Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
30.10.2011 |
Felaketlerde Yaşanan, Birlik ve Beraberlik
Milletimiz henüz Hakkâri travmasını atamadan. Van, Erciş depremi meydana geldi. Tekrar bir üzüntü ile sarsıldık. Allah beterinden saklasın. Son günlerde belalar üstümüzden eksik olmuyor. Özellikle deprem felaketlerine karşı toplumumuzda duyarlık var. Resmi ve sivil kurumlarımızın da depreme karşı oldukça hazırlıklı oldukları, bu felakette açıkça görüldü. Kızılay yirmi dört saat içinde binlerce çadırı deprem bölgesine getirdi, aynı günü sıcak yemek dağıtılmaya başlandığını memnuniyetle gördük. Kırk sekiz ilimiz ile otuz dokuz resmi ve özel kurumdan gelen kurtarma ekipleri, enkaz altında kalan vatandaşlarımızı kurtarmaya başladılar. İki yüze yakın insanımızı enkazdan çıkardılar. Bunların hepsi bu işin yetişmiş uzmanı oldukları anlaşılıyor. Aynı günü Başbakan ve bakanlarımız felaket bölgesine gelerek çalışmaları yerinde koordine etmeye başladılar. Olayı abartmak istemiyorum. Fakat o kadar güzel organizasyon vardı ki, bundan tüm milletimiz etkilendi. Resmi ve özel tüm kurumlar depremzedelere yardımda yarışmaya başladılar. Türk Silahlı Kuvvetleri birçok taburları ile depremzedelerin imdadına koştu. On altı Televizyon kanalı yardım kampanyası açtı. Sanatçılar, özel şirketler hemen tüm insanlarımız hayırda yarıştılar. Fiyapı inşaat şirketi 500 ev (Maliyeti 35 Milyon lira) vaat ettiğini okuyoruz. Birçok firmalar on milyonlar ile kampanyaya destek verdiler. Çok büyük rakamlar toplanmaya başladı. Bu durumda İnşaallah, Van ve Erciş’in yeniden yapılması, devlet bütçesine artı yük getirmeyecek gibi görünüyor. Şunu demek istiyorum. Bu felaket bizi bir kerre daha kenetledi. Öyle birlik ve beraberlik sergilendi ki, hayran olmamak mümkün değildir. Devleti, milleti ve özel kurumları ile öyle bir işbirliği ve harika bir sevgi ortamı meydana geldi. Milletimizde bu ruh yaşadığı müddetçe hiçbir güç bizi yıkamaz. Hakkâri saldırısından sonra, bu felaket bize bir Allah’ın lütfu gibi oldu. Yaklaşık 600 vatandaşımızı kaybettik. Dört, beş katı da yaralımız var. Okuyucularımız böyle lütuf mu olur. Diye düşüneceklerdir. Allahû Tealâ Bakara-216. Ayetinde, “…Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerr’dir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.” Demektedir. Ayrıca, Bakara suresi-155. Ayette de, “Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.” Buyurmaktadır. Yüce rabbimiz bu felaketler ile bizi imtihan etmektedir. Yapacağımız şey sadece sabır, metanet ve yardımlaşmadır. Bir toplum için en büyük güç, sevgi ve dayanışmadır. Allah bize, nasıl mutlu olacağımızı gösteriyor. Dış güçlerin tahriki ile kardeşler arasında düşmanlık belirmeye başlanmıştı. Bazı hainler devletimizi, milletimizi tehdit etmeye başlamışlar. Kendilerini ispat için masum insanlarımızı öldürmekten çekinmiyorlardı. Düşmanlarımız da birbirimizi kırmamızı zevkle bakıyor. Suret-i haktan görünüp, iki tarafı da teşvik ediyorlardı. Allah da bizi uyardı. Birbirimizi kırmamız için çeşitli, entrikalar içinde trilyonlarını harcayan düşmanlarımızın planlarını boşa çıkardı. Huzur ve mutluluğun birlik ve beraberlikte olduğunu bize gösterdi. Bu arada hayatını kaybeden masumların cennetlik olduklarına inanıyorum. Yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum. Allah böyle felaketleri bir daha kimseye yaşatmasın. Yıkılan binalar tekrar daha sağlam olarak yapılabilir. Fakat kırılan kalplerin onarılması çok zordur. Mazlum Türk ve İslam dünyasının kapitalist sömürüden kurtulması için, bizim birlik ve berberliğimizi korumamız çok önemlidir. Kapitalist batı bizim uyanmamızı istemiyor. Libya ve Suriye’de demokratik hakların kazanılması çok pahalıya mal oluyor. Müslümanlar birbirlerini kırıyor. Alt yapıları tahrip oluyor. Kardeşler arasında derin yaralar açılıyor. Suriye’de mezhep savaşı tahrik ediliyor. Sonuç olarak İslam dünyasına yıllarca temizlenmeyecek fitne ve fesat saçılıyor. İşte bu ortamda yaşanan Deprem felaketi, insanlarımızın yeniden kenetlenmesine, birlik ve beraberlik ruhunun yeniden yeşermesine sebep olmuştur. Belediyelerden, Diyanetine, GSM Operatörlerinden, lösemili çocuklarımıza kadar herkes depremzedelere yardımda yarışıyor. Bu ne büyük dayanışmadır. Zor günlerde kenetlenen milletimizin bu hasleti ile gurur duyuyorum. Bu arada Azerbaycan ve İranlı kurtarma ekiplerinin çağrısız çalışmalara katıldıklarını öğreniyoruz. Japon halkının Tokyo elçiliğimizin posta kutusuna attıkları yardım zarflarında çok duygusal cümleler bulunmaktadır. Milletimizin Japon depremi ve mağdur Somali yardımlarının unutulmadığı anlaşılıyor. Bu güzellikler yanında, yardım konvoylarının yağma edilmesi, bölücülerin Hakkâri ve Bingöl’de asker ve Polisimize saldırıları gibi olumsuzluklar da olmuştur. Hainler böyledir. Zor günleri fırsat bilir. Bu gün hep güzelliklerden bahsetmek istiyorum. Özellikle Şırnak ilinde esnafın, TSK operasyonlarını protesto eden bölücülere karşı gösterdikleri tepki çok önemlidir. İşte bu diyorum. İnşaallah bu maya tutacak. Bölücülere hak ettikleri tokatı kürt kardeşlerimiz atacaklardır. Netice olarak, birlik ve beraberliğe en ihtiyaç duyulan bir zamanda meydana gelen bu deprem, bir mucize meydan getirmiştir. Azra Bebeğin kurtarılması gibi olaylar, milletimizi tek vücut yapmış. Milletimiz Van için tek yürek olmuştur. Gazeteler hepimiz Vanlıyız diye manşet attılar. Şer gibi görünen bir olaydan, hayır meydana gelmiştir. Bu birlik ve beraberliğimizi muhafaza ettiğimiz müddetçe üstesinden gelinemeyecek hiç bir sorun yoktur.
Lütfi Tümtürk, 30.10.2011
Bu yazı 30.10.2011 tarihinden itibaren toplam 539 defa okunmuştur.
|