email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Dr. Fazıl Nimet [Güneş ve Ay] 1/28/2012

Dr. Fazıl Nimet
DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? - 3

Allah ile insanlar arasındaki ilişki her şeyden evvel bir kalp ilişkisidir. Allahû Tealâ kişisel iradeyi mutlaka devrede görmek ister. İnsanlar Allah’a ulaşmayı dilemedikçe birinci ve ikinci basamaklarda kalacaklardır. Allah tarafından seçilmiş olsalar da netice değişmez. İnsanlar kendi iradeleriyle Allah’a ulaşmayı dilemedikçe daima dalâlette kalacaklardır.
Öyleyse biliniz ki dînde zorlama yoktur. Allahû Tealâ tarafından zorlama yasaklanmıştır. Zorla hiç kimse bir başka kişiyi Allah’ın yoluna da alamaz, Allah’ın yolundan da çıkaramaz. Hiç kimse bir başka kişiyi zorla hidayet üzere kılamaz. Hidayete erdiremez, hidayetten de dalâlete düşüremez. Meğer ki kişi kendisi karar vererek bunu yaparsa o zaman sonuç hasıl olur.
Şunu anlıyoruz ki kul ile Allah arasındaki ilişkilerde kesinlikle zorlama yoktur. Ne zorla kişiyi îmân sahibi kılabilirsiniz, ne zorla îmân sahibi kişiyi kâfir kılabilirsiniz. Zorla îmân sahibi kişinin de kâfir kılınamayacağını Allahû Tealâ Nahl Suresinin 106. âyeti kerimesinde dile getiriyor.
Nahl Suresinin 106. âyeti kerimesine baktığımız zaman şunu görüyoruz:

16 / NAHL - 106: Men kefere billâhi min ba’di îmânihî illâ men ukrihe ve kalbuhu mutmainnun bil îmâni ve lâkin men şereha bil kufri sadran fe aleyhim gadabun minallâh(minallâhi), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Kalbi îmânla mutmain olmuş olduğu halde zorlanan kimse hariç, fakat kim îmânından (hidayete erdikten) sonra Allah'ı inkâr ederse ve kim küfre göğüs açarsa (irşad makamından şüphe edip fıska düşerse, kişinin küfrü talebi sebebiyle, Allahû Tealâ, onun göğsünü küfre açar, şerheder), artık Allah'tan bir gazap onların üzerinedir ve onlar için azîm azap vardır.

16 / NAHL - 107: Zâlike bi ennehumustehebbûl hayâted dunyâ alel âhıreti ve ennallâhe lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne).
İşte bu, onların dünya hayatını, ahiret hayatına göre daha çok sevmeleri ve Allah'ın, kâfir kavmi hidayete erdirmemesi sebebiyledir.

Bu onların dünya hayatını ahiret hayatına göre daha çok sevmeleri ve Allah’ın kâfiri hidayete erdirmemesi sebebiyledir.

16 / NAHL - 108: Ulâikellezîne tabeallâhu alâ kulûbihim ve sem’ihim ve ebsârihim, ve ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
İşte onlar, Allah'ın kalplerini, işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği (mühürlediği) kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, gâfillerdir.



Onlar, Allahû Tealâ’nın kalplerinin işitme hassalarını görme hassalarını tab ettiği kimselerdir. İşte onlar onlar gafillerdir.

16 / NAHL - 109: Lâ cereme ennehum fîl âhıreti humul hâsirûn(hâsirûne).
Onların, ahirette hüsrana düşenler olduğuna şüphe yoktur.

Onların ahirette hüsrana düşenler olduğundan şüphe yoktur.

16 / NAHL - 110: Summe inne rabbeke lillezîne hâcerû min ba’di mâ futinû summe câhedû ve saberû inne rabbeke min ba’dihâ le gafûrun rahîm(rahîmun).
Daha sonra da muhakkak ki senin Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret (göç) edenlere sonra da cihad edip sabredenlere, şüphesiz (bütün) bunlardan sonra, elbette Gafur (mağfiret eden)'dur ve Rahîm (rahmet nuru gönderen)'dir.

Ama sonra muhakkak ki Senin Rabbin işkenceye uğrattıktan sonra hicret edenlere sonradan cihad edip sabredenlere şüphesiz ki bunlardan sonra Gafur’dur ve Rahîm’dir.

16 / NAHL - 111: Yevme te’tî kullu nefsin tucâdilu an nefsihâ ve tuveffâ kullu nefsin mâ amilet ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).
O gün, bütün nefsler gelir. Herkes (hayat filmini görerek, kaybettiği ve kazandığı dereceler açısından) kendi nefsi ile mücâdele eder. Ve herkese amelleri (yaptıkları) ödenir. Ve onlara zulmedilmez (haksız olarak negatif derece yazılmaz).



Görülüyor ki o gün bütün nefsler gelir herkes kaybettiği ve kazandığı dereceler açısından kendi nefsleri ile mücadele eder. Herkese amelleri yaptıkları ödenir. Onlara zulmedilmez. Haksız olaraktan negatif derece yazılmaz.

Allahû Tealâ hidayete erdikten sonraki kişinin durumunu bir misalle bize açıklıyor.

16 / NAHL - 112: Ve daraballâhu meselen karyeten kânet âmineten mutmainneten ye’tîhâ rızkuhâ ragaden min kulli mekânin fe keferet bi en’umillâhi fe ezâkahallâhu libâsel cûi vel havfi bimâ kânû yasnaûn(yasnaûne).
Ve Allah, (korkudan) emin ve mutmain (huzurlu, tatmin olmuş) olan bir şehri (halkını) misal verdi. Onun rızkı, heryerden bol bol geliyordu. Fakat o (şehir halkı), Allah'ın ni'metlendirmesine nankörlük etti. Bundan sonra Allah, onlara yapmış olduklarından dolayı açlık ve korku libasını tattırdı.

“Allah korkulan emin, mutmain olmuş bir şehri misal verdi. Onun rızkı her yerden bol bol geliyordu. Fakat o şehir Allah’ın ni’metlendirmesine nankörlük etti. Bundan sonra Allah onlara yapmış olduklarından dolayı açlık ve korku libası giydirdi.

16 / NAHL - 113: Ve lekad câehum resûlun minhum fe kezzebûhu fe ehazehumul azâbu ve hum zâlimûn(zâlimûne).
Ve andolsun ki; onlara, kendilerinden (kendi içlerinden) bir resûl geldi. Fakat onu yalanladılar. Böylece azap onları yakaladı. Ve onlar zalimlerdir.

Allahû Tealâ’ya hamd olsun onlara kendi içlerinden resûl geldi. Fakat onu yalanladılar. Böylece azap onları yakaladı. Böylece onlar zalimlerdir.”
Nahl Suresinin 114. âyeti kerimesine baktığımız zaman şunu görüyoruz:

16 / NAHL - 114: Fe kulû mimmâ razakakumullâhu halâlen tayyiben veşkurû ni’metallâhi in kuntum iyyâhu ta’budûn(ta’budûne).
Öyleyse Allah'ın sizi rızıklandırdığı helâl ve tayyib (güzel, temiz) olan şeylerden yeyin! Ve eğer siz, yalnız O'na kul olduysanız, Allah'ın nimetlerine şükredin!

Başkalarını Allah’ın Yolundan Men Edenler Ağır Bir Vebal Altındadır!
Kul ile kullar arasındaki ilişkilerde elbette müdahale vardır. Zekât kul ile kul arasındaki bir ilişkidir. Kişinin özgürlüğü başka birisinin özgürlüğünün başladığı yerde biter. Dolayısıyla kulların üzerimizde maddî ve manevî hakkı vardır. Olaya baktığınız zaman net olarak şunu görüyoruz. Hz. Ebû Bekir (R.A) 14 asır evvel insanlara: “Siz namaz kılmasanız o sizinle Allah arasında, oruç tutmazsınız o sizinle Allah arasında, hacca gitmezseniz o sizinle Allah arasında, kelime-i şehadet getirmezseniz o sizinle Allah arasında, ama zekât vermediğiniz zaman ben size savaş açarım” diyor.
Çünkü zekât kul hakkıdır ve kulun hakkını gasp edenin üzerine sorumluluk vardır. Mutlaka hakkın hak sahibine ödenmesi gerektiği beyan edilmektedir. Demek ki kul hakkı için her türlü mücadeleyi vermemiz lâzım. Kul ile Allah arasındaki ilişkilerde o sebeple küfür devam eder. Ama zulüm devam etmez. Nitekim manevî istikametteki olayda da durum aynıdır. Kâfir olup Allah’a ulaşmayı dilemeyen hiç kimseyi Allahû Tealâ zorla onlara “Bana kul olun demiyor.” Ama her kim Allah’a ulaşmayı dilemeyip de, başkalarının da dilemesine mani olunca Allahû Tealâ onlarla savaşmamızı emrediyor.

Fitne Katilden Büyüktür!
Evet, fitne katilden büyüktür. Yani kendisi Allah’a ulaşmayı dilemeyip başkalarının dilemesine mani olan insanlar fitneye sebep oluyorlar. Dolayısıyla “Fitne katilden büyüktür” hükmü gereğince Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dilemeyip başkalarının dilemesine de mani olanlara kıtal etmemizi emrediyor.
Bakara Suresinin 217. âyeti kerimesine baktığımız zaman net olarak bunu görüyoruz.

2 / BAKARA - 217: Yes’elûneke aniş şehril harâmi kıtâlin fîh(fîhi), kul kıtâlun fîhi kebîr(kebîrun), ve saddun an sebîlillâhi ve kufrun bihî vel mescidil harâmi ve ihrâcu ehlihî minhu ekberu indallâh(indallâhi), vel fitnetu ekberu minel katl(katli), ve lâ yezâlûne yukâtilûnekum hattâ yeruddûkum an dînikum inistetâû ve men yertedid minkum an dînihî fe yemut ve huve kâfirun fe ulâike habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhireh(âhireti), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Sana haram (hürmetli) aydan ve onun içinde yapılan savaştan soruyorlar. De ki: “Onun içinde (o ayda) savaş büyük (günahtır). (Fakat insanları) Allah yolundan saptırmak (alıkoymak) ve O'nu inkâr etmek, (mü'minlere) Mescid-i Haram'ı (yasaklamak) ve onun halkını oradan (Mekke'den sürüp) çıkarmak ise Allah katında daha büyüktür (büyük günahtır). Ve fitne, (adam) öldürmekten de daha büyüktür (bir suç ve günahtır). Eğer onların güçleri yetse (yapabilseler), sizi dîninizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri kalmazlar. Sizden kim dîninden dönerse, o taktirde o, kâfir olarak ölür. Bu sebeple işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. ve onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır.”



Demek ki haram aylarda savaşmak büyük günahtır, Allah yasaklamıştır. Ama insanları Allah yolundan saptırmak fesada sebep olmak daha da büyük günahtır. Bu sebeple fitne öldürmekten daha büyük bir suçtur. Eğer onların güçleri yetse sizi dînizden döndürünceye kadar geri kalmazlar. Sizden kim dîninden dönerse o kâfir olarak ölür. Bu sebeple işte onların amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. Ve işte onlar ateş ehlidir. Ve onlar orada ebediyen kalacaklardır.
Öyleyse kul ile kul, kul ile Allah arasındaki ilişkilerde zorluk olmamasına karşılık, kul ile kul arasındaki ilişkilerde hakkın hak sahibine teslim edilmesi söz konusudur. Ve mutlaka orada bir mücadele yapmamız gerekir.

2 / BAKARA - 218: İnnellezîne âmenû vellezîne hâcerû ve câhedû fî sebîlillâhi, ulâike yercûne rahmetallâh(rahmetallâhi), vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Muhakkak ki âmenû olanlar ve hicret (göç) edenler ve Allah yolunda cihad edenler, işte onlar, Allah'ın rahmetini dilerler. Ve Allah, Gafûr'dur, Rahîm'dir.

Görülüyor ki her halükârda bize düşen iki açıdan da konuyu incelemek ve âyetlerin hükümlerine râm olmak, Allah’ın âyetlerine teslim olmak, takva sahibi olmaktır. Kul ile Allah arasındaki ilişkilerde kesinlikle zorlama yoktur, müdahale yoktur. Ama kul ile kul arasındaki ilişkilerde müdahale vardır. Nitekim zekât kul hakkıdır. Kul hakkını ödemeyen kişiye Hakkın hak sahibine ödenmesi babında baştaki idareciye yetki veriyor. Allahû Tealâ hakkının hak sahibine ödenmesini kesinlikle farz kılıyor. “Dînde zorlama yoktur.” Kur’ân’ı Kerim’in hükmü budur. Ama ne yazık ki insanlar “Dîn seçiminde zorlama vardır.” diyorlar. Hayır ne dînin seçiminde zorlama vardır; çünkü dînin aternatifi yoktur. Ne de dînin içinde zorlama vardır. Tamamen kişi serbest iradesiyle Allah’a ulaşmayı diler dîni yaşar veya dilemez dîni yaşamaz hak ettiği azabı alır.
Bir yazımızın daha sonuna geldik.
Allah hepinizden razı olsun.

Dr. Fazıl Nimet, 1/28/2012

Bu yazı 1/28/2012 tarihinden itibaren toplam 7 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? - 3 (1/28/2012)
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 2 (1/11/2012)
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 1 (12/25/2011)
  • TAKVA NEDİR-3: 5, 6, 7. Safha Takva (12/12/2011)
  • TAKVA NEDİR-2: 2, 3, 4. Safha Takva (12/3/2011)
  • TAKVA NEDİR-1: 1. Safha Takva (11/26/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (3. Bölüm) (11/18/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (2. Bölüm) (10/4/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (1. Bölüm) (8/11/2011)
  • ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (II. BÖLÜM) (7/28/2011)
  • ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (I. BÖLÜM) (7/20/2011)
  • BİD’ATLER: (5/30/2011)
  • Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 3 (5/16/2011)
  • Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 2 (5/7/2011)
  • Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları -1 (4/25/2011)
  • KUTLU DOĞUM HAFTASI ÖZEL: (4/16/2011)
  • İSLÂM’DA AİLE, ANNE-BABA, ÇOCUK İLİŞKİLERİ (3/29/2011)
  • İNSANLAR STRESTEN NASIL KURTULABİLİR? (2/22/2011)
  • STRES NEDİR? (1/27/2011)
  • HAK MÜ'MİN KİMDİR? (1/16/2011)
  • Nîmetin kıymeti bilinmezse... (1/5/2011)
  • Hayır Allah’tan, Şer Nefsimizdendir (12/26/2010)
  • AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 2 (12/17/2010)
  • AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 1 (12/7/2010)
  • Dînde Zorlama Var mıdır? Yok mudur? (11/26/2010)
  • Sevgi Nedir? (11/16/2010)
  • TAKVA (11/4/2010)
  • Dîn Nedir? (10/24/2010)
  • MUHLİSLER (10/15/2010)
  • HİDAYETE VESİLE OLANLAR (9/30/2010)
  • EVLİYALIK (2. bölüm) (9/15/2010)
  • Kadir Gecesi (9/6/2010)
  • EVLİYALIK - (1. bölüm) (8/31/2010)
  • RAHMANI İNKÂR EDENLER, TAGUTU İNKÂR EDENLER (8/22/2010)
  • İhsanla Mürşide Tâbî Olmak Dînin Temelidir! (8/7/2010)
  • Kur'ân Hidayetle Okunur! (7/28/2010)
  • TASAVVUF 7 SAFHA HİDAYETİ YAŞAMAKTIR (7/17/2010)
  • MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-2 (7/4/2010)
  • MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-1 (6/21/2010)
  • Ruh ve Nefs - 2.bölüm (6/9/2010)
  • Ruh ve Nefs - 1.bölüm (5/27/2010)
  • Tatbikattan Kaldırılan Mürşide Tabiiyet, Huşû ve Namaz (5/7/2010)
  • CEHENNEME GİDENLER DÜNYA HAYATINDA ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYEN, SAĞIR DİLSİZ VE KÖRLERDİR (4/23/2010)
  • Allah'a Kul Olmak (4/2/2010)
  • Mutlu Olmak (3/25/2010)
  • Devrin İmamı Kimdir? (3/18/2010)
  • Mürşid Kimdir? (3/11/2010)
  • Emanetlerin Allah'a Teslimi (3/4/2010)
  • İslâm Nedir? (2/25/2010)
  • Resûl'e İtaat Allah'a İtaattir (2/17/2010)
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? - 3 Dr. Fazıl Nimet
    Güneş ve Ay
    Facebook'ta hayırlı bir iş: TEZEKKÜR Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    SEVGİ YOKSA YOKSUN Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    Kamu Vicdanı rahatsızmış.! Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    vazgeçmek mi, pes etmek mi İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Vakit ayrılık vakti Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    Tüme varım serüveni Sibel Yiğit
    Hoşbeş
    Potasyum Deposu ˝Tarçın˝ Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    “Kubbe-i Arzın Mihmandarları” 2 Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    Düşler kenti Diyarbakır Gülay Ozan
    Gezgin
    Divan_ı Kebir'den... Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    ORUÇTA AĞIZ KOKUSUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    Habertürk'te Mahmud Erol Kılıç ile harika bir akşam Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Allah'a Kul Olmak / Şeytana Kul Olmak Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya Eyaletinde Müslüman Çocuklara Din Dersi Ender Eker
    Almanya'dan
    3. Dünya savaşı kapıda... Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    Terör Meselesi'nin Devlet Cephesi Korkut Eser
    Politik Köşe
    BOYKOTA ÇAĞRI Gül Ağıl
    Hayat ve Biz
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Osmanlı'da Çocukların Eğitimi - 3 Nurefşan Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    Ben Müslüman mıyım Acaba - 2 Bahar Uz
    Sevgiye Yolculuk
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf