Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
23.10.2011 |
Teröre Siyasi destek Verenler.
Demokratik Hakları Kötüye kullanıyorlar.
Bu hafta, manevi konuda yazmak istiyordum. Özellikle siyasi konuları sevmiyorum. Fakat ülkemizde çok önemli olaylar meydana geliyor. Bunlara karşı kayıtsız kalmak mümkün olmuyor. Bu hafta da, Hakkâri Çukurca ilçesine yapılan terör saldırısında, maalesef 24 Mehmetçik şehit oldu. Bir o kadar da yaralı var. Tüm ülkemiz ayağa kalktı. Şehirlerde kınama gösterileri yapıldı. Sesiz vatandaşlarımız da evlerine Türk bayraklarını asarak bu hain terör saldırısını kınadılar. Televizyon ekranlarında, bu konuda pek çok yorumlar yapılıyor. Yüzlerce teröristlerin ağır silahları ile sınırı geçmelerinin tespit edilememesi eleştiriliyor. Her türlü teknik imkâna rağmen yeterli tedbirlerin zamanında alınamaması tenkit ediliyor. Olaydan sonra, bu kalabalık terör gruplarının nasıl yaya olarak geri çekilip kaybolduklarını anlamak mümkün değildir. Şehir içinde kaybolsalar, insanları ayırt etmek mümkün olmuyor denilebilinir. Ancak dağda kaybolmaları anlaşılır gibi değildir. Bu dağlarda Karadeniz gibi bitki örtüsü yoktur. Olaydan sonra kara ve hava kuvvetleri dağları ovaları bombalamaya başladı. Bunu yazmak biraz zor ama gerçekçi olmak lazımdır. Hava kuvvetlerimizin şimdiye kadar yaptığı bombalamalar gerçekten terör yuvalarına olsa idi, bu hainlerin bir kaç senede toplanması mümkün olmayacaktı. Destek imkânları oldukça kısıtlanmasına rağmen hâlâ ayakta ise, bu hava operasyonlarının bir faydasının olmadığını gösterir. Aksi halde gene bir ihanet mi var acaba, diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Açıkça söylemek zorundayım. Devletimizin imkân ve gücü karşısında bu terör örgütünün mukayesesi yapılamaz. Bir örgüt ile baş edilemez ise, Organize bir devletin birliğimize açıkça karşı çıkması halinde halimiz ne olur. Mükellef villalarda emeklilik keyfi süren komutanlarımız bunu düşünmüş olmalıdır. Türk Devleti ve Milleti küçük düşürülmüştür. Geçmişte vebali olanlar şimdi hesap veriyor. Şimdi artık ne yapıp etmeli, bu bölücü örgüt bitirilerek, devletimizin onuru kurtarılmalıdır. Şunu da peşin olarak söylemeliyiz. Terör örgütünün kürt kardeşlerimizin hukuku ile alakası yoktur. Bir de bunların siyasi uzantıları var. Geliştirilen demokratik hakları kullanarak teröristleri kapalı bir şekilde destek veriyorlar. Bunların bölgelerinde aldıkları %25 civarında oyun yarısından fazlası korku ve baskı ile alınan oylardır. Milyonlarca kürt kardeşlerimizin yaşadığı İstanbul’dan aldıkları oy %5 civarındadır. Bunların bir kısmı aşırı solun oylarıdır. Seçimde işbirliği yaparak bu orana ulaştılar. Kürt milliyetçiliğinin en güçlü olduğu, seçimlerde BDP’ nin birinci parti olarak çıktığı yedi ilin (Batman, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Muş, Şırnak ve Van) toplamında aldığı oy oranı yüzde 59, AKP’nin oy oranı ise yüzde 33,5’tir. Bu illerin dışında, Kürt nüfusun ya çoğunluk, ya da önemli bir yoğunluk teşkil ettiği Doğu ve Güneydoğu bölgesinin tamamına bakıldığında, (Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Iğdır, Kars, Malatya, Siirt, Şanlıurfa ve Tunceli illeri) Oy oranları çok düşmektedir. Bu 15 ilde, AKP’nin oy oranı yüzde 61, BDP destekli bağımsızların oy oranı ancak yüzde 14’tür. Yedi il ile beraber, yirmi iki Doğu ve Güneydoğu ilinin toplamında, AKP’nin oy oranı yüzde 51.5, BDP’ninki yüzde 29.6’dır. Bazı illerde (meselâ Urfa ve Mardin) BDP destekli olmayan bağımsız adayların da bir miktar oy aldıkları düşünülürse, BDP’ nin bölgedeki genel oy oranı %25 lere düşmektedir. Bu gün batı ilerlimizde kürt nüfus, doğudan fazladır. Buna rağmen ülke çapında alabildikleri toplam oy oranı % 6 lar civarındadır. Barajı aşamayacaklarını bildikleri için bağımsız adaylarla seçimlere giriyorlar. Kürt siyasal hareketinin sözcüleri, Kürt nüfusun, toplam Türkiye nüfusunun yüzde yirmisi civarında olduğunu iddia etmektedirler. 1965’ten bu yana yapılan nüfus sayımlarında anadile dair soru sorulmadığından bu oranı kesinlikle tespit etmek mümkün olmamakla beraber, yüzde 20 rakamı yaklaşık olarak doğru kabul edilse, DP’nin Türkiye’deki Kürt nüfusun ancak dörtte birinin temsilcisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu orana doğu bölgelerinde baskı ve tehditle alınan oylar da dâhildir. Şunu söylemek istiyorum. Kendisini Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi olarak gören BDP, aslında ülkemizdeki tüm kürtlerin değil, çoğunluluğunun bile temsilcisi değildir. %6 oylarına rağmen çeşitli taktikler ile 35 milletvekili çıkararak sivil Anayasa yapımında kendilerinin muhatap alınmalarını sağladılar. Ülkemizin siyasi platformunda çeşitli tahrikler yaparak insanlarımızı tahrik ediyorlar. Teröristleri de cesaretlendiriyorlar. Birileri kalkıyor. “Sizin Terörist dediğiniz bizim kahramanlarımızdır.” Diyebiliyor. Cinayet işleyen hainleri yakalamak için yapılan operasyonları devlet terörü diyorlar. İmralı ve kandil’in muhatap alınmasını isteyebiliyorlar. Bu hareketler teröre siyasi destek çıkmaktır. Milletimiz yıllar sonra gene PKK. mecliste diye bağırıyor. Demokrasi mutlaka çok iyi bir yönetim tarzıdır. Ancak demokratik hakların kötüye kullanılması tüm insanlarımızı huzursuz etmektedir. Teröristlerin kınandığı mitinglerde sabrın sonuna gelindiği görülmektedir. Bölücü örgüt insanlarımızın birbirini kırmasını istiyor. Türk düşmanlarının taşeronluğunu yapıyorlar. İlk defa bu kürt kardeşlerimiz de terörü desteklemediklerini dillendirmeye başladılar. İçişleri Bakanımız ziyaret ettiği bir şehit ailesinden ayrılırken yanına yaklaşan bir vatandaşımız şöyle diyor. “Bizi vatansever yetiştirdiler. Ama utanıyorum. Ben burada şehidimin cenazesine gelip Fatiha okuyorum, ben de Kürt’üm, ben de bu vatanın evladıyım. Ama bunlar bizden değil, vallahi bizden değil, billahi bizden değil” dediğini okuyoruz. Kürt işadamları adına açıklamayı yapan Bingöllüler Vakfı Başkanı Tahir Dikici, sözde Kürt halkının özgürlüğü iddiasıyla yapılan vahşeti asla tasvip etmediklerini söylemiş. Bu olayların arkasında uluslararası terör siyaseti olduğuna inandıklarını ifade eden Dikici, "Biz Kürtler olarak bu oyuna gelmek istemiyoruz. Tüm gücümüzle haykırıyoruz. Benim için öldürme. Benim için öldürme; çünkü bizim medeniyetimizde bir kişiyi öldüren, tüm insanlığı öldürmüş kabul edilir" şeklinde konuşmuş. Van ilinin Gürpınar ilçesinde herkes dükkân ve evlerini bayraklar ile donatarak terörü lanetlediğini memnuniyetle haber alıyoruz. Birçok doğu illerimizde de terörü kınama mitingi yapıldığını biliyoruz. Elazığ ilimizde, terör yandaşları ile sürtüşmeler yaşandığını üzülerek öğreniyoruz. Bunlar son derece tehlikeli hareketlerdir. Hainlerin istedikleri de budur. Bu oyuna gelinmemelidir. Sivil toplum kuruluşları da birlik beraberliğe dikkat çekiyorlar. Bu terör saldırıları bir taraftan da birlik ve beraberliğimizin pekişmesine hizmet ediyor. Sönen ocaklar olmasa, TSK. nin manevra kabiliyetinin artmasına sebep oluyorlar diye düşünüyorum. Fener Rum patrikhanesi bile acımızı paylaşarak, bazı programlarını iptal edip, patrikhanenin önüne büyük bir Türk bayrağı asmışlar. Kendilerine tebrik ediyorum. Bunlar, taşeronlardan daha fazla bize yakınlar. Teröristler zaten İslami değerleri tanımıyorlar. Geçen sene ekranda seyrettiğimiz, militanların namaz kılanlarla alay ettikleri görüntüleri unutamıyorum. Aslında, Kürt kardeşlerimizin büyük çoğunluğu ehlisünnet (Şafi) itikadını yaşayan kişilerdir. Bunlar asla teröre destek olmazlar. Destek olanlar, kendi kültüründen kopmuş, çok küçük, macera perest, cahil ve gafil gruplardır. Bunlara zamanında kendi kültürleri verilemediği için, yetiştiği topluma düşman olmuşlar. Onlar da, bizden kopan kardeşlerimizdir. Onlar da kazanılmaya çalışılmalıdır. Şunu söylemek istiyorum. Türk ve Kürt kardeştir. Biz et, tırnak gibi birbirine girmiş toplumlarız. Bölücü örgütün kürt kardeşlerimiz ile alakası yoktur. Sadece, onları istismar ediyorlar. Bu husus böyle bilinmeli ve ona göre davranış sergilenmelidir. Gelişen olaylar sebebiyle, Ordumuz sınır dışı büyük bir operasyona başladı. İslamın son ordusunun muzaffer olarak kışlalarına dönmeleri ümidi ile konumuzu tamamlayalım
Lütfi Tümtürk, 23.10.2011
Bu yazı 23.10.2011 tarihinden itibaren toplam 673 defa okunmuştur.
|