Lütfi Tümtürk [Olaylar ve Yorumlar] |
19.09.2011 |
Kıskançlık Krizi
Türk İslam Birliğine İlk Adım
Başbakan Erdoğan ve Türkiye'ye Arap ülkelerinde gösterilen ilgi, Libya'ya NATO müdahalesinden önce, Ankara'yı devre dışı bırakmak isteyen, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve İngiltere Başbakanı David Cameron'u kıskandırdı. Mevzi kaptırma telaşına düşen Cameron ve Sarkozy, Başbakan Erdoğan'dan önce Libya'yı ziyaret ederek Kaddafi devrildikten sonra bu ülkeye giden ilk liderler olmak için sürpriz bir ziyaret yaptılar. Libya'nın yeniden inşası için milyarlarca dolarlık anlaşmaların gündemde olduğu dönemde, Sarkozy'nin elini çabuk tutarak petrol ve inşaatta öncü olmak istediği yorumları yapılıyor. Fransa ve İngiltere’nin bu davranışı, Türk kamuoyunda, batının bilinen ikiyüzlü politikalarını hatırlattı. Sömürü alışkanlığı olan bu dostlarımızın menfaatleri için en yakınlarına bile kalleşlik yapabileceklerini ispat ettikleri söyleniyor. Çünkü ülkelerinde Türk Teröristler, serbestçe dolaşmakta hatta kendilerinden yardım görmektedir. Bölücü örgütün tüm Avrupa şehirlerinde temsilci kuruluşları var. Avrupa’da ekmek peşinde olan vatandaşlarımızda zorla haraç topluyorlar. Orta doğudan temin ettikleri uyuşturucuları Avrupa’ya sokup, vatandaşlarının zehirlenmesine rağmen Türk devletini geriletmek uğruna bunlara göz yumuluyor. AB. Devletlerinin çoğunluğu, Türkiye’nin birliğe üye olmasını istemelerine rağmen, temsilci sayılarının azalacağı ve Avrupa Parlamentosunda kontrolü kaybedecekleri kaygısı ile Fransa ve Almanya üyeliğimize muhalefet ediyor. Diğer bir kaygıları da Ülkemizin itibarının artmasından korkuyorlar. Korkunun ecele faydası yoktur. Türkiye’nin liderliğinde Türk İslam birliği kurulacak. AB. üyeliği onaylanacak. İnşaallah, BM. Güvenlik konseyinde veto yetkisi olan devlet olacaktır. “Kişi Laik Olmaz Devlet Laik olur.” Arap kardeşlerimiz, batının propagandası ile ülkemizde laikliğin kabul etmesi ile İslam’dan koptuğumuz sanılıyordu. Bu sebeple, Arap yöneticiler bize mesafeli kalmışlardır. Önceki yazımızda ifade edildiği gibi teröristlerimiz yetiştirilmiş. Onlara yardım edilmiştir. Hükümetimizin başarılı dış politikaları ile Müslümanların aynı zamanla laik olabilecekleri ispat edilmiştir. Çünkü Laiklik din düşmanlığı değil, tüm inanç gruplarına saygı gösterilmesidir. Hz. Peygamberimiz bu sebeple Medine’de Yahudi cemaati ile anlaşmış. Onların dinlerini yaşamalarına saygı gösterilmiştir. Başbakan Erdoğan, Tunus geçici Hükümet Başkanı ile bir araya geldikten sonra düzenlenen ortak basın toplantısında, “Biz demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletiyiz. Demokrasi ile ilgili düşüncelerimi anlattım. Laiklik konusunda; Kişi laik olmaz. Devlet laik olur. Bir Müslüman, laik bir devleti başarılı bir şekilde yönetebilir. Şunu bilmemiz lazım. Laik devlet, her inanç grubuna eşit mesafededir. İster Müslüman olsun, ister Hıristiyan, ister Musevi, ister ateist olsun. Hepsinin güvencesidir. Biz böyle inanıyoruz, böyle düşünüyoruz" dediğini okuyoruz. İslam İle Demokrasi Arap kardeşlerimiz batılı sömürgecilerden çok çektikleri için, onların dillerine pelesenk yaptıkları demokrasiye de, şüpheli yaklaşıyorlar. Hâlbuki Hz. Peygamberimizden sonra iş başına gelen halifeler, çoğunluğun iradesi ile görev yapmışlardır. Başbakan Erdoğan Tunus’ta yaptığı konuşmalardan birinde bu hususa vurgu yapmış. “Gerçek Demokraside halkın iradesi vardır. 23 Ekim seçimlerinde Tunus bunu ispat edecektir. İslam ile demokrasi yan yana olabilir.” dediğini basından öğreniyoruz. Bir konuşmasında da, “Gönlümüz, arzumuz hep şudur; devrimler kanla olmasın, insanlar öldürülerek olmasın. Devrimler, düşüncelerin, fikirlerin ideallerin sandıktan yansıması suretiyle milletlerin iradesiyle gerçekleşsin. Tunus ve Mısır'da bu büyük ölçüde görüldü." Mesajını verdiğini okuyoruz. Fakat demokrasinin, Libya ve Suriye halkına çok pahalıya mal olacağı görülmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Arap Baharı Turu'nun son durağı Libya'da başkent Trablus, isyanın kalesi Bingazi ve Misrata kentlerini ziyaret etmiş. Erdoğan ve beraberindeki heyetin büyük bir coşkuyla karşılandığını, Şehitler Meydanı'nda cuma namazı kılan Başbakan daha sonra meydanda toplanan Libyalılara hitap etmiş. Burada yaptığı konuşmada, Suriye Devlet Başkanı'nı eleştirerek, 'Halkına zulmedenler ayakta kalamayacaklardır. Zira zulüm ile abat olunmaz. Artık otokrasi dönemleri bitiyor. Totaliter rejimler gidiyor.” Dediğini basından takip ediyoruz. Cuma Hutbesinde Teşekkür. Cuma namazı için Şehitler Meydanı'na gelen Erdoğan'a, Libyalılar sevgi gösterisinde bulunduğunu Televizyonlarda seyrettik. Namazı Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil, Başkan Yardımcısı Mahmut Cibril ve heyetindeki bakanlarla birlikte kılmışlar. Cuma hutbesinde meydanı dolduran imam, Libyalıların Türk halkını yanlarında görmekten büyük mutluluk duyduğunu ifade etmiş. İmamın bu sözlerine binlerce Libyalının tekbir getirerek destek verdiklerini. ''Teşekkürler Türkiye, teşekkürler Erdoğan'' yazılı pankart ve posterlerin asıldığını memnuniyetle okuyoruz. Petrolünüzde gözü olanlara prim vermeyin. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Libya Ulusal Geçiş Konseyi (UGK) Başkanı Mustafa Abdulcelil ile görüşmesinin ardından düzenledikleri ortak basın toplantısında kendisinden önce ülkeyi ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve İngiltere Başbakanı David Cameron'a üstü kapalı mesajlar gönderdiğini. Şehitler Meydanı'ndaki konuşmasında Libya'nın yeraltı zenginlikleri üzerinde hesap yapanlara asla prim verilmemesini istemiş. Sayın Başbakan Erdoğan, Ortadoğu'daki gelişmeler ve Filistin sorunu konusunda sorulan bir soru üzerine, 'Biz Filistinli kardeşlerimizin A'dan Z'ye yanındayız' diyerek, İsrail'in zulmüne asla seyirci kalamayacaklarını söylemiş. Ayrıca, Gazze veya başka bir yere giden Türk gemilerinin uluslararası sularda her an korunmasını temin edeceklerinin de altını çizerek, 'Doğu Akdeniz'de İsrail istediği gibi at oynatamayacak. Dediğini memnuniyetle okuyoruz. Başbakan Erdoğan'ın 'Arap Baharı' turunun yankıları batı basınında sürüyor. Financial Times yazarı David Gardner 'Erdoğan markası hem Araplar hem de Batı için faydalı' başlıklı analizinde, Başbakan Erdoğan'ın popülaritesinin Araplar ve Batı için paha biçilemez bir kazanç olduğunu belirtmiş. Gardner, 'Zafer turunu sürdüren Türkiye Başbakanı Arap dünyasındaki en popüler siyasetçi olma unvanını hak ediyor. Bazıları, Erdoğan'ın, 1187'de Kudüs'ü Haçlılardan geri alan Mezopatamyalı hükümdar Selahattin Eyyubi'den sonra Arapların en fazla hayranlık duyduğu Arap olmayan lider olduğunu söylüyor' diye yazdığını okuyoruz. Başbakanımız Erdoğan’ın Kuzey Afrika ziyareti çok başarılı geçmiştir. Arap kardeşlerimizin kendisine ve ülkemize gösterdiği ilgi ve yakınlıktan memnun olmamak mümkün değildir. Bu sebeple konuyu topluca sizlerle paylaşmak istedim. Eski hükümetler laik çevrelere ters düşmemek veya onlara şirin gözükmek için, bu eski Osmanlı toplumlarına soğuk davranmışlardır. Bu yüzden hem halkımız ve hem de kardeşlerimiz çok bedel ödemişlerdir. Bu soğukluğun giderilip, İslam kardeşliğinin yeşermesi çok ümit vericidir. Bu ziyaretin Türk İslam birliğinin kurulmasına ilk adım olmasını diliyoruz. Sömürgeci batı ve bağnaz Hıristiyan devletlerine ezilmemek için bu zorunludur. Bu ziyaretler zamanlama acısından da, çok iyi olmuştur. Başbakanımızın Birleşmiş Milletler ve Amerika Seyahatlerinden önce elini kuvvetlendirmiştir. Bu ziyaretlerin , Filistin’in tanınması, Ülkemizin yeniden Güvenlik Konseyi üyesi olması gibi, uluslar arası siyasette başarılı geçmesine vesiyle olmasını diliyorum.
Lütfi Tümtürk, 19.09.2011
Bu yazı 19.09.2011 tarihinden itibaren toplam 454 defa okunmuştur.
|