Dr. Fazıl Nimet [Güneş ve Ay] |
13.02.2012 |
HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 4 TESLİMDİR! - 1
Cem olmak, bir olmak, beraber olmak daima bize Allah’ın yardımını ulaştırır. Kur’ân-ı Kerîm’de Allahû Tealâ bir olmamızı, beraber olmamızı emir buyurmaktadır. Gönül dostu Hacı Bektaşı Velî’nin de işaret ettiği “Bir olalım, diri olalım, iri olalım.” hakikati bugün de bütün safhalarıyla yaşanmalıdır. Allah bunu bütün insanlara farz kılmıştır. Allahû Tealâ, gönül dostu olan Yunus Emre’ye de bu hakikatleri öğretmiştir. Hangi devirde olursa olsun tum Allah dostları 7 safha ve 4 teslimle Kur’ân’daki İslâm’ı yaşamışlar. 1. safha Allah'a ulaşmayı dilemektir. Allah’a ulaşmayı dilemeden, ruhun talebine uymadan hiç kimsenin Allah'ın dînini yaşaması mümkün değildir. İslâm’ın giriş kapısı hidayettir ve ancak Allah'a ulaşmayı dilemekle bu kapıdan içeriye girilir. Kur'ân’daki iki âyetle hidayet insan ruhunun dunya hayatında Allah’a ulaşmasıdır.
2 / BAKARA - 120:
Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Ve sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (Allah'ın kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.” . Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah'tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.
3 / ÂLİ İMRÂN - 73:
Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve (Ehli Kitap): “Sizin dîninize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah'a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi'dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir).
14 asır evel hidayet tebliği ile göreve başlayan Hz. Peygamber (S.A.V)’e Efendimiz ahir zamanda tekrar hidayetin dîn tatbikatından çıkacağını şu veciz hadisiyle açıklıyor. “Bir zamanlar gelecek Kur’ân’ın resmi, İslâm’ın ismi kalacak. Mescitleri dışarıdan mamur içindekiler hidayetten mahrum olacaklar”. buyuruyor. İşte hidayetin kaybolduğu bir dönemde Allahû Tealâ’nın hidayete erdirmekle görevli kıldığı ve adına “hidayete erdirici” manasına gelen Mehdi ismini verdiği resûlünu hidayetle görevli kılacağını Tövbe Suresinin 33. âyet-i kerimesinde şöyle açıkliyor:
9 / TEVBE - 33:
Huvellezî ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirehu aled dîni kullihî ve lev kerihel muşrikûn(muşrikûne).
Resûl'ünü müşrikler kerih görseler de, hidayetle ve hak dîn ile (bu dîni) bütün dînler üzerine izhar etmesi (hak dîn olduğunu ispat etmesi) için gönderen O'dur.
Mehdi Resûl, Nebî resûllerin hitam bulduğu, nebî resûllerin olmadığı fetret döneminde Allahû Tealâ’nın hidayetle vazifeli kıldığı devrin imamıdır. Âyetten de anlaşıldığı gibi hidayet yoksa hak dîni, Allah’ın dînini yaşamak mümkün değildir. Resûl Allah'ın temel emrini, hidayeti insanlara Allahû Tealâ’nın kitabındaki âyetleriyle tebliğ etmektedir. Allahû Tealâ hidayeti hepimizin üzerine farz kılmıştır. Günümüzde Allah’ın emriyle Kur’ân’ı insanlara öğretmekle vazifeli olan, kavimlerin ana lisanıyla Allah'ın dînini açıklayan Allah'ın resûllerinin yerine, hocalar, Kur’ân’ın yerinde insanların yazdığı kitaplar geçtiği için hidayet yaşanmıyor. Hidayet hak, babamız İbrahimin hanif dîni, Allah'ın dîni tamamen değiştirilmiştir. Ama Allah'ın dîninin ve şeriatının tek olduğu Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesinde şöyle açıklanmaktadır:
42 / ŞÛRÂ - 13:
Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Müşrikler, Allah'ın kitabının yerine insanların el yazması kitaplarını; Allah'ın resûllerinin yerine de Allah'ın irşadla vazifeli kılmadığı hatipleri geçirenlerdir. Allah'ın resûllerinin yerine geçen bu kişiler, insanlara bid’atlere dayanan bir dîn tatbikatı öğretmektedirler. Diğer yandan, günümüzde Allah'ın Resûl’ü Mehdi (A.S)’ın da Allah’tan aldığı öğretiyle insanlara Allah’ın temel emri olan hidayeti insan ruhunun dünya hayatında Allah’a ulaşmasını Bakara 120 ve Ali İmran Suresinin 73. âyetlerine dayanarak anlatmaktadır. Resûl, hidayeti 7 safhasıyla açıklamasına karşılık resûlün getirdiği davet, Allah'a ulaşmayı dilemeyenlere (müşriklere ve gizli şirkte olanlara) ağır geliyor ve “Eski köye yeni adet mi?” diyorlar. Halbuki Allahû Tealâ Rum-30’da hak dînin değişmez esaslarını bize şöyle bildiriyor.
30 / RÛM - 30:
Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah'ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah'ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez.
Âyet-i kerimede belirtidiği gibi hak dîn olan babamız İbrahim’in hanif dînin değişmez iki temel özeliği şudur. Allahû Tealâ, bütün insanları hanif fıtratıyla yaratmıştır. Allah insanların yaratılışını değiştirmez. Ezelî ve ebedî dîn olan hanif dîni, Arapça adıyla İslâm dînini hiç bir zaman değiştirmeyecektir. Bu evrensel hükümlerin yegâne kaynağı da Kur’ân-ı Kerîmdir. Tevrat, İncil ve elimizdeki bütün kutsal kitaplarda tespit edilen 7 safha 4 teslim, dînin bütün esaslarını içermektedir. Bize farz olan yani emredilen 7 safha 4 teslimden oluşan hak dîni, babamız İbrahimin hanif dînini yaşayabilmektir. Sahâbe hanif dîni Arapça adıyla İslâm’ın 1. safhası olan dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyerek kendilerini şeytana kul olmaktan kurtarmışlar. Allahû Teâla bu hakikati Zümer Suresinin 17. âyeti kerimesinde şöyle açıklıyor;
39 / ZUMER - 17:
Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi).
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Gönül dostu olan Yunus Emre 7 safha ve 4 teslimden oluşan hanif dînin 1. safhasını bir dörtlüğünde şöyle dile getirmiştir: “Burada dahi verdin bize, ol huriden çift helal, andan dahi geçti arzum, azmim Sana varmak için.” Yunus Emre’nin bu sözlerinde nefsin talebiyle, ruhun talebi mukayese edilmektedir. Allahû Tealâ, Âli İmrân Suresinin 14. âyet-i kerimesinde aynı mukayeseyi yaparak diyor ki:
3 / ÂLİ İMRÂN - 14:
Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).
İnsanlara, "kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O'nun katındaki en güzel sığınaktır.
Âyet-i kerimede nefsin talepleri dile getiriliyor ve bu nefsin taleplerinin arasında kadınlar da var. Yunus Emre de bu hakikati bildiği için diyor ki: “Bize bu dünya hayatında 4 evliliği helal kıldın ama benim talebim bu değil. Azmim, ruhun talebine uyarak Sana yaklaşmak Sana varmak. Âli İmrân Suresinin 14. âyet-i kerimenin son kısmında zikredildiği gibi ruhun talebi Allah’ın Zatına sığınmak “meâba”, ulaşmaktır. Allahû Tealâ’nın Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesinde Allah’a ulaşmayı dileyenlerin ruhlarını Kendisine ulaştırcağının garantisini veriyor. Allah dilediğini seçer ve seçtiklerinden her kim O’na ulaşmayı dilerse, onu da mutlaka Kendisine ulaştırır. Öyleyse dilemek bizden ama ulaştırmak Allahû Tealâ’dandır. • Her Devirde Hidayete Erdiren Bir Tek Kişi Vardır Allahû Tealâ, ruhun Allah'a ulaşması için ruhu Allah'a ulaştırmaya vesile velî mürşitle, kavim resûllerini her devirde vazifeli kılar. Her devirde her kavmin lisanıyla Allah'ın âyetlerini açıklayan, Allah'ın hidayetini insanlara tebliğ eden kavim resûlleri vardır. Bunlar hidayete vesile olanlardır. Velî mürşidler, hidayete vesile olanlardır ama her devirde hidayete erdiren bir tek kişi vardır. 14 asır evvel hidayete erdiren asâleten Devrin İmamı Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimize sahâbenin hepsi tâbî oldular. Allahû Tealâ bu hakikati Fetih Suresinin 10. âyet-i kerimesinde hanımların tâbiiyetini Mumtehine Suresinin 12. âyet-i kerimesinde bildirmektedir.
48 / FETİH - 10:
İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsih(nefsihî), ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).
Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah'a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah'ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah'a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah'a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).
60 / MUMTEHİNE - 12:
Yâ eyyuhen nebiyyu izâ câekel mu'minâtu yubâyi'neke alâ en lâ yuşrikne billâhi şey'en ve lâ yesrikne ve lâ yeznîne ve lâ yaktulne evlâdehunne ve lâ ye'tîne bi buhtânin yefterînehu beyne eydîhinne ve erculihinne ve lâ ya'sîneke fî ma'rûfin fe bâyı'hunne vestagfirlehunnallâh(vestagfirlehunnallâhe) innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ey nebî (peygamber)! Mü'min kadınlar; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinada bulunmamak, evlâtlarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurmamak, maruf bir iş konusunda sana asi olmamak üzere, sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Muhakkak ki Allah; Gafur'dur (mağfiret edendir, günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (Rahîm esması ile tecelli edendir).
Yunus Emre 2. safhada gerçekleşen tâbiiyeti şöyle dile getirmiştir: “Gel ey kardaş Hakkı bulayım dersen; bir kamil mürşide varmasan olmaz. Resûlün cemalini göreyim dersen; bir kamil mürşide varmasan olmaz.” 1. safha olan Allah’a ulaşmayı dilemeden hiç kimse mürşide ulaşamaz. 2. safhada mürşide tâbiîolmadan hiç kimse ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini Allah’a teslim edemez. Allahû Tealâ, Kur’ân-ı Kerîm’de resûlün birinci görevi olarak diyor ki; “O size âyetleri tilavet eder, açıklar.”
2 / BAKARA - 151:
Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).
Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi)tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap'ı(Kurânı Kerim'i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin..
65 / TALÂK - 11:
Resûlen yetlû aleykum âyâtillâhi mubeyyinâtin li yuhricellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minez zulumâti ilen nûr(nûri), ve men yû'min billâhi ve ya'mel sâlihan yudhilhu cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), kad ahsenallâhu lehu rızkâ(rızkan).
Resûl, âmenû olanları (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dileyenleri) ve amilüssalihat (salih amel, yani nefs tezkiyesi) yapanları, karanlıklardan nura çıkarmak için size Allah'ın âyetlerini açıklayarak okur. Ve kim, Allah'a îmân ederse ve salih (nefsi ıslâh eden) amel işlerse onu, içinde ebediyyen kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere dahil eder (koyar). Allah('ın Zat'ı), onun (resûl) için en güzel rızık olmuştur.
(Devamı bir sonraki yazıda)
Dr. Fazıl Nimet, 13.02.2012
Bu yazı 13.02.2012 tarihinden itibaren toplam 687 defa okunmuştur.
| Yazarın son yazıları |
|
HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 4 TESLİMDİR! - 3 (14.04.2012)
|
 |
|
HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 4 TESLİMDİR! - 2 (25.02.2012)
|
 |
|
DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? - 3 (28.01.2012)
|
 |
|
DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 2 (11.01.2012)
|
 |
|
DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 1 (25.12.2011)
|
 |
|
TAKVA NEDİR-3: 5, 6, 7. Safha Takva (12.12.2011)
|
 |
|
TAKVA NEDİR-2: 2, 3, 4. Safha Takva (03.12.2011)
|
 |
|
TAKVA NEDİR-1: 1. Safha Takva (26.11.2011)
|
 |
|
AF VE MAĞFİRET (3. Bölüm) (18.11.2011)
|
 |
|
AF VE MAĞFİRET (2. Bölüm) (04.10.2011)
|
 |
|
AF VE MAĞFİRET (1. Bölüm) (11.08.2011)
|
 |
|
ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (II. BÖLÜM) (28.07.2011)
|
 |
|
ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (I. BÖLÜM) (20.07.2011)
|
 |
|
BİD’ATLER: (30.05.2011)
|
 |
|
Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 3 (16.05.2011)
|
 |
|
Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 2 (07.05.2011)
|
 |
|
Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları -1 (25.04.2011)
|
 |
|
KUTLU DOĞUM HAFTASI ÖZEL: (16.04.2011)
|
 |
|
İSLÂM’DA AİLE, ANNE-BABA, ÇOCUK İLİŞKİLERİ (29.03.2011)
|
 |
|
İNSANLAR STRESTEN NASIL KURTULABİLİR? (22.02.2011)
|
 |
|
STRES NEDİR? (27.01.2011)
|
 |
|
HAK MÜ'MİN KİMDİR? (16.01.2011)
|
 |
|
Nîmetin kıymeti bilinmezse... (05.01.2011)
|
 |
|
Hayır Allah’tan, Şer Nefsimizdendir (26.12.2010)
|
 |
|
AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 2 (17.12.2010)
|
 |
|
AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 1 (07.12.2010)
|
 |
|
Dînde Zorlama Var mıdır? Yok mudur? (26.11.2010)
|
 |
|
Sevgi Nedir? (16.11.2010)
|
 |
|
TAKVA (04.11.2010)
|
 |
|
Dîn Nedir? (24.10.2010)
|
 |
|
MUHLİSLER (15.10.2010)
|
 |
|
HİDAYETE VESİLE OLANLAR (30.09.2010)
|
 |
|
EVLİYALIK (2. bölüm) (15.09.2010)
|
 |
|
Kadir Gecesi (06.09.2010)
|
 |
|
EVLİYALIK - (1. bölüm) (31.08.2010)
|
 |
|
RAHMANI İNKÂR EDENLER, TAGUTU İNKÂR EDENLER (22.08.2010)
|
 |
|
İhsanla Mürşide Tâbî Olmak Dînin Temelidir! (07.08.2010)
|
 |
|
Kur'ân Hidayetle Okunur! (28.07.2010)
|
 |
|
TASAVVUF 7 SAFHA HİDAYETİ YAŞAMAKTIR (17.07.2010)
|
 |
|
MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-2 (04.07.2010)
|
 |
|
MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-1 (21.06.2010)
|
 |
|
Ruh ve Nefs - 2.bölüm (09.06.2010)
|
 |
|
Ruh ve Nefs - 1.bölüm (27.05.2010)
|
 |
|
Tatbikattan Kaldırılan Mürşide Tabiiyet, Huşû ve Namaz (07.05.2010)
|
 |
|
CEHENNEME GİDENLER DÜNYA HAYATINDA ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYEN, SAĞIR DİLSİZ VE KÖRLERDİR (23.04.2010)
|
 |
|
Allah'a Kul Olmak (02.04.2010)
|
 |
|
Mutlu Olmak (25.03.2010)
|
 |
|
Devrin İmamı Kimdir? (18.03.2010)
|
 |
|
Mürşid Kimdir? (11.03.2010)
|
 |
|
Emanetlerin Allah'a Teslimi (04.03.2010)
|
 |
|
İslâm Nedir? (25.02.2010)
|
 |
|
Resûl'e İtaat Allah'a İtaattir (17.02.2010)
|
 |
|
Kulları Müjdeleyen Devrin İmamı (10.02.2010)
|
 |
|
İhlâs, İhlas ve Mürşid (01.02.2010)
|
 |
|
Hidayet Üzere Olmak (27.01.2010)
|
 |
|
Sosyal Dayanışma, Yardımlaşma (19.01.2010)
|
 |
|
Dîn Kardeşi Olmak (11.01.2010)
|
 |
|
Sevgi Günleri (03.01.2010)
|
 |
|
Tasarruf (26.12.2009)
|
 |
|
Dalâlette Kalanlar İçin Bir Hidayetçi Yoktur (16.12.2009)
|
 |
|
Bütün Nebîler İmamdır, ama her İmam Nebî değildir (09.12.2009)
|
 |
|
Kalbin Nurla Dolması (30.11.2009)
|
 |
|
Kalbe Nurun Girmesi (24.11.2009)
|
 |
|
Bütün Nebîler Resûldür Ama Her Resûl Nebî Değildir [II] (16.11.2009)
|
 |
|
Kimdir Allah'ın Verdiklerine Kanaat Eden? (08.11.2009)
|
 |
|
Nebî Olmayan Melek ve Cin Resûller (31.10.2009)
|
 |
|
Mehdi (A.S) bir Velî Resûl'dür! (24.10.2009)
|
 |
|
Mehdi Resûl ile Birlikte Yol Tutmak (18.10.2009)
|
 |
|
Resûl ve Nebî (11.10.2009)
|
 |
|
Sıratı Mustakîm (06.10.2009)
|
 |
|
Şeytan İnsanlar İçin Sadece Bir İmtihandır (27.09.2009)
|
 |
|
Şirk (20.09.2009)
|
 |
|
Zikir Ehli (06.09.2009)
|
 |
|
Kur’ân-ı Kerim’i Hidayetle Öğrenmek ve Öğretmek (24.08.2009)
|
 |
|
|