2. Ayette, “Muhakkak ki biz, sana kevser’i verdik. O halde Rabbin için namaz kıl ve Kurban kes.” Denilmektedir. Kurban emri buradan gelmektedir. Hz. Peygamberimize hitaben, Emir şeklindedir. Ahzap-21. Ayette, Hz. Peygamberimiz bize örnek gösterildiğine göre, dolaylı olarak tüm inananlara verilen sosyal bir emir kabul edilir. Bu sebeple Hanefi mezhebine göre vacip, şafilere göre ise sünnet olarak ihya edilmektedir. Ayrıca, Maide-97.ayette de, “Allah, Beyt-i Haram olan Kâbe'yi, Haram ayını, haç kurbanını ve gerdanlıklı (boynuna kurban nişanesi asılı) kurbanlıkları, insanların yaşamlarını ayakta tutmak için yaptı (sebep kıldı). İşte bu, Allah'ın, göklerde ve yerlerde olanı bildiğini ve Allah'ın her şeyi en iyi bilen olduğunu bilmeniz içindir.” Buyurulmaktadır. Bu ayette, Haç’ta kurban kesilmesi emri de verilmektedir. Bu emirlerin hikmeti (sebebi) de ayette açıklanmaktadır. Bu nedenle kurban eti, aile, dostlar ve fakirlerle paylaşılarak sosyal adalet gerçekleştirilir. Özellikle protein ihtiyacını karşılayamayan fakirlerin, bu gıdayı yeteri kadar almaları murat edilmiştir. Allahû Tealâ’nın tüm emirlerinde mutlaka insanların için bir fayda vardır. Nitekim Haç suresi-28.ayette, “Kendilerinin menfaatlerine (faydalandıkları şeylere) şahit olsunlar. Ve onları, rızıklandırdığı hayvanların üzerine belli günlerde Allah'ın İsmi'ni ansınlar (kurban kessinler). Böylece ondan yeyiniz ve muhtaç fakir(ler)i doyurunuz!” Buyurulmaktadır. Muhtaç fakirleri doyurunuz. İfadesine dikkat çekmek isterim. Kurban, Musevi ve Hıristiyanlarda da yaşanan çok eski bir gelenektir. Maide-27.Ayette, “ Ve onlara Adem'in iki oğlunun haberini (kıssasını, aralarında geçen olayı) hakkıyla oku, Allah'a yaklaştıracak kurban sunmuşlardı, (Kurban) ikisinin birinden kabul edilir ve diğerinden ise kabul edilmez. (Kurbanı kabul edilmeyen) Seni mutlaka öldüreceğim. Dedi. O da, Allah sadece takvâ sahiplerinden kabul eder.” dedi.” Bu ayette Habil ile kabilin sürtüşmesi anlatılıyor. Kurbanın bizi Allah’a yaklaştıran bir ibadet olduğunu anlıyoruz. Allah’ın, sadece takva sahiplerinin kurbanını kabul edeceği açıklanıyor. Kaf-31. Ayette, “Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.” Buyurulmaktadır. Takva sahibi olmanın yolu da, Rum-31. Ayette verilmektedir. “O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.” Denilmektedir. Görüldüğü gibi asıl amaç Allah’a yönelmek, yani ona ulaşmayı dilemektir. Diğer tüm emir ve ibadetlerin hedefi bu gerçeğin idrak edilmesi içindir. Bu husus da, Haç-37. Ayette, “Onun (kurbanların), etleri ve kanları asla Allah'a ulaşmaz. Fakat sizden O'na, takva (Allah'a teslim olma) ulaşır…” İfadesi ile konu anlatılmaktadır. Bu mübarek ayetten takva’nın Allah’a teslim olma isteği olduğunu anlıyoruz. Zaten yukarıdaki Rum-31.ayette de,”Ona yönel, takva sahibi ol.” Deniliyordu. Takva sahibi olmanın sonucunun hidayete ermek, olduğunu görüyoruz. Hz. Peygamber (SAV) kurban kesilmesini tavsiye etmiş. Akan kanının her damlası ve hattâ kurbanın her kılı sayısınca sevap verileceği, bela ve musibetlere kefaret olacağına gibi birçok hadis rivayet edilmektedir. Allah’ın tüm emirlerinde bir hikmet vardır. Fakat bir ayrıcalık kazanmak amacı ile değil, sadece Allah’ın rızası ve emri olduğu için yapılır. Karşılığında, Allah’ın rızası haricinde her hangi bir şeyin gözetilmemesi lazımdır. Enam-162-ayette, “Muhakkak ki; benim namazım, kurbanım, ibadetlerim hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.” Denilmektedir. Ayet yanlış anlaşılmamalıdır. Allah’ın bizim bir ibadetlerimize ihtiyacı yoktur. Onlara bizim ihtiyacımız vardır. Her ibadette bizim için hayır vardır. Bu sebeple emredilmektedir. Kurban Bayramı, bu sebeple gelenek olmuştur. Haç-34. Ayette, “Ve Biz, bütün ümmetler için (kurban konusunda aynı) usulleri tayin ettik ki onlara, (Allah'ın) rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine Allah'ın İsmi'ni zikretsinler (Allah'ın İsmi ile kurbanları kessinler). O halde, sizin İlâhınız Tek Bir İlâh'tır. Öyleyse O'na teslim olun!...” Buyurulmaktadır. Zamanımızda bazı kişiler Kurban geleneği konusunda, vahşet yapılıyor. Hayvanlar katlediliyor. Diye fitne çıkarıyorlar. Bu düşünce sahipleri, manevi bilgilerden yoksundur. Onların amaçları hayvanları korumak değil, iblisin tahriki ile Allah’ın emrinin yerine getirilmesini önlemektir. Onların bir kurban sahnesini gördüklerini zannetmiyorum. Görseler itiraz etmezlerdi. Mübarek hayvanlar insanlara gıda olmak için yaratıldıklarını bilir. İki seçenekleri vardır. Ya bir canavar tarafından parçalanmak veya tekbir ile müminler tarafından kurban edilmektir. Bir mümin tarafından bayramda kesilmek, bunlar için çok büyük bir şanstır. Bu sebeple kurban sırasında hiç zorluk göstermeden teslim olurlar. Bilhassa tekbir getirilmeye başlandığında ayakları bağlı olmasa dahi debelenmezler. (Bu genel kaidenin istisnaları olabilir.) Bu hayvanlar her gün kesilmelerine rağmen sayıları artar. Allah onlara bir bereket verir. Köpekler 8-10 tane doğurmalarına rağmen sayıları artmaz. Bu hususlar hiç düşünülmez. Her şeyde bir hikmet vardır. Mali imkânı olanlara mahsus bir dini ibadettir. Zekât farzdır. Kurban vaciptir. Allah’a teslimiyeti temsil eder. Hz. İbrahim ve oğlu İsmail Allah’a teslim olmuşlardı. Kurban teslim olmalarının mükâfatıdır. İslam kelime manası ile teslim demektir. Müslüman teslim olan kişi anlamındadır. Maalesef çağımızda bu gerçekler unutulmuş. Kişi Müslüman olduğunu söylüyor. Fakat teslimlerden haberi yok. Atamız Hz. İbrahim (SAV) ve oğlu ile onların soyundan gelen Hz. Peygamberimiz nasıl teslim oldu ise bizim de Allah’ın emir ve yasaklarına teslim olmamız gerekir. Allah’ın emirlerine karşı gelmek şeytanın işidir. Müslüman’a yakışmaz. Allah’a teslim olmanın ilk adımı, ona yönelmek (Dünya hayatında ruhumuzu ona ulaştırmayı dilemek)’ tir. Hz. Peygamberimiz ve onun şerefli sahabesi ile tüm evliyaların hepsi ona teslim olmuşlardır. Bu yüzden onlara erenler denir. Onlar Allah’ın emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmışlardır. Tüm emir ve yasakların bizim mutluluğumuz için verildiğini bilirler. Bu yüzden mutludurlar. Saadet asrını meydana getirmişlerdir. Mutluluk ve saadet Allah’ın emir ve yasaklarının yerine getirilmesindedir. Allah devreden çıkarılarak mutluluk mümkün değildir. Allah kendisine yönelen kulunu kendisine ulaştırır. Biz sadece diliyoruz. Allah ulaştırıyor. Dünyada da mutlulukları yaşatır. Yüce rabbimizin hidayet çağında bu güzellikleri tüm insanlarımıza idrak ettirmesini diliyorum. Tüm İslam âleminin kurban bayramlarını kutlar. Bayramın Milletimize hayırlar getirmesini dilerim.
Lütfi Tümtürk, 05.11.2011
Bu yazı 05.11.2011 tarihinden itibaren toplam 359 defa okunmuştur.
|