Durdu Bahadır [Hidayet Esintileri] |
02.10.2011 |
Allah'a Kul Olmak / Şeytana Kul Olmak
Hayat kitabımız Kuran’ı Kerîm’e baktığımız zaman , Allah’ın yolundan men eden üç çeşit “ Tagut “ olduğunu görüyoruz. Allahû Tealâ insan şeytanlara, cin şeytanlara ve şeytan olan şeytanlara “Tagut” diyor. İblis, Cennet’ten kovulduğu gün Yüce Rabbimize; “Kıyamete kadar bana mühlet ver ki, ben onların Sırat-ı Mustakim’leri üzerine oturacağım” demiş ve hepimize karşı ezeli ve ebedi bir düşman olduğunu ilan etmiştir. Gayesi bütün insanların hem dünyada hem de ahirette kaybetmesi ve kendisiyle birlikte cehennemi hakedenlerden olmasıdır. Hicr:35: Ve inne aleykel lâ’nete ilâ yevmid dîn(dîni). Ve muhakkak ki; lânet, dîn gününe (karşılıkların, ceza veya mükâfatın verildiği güne) kadar senin üzerinedir. Hicr:36: Kâle rabbi fe enzırnî ilâ yevmi yub’asûn(yub’asûne). (İblis): “Rabbim, öyleyse bana beas gününe (diriltilecekleri güne) kadar zaman ver.” dedi. A’raf: 16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme). (İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi. Görülüyor ki ; bizi bize bırakmayan ezeli bir düşmanımız var. Yegane hedefi; bizi Sıra t-ı Mustakim’den men etmek ve cehenneme sürüklemektir. Iblis bu hedefini yerine getirmek için tüm gücüyle çalışmaktadır. Onun insanları çağırdığı yol, Yüce Kitabımız’da “Gayy yolu” olarak adlandırılan Cehennem yoludur. Her insanın etrafında bir veya daha fazla sayıda şeytan şeytan (tagut) vardır. Görevleri; insanların Allah’a ulaşmayı dilemelerini engellemektir. İnsanlara: “Allah’a inanmanın yeterli olduğunu”, “Sıratı Mustakim’in doğru yol olduğunu”, “Ruh bedeni terk ederse insanın öleceğini”, “Hidayetin doğru yol olduğunu” empoze ederek onların Allah’a ulaşmayı dilemelerine mani olmaktadırlar. Şeytan, günümüz dîn tatbikatından “Hidayet” kavramını çıkartmayı başarmıştır. Aslî hedeflerin yerine vasıta emirleri devreye almış ve Emaniyye adını verdiğimiz; neticesi insanı kurtuluşa erdirmeyen el yazması boş bilgilerle insanları Allah yolundan men etmiştir. Ve bu hedefini kesin şekilde gerçekleştirmiştir. SEBE-20: Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne). Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular. Burada, neticesi kesin hükme bağlanmış bir tespitle karşı karşıyayız. Nedir bu tespit? Mü’minleri oluşturan bir fırkanın kurtuluşunun mümkün olduğu… Diğer bütün fırkaların kurtuluşunun mümkün olmadığı… O fırka hangisidir? “ Fırkayı Naciye” Fırkayı Naciye olarak adlandırılan, kurtuluşta olan bu tek fırka, Allaha Ulaşmayı dileyenlerin oluşturduğu bir topluluktur.. Üç beden ve serbest iradeyle yaratılan insanın görevi Allah’a kulluktur. Eğer bir insan Rabbine kul olmaz ise “ Tagutlara” kul olacaktır. ZÂRİYÂT-56: Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn(ya'budûni). Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım. Yüce Rabbimiz, Elest bezminde ruhumuz’dan, fizik bedenimizden, nefsimizden ve irademizden yeminler almıştır. Bu yeminler, insanoğlunun, dünya hayatını yaşarken Rabbine külliyen teslim olarak dünya ve ahiret mutluluğunu kesintisiz olarak yaşamasını hedeflemektedir. İşte gerçek kulluk, ahsen kulluk, ibadetin ötesinde teslimleri de içine alan bu kulluktur. Allah’a kul olmayarak nefsine kul olan insan şeytanlar; insanları Allah yolundan men eden ve hevasına uyan kişilerdir. CÂSİYE-23: E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne). Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) kıldı (çekti). Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz? Günümüz yaşantısı içerisinde, ne dînî öğretim kurumlarındaki müfredatta, ne de tatbikatta, gerçek kulluk yer almamaktadır. 7 safha ve 4 teslimden oluşan İslâm öğretilmemektedir. Allah’a ulaşmayı dilemek ve zikir devre dışı bırakılmıştır. Kala kala sadece vasıta emirleri içeren İslâm’ın beş şartı kalmıştır. Oysa bir insan, Allah’a ulaşmayı kalben dilemedikten sonra hangi ibadeti yaparsa yapsın, bu onun kurtuluşu için yeterli değildir, gideceği yer cehennemdir. Bir insan, ibadetleri yaparak Allah’a kul olmaz, “Abid (ibadet eden)” olur. Fakat Allah’a kul olmak, bunun çok ötesinde bir olgudur. Başlangıç noktası Allah’a ulaşmayı dilemektir. Rabbim hepimizi tagutların şerrinden korusun inşâllah… Âmenû olup, teslimleri gerçekleştirenlerden eylesin inşaallah… İbrahim vâri diyoruz ki ; “Mevlâ görelim neyler, Neylerse güzel eyler.!”
Durdu Bahadır, 02.10.2011
Bu yazı 02.10.2011 tarihinden itibaren toplam 2314 defa okunmuştur.
|