Gönül Maraşlıoğlu [Gönül Penceremizden] |
25.04.2012 |
Mevsimler ve İnsan
Değerli okuyucular mevsimler, insan ömrüne benzetilebilir. Bahar dünyaya gelişimizin ve canlılığımızın habercisidir sanki. Baharın gelişiyle çiçekler renkleri ve kokularıyla mutluluk şarkıları fısıldarlar. Yeşilin her tonu gözlerimizi dinlendirir. Bu muhteşem tablo ile bütün gönüller neşv ü nema bulur. Tarifsiz bir mutluluk sarar gönül dünyamızı. İnsan olarak yaratılmış olmanın erdemliğini keşfetmek üzere baharla yeniden varoluştur. Bütün canlılar kendi dilleriyle şükürdedirler. Şükürlerinin edasını: “O”’nun adını zikretmeleriyle gerçekleştirirler. Kâinat bu muhteşem sistemle yaratılmıştır. 17 / İSRA- 44: Tusebbihu lehus semâvâtus seb’u vel ardu ve men fîhinn(fîhinne), ve in min şey’in illâ yusebbihu bi hamdihî ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahum, innehu kâne halîmen gafûrâ(gafûren). 7 kat gökler ve yeryüzü ve onlarda bulunanlar, O'nu (Allah'ı) tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen bir şey yoktur. Ve fakat onların tesbihlerini siz fıkıh edemezsiniz (anlayamazsınız, idrak edemezsiniz). Muhakkak ki O; Hakîm'dir, Gafûr'dur (mağfiret edendir). Zikretmek konusunda sadece akıl ve serbest irade sahibi olan insan özgür bırakılmıştır. Onun tesbihata geçmesi ancak kendi talebiyle oluşur. Âlemlerin Rabbine olan şükrünü eda etmesi bir tek dilekle mümkün kılınmıştır. Bu dilek: “ Ölmeden önce ölmeyi dilemek”. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hadisinde buyurduğu gibi: “Mutu ente kablete mutu” ("Ölmeden önce ölünüz"). Ölmeden önce ölmek ; bize emanet olarak verilen ruhumuzun yaşarken Allah'a ulaştırılması. İşte hayata bir bahar misali geliş, can bulmak ancak bu dilekle mümkün. Dünyaya geldiğimizde Allah’a göre insan manevî cepheden ölüdür. Bir dilekle can bulur bedeni. Yaşarken kendisine emanet olarak verilen ruhunu; onun Sahibi olan Allah’a teslim etmeyi dilemesi ve kul olmak üzere bu âlemdeki varlığını idrâk etmesidir. Baharın müjdesini o an yaşayacaktır. Gönlünü sevgi tomurcukları alabildiğine sarmalıdır ki canlansın bedeni. Yoksa bütün bu güzelliklerden kâm almadan, yazlar geçer, sonbaharlar geçer ve kış gelir. Kış uykusu bastırmıştır alabildiğine, dur diyemez zamana, çünki artık onun yaşamdaki saatleri bitmiştir. Derin bir uykuya dalar tekrar bu âlemde uyanmamak üzere. Mevsimler: Bezm-i Elest’teki ruhun, vechin, nefsin ve iradenin teslimi için verdiğimiz yeminleri de hatırlatabilir bir başka mânâda. Dört mevsim ve dört teslim. Rabbinizin var olduğu bir dünyada yaşamaya başladığınız an baktığınız herşeyde ve yaşadığınız her olayda manevî bir cephe ararsınız. Kısaca idrâk edebildiğiniz her noktada Rabbiniz’in varlığını görmek, kâinattaki o muhteşem bütünlüğü hissetmek. İşte yaşamınızın anlam ve mânâ kazanması sizin bu noktadan bakmanıza bağlı. Topraktan gelen insanın, dünyaya geldiği anla başlayan hayatı bir gün sona erecek ve tekrar toprağa dönecektir. Hayatımızda dört mevsimi o eşsiz güzellikler içinde manevî cephesiyle yaşarsak, ölümün yeni bir yaşamda var olmak demek olduğunu idrâk edeceğiz. Hayatınızın; baharın güzel renkleriyle bezenmesi ve mutluluk şarkıları terennüm etmeniz dileklerimizle…
Gönül Maraşlıoğlu, 25.04.2012
Bu yazı 25.04.2012 tarihinden itibaren toplam 499 defa okunmuştur.
|