email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Emek Durmuş [Hayat Gibi] 24.08.2010

Emek Durmuş
Habertürk'te Mahmud Erol Kılıç ile harika bir akşam
Farkın adı; "faydalı ilim"

Her cümlesi bir haber değerini taşıyan bu sohbeti nasıl bir başlıkla sizlere sunacağımı inanın uzun süre düşündüm. İşin kötüsü bırakın başlığı, içeriği nasıl toparlayacağımı bile hala düşünmekteyim. Acaba içtenlikle sunmak istediğim sevgi, saygı ve şükranlarımı mı dile getirmeliyim önce? Yoksa programın içeriğinden notlar mı sunmalıyım? 

İyisi mi önce neden bahsettiğimi daha açık ifade edeyim. 

Habertürk, Serdar Turgut ve Pelin Çift'in sunduğu Öteki Gündem programı ile Cuma akşamı izleyicileri ekrana kilitledi. Bir habercilik başarısı yakaladı. Bir fark yarattı. Farkın adı; "faydalı ilim" idi. Ekranlarda gömeye alışık olmadığımız türden bir ilim. Programın konuğu Marmara Üniversitesi Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç idi. 

**

Son günlerin ünlü filmi Inception- Başlangıç'ın başlangıcında geçen bir cümle var. "Fikir en çabuk yayılan virüstür. Ve bir fikrin yok olması neredeyse imkansızdır." 

Fikirlerden bilinçaltı yollarımız, kodlarımız, tecrübelerimiz ve markalarımız oluşur. Hergün toplumsal olarak ve bireysel olarak binlerce fikir alıp veririz. Kimi zaman kitlesel olarak kodlanırız. 

Aklımızdan asla çıkmayacak bir fikirden, bir markadan söz etmek istiyorum sizlere. Bilinçaltımıza işlemiş en eski koddan... Çocukluğumuzda yaşadığımız pek çok şeyi hatırlayamayız ama hayatımıza yön verirler ya, o misal.

Bilinçaltımızın en derinlerinde, en eskide ne vardır? Hani o 40. oda dediğimiz, bizim için meçhule gömülen ama ömür boyu sırrını aradığımız odada?

Kalu bela günü olabilir mi? Bütün nefsler İndi İlâhi'de toplanmış. Ve soruluyor; Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Cevap veriyoruz; Kalu bela. Evet Sen bizim Rabbimizsin. Hatırlamıyoruz ama yaşanmış.

Bir anne çocuğuna anlatır; "sen küçükken sandalyenin üzerine çıkar şarkı söylerdin." Hatırlamayız ama yaşanmıştır.

Kalu Bela günü geçiyor. Annemizin rahmine bir alak olarak tutunmuşuz. Sonra bize ruh üfleniyor. Yaratılıyoruz. Var ediliyoruz. Yahut diriltiliyoruz. Henüz konuşmayı bilmiyorken bir algılayış biçimimiz ve iletişim sistemimiz var. Bebekken nelerle ve ne şekilde iletişim kurardık, dünya algımız nasıldı, nasıl gelişti bilmiyoruz, hatırlamıyoruz ama yaşanmıştır. 

Anlatmaya çalıştığım şey şu; insanın zihninden asla çıkmayacak olan bir fikir vardır; Yaratıcısı Allah. 

Sonrasında nelerle kodlanmış olursak olalım; bu dünyadaki en büyük marka, en büyük imge O'dur, Allah'tır. O'nun yarattığı dünyada başka bir şeyin en büyük marka olması da düşünülemezdi sanırım. 

Allah'a teslim olmak fıtratıyla yani hanif fıtratıyla yaratılmış olan insanlar... Hz. Adem'den bu yana yaşanmış olan bir inanç, bir sistem. İadesiz, taahhütsüz bir mutluluk vaadi. Uygulanmış, harika sonuçlar doğurmuş ve gıpta ile bakılan bir fikir; din. Aklımızdan çıkmayacak olan ikinci marka. 

Gelelim yakın tarihe. Aleme nizam veren bir devlet. Eskiden hakimiyeti altında olan ülkelerin insanlarının bile hala unutmadıkları, her zaman sevgi ve saygıyla andıkları bir devlet. Osmanlı ve onun inanç ve yönetim sistemi; tasavvuf yani İslam.

Şimdilerde eğitim, medya ve siyaset organları bizleri nelerle kodluyor olurlarsa olsunlar; Osmanlı'ya yani yakın tarihimize dair yanlış bilgilerle mi? Dinin bidatlerle doldurulmuş, yağmalanmış haliyle mi? Ve Allah dememenin tabu haline geldiği bir iletişim şekliyle mi? 

Ne olursa olsun; Başlangıç filminde geçtiği gibi bu fikrin yok olması imkansızdır. 

Hiçbir dönemde ve hiçbir etki insanın; varoluşu, ruhu, yaratılışı ve Yaratıcıyı muhasebe etmesini engelleyemez. Bu soru işaretlerini ve bu yönelimleri silemez. 

Dolayısıyla birgün gelir insanlar muhakkak muhasebeler yaparlar. Bireysel ya da toplumsal olarak.  

İnsanlar varoluşu muhasebe ederler, dini muhasebe ederler, tarihi muhasebe ederler. 

** 

Özellikle ahir zaman olan bu dönemde bu muhasebeler yapılacak. 

Ahir zamanı 2012 filmini ve mayaların kehanetlerini tartışarak geçireceğimizi mi düşünüyorsunuz? Hayır.

40. odanın kapısı çalınacak.

İşte o gün dünya ve Türkiye yeni bir döneme girecek. 

O dönem başlamış olabilir mi sizce? 

**

Bu noktada medya ile ilgili soru işaretleri takılırdı aklıma. 

Ahir zamanda muhakkak gerçekleşecek olan bu değişimi medya neresinden takip etmeye başlayacak?

Medyanın haber yakalamak gibi bir işlevi olması gerekir değil mi?  

Herkesin ardından o gelirse vay haline. 

Zira bu gelişime tanıklık edecek ve yönlendirecek olan medya Türkiye'nin önder medyası olacak, bu gelişime gözünü kapayan medya ise yavaş yavaş tükenecek. 

** 

Faydalı ilim bu noktada devreye giriyor. 

Dinin; şaka malzemesi, reyting listesi aracı, sansasyon malzemesi olarak kullanıldığı dönem kendi kendini sonlandıracak.

Kumdan kaleler yıkılacak. 

Allah'ın ayetlerini az bir bedele satanlar, ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek isteyenler sonsuza dek konuşabilecekler mi sizce? 

Medyanın din konusuna yönelimindeki şımarık çocuk halinden çıkması için geç kalma sinyalleri çalmaya başlamışken, çok şükür son zamanlarda bazı kıpırdanmalar başladı. 

Bu kıpırdanmaların başlamasında, tasavvuf kanalı misyonu ile yayın yapan MPL adlı kanalın rolü yadsınamaz. 

Ne güzel ki, samimiyeti ve cesareti ele alan medya kuruluşları kendilerine yakışır biçimde işin özünü, haberin gerçeğini, ilmin faydalısını konuşmaya başladılar. 

** 

İşte bu açıdan Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç ile yapılan yayın heyecan vericiydi. 

Sayın Kılıç, programın kısıtlı süresine rağmen, tasavvufu günümüzün diliyle etkileyici biçimde izleyicilere aktardı.  

Verilen bilgilerden bazılarını sunmak istiyorum sizlere;

"Tasavvuf Hz. Adem'den bu yana yaşanır."

"İslam zamana ve mekana bağlı olmayan, kişinin kalbinden Allah'a doğru uzanan (yani sırat-ı müstakim üzere, Allah'a doğru bir istikamet üzere olan) dikey bir eğitim sürecidir." 

"İslam dikey basamaklardan oluşur. Tasavvuf şekilden öze, zahirden batına doğru uzanan basamaklarda İslam'ın yaşantıya geçirilmesi halidir."

"Tasavvufun yani İslam'ın giriş kapısı talep kapısıdır." 

"Dünyada tarikat bağlantısı olmayan bir devlet yok gibidir. Ve Türkiye'de İslam dışı bir çok tarikat aktiftir. Evren boşluk kaldırmaz. Tekkelerin ve zaviyelerin kapatılmasıyla onların yerini radikal İslam ve İslam dışı tarikatlar almıştır." 

"Tekkelerin kapatılması iyi niyetli bir hatadır." 

"Günümüzün yanılsamalı dünyasında spiritüel koçumun verdiği mantrayı uyguluyorum demek "in", mürşidimin verdiği zikir esmalarını uyguluyorum demek "out"tur." 

"Üst seviyede ilmi ön planda tutan, birleştiren, tevhidi oluşturan ve insanın spiritüel yapısını ihtiyacı olan yöne, özüne doğru yönelten tasavvuf okullarının yaşaması, toplumun gelişimini, refahını ve ayrımcılığın sona ermesini sağlayabilecek yegane yoldur."

"Osmanlı'da siyasetçiler, ilim sahiplerinin yani ariflerin pratisyenleri, uygulayıcılarıydılar." 

"Yönetimi uygulamak bir mühendislik işidir. Mühendislerin ariflerle bağlantısı koparsa yönetimin ilimle bağlantısı kopar." 

"Kuran okuyucusuyla beraber yaşayan bir kitaptır. Peygamber Efendimiz (SAV) Kuran'ı yaşayarak okudu. Kuran'ın okuyucuları onu yaşayanlardır. Kuran'ı yaşayarak günümüze taşıyan kimseler olmazsa, onu ancak bir hikaye kitabı olarak değerlendiririz." 

**

Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç'ı beğeniyle dinleyen Serdar Turgut ve Pelin Çift'in son noktada sordukları sorular günümüzde takılıp kaldığımız noktaları çok güzel ifade ediyordu;

"Bu anlattıklarınız ütopik düşünceler değil mi?" 

Sayın Kılıç'ın cevabı; "Ütopya hayal edilen ve ulaşılması zor görünen bir hedeftir. Bu tecrübe edilmiş, yaşanmış ve sonuçları görülmüş bir sistemdir."

Serdar Turgut'un yorumu ise şöyleydi;

"Ama Cumhuriyet rejimi bu anlattıklarınızdan korkar." 

 

Bir zamanlar Cumhuriyet halkın hüküm verdiği yönetim şekli olarak tanımlanırdı. 

Şimdi ise; biz halkız. Cumhuriyet bizim "iye"miz. Ama elleyemeyiz. 

Sayın Serdar Turgut halk bu anlattıklarınızdan korkar diyemiyor, çünkü kendisi korkmuyor, merak ediyor ve takdir ediyor. 

Halk korkar diyemiyor. Çünkü halk insanlardan oluşuyor. Ve halkın algıları var. Halka bir doğru sunulursa değerlendirme ve doğruyu yanlıştan ayırt etme özelliği var. Halk aklediyor, hissediyor, düşünüyor. 

Cumhuriyet korkar diyor. 

Cumhuriyet kim?

Onunla konuşmak, bir dahaki programa davet etmek mümkün müdür acaba? 

Ağzı dili var mıdır?

Cumhuriyet korkak mıdır?

Cumhuriyet kendisine güveniyorsa niye korksun ki?

Peygamber Efendimizin (SAV) "Bu milletin Efendisi ona hizmet edendir" hadisinde buyurduğu gibi, sistemler ve efendiler hizmet etmek için var. 

Ve bir büyük sistem, kendisinden küçüğünden korkmaz, ancak ona hizmet edebilir, hamisi olabilir.   

**

Şahsen Sayın Mahmud Erol Kılıç'ın anlattığı hiçbirşeyden korkmadım. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır. Beni mutlu etti. Kimbilir kaç kişiyi heyecanlandırdı ve mutlu etti. 

Allah ondan, onu maddi, manevi yetiştirenlerden ve programa konuk edenlerden razı olsun. 


 

Emek Durmuş, 24.08.2010

Bu yazı 24.08.2010 tarihinden itibaren toplam 6283 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.
Gelecek Tasavvuf
Evet ben de o akşam Haber Türk ekranına kitlenenlerdenim. Öncelikle değerli hocam Profesör Mahmut Erol Kılıç'ı nefessiz izleyenlerden olmanız ve bu duygularınızı da kağıda dökmüş olmanızdan dolayı sizi tebrik ediyor ve aynı duyguları bize ortak yaşatan Rabbime de sonsuz şükrediyorum. Değerli hocamıza da bu yaşadıklarımıza vesile olduğu için sonsuz şükran ve saygılarımı sunuyorum. Hocamızın üslüp, bilgi ve özgüvenine hayran kaldım. Özellikle devletimizin yetkililerine seslenerek "Gelecek Tasavvuf'ta" mesajını çok net ve berrak bir şekilde vererek bu ülkenin kurtuluşunun anahtarını yetkililere sunmasından dolayı kendisine hayran kaldım. Evet, bu toplumun bu devletin kurtuluşunun anahtarı Tasavvufta. Sizi de bu yürekli yazınızdan dolayı candan tebrik ediyorum Emek Hanım. Allah sizin, Mahmut Hocamızın ve sizler gibi yürekli kişilerin yar ve yardımcınız olsun. Gelecek Peygamber Efendimizin yaşadığı T A S A V V U F'ta.
Talip, 25.08.2010 14:15:00

BENCE CUMHURİYET KORKMAZ FİLMDEN ÖRNEK VERDİNİZ CUMHURİYETE KORKU FİKRİNİ SALAN BİRİLERİ OLDUĞU KESİN BU YÜZDEN HERKES PEYGAMBER EFENDİMİZİN BAHSEDİNİZ HADİSİNE SARILIRSA.. HERKES HİZMET İÇİN YARIŞIRSA ELBETE BU ÜLKE HAK ETTĞİ YERE GELİR. SAHABENİN YAPTIĞI GİBİ HAYIRLARDA YARIŞMANIN VAKTİ GELMEDİ Mİ_?
mavigöl, 25.08.2010 16:18:00

İlkay Yılmaz İlkay Yılmaz
vazgeçmek mi, pes etmek mi
"Ey dünya, senin için çalışanı yor, benim için çalışana hizmet et" İnsanız hayallerimiz var isteklerimiz var. Bunlar için var gücümüzle çalışıyoruz, dua ediyoruz, talep ediyoruz ama bazen "nasip" olmuyor. Bilemiyoruz arkasındaki hikmeti. muhakkak ki...

devamı...
Sibel Yiğit Sibel Yiğit
'Bu kıldığım namaz değil' benim
Çok seviyorum derken tüm insanları, sevgisiz günlerim artık gerilerde kaldı diye seviniyorken için için öyle bir hata yaptım ki birkaç ay önce; ah bilseniz nasıl yanmaktayım... Bir insanı kırdım ben. Çok severken, asla incitmek istemezken, kıyamaz...

devamı...
Saliha Güner Saliha Güner
1 MAYIS'IN TARİHÇESİ
Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-parent:"...

devamı...

 
Önsöz / İslam'ın 28 Basamağı
İslam "Teslim" demektir, bizdeki 4 emanetin teslimi... Bu 4 teslim, 7 safhada yaşanır ve bu 7 safha 28 basamağa yayılmıştır. 7 cennetin ve 7 cehennemin olması tümü ile pozitif istikamette bulunduğumuz safha ve negatif istikamette bulunduğumuz safhaya karşılık gelmektedir. Bu 28 basamak Allah'a yaklaşım basamaklarımızdır. Önce 7 safhayı özetlersek:
  1. (3. basamak) Allah'a ruhumuzu ulaştırmayı dilemek,
  2. (14. basamak) Mürşide tabiyet (tarikat, tasavvuf ehli olmak)
  3. (21.basamak) Hidayete ermek (Ruhun yaşarken Allah'a ulaştırılması, nefs tezkiyesi burada tamamlanır) (1. teslim)
  4. (25. basamak) Fizik vücut teslimi (2. teslim)
  5. (26. basamak) Nefs teslimi (nefs tasviyesi burada tamamlanır) (3. teslim)
  6. (27. basamak) İrşad olmak (Allah'ın hikmeti öğretmesi bu basamakta tamamlanır)
  7. (28. basamağın 4. kademesi) İradeyi Allah'a teslim etmek (4. teslim)

Bu yazı dizimizde 28 basamağın tümünü teker teker ayetler ışığında inceleyeceğiz.

Yaşam
Yazarlarımız
HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 4 TESLİMDİR! - 3 Dr. Fazıl Nimet
Güneş ve Ay
İslâm âlemini topyekûn hüsrana sürükleyen korkunç hurafe! Mustafa Seyit
Ne Var? Ne Yok?
655 Mustafa Müjdeci
Her şey insan için
SEVGİ YOKSA YOKSUN Doğan Kuşman
Olayın İç Yüzü
Referandum İmtihanı Barış Aksoy
Dünyadan
Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
Spor Gündemi
Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
Sağlık Pınarı
İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
Kur'an ne diyor?
İlahi İradenin Hukuk Darbesi Lütfi Tümtürk
Olaylar ve Yorumlar
vazgeçmek mi, pes etmek mi İlkay Yılmaz
Az Öz
Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
Dinlerin Birleştirilmesi
Beni benden salıver Mehtap Abdi
Bir Yürek Mesafesi
'Bu kıldığım namaz değil' benim Sibel Yiğit
Hoşbeş
Mevsimler ve İnsan Gönül Maraşlıoğlu
Gönül Penceremizden
Zevkin Tadı ˝Kahve˝ Nazan Başoğul
Tabiat Eczanesinden Reçeteler
Muhtelif Mustafa Oğuz
Bakış Açısı
Diyarbakır Açık Müzesi Gülay Ozan
Gezgin
1 MAYIS'IN TARİHÇESİ Saliha Güner
Düşünce-Günce
MEYVE ÇEKİRDEKLERİ Diş Doktoru Gülbeyaz
Dişler Yolunda
Habertürk'te Mahmud Erol Kılıç ile harika bir akşam Emek Durmuş
Hayat Gibi
Allah'a Kul Olmak / Şeytana Kul Olmak Durdu Bahadır
Hidayet Esintileri
Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
Evrenin Zerafeti
Selefiler Almanya'da Bedava Kuran Meali Dağıtıyor Ender Eker
Almanya'dan
Keş nesil....2 Seyfi Usta
Bir de bizden dinleyin!
Anne Karnında Karekterin Etkilenmesi - 2 Deniz Temuçin
Bir İnsan Yetişirken
Terör Meselesi'nin Devlet Cephesi Korkut Eser
Politik Köşe
BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
Borsada bu hafta
Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
Tasavvuf
Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
Dünyadan
Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
Gül'e Özlem
Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
Mavera
Bilişim Köşesi Taha Erdem
Bilim Köşesi
Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
En Hayırlı Dost Kimdir
FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
muzik
Yunanistan ve Avro Kenan E. Akmaz
Belçika'dan
©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf