email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Dr. Fazıl Nimet [Güneş ve Ay] 5/16/2011

Dr. Fazıl Nimet
Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 3
“Kendin için istediğini mutlaka ama mutlaka kardeşin için de iste.”

Bu evrensel düstur, eğer bugün insanlar tarafından tatbik edilirse, bu dünya bir cennet olur ve herkes huzur ve mutluluğu yaşar. Aslında kendimiz için istediğimiz bütün güzellikleri, iyilikleri başkaları için de istesek karşı tarafla arada kavga, anlaşma olması imkânsızdır.

İnsanlar bazı insanların ateist olduğunu söyler. Bu karşın ben de diyorum ki aslında insanlar farkında değiller, ateist insan yoktur. Nedenini şöyle izah ediyorum; o ateist olan insana: “Kardeşim sana birisinin yalan söylemesini ister misin?” diye sorduğunuzda “Hayır” der.
“Birisinin sana ihanet etmesini ister misin?” diye sorduğunuzda “Hayır” der.
“Birisinin seni dövmesini ister misin?” diye sorduğunuzda “Hayır” der. Aslında bu kişinin bütün isteklerinin karşılandığı sistem dîndir. Dînin sahibi Allah'tır. Buna rağmen kişinin Allah'a îmân etmemesi, şeytanın ve nefsinin cehaletindendir. Çünkü aslında bu negatiflerin yapılmaması dîn çerçevesinde belirlenmiştir.
Ama ne yazık ki bunların uygulanması noktasında şeytan devreye giriyor. Ne olursa olsun bu gerçekleri bilen insanların davranış biçimi takva ve birr’dir. Allahû Tealâ Mucadele-9’da şöyle emrediyor:

58 / MUCÂDELE - 9: Yâ eyyuhellezîne âmenû iza tenâceytum fe lâ tetenâcev bil ismi vel udvâni ve ma’siyetir resûli ve tenâcev bil birri vet takvâ, vettekûllâhellezî ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).
Ey âmenû olanlar (Allah'a inananlar, îmân edenler)! Aranızda gizlice konuştuğunuz zaman artık günah, düşmanlık ve resûle isyan konusunda gizli gizli konuşmayın. Birr ve takva konusunda aranızda müşavere edin (görüşün). Ve kendisine haşrolunacağınız (huzurunda toplanacağınız) Allah'a karşı takva sahibi olun.

“Allah’ın emirlerine itaat ediniz ve yasaklarını çiğnemeyiniz. Allah’ın emirlerine itaat istikametinde yardımlaşınız, Allah’ın yasaklarına uymak istikametinde yardımlaşınız.”

Allahû Tealâ burada mü’minler için davranış biçimlerini formüle etmiş. Elimizde bir formül var. Allah’a ulaşmayı dileyen hakk mü’minlerden olan birisinin eşine, çocuğuna, komşusuna, etrafındaki herkese davranış biçimini Allahû Tealâ şöyle emrediyor: “Ey Bana ulaşmayı dileyen kulum! Sen takvada etrafındaki insanlarla yardımlaş.”

Yani “Evvela Allah’a ulaşmayı dile, sonra bu dileği başkalarına ulaştır.” Evvela Allah’ın zikrini yap, sonra bu zikri takva istikametinde başkalarına tavsiye et.” Yetmez, “Sen başkalarına mutsuzluk verme, o zaman sen de mutsuz olmazsın.” Yani yıkık duvarın dibinde oturma ki kötü rüya görmeyesin.

Günümüzde birçok insan, hayatı sadece bu dünya hayatından ibaret sanır ve mutluluğun bu dünya hayatının elde edilmesiyle tahakkuk edeceğini düşünür. Hâlbuki olayın 3 cephesi vardır:
1) Biz evvel emirde yaratılmış bir mahluk olmamız hasebiyle Allah’a karşı görevlerimiz vardır.
2) Dışımızdaki bütün insanlara karşı vazifelerimiz, görevlerimiz vardır.
3) Kendimize karşı vazifelerimiz vardır.

