email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Dr. Fazıl Nimet [Güneş ve Ay] 4/23/2010

Dr. Fazıl Nimet
CEHENNEME GİDENLER DÜNYA HAYATINDA ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYEN, SAĞIR DİLSİZ VE KÖRLERDİR

Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz’den bu yana tâbîin, ve onlara tâbî olan tebei tâbîin hep varolmuş ve azınlık da olsa günümüze kadar ulaşmıştır. Ancak günümüzde tâbîiyet müessesesi unutulmuş, dolayısıyla bu yozlaşma sebebiyle artık Kur'ân’daki İslâm yaşanmamaktadır.

Birleşmiş Milletler’de dîn konusunda ilgili bölümün yapmış olduğu araştırmada, şu anda dünya üzerinde, birbirinden farklı 72 türlü inanç türü olduğu tesbit edilmiştir. Birbirinden farklı 72 tane inanç türünün içinde çok azınlık bir grup, hak dîn olan 7 safha 4 teslimden oluşan babamız İbrâhîm’in Hanif dînini, Arapça adıyla İslâm dînini yaşıyor. Geri kalan insanların çoğu ne yazık ki, babalarından gördükleri, insanları hedef emirlerden uzaklaştıran bir dîn tatbikatıyla meşguller.
Allahû Tealâ bu hakikati A’râf Suresinin 179. âyet-i kerimesinde şöyle dile getiriyor:

7 / A'RÂF - 179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.

Evet sevgili okurlar, âyet-i kerime çok manidar. Her devirde insan ve cinlerin çoğu cehennem için yaratılmışlardır. Başka bir deyimle; insan ve cinlerin çoğu her devirde cehenneme gideceklerdir.
İnsanları cehenneme götürecek asıl sebep nedir? Âyet-i kerimede şöyle zikrediliyor: “Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler.”

Aynı şekilde 14 asır evvel Nebîler Sultanı Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimize de Allahû Tealâ emrediyor diyor ki: “Sen ölüleri işittiremezsin ve sen arkalarını dönüp giden o sağırlara da işittiremezsin ve sen o körleri de hidayete erdiremezsin.”
Yani Allahû Tealâ Nebîler Sultanı Peygamber Efendimize: “Davete icabet etmeyen sağır, kör ve dilsizleri sen hidayete erdiremezsin” diyor ve şöyle söylüyor: “Sen âyetlerimize îmân edenlere işittirebilirsin.” Bunlar Allah’a teslim olanlardır.
Kur'ân'ı Kerim’e baktığımız zaman âyetlerin tilâvet görevi her devirde Allah’ın Resûllerine verilmiştir. Görevi veren Allahû Tealâ’dır. Allah resûllerini yaradılıştan seçer.
Kasas Suresinin 68. âyet-i kerimesinde Allah şöyle buyuruyor:

28 / KASAS - 68: Ve rabbuke yahluku mâ yeşâu ve yahtâr(yahtâru), mâ kâne lehumul hıyarat(hıyaratu), subhânallâhi ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sübhan'dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.

Resûllerin hepsi İlâhi İrade ile iş görürler. 
Âyetleri gerçekte dolaylı olarak açıklayan Allahû Tealâ’dır. Çünkü Allah resûlün iradesini teslim almıştır. Allah âyetlerini resûlüne bildiriyor ki; Resûl de insanlara tebliğ yapsın.
İşte resûlün tebliğine muhatap olupta, Allah’a ulaşmayı dileyenler, onlar kurtuluşa ulaşıyor. Bir, âyetlere îmân edenler var; onlar işitenlerdir, bir de âyetlerden gâfil olanlar var; onlar da sağır, dilsiz ve körlerdir.
Allahû Tealâ bu konuyu, Yunus Suresi 7 ve 8. âyetlerinde net bir şekilde belirtmiştir:

10 / YÛNUS - 7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10 / YÛNUS - 8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

Öyle bir sebep var ki; birisi işitiyor, görüyor, aklediyor, diğeriyse sağır, dilsiz ve kör. İşte, resûlün tilâvet ettiği âyetlere îmân edenler, onlar işiten, gören ve akledenlerdir. Resûlün tilâvet ettiği âyetlere îmân etmeyen, âyetlerden gâfil olanlar, Yunus Suresi 7. âyet-i kerimeye göre onlar sağır, dilsiz ve körlerdir.
İşte her devirde cehenneme girenler bu sağır, dilsiz ve körlerdir. Allahû Tealâ Zumer Suresinin 71. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki: 

39 / ZUMER - 71: Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne).
Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın? (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

Resûl gelmiş, Rabbimizin âyetlerini insanlara tilâvet etmiş. İnsanlar  tebliğe muhatap olmuşlar, ama resûlün tilâvet ettiği âyetlere îmân etmemişler, Allah’a ulaşmayı dilememişler.

20 / TÂHÂ - 123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

20 / TÂHÂ - 124: Ve men a’rada an zikrî fe inne lehu maîşeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyâmeti a’mâ.
Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde mutlaka onun için sıkıntılı bir geçim (hayat) vardır. Ve kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.

20 / TÂHÂ - 125: Kâle rabbi lime haşertenî a’mâ ve kad kuntu basîrâ(basîran).
(Kıyâmet günü şöyle) dedi: “Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki ben (daha önce) görüyordum.”

20 / TÂHÂ - 126: Kâle kezâlike etetke âyâtunâ fe nesîtehâ, ve kezâlikel yevme tunsâ.
(Allahû Tealâ): “İşte böyle, âyetlerimiz sana geldi fakat sen onları unuttun. Ve aynı şekilde (senin yaptığın gibi), o gün (de) sen unutulursun.” dedi.

20 / TÂHÂ - 127: Ve kezâlike neczî men esrefe ve lem yu’min bi âyâti rabbih(rabbihî), ve le azâbul âhıreti eşeddu ve ebkâ.
İsraf edenleri (haddi aşanları) ve Rabbinin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve bâkidir (devamlıdır).

İşte hidayet davetine muhatap olduğu zaman eğer kişi, tilâvet edilen âyetlere îmân etmezse Allahû Tealâ hassalarına engel koyuyor. Artık onlar Allah’a göre sağır, dilsiz ve kördür. Bakara 6 ve 7. âyet-i kerimelerde de bu zikrediliyor:

2 / BAKARA - 6: İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Onlar muhakkak ki kâfirdirler. Onları ikaz etsen de etmesen de onlar için eşittir (birdir), mü'min olmazlar.

2 / BAKARA - 7: Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ıhim, ve alâ ebsârihim gışâveh(gışâvetun), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Allah onların kalplerinin üzerini ve işitme (sem'î) hassasının üzerini mühürledi ve görme (basar) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Onlar için azîm (büyük) azap vardır.

Resûl geldiğinde îmân etmeyen kâfirlerin üzerine azap hak oluyor. “Onları ister uyar ister uyarma onlar için birdir, onlar îmân etmezler. Onlar Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlardır.”
Allahû Tealâ da kalplerine mühür vurmuştur. Semi hassalarını da mühürlemiştir ve basar hassalarının üzerine gışavet adlı perde koymuştur. Onlar için elîm bir azap vardır. Yani cehennem azabı vardır ki, Allahû Tealâ aynı hakikati Zumer Suresinin 71. âyetinin sonunda ifade ediyor:

Sevgili okurlar, Mulk Suresinin 8, 9 ve 10. âyet-i kerimelerinde de Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

67 / MULK - 8: Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).
(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.

67 / MULK - 9: Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

67 / MULK - 10: Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).
Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.

Mulk-9’daki insanlar nezirleri yalanlamışlar. Bakara Suresinin 6, 7. âyetlerinde zikredilenler gizli şirk içerisinde olanlar, onlar hassalarına engel konulan kişilerdir. Ama Mulk Suresinin 8, 9 ve 10. âyetlerinde bahsedilenlerin uzuvlarına da engeller konulmuştur. Çünkü onlar sadece âyetlerden gâfil olmakla kalmamışlar, tâbî olmaları gereken kişiyi yalanlamışlar ve bu sebeple Mulk Suresinin 10. âyetinde ifade edildiği gibi cehennemde alevli ateş içindedirler. Tâbîiyeti reddettikleri için büyük bir dalâlet içindeler.
“İşitseydik ve akletseydik” yani “Allah’a ulaşmayı dileseydik bugün cehennemde olmazdık.” diyorlar.

Sevgili kardeşlerim, Resûl gelmiş, insanları cennete davet ediyor. Acaba onları cehenneme götüren şey nedir?  
Resûlullah Efendimiz şöyle buyuruyor: “İsteyen cennete gider, istemeyen gitmez.”
Sahâbe soruyor: “Ey Allah’ın Resûl’ü cenneti istemeyen olur mu?”. “Elbette, beni istemeyen cenneti istememiştir.”

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz 14 asır evvel kendi döneminde cehenneme giden insanlar için bir nezir, bir uyarıcıydı. O dönemde yaşayanlardan Ebu Cehil ve onun gibiler resûlün davetini kabul etmeyip dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemedikleri  cihetle, üzerlerine azap sözü hak olmuştur.
Cehennemi hak etmelerinin sebebi dünya hayatında kalben Allah’a ulaşmayı dilememektir. Günümüzde de bu olay tekrar ediyor. Aslında öğüt almayanlar için tarih tekerrürden ibarettir. 14 asır evvel, Ebu cehiller için olay ne ise, günümüzde de, Hidayet Çağında yine Allah’a ulaşmayı dilemeyen cahiliye adetleriyle din yaşayan Ebu Cehiller var.

Dr. Fazıl Nimet, 4/23/2010

Bu yazı 4/23/2010 tarihinden itibaren toplam 1952 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 7 TESLİMDİR! - 1 (2/13/2012)
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? - 3 (1/28/2012)
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 2 (1/11/2012)
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 1 (12/25/2011)
  • TAKVA NEDİR-3: 5, 6, 7. Safha Takva (12/12/2011)
  • TAKVA NEDİR-2: 2, 3, 4. Safha Takva (12/3/2011)
  • TAKVA NEDİR-1: 1. Safha Takva (11/26/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (3. Bölüm) (11/18/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (2. Bölüm) (10/4/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (1. Bölüm) (8/11/2011)
  • ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (II. BÖLÜM) (7/28/2011)
  • ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (I. BÖLÜM) (7/20/2011)
  • BİD’ATLER: (5/30/2011)
  • Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 3 (5/16/2011)
  • Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 2 (5/7/2011)
  • Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları -1 (4/25/2011)
  • KUTLU DOĞUM HAFTASI ÖZEL: (4/16/2011)
  • İSLÂM’DA AİLE, ANNE-BABA, ÇOCUK İLİŞKİLERİ (3/29/2011)
  • İNSANLAR STRESTEN NASIL KURTULABİLİR? (2/22/2011)
  • STRES NEDİR? (1/27/2011)
  • HAK MÜ'MİN KİMDİR? (1/16/2011)
  • Nîmetin kıymeti bilinmezse... (1/5/2011)
  • Hayır Allah’tan, Şer Nefsimizdendir (12/26/2010)
  • AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 2 (12/17/2010)
  • AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 1 (12/7/2010)
  • Dînde Zorlama Var mıdır? Yok mudur? (11/26/2010)
  • Sevgi Nedir? (11/16/2010)
  • TAKVA (11/4/2010)
  • Dîn Nedir? (10/24/2010)
  • MUHLİSLER (10/15/2010)
  • HİDAYETE VESİLE OLANLAR (9/30/2010)
  • EVLİYALIK (2. bölüm) (9/15/2010)
  • Kadir Gecesi (9/6/2010)
  • EVLİYALIK - (1. bölüm) (8/31/2010)
  • RAHMANI İNKÂR EDENLER, TAGUTU İNKÂR EDENLER (8/22/2010)
  • İhsanla Mürşide Tâbî Olmak Dînin Temelidir! (8/7/2010)
  • Kur'ân Hidayetle Okunur! (7/28/2010)
  • TASAVVUF 7 SAFHA HİDAYETİ YAŞAMAKTIR (7/17/2010)
  • MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-2 (7/4/2010)
  • MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-1 (6/21/2010)
  • Ruh ve Nefs - 2.bölüm (6/9/2010)
  • Ruh ve Nefs - 1.bölüm (5/27/2010)
  • Tatbikattan Kaldırılan Mürşide Tabiiyet, Huşû ve Namaz (5/7/2010)
  • Allah'a Kul Olmak (4/2/2010)
  • Mutlu Olmak (3/25/2010)
  • Devrin İmamı Kimdir? (3/18/2010)
  • Mürşid Kimdir? (3/11/2010)
  • Emanetlerin Allah'a Teslimi (3/4/2010)
  • İslâm Nedir? (2/25/2010)
  • Resûl'e İtaat Allah'a İtaattir (2/17/2010)
  • HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 7 TESLİMDİR! - 1 Dr. Fazıl Nimet
    Güneş ve Ay
    Facebook'ta hayırlı bir iş: TEZEKKÜR Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    SEVGİ YOKSA YOKSUN Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    Ülkemizi Karıştırmak İsteyen Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    vazgeçmek mi, pes etmek mi İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Güneşe bir kısa mesaj... Sibel Yiğit
    Hoşbeş
    ˝Kubbe-i Arz'ın Mihmandarları˝ 4 Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Vakit ayrılık vakti Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    Potasyum Deposu ˝Tarçın˝ Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    Diyarbakır Açık Müzesi Gülay Ozan
    Gezgin
    Divan_ı Kebir'den... Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    ORUÇTA AĞIZ KOKUSUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    Habertürk'te Mahmud Erol Kılıç ile harika bir akşam Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Allah'a Kul Olmak / Şeytana Kul Olmak Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya Eyaletinde Müslüman Çocuklara Din Dersi Ender Eker
    Almanya'dan
    3. Dünya savaşı kapıda... Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    Terör Meselesi'nin Devlet Cephesi Korkut Eser
    Politik Köşe
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Osmanlı'da Çocukların Eğitimi - 3 Nurefşan Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf