Dr. Fazıl Nimet [Güneş ve Ay] |
4/16/2011 |
KUTLU DOĞUM HAFTASI ÖZEL:
RESÛL’E İTAAT ALLAH'A İTAATTİR.
Âlemlere rahmet olarak gönderilen, Allah’ın Habibi, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in Kutlu Doğumunu idrak ettiğimiz bu günlerde yapacağımız en güzel şey, herhalde, O’nun bize bıraktığı mesajı idrak edebilmek için gayret göstermektir… Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in emirlerini hayatımıza tatbik edebilmek için öncelikle anlamamız gerekir. İşte bunun için, bu yazımızda, Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz’in bizlere miras olarak bıraktığı Kur’ân-ı Kerim’e uygun olan hadîs-i şeriflerinden bir tanesini açıklayacağız. “Kim bana itaat ederse muhakkak ki o; Allah’a itaat etmiştir. Kim bana isyan ederse o; Allah’a isyan etmiştir. Her kim imama, kâmil mürşide veya devrin imamına itaat ederse muhakkak ki; bana itaat etmiş olur. Her kim imama isyan ederse o da bana isyan etmiş olur.” (K: İbni Mâce, 8.cilt 2589 no’lu hadîs) Allah Resûl’ünün hadîs-i şerifinde beyan ettiği hakikat, aynı zamanda Nisâ Suresinin 80. âyet-i kerimesinde Allah'ın kelâmıyla bir kere daha zikredilmiştir:
4 / NİSÂ - 80:
Men yutiır resûle fe kad atâallâh(atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ(hafîzen).
Kim Resûl'e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah'a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine muhafız olarak göndermedik.
Nübüvvet Peygamber Efendimiz (S.A.V)’le Son Bulmuştur, Fakat Risalet Kıyamet Gününe Kadar Devam Edecektir! Kendisine itaat edilmesi işaret edilen resûl, Allahû Tealâ’nın bütün kavimler için tayin ettiği, devrin imamı olan resûldür. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) için Allahû Tealâ şöyle buyurmaktadır:
21 / ENBİYÂ - 107:
Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn(âlemîne).
Seni Biz, sadece âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Âyet-i kerimedeki “Âlemlere rahmet olarak gönderdik” ifadesine göre, asâleten devrin imamı olan Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) bütün âlemler için, her kavim için vazifeli olan resûldür. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’den sonra nebî gelmeyecektir. Ahzâb Suresinin 40. âyet-i kerimesi bu hakikati dile getirmektedir:
33 / AHZÂB - 40:
Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyin(nebiyyine), ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah'ın Resûl'ü ve Nebîler'in (Peygamberler'in) Hatemi'dir (Sonuncusu). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
Nübüvvet Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’le sona ermiştir ama risalet kıyâmet gününe kadar devam edecektir. Her kavimde, o kavmin ana lisanıyla Allah'ın âyetlerini tilâvet eden veli resûllerin varlığı Kur’ân-ı Kerim’de zikredilmektedir.
16 / NAHL - 36:
Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu), fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını, (Resûlün daveti üzerine Allah'a ulaşmayı dileyenleri) Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).
Başlangıç noktasında bütün insanlar dalâlet standartları içinde hayata başlar ve doğal olarak şeytanın kuludurlar. Ancak Allahû Tealâ insanları şeytanın kulu olmaktan kurtulup Allah’a kul olmaları için yaratmıştır. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in hadîsinde beyan ettiği gibi; “Her doğan çocuk hanif fıtratıyla, İslâm fıtratıyla doğar.” Hanif dîninin 3 özelliği vardır: 1) Vahdet, 2) Tevhid, 3) Teslim. Ehli kitap olan Yahudiler, Hristiyanların büyük bir kısmı ve Müslümanlar Vahdet akidesine; Allah'ın tekliğine îmân ederler. Ancak Tevhid akidesi bozulmuş, insanlar dînde fırkalara ayrılmış durumdadır. Tevhid akidesi yerli yerine oturmayınca teslimin gerçekleşmesi mümkün değildir. Küçük bir azınlık grubun dışında dînde fırkalara ayrılmış durumda olan bu insanlar Allah'ın dalâlette bıraktıklarıdır. Allahû Tealâ insanları hanif fıtratıyla yarattığı için herkese hanif dînini yaşamalarını emreder. Ancak Allahû Tealâ cüz’i irade (serbest irade) verdiği kulunun iradesine karışmamaktadır, kimsenin de karışmasını istememektedir. Öyleyse Allahû Tealâ katından gönderdiği kitaplarla ve âyetlerle, vazifeli kıldığı hidayetçilerle, resûllerle, serbest irade sahibi kuluna öğüt verecektir. Tebliğe muhatap olan kişi serbest iradesiyle Allah’a ulaşmayı dilerse; - Dalâletteyken hidayete erecek, - Şirkteyken takva sahibi olacak, - Küfürdeyken îmân sahibi olacak, - Fırkalara ayrılmış bir durumdayken tevhid standartları içerisinde olacaktır. Her Devirde Devrin İmamı Vardır! Her kavmin içerisinde, o kavmin ana lisanıyla Allah’ın âyetlerini tilavet eden velî resûller her zaman vardır:
23 / MU'MİNÛN - 44:
Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü'min olmayan kavim (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.
Allahû Tealâ her kavimdeki resûllerin içerisinden bir tanesini vekâleten devrin imamı olarak seçmektedir. Hadîs-i şerifte zikredilen: “Bana itaat eden Allah'a itaat etmiştir. Bana isyan eden Allah'a isyan etmiştir.” ifadesi Resûlullah (S.A.V)’in olmadığı dönemlerde, O'nun mirasını devralan imamlar için söz konusudur. Nitekim Resûlullah (S.A.V) Efendimiz hadîste buyuruyor ki: “Her kim imama itaat ederse bana itaat etmiştir. Her kim imama isyan ederse muhakkak ki; bana isyan etmiştir.” Hiçbir zaman parçası yoktur ki devrin imamı olmasın. Bu sebeple Peygamber Efendimiz (S.A.V) konunun önemine binaen bir başka hadîs-i şerifinde şöyle buyurmuştur: “Size ruh verenler gelecek. Onları arayın bulun. Kim zamanın imamına arif olmazsa o cahiliyye standartlarıyla ölür.” Öyleyse günümüzde de devrin imamı vardır. Allah'ın hanif dînini yaşamak isteyen herkesin mutlaka devrin imamına arif olması gerekir. Devrin imamına arif olmak için tek şart, Allah'a ulaşmayı dilemektir. Çünkü devrin imamı, hidayete erdirendir. Hidayet, insan ruhunun dünya hayatında Allah'a ulaşmasıdır. Kişi mürşidine tâbî olduğu taktirde Allahû Tealâ, devrin imamının ruhunu bir ni’met olarak o kişinin başının üzerine ulaştıracaktır. Öyleyse hadîs-i şerifle Kur'ân âyetleri birbiriyle %100 örtüşmektedir. İtaat Allah'ın kesin emridir. Bu konuda Allahû Tealâ şöyle buyurmaktadır:
3 / ÂLİ İMRÂN - 131:
Vettekûn nârelletî uiddet lil kâfirîn(kâfirîne).
Ve kâfirler için hazırlanmış olan o ateşten sakının.
3 / ÂLİ İMRÂN - 132:
Ve atîûllâhe ver resûle leallekum turhamûn(turhamûne).
Ve Allah'a ve Resûl'e itaat edin, umulur ki böylece siz rahmet olunursunuz.
Allah'a Giden Yol, Allah'a ve Resûlüne İtaatten Geçer Resûl Allah'ın âyetleriyle insanları Allah'a davet eder. Davete icabet eden kişi Allah ve resûlüne itaat etmiştir. Davete icabet etmeyen insan Allah ve resûlüne asi olmuştur. Hadîs-i şerifteki “imama isyan” Allah'a ulaşmayı dilememekle gerçekleşir. Tevhidin olmazsa olmaz şartı Allah'a ulaşmayı dilemektir. Ne yazık ki günümüzde insanların çok büyük bir kısmı dînde fırkalara ayrılmış, Allah’ın hanif dîninden, tevhidden sapmış durumdalardır. Allahû Tealâ en şerefli varlık olarak yarattığı insana ruhundan üfürmüştür. Allah’ın ruhu başka hiçbir varlıkta yoktur:
32 / SECDE - 9:
Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem'î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Allah bizim için emanet olan üfürdüğü ruhu, dünya hayatında, sahibi olan Allah'a iade etmemizi (ulaştırmamızı) emretmektedir. İnsan başıboş bırakılmamıştır. Allahû Tealâ hidayeti gerçekleştirmek üzere katından hidayetçileri ve şeriat kitaplarını göndermiştir. Bize düşen; Allah'ın temel emrine uyarak Allah'a ulaşmayı dilemek ve Allah'ın bizdeki emanetini hayattayken Allah’a teslim etmektir. Bu da Allah ve resûlüne itaatle mümkündür. ‘Allah’ın Amellerimizden Bir Şey Eksiltmemesi’ Ne Demektir? Fırkayı Naciye; Allah ve resûlüne itaatle ulaşılan Sıratı Mustakîm’in üzerinde bulunanlardır. Allah'ın temel emri itaati gerçekleştirmektir. Allahû Tealâ: “Allah ve resûlüne itaat ederseniz amellerinizden bir şey eksiltmez.” buyurmaktadır:
49 / HUCURÂT - 14:
Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah'a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi. Ve eğer Allah'a ve O'nun Resûlü'ne itaat ederseniz (Allah'a ulaşmayı dilerseniz), amellerinizden bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafur'dur, Rahîm'dir.”
Allah'a ulaşmayı kalben dilediğiniz an Allahû Tealâ bu talebi kimin kalbinde görürse derhal Rahmân esmasıyla tecelli eder. Enfâl-29’a göre Allahû Tealâ o kişiye peş peşe 7 tane furkan verir, daha sonra 12 tane ihsana tamamlar. Allahû Tealâ, 12 tane ihsanla huşû sahibi olan kişiye mürşidini gösterdikten sonra, eğer kişi tâbiiyetini gerçekleştirse, Allah’tan 7 tane de ni’met alır:
8 / ENFÂL - 29:
Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Allah’ın verdiği 7 ni’metten bir tanesi kişinin o güne kadar işlemiş olduğu bütün günahların sevaba çevrilmesidir ki, artık onun için bir kayıp söz konusu değildir. Allahû Tealâ âyet-i kerimede bunu açıkça beyan etmektedir. Kendi hevanıza tâbî olarak şeytanın da negatif tesiriyle işlediğiniz şerlerin oluşturduğu bütün günahlarınızı Allahû Tealâ sevaba çevirir. Allahû Tealâ başlangıçta bizim için % 51’lik oranında nefs tezkiyesini ikram eder. Nefs-i Emmare, Nefs-i Levvame, Nefs-i Mülhime, Nefs-i Mutmainne, Nefs-i Radiyye, Nefs-i Mardiyye, Nefs-i Tezkiye kademelerini Allah'ın ikramıyla geçeriz. Tezkiyeye paralel olarak Allahû Tealâ bizdeki emanet olan ruhunu da Kendisine ulaştırır; 3. kat cennet ve dünya saadetinin yarısını bir dilek karşılığında hibe eder. Allahû Tealâ’nın sözü buraya kadardır. Daha sonra Allahû Tealâ bu kişiden, kendini zarar ve ziyana uğratan nefsinin ıslâh edilmesini ister. Bundan öteye gidip fizik vücut teslimini de gerçekleştirmek isteyen kişi, gayreti oranında Allah’tan yardım alır. Fizik vücut teslimi bir dik yokuştur. Ruhun teslimi 3 saatlik bir zikirle gerçekleşirken, fizik vücut teslimini gerçekleştirmek isteyen kişi zikrini 18 saate çıkarmak durumundadır. Fizik vücudun tesliminde sağlam bir îmân ve özellikle de azîm gereklidir. Buraya kadar, verdiği söz gereğince Allah’ın nusretini alan kişinin, bundan sonra da kendisine Allah’ı vekil tayin ederek, azim ve gayreti nisbetinde Allah’tan yardım alacağına îmân etmesi gerekir. Bu şekilde îmân eden kişiyi Allahû Tealâ, sağ kaldığı süre içerisinde mutlaka bu hedefe ulaştıracaktır. Kişi, velâyet kademelerinden Muhsinler Makamı’na ulaştığı zaman kalbindeki zikir artışıyla kalbinde % 91 oranında aydınlanma oluşur ve bunun karşılığında Allahû Tealâ o kişiye 4. kat cenneti ihsan eder. O kişi fizik vücudunu Allah'a teslim ettiği noktadan itibaren Allahû Tealâ’nın bütün emirlerine itaat eden, yasak ettiği hiçbir fiili işlemeyen bir yapıya ulaşacaktır. Hanif dîni 7 safha ve 4 teslimden oluşur. Ruhun ve fizik vücudun tesliminden başka iki teslim daha vardır; nefsin ve iradenin de teslimi. Nefsin teslimi daimî (24 saat) zikri gerektirir. Allah'a ve resûlüne en üst seviyede itaati gerçekleştiren kişinin kayıpları artık hemen hemen minumuma inmiştir. Halen nefsinin manevî kalbinde afetler vardır, ama akıl o afetlerden kaynaklanan talepleri artık dikkate almaz. Bu sebeple kazançlar günbegün artar ve çok kısa bir zaman dilimi içerisinde, kişi o azîmle yoluna devam ederse, Allahû Tealâ ona daimî zikri de nasip kılacaktır.
2 / BAKARA - 269:
Yu’til hikmete men yeşâu, ve men yu’tel hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ(kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl elbabtan başkası tezekkür edemez.
İşte Allahû Tealâ bu dizayn içerisinde o kişiyi hikmet sahibi kılar. Daimî zikre ulaştırır. Bunların ötesinde iradenin teslimi vardır. İhlâsa ulaştıktan sonra Salâhın ilk 4 kademesinde Allahû Tealâ, kalbimizi 4 kademe daha müzeyyen kılar ve iradenin teslimi gerçekleşir. Son bir kademe daha vardır: O kişiye Allahû Tealâ Zat’ını gösterdikten sonra onu irşada memur ve mezun kılar. Bu noktada kişi, Allah ve resûlüne en üst seviyede itaat eder. Nisâ Suresinin 69. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki:
4 / NİSÂ - 69:
Ve men yutiıllâhe ver resûle fe ulâike meallezîne en’amellâhu aleyhim minen nebiyyîne ves sıddîkîne veş şuhedâi ves sâlihîn(sâlihîne), ve hasune ulâike rafîkâ(rafîkan).
Ve kim, Allah'a ve Resûl'e itaat ederse, o taktirde işte onlar, Allah'ın kendilerine ni'met verdiği nebîlerle (peygamberlerle) ve sıddîklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler. Ve işte onlar ne güzel arkadaştır.
Öyleyse; herkes için asıl hedef burasıdır. Çünkü Allahû Tealâ’nın insan için vadettiği ahiret ve dünya saadetinin son aşamasına, mutluluğun şahikasına ulaşmak bu 7 safha ve 4 teslimi yaşamakla mümkündür.
Dr. Fazıl Nimet, 4/16/2011
Bu yazı 4/16/2011 tarihinden itibaren toplam 979 defa okunmuştur.
| Yazarın son yazıları |
|
HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 7 TESLİMDİR! - 1 (2/13/2012)
|
 |
|
DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? - 3 (1/28/2012)
|
 |
|
DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 2 (1/11/2012)
|
 |
|
DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 1 (12/25/2011)
|
 |
|
TAKVA NEDİR-3: 5, 6, 7. Safha Takva (12/12/2011)
|
 |
|
TAKVA NEDİR-2: 2, 3, 4. Safha Takva (12/3/2011)
|
 |
|
TAKVA NEDİR-1: 1. Safha Takva (11/26/2011)
|
 |
|
AF VE MAĞFİRET (3. Bölüm) (11/18/2011)
|
 |
|
AF VE MAĞFİRET (2. Bölüm) (10/4/2011)
|
 |
|
AF VE MAĞFİRET (1. Bölüm) (8/11/2011)
|
 |
|
ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (II. BÖLÜM) (7/28/2011)
|
 |
|
ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (I. BÖLÜM) (7/20/2011)
|
 |
|
BİD’ATLER: (5/30/2011)
|
 |
|
Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 3 (5/16/2011)
|
 |
|
Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 2 (5/7/2011)
|
 |
|
Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları -1 (4/25/2011)
|
 |
|
İSLÂM’DA AİLE, ANNE-BABA, ÇOCUK İLİŞKİLERİ (3/29/2011)
|
 |
|
İNSANLAR STRESTEN NASIL KURTULABİLİR? (2/22/2011)
|
 |
|
STRES NEDİR? (1/27/2011)
|
 |
|
HAK MÜ'MİN KİMDİR? (1/16/2011)
|
 |
|
Nîmetin kıymeti bilinmezse... (1/5/2011)
|
 |
|
Hayır Allah’tan, Şer Nefsimizdendir (12/26/2010)
|
 |
|
AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 2 (12/17/2010)
|
 |
|
AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 1 (12/7/2010)
|
 |
|
Dînde Zorlama Var mıdır? Yok mudur? (11/26/2010)
|
 |
|
Sevgi Nedir? (11/16/2010)
|
 |
|
TAKVA (11/4/2010)
|
 |
|
Dîn Nedir? (10/24/2010)
|
 |
|
MUHLİSLER (10/15/2010)
|
 |
|
HİDAYETE VESİLE OLANLAR (9/30/2010)
|
 |
|
EVLİYALIK (2. bölüm) (9/15/2010)
|
 |
|
Kadir Gecesi (9/6/2010)
|
 |
|
EVLİYALIK - (1. bölüm) (8/31/2010)
|
 |
|
RAHMANI İNKÂR EDENLER, TAGUTU İNKÂR EDENLER (8/22/2010)
|
 |
|
İhsanla Mürşide Tâbî Olmak Dînin Temelidir! (8/7/2010)
|
 |
|
Kur'ân Hidayetle Okunur! (7/28/2010)
|
 |
|
TASAVVUF 7 SAFHA HİDAYETİ YAŞAMAKTIR (7/17/2010)
|
 |
|
MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-2 (7/4/2010)
|
 |
|
MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-1 (6/21/2010)
|
 |
|
Ruh ve Nefs - 2.bölüm (6/9/2010)
|
 |
|
Ruh ve Nefs - 1.bölüm (5/27/2010)
|
 |
|
Tatbikattan Kaldırılan Mürşide Tabiiyet, Huşû ve Namaz (5/7/2010)
|
 |
|
CEHENNEME GİDENLER DÜNYA HAYATINDA ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYEN, SAĞIR DİLSİZ VE KÖRLERDİR (4/23/2010)
|
 |
|
Allah'a Kul Olmak (4/2/2010)
|
 |
|
Mutlu Olmak (3/25/2010)
|
 |
|
Devrin İmamı Kimdir? (3/18/2010)
|
 |
|
Mürşid Kimdir? (3/11/2010)
|
 |
|
Emanetlerin Allah'a Teslimi (3/4/2010)
|
 |
|
İslâm Nedir? (2/25/2010)
|
 |
|
Resûl'e İtaat Allah'a İtaattir (2/17/2010)
|
 |
|