Örneğin Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Nefsinize zulmetmeyin, çünkü onun da üzerinizde hakkı vardır.” buyuruyor.
Nefsimizin üzerimizdeki hakkı 7 kademede nefsimizi tezkiye etmektir. Allahû Tealâ bu konuda ezelde bizden misak almış. Eğer biz nefsimizi tezkiye edersek, temizlersek o zaman nefsimizden pozitif düşünceler, pozitif sözler, güzel davranışlar sadır olur. Biz etrafımızdaki insanlara güzel söz söylediğimiz, güzel davrandığımız zaman, doğal olarak Allahû Tealâ bize mutlaka bunu yansıtır, bizi mutlu kılar.

Meşhur bir atasözü şöyle söylüyor: “İyilik yap, denize at, balık bilmezse Hâlık bilir.”
Kişi eğer îmân ederse, kim olursa olsun, kendisini öldürmeye gelen kişiye bile davranış biçimi budur.
Nitekim Habil ile Kabil arasındaki olay budur. Kabil kardeşine diyor ki: “Ben seni öldüreceğim.” Habil diyor ki: “Tamam sen gelip beni öldürebilirsin ama ben sana el kaldırmam.”
Bakın burada kendi hayatı söz konusu. Ama buna rağmen Allah’ın kanundan asla taviz vermiyor. İşte Allah’a bağlılığımızın dizaynı bu şekilde olması lâzım. Bunu ne zaman başarabiliriz, gerçekleştirebiliriz? Biz nefsimizi tezkiye ve tasfiye edersek yani nefsimizin üzerimizdeki hakkını yerine getirirsek gerçekleştirebiliriz.
İç dünyamızda nefse ruhun kavgası bittiği zaman, yani nefsimize karşı görevimizi yerine getirdiğimiz zaman biz mutlaka diğer insanlara karşı görevlerimizi yerine getiririz.
Dikkat edin, beşerî münasebetler, davranış biçimleri 3 grupta toplanmıştır.
1) Kısas
2) Af
3) Kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek.

İnsanda bu davranış biçimleri neye göre tezahür eder? Kişinin nefsine karşı olan vazifeleri yerine getirmesi oranında tezahür eder.
Henüz nefsini Allah’ın temel emrine uygun olarak tezkiye etmemiş bir insana, istediğiniz kadar “karşı tarafı affet” deyin, nefsindeki karanlıklar sebebiyle onun karşı tarafı affetmesi mümkün değildir.  Allahû Tealâ bunu bildiği için diyor ki; “Tamam, ama haddi aşma, kısasa ben sana izin veriyorum” diyor. “Fakat bil ki kısas ile af mukayese edildiği zaman ey kulum, Ben sana affı tavsiye ediyorum. Af kısastan daha hayırlıdır” diyor.

42 / ŞÛRÂ - 40: Ve cezâu seyyietin, seyyietun misluhâ, fe men afâ ve asleha fe ecruhu alâllâh(alâllâhi), innehu lâ yuhıbbuz zâlimîn(zâlimîne).
Bir kötülüğün cezası onun misli kadar kötülüktür. Fakat kim affeder ve ıslâh ederse artık onun ecri (mükâfatı) Allah'a aittir. Muhakkak ki O (Allah), zalimleri sevmez.

42 / ŞÛRÂ - 41: Ve le men intesare ba’de zulmihî fe ulâike mâ aleyhim min sebîl(sebîlin).
Ve gerçekten zulme uğradıktan sonra hakkını geri alan kimseler, işte onlar; onların üzerine (aleyhlerine) bir yol (ceza) yoktur.

Bu davranış biçimini kendisine hedef ittihaz eden bir insan, affedebilmek için öncelikle nefsinin manevî kalbindeki karanlıkları %51 oranında temizlemesi lâzım. Aksi takdirde karşı tarafta davranış biçimi olarak affı sergileyemez. Diyelim ki kişi ermiş evliyadan oldu. Artık başkasının kendisine yaptığı negatif davranışları affedebilme seviyesine ulaştı. Nitekim Allahû Tealâ Kur’ân’da bunu zikrediyor.

3 / ÂLİ İMRÂN - 134: Ellezîne yunfikûne fîs serrâi ved darrâi vel kâzımînel gayza vel âfîne anin nâs(nâsi), vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne).
Onlar (muttekîler), bollukta ve darlıkta (Allah için) infâk ederler (verirler) ve onlar öfkelerini yutanlardır (tutanlardır) ve insanları affedenlerdir. Ve Allah, muhsinleri sever.

Diyor ki: “Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler, öfkelerini yutarlar.” Yani “Başkalarının kendilerine yapmış olduğu negatif davranışlara kesinlikle cevap vermezler, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler.” Bu kişiler, minimum seviyede kalbi %51 nurlanan kişilerdir.
Fakat böyle bir insana kötülüğe karşı iyilikle mukabele etmesini söylerseniz, bu davranış biçimini sergilemesi henüz mümkün değildir. çünkü nefsinin kalbinde hala karanlıklar vardır. O karanlıklar sebebiyle, kötülüğe karşı iyilikle mukabele etmeyi kişi belki bikaç defa başarabilir, fakat devamlı olarak bu davranış biçimini sergilemesi imkânsızdır, nefsindeki karanlıklar sebebiyle mutlaka o da karşı tarafa negatif davranacaktır.

Acaba ne zaman o kişi istisnasız ve devamlı olarak (şartlar ne olursa olsun) kötülüğe karşı hayırla mukabele eder? Nefsinin manevî kalbindeki karanlıklar %100 temizlendiği an. Nefsinin afetlerinin kalmadığı noktada, o kişinin başkalarına karşı olan davranış biçimi sadece ve sadece güzelliktir.

O zaman bir kocanın eşine karşı davranış biçimi en güzel olabilmesi için kocanın Allah’ın emrettiği dizayn içerisinde 7 safha 4 teslimi yaşaması, Allah’a teslimiyet dizaynı içerisinde dîni yaşaması gerekir. Bir arıyı düşünün. Yaptığı balın %99’unu etrafındaki insanlara veriyor, %1’i ile hayatını idame ettiriyor.

Öyleyse bizler de, %100 üreteceğiz, etrafımızdaki ihtiyaç sahiplerine %99’unu vereceğiz, kendimiz için %1 tüketeceğiz. Görüldüğü gibi, kişinin eşine şefkatle, merhametle, sevgiyle yaklaşması, o kişinin Allah ile olan ilişkilerine bağlıdır.
Mutluluğun yegâne kaynağı Allah’tır, dîndir, Kur’ân’dır, başka bir kaynak yok. İnsanlar henüz bunun tadına varmamışlar. Tadına varan Allah’ın dostları "Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun" diyerek Allah’a aşık olmuşlar, daha ötede Allah’a hayran olmuşlar.

Allah razı olsun.

Dr. Fazıl Nimet, 5/16/2011

Bu yazı 5/16/2011 tarihinden itibaren toplam 1397 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 7 TESLİMDİR! - 1 (2/13/2012)
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? - 3 (1/28/2012)
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 2 (1/11/2012)
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 1 (12/25/2011)
  • TAKVA NEDİR-3: 5, 6, 7. Safha Takva (12/12/2011)
  • TAKVA NEDİR-2: 2, 3, 4. Safha Takva (12/3/2011)
  • TAKVA NEDİR-1: 1. Safha Takva (11/26/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (3. Bölüm) (11/18/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (2. Bölüm) (10/4/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (1. Bölüm) (8/11/2011)
  • ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (II. BÖLÜM) (7/28/2011)
  • ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (I. BÖLÜM) (7/20/2011)
  • BİD’ATLER: (5/30/2011)
  • Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 2 (5/7/2011)
  • Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları -1 (4/25/2011)
  • KUTLU DOĞUM HAFTASI ÖZEL: (4/16/2011)
  • İSLÂM’DA AİLE, ANNE-BABA, ÇOCUK İLİŞKİLERİ (3/29/2011)
  • İNSANLAR STRESTEN NASIL KURTULABİLİR? (2/22/2011)
  • STRES NEDİR? (1/27/2011)
  • HAK MÜ'MİN KİMDİR? (1/16/2011)
  • Nîmetin kıymeti bilinmezse... (1/5/2011)
  • Hayır Allah’tan, Şer Nefsimizdendir (12/26/2010)
  • AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 2 (12/17/2010)
  • AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 1 (12/7/2010)
  • Dînde Zorlama Var mıdır? Yok mudur? (11/26/2010)
  • Sevgi Nedir? (11/16/2010)
  • TAKVA (11/4/2010)
  • Dîn Nedir? (10/24/2010)
  • MUHLİSLER (10/15/2010)
  • HİDAYETE VESİLE OLANLAR (9/30/2010)
  • EVLİYALIK (2. bölüm) (9/15/2010)
  • Kadir Gecesi (9/6/2010)
  • EVLİYALIK - (1. bölüm) (8/31/2010)
  • RAHMANI İNKÂR EDENLER, TAGUTU İNKÂR EDENLER (8/22/2010)
  • İhsanla Mürşide Tâbî Olmak Dînin Temelidir! (8/7/2010)
  • Kur'ân Hidayetle Okunur! (7/28/2010)
  • TASAVVUF 7 SAFHA HİDAYETİ YAŞAMAKTIR (7/17/2010)
  • MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-2 (7/4/2010)
  • MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-1 (6/21/2010)
  • Ruh ve Nefs - 2.bölüm (6/9/2010)
  • Ruh ve Nefs - 1.bölüm (5/27/2010)
  • Tatbikattan Kaldırılan Mürşide Tabiiyet, Huşû ve Namaz (5/7/2010)
  • CEHENNEME GİDENLER DÜNYA HAYATINDA ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYEN, SAĞIR DİLSİZ VE KÖRLERDİR (4/23/2010)
  • Allah'a Kul Olmak (4/2/2010)
  • Mutlu Olmak (3/25/2010)
  • Devrin İmamı Kimdir? (3/18/2010)
  • Mürşid Kimdir? (3/11/2010)
  • Emanetlerin Allah'a Teslimi (3/4/2010)
  • İslâm Nedir? (2/25/2010)
  • Resûl'e İtaat Allah'a İtaattir (2/17/2010)
  • HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 7 TESLİMDİR! - 1 Dr. Fazıl Nimet
    Güneş ve Ay
    Facebook'ta hayırlı bir iş: TEZEKKÜR Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    SEVGİ YOKSA YOKSUN Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    Ülkemizi Karıştırmak İsteyen Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    vazgeçmek mi, pes etmek mi İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Güneşe bir kısa mesaj... Sibel Yiğit
    Hoşbeş
    ˝Kubbe-i Arz'ın Mihmandarları˝ 4 Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Vakit ayrılık vakti Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    Potasyum Deposu ˝Tarçın˝ Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    Diyarbakır Açık Müzesi Gülay Ozan
    Gezgin
    Divan_ı Kebir'den... Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    ORUÇTA AĞIZ KOKUSUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    Habertürk'te Mahmud Erol Kılıç ile harika bir akşam Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Allah'a Kul Olmak / Şeytana Kul Olmak Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya Eyaletinde Müslüman Çocuklara Din Dersi Ender Eker
    Almanya'dan
    3. Dünya savaşı kapıda... Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    Terör Meselesi'nin Devlet Cephesi Korkut Eser
    Politik Köşe
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Osmanlı'da Çocukların Eğitimi - 3 Nurefşan Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf