Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
03.10.2011 |
Terör Olaylarının Artma sebepleri
Türk Düşmanlarının Tahriki
Ülkemizin siyasi ve ekonomik acıdan prim yaptığı bu dönemde, birileri düğmeye bastı. Birden metropol şehirlerimiz ile doğu illerinde terör azdı. Teröristler gözü dönmüş gibi resmi ve sivil ayırt etmeden kan dökmeye başladılar. Bu vahşi cinayetler kendiliğinden gelişmiş olaylar değildir. Uzun zamandan beri kısmen gerileyen, dağlardan siyasi arenaya taşıma gayretleri gelişirken, şimdi ne olmuştur. Bunun mutlaka mantıklı bir cevabı olması gerekmektedir. Terörist yandaşları, hükümetin terörü bitirmede samimi olmadığı için arttığını söylüyor. Hükümet ise, kardeşlik projesi ile terörün biteceğini anladıkları için, terörden beslenen çevrelerin azdırdığını düşünüyor. Liderlerinin paketlenip hapse tıkıldığı, kendilerini besleyen kanalların kısmen de kurutulduğu, bölücü terör örgütünün geçmiş senelere oranla en zayıf olduğu bir dönemde artmasında başkaca bir sebepler olmasının gerektiğini düşünüyorum. Tüm terör örgütlerinin amacı, hedef aldıkları otoriteyi çökertmektir. Bu bölücü örgütün de, kürt kardeşlerimizin hakları korumak gibi bir amacı yoktur. Çünkü kurucu liderlerinin soyadı Öcalan’dır. Türk olmayan bir ailede yetiştiğini kendisi (yakalandığında) itiraf etmiştir. Bu sebeple Türk devletinden öç almak peşindedir. Örgütünü kurarken doğu Anadolu muzun geri kalmışlığı bahanesini kullanmış. Türk düşmanlarından çevre edinmiştir. Gerçekten Doğu ve Güneydoğu Anadolu’muz, kuruluş yıllarında, diğer şehirlerimize oranla biraz geri kalmıştır. Bunun sebebi devletimizin kuruluş yıllarında birikmiş, sermayesinin kısıtlı olmasından yatırımların, daha verimli alanlarda yapılmasından kaynaklanmıştır. Yoksa bölgelerimiz arasında ayrıcalık yapılmış değildir. İlk yıllardaki devlet büyüklerimizin çoğunluğu doğu bölgesinden seçilmiş kişilerdir. Bunların böyle bir ayrıcalık düşünmeleri mümkün olamaz. Son otuz seneden beri kurulan tüm hükümetler, teröristlerin bahanesini ortadan kaldırmak için, bu bölgemizin kalkınması için özel çaba göstermişlerdir. Bu gün doğu illerimizin birçoğu şehircilik bakımından, batı illerimizden ileri durumdadır. Cumhuriyet döneminin en büyük yatırımı olan Keban ve Atatürk barajı ve santralları bu bölgede kurulmuştur. Özellikle barajların kurulmasında temel felsefe bu bölgede tarımın geliştirilmesi amaçlanmıştır. Buna rağmen Gaziantep ve Diyarbakır’ın haricinde büyük sanayi yatırımları azdır. Bunun en önemli nedeni terördür. Özel sektör tehlikeli bölgelerde yatırım yapmaz. Zaten teröristler yatırımları sabote ederek kurulmasını engelliyor. İkinci neden ise, tüketim ve sevk limanlarına olan uzaklığındandır. Nakliye masrafı ürünün rekabet gücünü zayıflatmaktadır. Terör sebebi ile Atatürk barajının sulama imkânları yeterince kullanılamıyor. Bu nedenle tarım, istenen ölçüde gelişemedi. Ülkemizdeki büyük şirketlerin birçoğu kürt kardeşlerimize aittir. Her hükümetimizde birçok kürt Bakan yer almaktadır. Terörün azmasının nedeni ekonomik ve siyasi olamaz. Gerçek sebepleri şöyle sıralayabiliriz. 1-Ülkemizin ekonomik durumu, krizlerle boğuşan batıya oranla oldukça iyidir. Ülke yönetimi üzerindeki vesayetlerin kaldırılması, demokrasimizin geliştirilmesi sebebi ile uluslar arasında itibarımız artmıştır. Arap isyanlarındaki olumlu tavrımız, prim yapmıştır. Türk ve İslam ülkelerinin etrafımızda toplanma ihtimali belirmiş. Küresel güçler bundan çok rahatsız olmuşlardır. Sarkosky ve Cameron’un Libya seyahatleri bu düşünceden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden teröristlerimiz cesaretlendirmiştir. Devletimizin henüz birliğini sağlayamayan ülke konumuna düşürülmesi hedeflenmektedir. 2-Filistin ve Gazze halkına yapılan zulme karşı çıktığımız için, İsrail ile ilişkilerimiz bozulmuştur. İsrail müttefiki ABD vasıtası ile tüm dünyayı uzaktan kumanda etmektedir. Birleşmiş Milletler, Güvenlik konseyi, Avrupa birliği ve Nato’dan bile İsrail’in istemediği bir karar çıkartılamaz. İsrail’in, Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırı sebebi ile özür dilemesi, maktullerin ailelerine tazminat ödemesi ve Gazze ablukasının kaldırılması talep edilmektedir. İsrail tazminat ödeyebilir. Hatta daha fazlasını yaparak maddi yardım temin edebilir. Onlar için maddiyat önemli değildir. Özür de dileyebilir. Fakat Gazze ablukasını asla kaldırmaz. Filistin’in devlet olmasını kabul etmez. İsrail bu sebeple Türk teröristlerine yol vermiştir. Zaten yıllardır desteklediği teröristleri şimdi açıkça üzerimize salmaktadır. Ekonomik olarak zaten zor durumda olan teröristlerin her eylem için teşvik primi aldıkları muhakkaktır. İsrail yönetimi teröristleri kullanacağını resmen açıklamaktan da çekinmemektedir. Bu sebeple terör yeniden azmıştır. 3-Hükümetimiz Suriye’de meydana gelen isyan olayları için, önce demokratikleşmeyi teşvik etmiş. Diktatörün zulümleri karşısında tavır almak zorunda kalmıştır. Suriye yönetimi, Rus ve İran desteği devam ettiği müddetçe isyanları kan ve ateşle bastırmaya çalışacaktır. Ayrıca, Nato’nun bu kritik dönemde Malatya’da radar üssü kurmaya kalkışması, İran ile aramızı açmaya yöneliktir. Bunu kısmen başardılar. İran artık terör konusunda yardımcı olmayacaktır. Bu sebeplerle Suriye ve İran yeniden terörü desteklemeye başlamıştır. Terörün yeniden azmasını bir sebebi de budur. 4-Türk hükümetinin yeni Anayasa çalışmalarına hız vermesi, kardeşlik projesinden vaz geçilmediğinin açıklanması terörü azdıran diğer bir sebeptir. Çünkü yeni anayasa ile bazı yerel demokratik hakların sağlanacağı görülmektedir. O zaman teröristlerin bahanesi kalmayacaktır. Terörü destekleyen siyasiler ise, muzaffer kumandan edası ile kendileri ile özerk bölge pazarlığı yapılmasını istiyor. Hükümetimiz ise, bu küçük siyasi grubu muhatap almadan demokratik hakların geliştirilmesi sureti ile terörü bitirmek istiyor. Bu farklı anlayış yüzünden terör azmıştır. 5-Birkaç gün önce Cumhurbaşkanımızın katıldığı bir törenle tamamen Türk yapısı ve Radarda görülemeyen Heybeliada firkateyni donanmaya teslim edildi. Yapılan açıklamalara göre yerli Uçak, tank projelerinin hayata geçmek üzere olduğu, 2023 yılında tüm savunma araçlarımızı kendimiz üretip, ihraç edebileceğimiz anlaşılıyor. Emperyalist güçler, bu başarımızdan hiç memnun olmamışlardır. Osmanlı ruhunun hâkim olmasından endişe ediyorlar. Bu da önemli etkendir. 6-Ülkemizdeki bölücü terör örgütü uluslar arası, Türk düşmanlarından beslendiği kadar, içimizden bazı hainler tarafından desteklendiği, geçmişte bazı yöneticiler tarafından küçük görüldüğü, müsamaha edildiği bir gerçektir. Bu desteklerin kökü kesilmiştir. Terörün bitirilmesi için daha gerçekçi tedbirler alınmaktadır. Bu sebeple tünelin ucunu görünmüştür. Gelişen olayların teröristlerin son çırpınışları olduğunu tahmin etmek güç değildir. Teröristlerin Siirt’te silahsız sivil bayanlara 120 mermi sıkıp üç bomba atmaları çok enteresandır. Batmanda şehir içinde araba gasp edip, çevreye rastgele ateş etmeleri de çok plansız hareket ettiklerini gösteriyor. Nasıl olursa olsun mutlaka eylem talimatı aldıkları anlaşılıyor. Buna karşılık Ankara Kumrular olayı planlı bir eylemdir. Bu vahşeti göze aldıklarına göre, artık köprülerin atıldığı anlaşılıyor. Bir yerlerden hemen harekete geçmeleri hususunda emir aldıkları anlaşılıyor. Nitekim örgüt liderlerinden birinin, bir polis için 50 sivil ölebilir. Dediği tespit edilmiştir. Bu yanan canlar, yıkılan ocaklardan terör örgütü kadar onu destekleyen herkesin sorumluluğu vardır. Bu sebeple Başbakanımız kürt vatandaşlarımızdan tavır almalarını istiyor. Bölücü örgütün milletimize kin duyan düşmanlarımızın maşası olduğu artık açıkça belli olmuştur. Bölücüleri destekleyen siyasiler, mecliste vekillerin yüzlerine nasıl bakacaklar. Kendilerini temize çıkarmak için yeni anayasa çalışmalarına destek verilmelidir. Aksi halde milletimiz tarafından dışlanacaklardır. Terörü tamamen bitirmek için, yerel yönetimlerin yetkileri artırılmalı, demokratik olmayan sınırlamalar kaldırılmalıdır. Buna rağmen hâlâ terörde inat edenlerle mücadele kesintisiz devam etmelidir. Güvenlik kuvvetlerimizin yeni koordinasyonu ile bunu başaracağına inanıyorum. Terörün bitirilememesi, dış düşmanlarımızı umutlandırmaktadır. Dünya dengeleri değişmiştir. Yarın ne olacağı belli değildir. Yarın arkamızdan vurulmamız istenmiyor ise, terör bir şekilde bitirilmelidir. Dost, düşman tüm dünyanın gözü üzerimizdedir. Milletimizin kalkınmasını engelleyen, uluslar arası itibarımızı gölgeleyen bu terörün demokratik kurallar içinde bitirileceği dünya’ya ispat edilmelidir. O zaman Türk İslam devletleri etrafımızda toplanacak, devletimiz milletler arasında layık olduğu yere yükselecek. AB. Tam üyeliğe davet edecektir. Bu hayal değildir. Milletler arası şartlar bunun mümkün olduğunu göstermektedir. Biraz daha gayret, tünelin ucu görünmek üzeredir.
Lütfi Tümtürk, 03.10.2011
Bu yazı 03.10.2011 tarihinden itibaren toplam 528 defa okunmuştur.
|